14.11.1996 - Recep Ayı Girdi, Hayır-Hasene, Zikir, İlmihal Okumalı, Gece İbadeti, Oruç

14.11.1996 - Recep Ayı Girdi, Hayır-Hasene, Zikir, İlmihal Okumalı, Gece İbadeti, Oruç
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.
El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azimi sultanih. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ ve senedinâ ve tâci ruûsinâ Muhammedini'l-Mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ecmaînet tayyibînet tâhirîn.
Emmâ ba'd:
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Üç Aylarınız mübarek olsun.
Biliyorsunuz, Allahu Teâlâ Hazretleri biz aciz, nâçiz, günahkâr, kusurlu kulların yaptığımız ibadetleri tam değeriyle ölçüp, tam karşılığını vermiyor. Yâni beş paralıksa bizim ibadetimiz, çıkartıp beş para vermiyor; fazla veriyor. Yâni şöyle kusurlu ibadete, kereminden, Ekremü’l-ekremîn oluşundan, cömertliğinden, gayb hazinelerinden çok mükâfat veriyor.
Kul, “Estağfiru’llâh ve etûbü ileyh” diyor, tevbe ediyor; siliyor günahlarını... “Allah, Allah, Allah...” diye zikrediyor; derecesini yükseltiyor. Bir küçük sadaka veriyor. Ne olacak yâni, kendisini sarsmıyor, mühim bir şey değil, azıcık bir şey; ama, mükâfatı çok veriyor.
Ama, Receb ayı girdiği zaman, hasenâtın mükâfatını daha da arttırıyor. İbadet ve taatin karşılıklarını daha da arttırıyor. O halde kendi kendimize geleceğiz, müteyakkız olacağız, uyanacağız. Uyuklamayı bırakacağız, gevşekliği bırakacağız, Cenâb-ı Mevlâ’ya yöneleceğiz.
Tabii, hasenâtın çeşitleri çoktur. Yâni hasene dediğimiz, hasenât dediğimiz, Allah’ın sevdiği iyi işler binbir çeşittir, sayılamayacak kadar çoktur. İnsanın iyi bir niyetle başka insanları sevindirecek, başka insanların faydasına veya Cenâb-ı Mevlâ’nın emrine uygun yaptığı her şey hasenedir. Yoldan bir çöpün kenara kaldırılması, ayağa takılacak taşın kenara atılması dahi bir iyi iştir. Allah buna dahi mükâfat veriyor. Hatta müslümanın, müslüman kardeşinin yüzüne mütebessim bir çehre ile bakması, tebessüm etmesi bile bir sadakadır.
Onun için, iyiliklerin tabii hepsini birden saymak mümkün değil ama, en sevaplı iyilikler nelerdir onları bir hatırlayalım: Biliyorsunuz, sevaplı ibadetlerin başında zikrullah geliyor. Hatta cihaddan daha sevap olduğunu Peygamber Efendimiz hadisi şerifte buyurmuş.
O halde ne yapacağız?.. Zikri çok yapacağız. Biliyorsunuz zikir, en harc-ı âlem, en kolay ibadettir. Zikirden daha kolay ibadet yok... “Allah” diyorsun ibadet oluyor, zikir oluyor. Zikirden daha kolay bir ibadet yoktur. Kolaylığına mukâbil, sevabı da en çok olan ibadettir. Zikre hiç bir mazeret yoktur. Çünkü zikri hasta olan da yapabilir, yatalak olan da yapabilir. Felçli olan da yapabilir, çalışan da yapabilir.
“Yâ işim var, bırak şimdi hocam!” diyemez. Çünkü çalışırken de zikir yapar. Eli çalışır, dili zikreder, kalbi zikreder. Onun için, zikir için ne iş mânidir, ne hastalık mânidir, ne başka bir şey mânidir. Harc-ı âlemdir, kum gibidir, hava gibidir, su gibidir, en bol bulunan şeydir amma; çok bulunan şeyler ucuz olduğu halde, zikir çok sevaplıdır. Allah’ın hikmeti. Neden? Allah zikredildiği için. Allah’ın zikri en kıymetli oluyor. Allah zikredildiğinden, Allah’ın büyüklüğünden dolayı, Allah’ın zikri de en kıymetli oluveriyor.
Evliyaullahtan birisi, Allah adı yazılı bir kağıt parçasını yolda görmüş. Çamurun arasından çıkarmış, “Bu Allah’ın adıdır!” diye silmiş, yıkamış, hürmet etmiş. Ondan sonra evliyâ olmuş. Yâni Allah’ın adına hürmetten dolayı.
Demek ki en sevaplı iş , en kolay iş, zikir olduğuna göre; o halde zikri çok yapacağız. Zikrin çeşitleri de çoktur. Kur’an-ı Kerim de zikirdir, “Allah” demek de zikirdir, “Lâ ilâhe illa’llah” demek de zikirdir, salât ü selâm getirmek de zikirdir, ilim öğrenmek de zikirdir. İlmî meseleleri okumak, karşılıklı müzâkere etmek de zikirdir. Onun için meselâ kendi kendimize, ben kendim söylüyorum :
“Receb ayı girdi mâdem, ilmihali bir kere Receb ayında hızlı bir şekilde devredin! Yâni hangi ilmihali devredebiliriz, gözümüze kestirelim daha Receb’in birinci haftası evimizde bir ilmihal kitab var mı? Var... Büyük İslâm İlmihali var, Nimet-i İslâm var, Ahmed Hamdi Akseki’nin İslâm Dini kitabı var, Asım Köksal’ın kitabı var. Büyüklü küçüklü...
Tamam. Yâni bu ilmihal kitaplarından hangisini göze kestiriyorsak, en küçüğünü ele alalım, bitirelim! Neden? İlim öğrenmek çok sevap. Receb’de hasene yapacağız ya, ilim öğrenmiş olalım! Şöyle bir ilmihali devredelim! Bakalım nasılmış? Yâni namaz nasılmış, zekât nasılmış, hac nasılmış, diğer ibadetler nasılmış. Bakalım ilmihal kitapları nelerden bahsediyormuş?
“Hocam, ben de hiç baştan sona ilmihali okuyup da bir hatmetmedim. Kur’an-ı Kerim’i hatmetmeye alışmışız sevap diye. Fâtihâ’dan başlıyoruz, ‘Kul eûzü bi-rabbi’n-nâs... Sadaka’llâhü’l azîm.’ diyoruz. Hiç ilmihali hatmetmek aklıma gelmedi hocam!”
Böyledir. Çünkü insan bildi mi, bildiğini uygular, sevap kazanır diye şeytan ilmin karşısına bin bir türlü mani diker. İlim öğrenelim, yâni çoluk çocuğumuzla öğrenelim. Evde şöyle oturtalım karşımıza, en küçük kitaptan başlayalım. En küçük ilmihal kitabı, Diyanet İşleri Başkanlığının neşrettiği,Köy Hocası İlmihali’dir. Serçe parmağı kalınlığındadır, cep kitabı boyundadır. Yâni o nasıl olsa biter. İstersek biter. Şeytana uymazsak biter. Nefse yenilmezsek biter. Buradan döndükten sonra Mekke’yi, Medine’yi unutmazsak, biter. Unutursak, işe cup diye dalarsak, boğuluruz. O zaman gene imdat çekmeye başlarız, o ayrı...
Ama en küçüğü, Büyük İslâm İlmihali’dir. Onu bir bitirmeli! Ondan sonrası, Ahmed Hamdi Aksekili’nin İslâm Dini kitabıdır. İtikad, ibadet, ahlâkı şöyle derli toplu, kısaca anlatıyor. Onu bitirebilirsiniz. Asım Köksal’ın kitabı vardır, biraz Türkçesi anlaşılır bir Türkçedir. Onu bitirebilirsiniz...
Bakın bakalım, ilmihal kitaplarından kütüphanenizde hangisi var?.. Belki haberiniz yok, onlar orada duruyor. Bir âlim zâtı ziyaret ettik. Otuz kırk tane kitabı bir naylon torbaya doldurdu, verdi bize. E onlardan bir tanesini, iki tanesini, üç tanesini, beş tanesini okudum. Devrettim, kontrol ettim, içindekiler kısmına baktım vs. filân epeyce bir şey oldu yâni.
Kitap okumaya gayret edelim, o da hasenâttır.
Sonra tabii, sen ne kadar hasenât yapsan, komşun aç olduğu zaman, Peygamber Efendimiz: “Komşusu aç iken, onun açlığını bilmeyen, kendisi tok yatan bizden değildir.” dediğine göre, öteki müslümanlarla da ilgilenmek gerekiyor, icap ediyor. Onların hâlini anlamak lâzım! Kur’an öğrenme ve ezberleme bilgisini arttıralım!.. Yâni üç tane, beş tane sûreyle ömür geçiyor. Eğer Amme cüzünü ezberlememişsek, Amma cüzünü ezberleyelim!.. Amme cüzünü ezberlemiş de, daha başka eksikler varsa, geriye doğru bir iki cüz daha ezberleyelim! arttırmaya çalışalım!
Kur’an-ı Kerim ile ilgili ezberimizi arttıralım! Bu da hasenâtın güzellerindendir.
Bildiğimiz Kur’an-ı Kerimleri unutmayalım! Çünkü Peygamber Efendimiz: “Bildiği Kur’an-ı Kerimi unutmaktan, daha büyük günah yoktur.” diyor. Canlı tutmak lâzım, ezberinde tutmak lâzım Kur’an-ı Kerim’i. Sonra tabii sadaka vereceğiz, hayır yapacağız, para vereceğiz bir yerlere. Yâni kesemizdeki paraların bir kısmını vereceğiz bir yere... Ayıracağız, en hayırlı yer, en sevaplı yer neresi diye arayacağız, bulacağız. Paraların bir kısmını hayra ayıracağız ki, oradan da sevap kazanalım!
Sonra, Allahu Teâlâ Hazretleri, gece ibadetini çok seviyor. Geceleyin ibadete kalkmaya, teheccüd namazı kılmaya çalışalım bu vakitte. Yâni saati kurup, imsak kesilmezden önceki bir vakitte, geceleyin kalkıp ibadet etmeye kendimizi alıştıralım! Sonra, oruç. Orucu rahat yapabiliriz. Zâten hepimizin ihtiyacı vardır. Oruç tutmaya ihtiyacımız vardır. Elhamdülillâh, gıda sıkıntısı yok da, gıda fazlalığı olduğundan, oruç tutmaya ihtiyaç vardır.
Allah hepinizden razı olsun.
Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü.
14.11.1996 -
Recep Ayında Oruç
12.12.1997 -
Peygamber Efendimizin Sıfatları
