İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

12.12.1997 - Peygamber Efendimizin Sıfatları

12.12.1997 - Peygamber Efendimizin Sıfatları
Günün Sohbeti

12.12.1997 - Peygamber Efendimizin Sıfatları

03.01.2026
13 dk 22 sn

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh aziz ve sevgili Akra dinleyicileri

Peygamber-i Zîşanımız Muhammed-i Mustafa aleyhi efdalü's-salavâti ve ekmelü't-tahiyyâtü ve't-teslîmât Efendimiz hazretleri Allah'ın en sevdiği kul. Habibullah, Halilullah, en samimi dostu... Halil, "dost" demek. Habib, "sevgili" demek. Allah'ın en samimi dost kulu, Allah dostu, en sevgili kulu… Seyyidü'l-evvelîne ve'l-âhirîn; geçmişlerin, geleceklerin efendisi… Eşrefü'l-verâ; halkın, mahlûkatın en şereflisi… Resûlü's-sakaleyn; insin ve cinnin peygamberi… Muhammed-i Mustafa Efendimiz... Allah nice makamlar vermiş, huluk-u azîm, en yüksek ahlâk üzere yaratmış ve yaşatmış. Numune bir insan olarak tarihe pırıl pırıl nurlu harflerle... Hani şanlı kimselere "Altın harflerle yazıldı." diyoruz. Biz artık Peygamber Efendimiz için daha başka güzel kelimeler bulmak zorundayız.

Efendimiz son derece yüksek, güzel bir numune. Hepimizin ona benzemesi lazım. Allahu Teâlâ hazretleri insanoğlu içinde en yüksek makamı -Makâm-ı Mahmûd'u- Peygamber Efendimiz'e verecek. Livâü'l-hamd, hamd sancağı elinde mahşer gününde bütün peygamberler, Hz. Âdem'den Hz. İsa'ya kadar; Musa aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam, Nuh aleyhisselam, hepsi Peygamber Efendimiz'in sancağı altında toplanacak. Allah bizi o peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, salihlerle onun sancağı altında toplananlardan eylesin.

O, Allah'ın böyle en güzel sıfatlar verdiği, en beğendiği, en sevdiği kul olduğu halde Allah'tan en çok korkan ve Allah'tan en çok sakınan insandı. Yani "Ben bu güzel makamlara eriştim, nasıl olsa benim istikbalim, âhiretim teminat altında." deyip asla gevşememiş ve herkesten çok ibadet etmiş.

Düşünüyor musunuz, biliyor musunuz, geceleri sabaha kadar ibadet eden kimi duydunuz?

Peygamber Efendimiz'i duydunuz. Bir secdesi yarı geceye kadar, öteki secdesi sabaha kadar, bütün gece ibadet ederek, ayakları şişerek çalıştı...

Niye böyle ibadete, kulluğa çalıştı?

Gündüzleri de halkın işine koştu. İctimâî çalışmalarda fukaranın, dulların, yetimlerin iyiliğine çalıştı. Küfrün, şirkin, sömürünün, insanların aldatmacalarının, kötülerinin defedilmesi için çalıştı. Yani hem içtimâî bakımdan, hem dinî bakımdan, hem ahlâkî bakımdan, hem maddî bakımdan, hem mânevî bakımdan en güzel şeyleri yaparak vaktini geçirdi.

Tabi ibret almamız gereken bir başka husus daha var. Peygamber Efendimiz bu kadar güzel sıfatlarla yaşamış bir insan olduğu halde, bir keresinde Abdullah b. Ümmi Mektum radıyallahu anh, iki gözü âmâ bir sahabi, Peygamber Efendimiz'in yanına geldi, gözleri görmüyor. "Yâ Resûlullah!" diye hitap etti, soru sordu. Fakat Peygamber Efendimiz'in yanında bazı insanlar vardı, onlarla konuşuyordu; onları ikna etmek, İslâm'ı onlara anlatmak, onları İslâm'a çekmek için çalışıyordu. O cevap alamayınca "Yâ Resûlallah!" diye sorusunu tekrarladı. Peygamber Efendimiz yine ötekilerle konuşmaya devam etti. Abdullah b. Ümmi Mektum yine "Yâ Resûlallah! Yâ Resûlallah..." deyince; Efendimiz, hani sırasını bilse de birisiyle olan konuşmam bittikten sonra o da söz alsa, öyle konuşsa diye yüzünü buruşturdu, ekşitti, o konuştuğu insanlarla konuşmak üzere bu soru soran iki gözü âmâ Abdullah b. Ümmi Mektum'a arkasını döndü.

Hemen o zaman Abese sûresi nazil oldu. Peygamber Efendimiz'in böyle yapmaması gerektiğini bildiren âyetler nazil oldu. Abese sûresi:

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Abese ve tevellâ. En câehü'l-a'mâ. Ve mâ yüdrîke le'allehû yezzekkâ. Ev yezzekkerü fe-tenfe'ahu'z-zikrâ.

İlâ âhiri's-sûre...

Resûlullah Efendimiz'in bu hali Allahu Teâlâ hazretlerinin ikazının vahiy olarak, âyet olarak inmesine sebep oldu. Efendimiz derhal durumunu düzeltti. Yani hatalı bir durum olunca hemen kendisini düzeltiyor. Yapması gereken şeyi, o tavrı derhal, hemen alıyor. Yani ondan güzel oluyor, ondan en büyük oluyor. Ama şunu da anlıyoruz ki Allah'ın emirleri tutulmadığı zaman işin şakası yok, ceza da gelebilir, itap da gelebilir, azap da gelebilir, ikap...

İkap ne demek?

Ukubet, ceza demek.

İtap ne demek?

İtap da azarlama demek. Her şey gelebilir.

Onun için hiç şımarmadan, hiç gevşemeden, ölünceye kadar üstün bir gayretle; yani hayatı bir yarışa benzetirsek, yarı yolda bırakmadan koşmaya devam ederek, birinci olmaya çalışarak, derece almaya çalışarak gayreti sürdürmek gerekiyor. Peygamber Efendimiz'in çalışmasından onu anlıyoruz. Biraz gevşetildiği zaman da vaziyetin iyi olmayacağını anlıyoruz. Onun için Allah'tan hem korku üzere hem de ümit üzere olmalıyız.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki;

Lev ya'lemü'l-mü'minü mâ inde'llâhi mine'l-ukûbeti mâ tamia bi-cennetihî ehadün ve lev ya'lemü'l-kâfirü mâ inde'llâhi mine'r-rahmeti mâ kanata min cennetihî ehadün.

Ravâhu şeyhân.

İmam Buhârî ve İmam Müslim, iki büyük meşhur, kitapları çok kıymetli hadis alimi, hadis ilminin zirvesi olan, derya gibi olan iki büyük alimin rivayet ettiği sahih hadîs-i şerîf.

Peygamber Efendimiz ne buyurmuş? Bu okuduğumuz hadîs-i şerîfin anlamı nedir?

Lev ya'lemü'l-mü'minü. "Eğer mü'min kul bilseydi." Mâ inde'llâhi mine'l-ukûbeti. "Allah'ın indinde, Allah'ın yanında, Allah'ın elinde, âhirette ne gibi cezalar olduğunu bilseydi…"

Hani kâfirleri, münafıkları, zalimleri nasıl cezalandıracak… Bu cezaların neler olduğunu bir bilseydi...

Mâ tami'a bi-cennetihî ehadün. "Cennete girmeye hiç kimsenin ümidi kalmazdı."

Hiç kimsenin aklının köşesine gelmezdi ki "Ben bu kadar cezaları geçip de Allah'ın cennetine nail olabilirim de içeri girebilirim." diye ümidi kalmazdı. Korkudan beti benzi sararırdı. Cenneti temenni edemeyecek kadar kendisinin suçlu olduğunu hissedip de korkudan sararıp solardı.

Amacım sadece korkutmak değil, hadîs-i şerîf öyle geldiği için söylüyorum. Demek ki mü'min kul Allah'ın cezasını da düşünecek. Bazı insanların cezaya uğrayabildiğini de düşünecek. Mü'minliğine güvenip yan gelip yatmayacak. O cezalara uğramamak için var gücüyle çalışacak.

Hadîs-i şerîfin öbür tarafında da;

Ve lev ya'lemü'l-kâfirü mâ inde'llâhi mine'r-rahmeti mâ kanata min cennetihî ehadün. "Kâfir de Allah'ın huzurunda mü'min kulları için nice nice ikramlar, ihsanlar, lütuflar, bağışlar, mükâfatlar, sevimli, tatlı güzeller güzeli şeyler, rahmetinin eseri olarak neler neler hazırladığını eğer biliverseydi, o zaman cennete girmekten hiç kimse ümidini kesmezdi."

"Allah'ın rahmeti çok genişmiş, herhalde bize de lütfeder. Kullarına nice mükâfatlar hazırlamış, nice nice ihsanlarda ikramlarda bulunacak..."

Allah'ın en büyük ikramı, kulu afv u mağfiret etmesi. Çünkü hiç kimse yaptığı işlerle doğrudan doğruya cennete giremeyecek; Allah [onu] kat kat mükâfatlandırdığı takdirde girebilecek. Yoksa kimseyi ameli, faaliyetleri, icraatları, ibadetleri -ibadetlerinin ağırlığı, ücreti cennetin parasını karşılayacak değil- cennete sokacak değil. Evet, ibadet sevaptır, güzeldir. Hac güzeldir, umre güzeldir, hatim güzeldir, namaz güzeldir... Her şey güzeldir ama bunları aslında terazinin karşı kefesine koysan, Allah'ın bir rahmetini, bir ikramını bile karşılayamaz. Yani hep lütfundan cennetine sokuyor.

"Kâfir Allah'ın kullarını nasıl afv u mağfiret ediverip de hatalı da olsa cennetine soktuğunu bilseydi ümitsizliğe düşmezdi." diyor Efendimiz. Ümitsizliğe düşmek de yok ama "Ben mü'minim." diye şımarmak da yok.

Bazısı diyor ki;

"İşte ya ben mü'minim, ne olacak? Allah beni cennetine sokmayacak da kimi sokacak?"

Mü'min olunca sen ne yapmış oluyorsun?

Bir, lâ ilâhe illallah demiş oluyorsun. Allah'ın varlığını, birliğini kabul etmiş oluyorsun. Zaten öyle; zaten Allah var. Kâinatı yaratmış. Eserinden, rahmetinden, icraatından belli. Her şey O'nun elinde. Elbette varlığını, birliğini akıllı insan kabul edecek. Aslında çok büyük bir şey yapmıyor ama doğru bir şey yapıyor tabi. Onun mükâfatını Allah kat kat arttırdığı için cennetine sokuyor.

Onun için muhterem kardeşlerim, mü'minliğin güzel bir şey olduğunu bileceğiz fakat yine de Allah'ın kahrına, gazabına uğrayabileceğini düşünecek insan, "Ayağım kayabilir." diyecek. Gevşemeyecek, şımarmayacak. Allah'a kulluğu daha da arttıra arttıra devam ettirecek.

Peygamber Efendimiz üç aylar geldi mi, yani Receb-Şaban-Ramazan, durumunu değiştirirdi. O kadar güzel peygamber, ona rağmen gece ibadetlerini vesairelerini arttırır, arttırır, arttırır; artık Ramazan'ın son 10 gününde itikâfa da girer, evine de gitmemeye başlardı. Camide gece gündüz ibadet etmeye, Kadir gecesini yakalayıp ihya etmeye bize numune olurdu.

Onun için mü'min olduğumuza hamd edelim, çok şükürler olsun ki biz müslümanız.

Elhamdülillahi alâ ni'meti'l-İslâm ve tevfîki'l-îmân ve hidâyeti'r-rahmân.

Allah'ın hidayet vermesi, bizi mü'min eylemesi, imanımızın rızasına uygun olması, ömrümüzün ibadetleri yaparak geçmesi elhamdülillah çok güzel… Ama şımarmayacağız. Ama gevşemeyeceğiz...

Kâfirler de kâfirliklerinin yanlış olduğunu bilecek. Mü'min olurlarsa, doğru yola girerlerse Allah affedebilir. Zalim zulmünü bırakırsa, müşrik şirkini bırakırsa, doğru yola gelirse, imana gelirse geçmiş günahları Allah siler, cennetine sokabilir. Bu fırsatı kaçırmayacak.

Bu fırsat ne zamana kadar?

En son nefese kadar.

En son nefes zamanı geldi mi, artık gözden perdeler kalkıp da âhiret göründü mü, muhakkak âhirete gideceği anlaşıldı mı, o zaman ye's zamanının, yani dünyadan artık ümidi kalmamış, âhireti görüyor, tamam, o zamanki imanın kıymeti yok. O zamandan önce olacak. Yaşamaya ümidi varken, ölümü daha uzak görüyorken, hayat devam edecek diye düşünürken Allah'a güzel kulluk etmeye gayret edecek.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi rahmetine erenlerden eylesin. Cemalini görenlerden eylesin. Mü'min kulları için hazırladığı türlü türlü o nimetleri elde edenlerden, ona erenlerden eylesin. Cennet içre cemalini görenlerden eylesin. Allahu Teâlâ hazretleri bizleri afv u mağfiret eylediği, sevdiği kulları arasına dahil eylesin. Hem dünyada hem âhirette aziz ve bahtiyar eylesin.

İslâm'ı ve müslümanları korusun. Kötülerin kötülüklerini yaptırtmasın. İyileri dünyaya, cihana hâkim eylesin. Dünyayı da güzel amellerle, güzel icraatlarla, yönetimlerle, bütün insanları mutlu edecek, bir güzel yaşanacak yer haline getirtsin.

Lütfu çoktur, bizden istemek, o bizim Rabbimiz'dir, O da duamızı kabul ederse istediklerimizi verir. İstediğimizi vermek, dualara icabet etmek de O'nun şânındandır. Allah duaları müstecab olanlardan eylesin. Cennetiyle, cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin.

Bizi duadan unutmayın.

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh...

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA