İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

00.00.0000 - Gizli Şirk, Berat Gecesi Affedilmeyenler, Affedici Olmak

00.00.0000 - Gizli Şirk, Berat Gecesi Affedilmeyenler, Affedici Olmak
Günün Sohbeti

00.00.0000 - Gizli Şirk, Berat Gecesi Affedilmeyenler, Affedici Olmak

23.02.2024
11 dk 44 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Alâ neamihi'z-zahireti'l batineh. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ ve senedinâ ve üsvenite’l haseneti Muhammedini'l Mustafa ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin zevi’s-sıdkı ve’l-vefâ.

Emmâ ba'd.

Birisi, mübareklerden bir büyük evliyâullah’a para vermek istemiş. İhtiyacı yok! Paraya ihtiyacı yok! Şöyle bir tereddüt etmiş "Ben ne yapacağım parayı" filan diye. Reddetmeyi düşünmüş. Sonra "ver" demiş almış. Demişler ki “Efendim sen zengindin, paraya ihtiyacın yoktu. Bu seni fakir sandı verdi, öyle sen de aldın.” Demiş ki; "Reddetmekte, nefsimin izzetini gördüm. Kabul etmekte, nefsimin horlandığını gördüm, zorlandığını gördüm. O hor olsun diye onun için aldım” demiş. Ondan sonra bir fakire vermiş.

Bir zengin genç, evliyâullahtan bir zata geliyor. Babasından miras kalan bir kese altını, bilmem kaç bin altını, dört bin altın mı, unuttum, bir kese veriyor. "Al bunu hayır olarak nereye sarf edeceksen sarf et, efendi hazretleri." diye veriyor. O da vaazda demiş ki; “Ey cemaat-i müslümin. Şu müslüman kardeşimizden Allah razı olsun. Ne fedakâr. Çok büyük bir parayı çıkarttı, Allah rızası için verdi. Şu kadar bin altını verdi." diye söylemiş. Delikanlı oradan kalkmış “Hocam, ben onu verdim size ama sonra anam razı olmadı. Lütfen onu geri verin." demiş. O da almış keseyi. “Peki al öyleyse." demiş çocuğa geri vermiş. Cemaat gittikten sonra, delikanlı hocaefendinin yanına geliyor. Diyor ki; "Hocam kusura bakma. Anam razı olmadı filan meselesi yok. Ama beni halka fâş etme. Ben bu işi şöhret için yapmıyorum, Allah rızası için yapıyorum. Ne olur benim yaptığım bu hayrı kimseye söyleme, al bu parayı” diye tekrar vermiş.

Halkın teveccühüne önem vermediği için. Başkası, halk bilsin de alkışlasın, reklam olsun diye düşünür. O, halkın sevmeyeceği şeyi yapıyor. "Ver geri" diyor. Ondan sonra gizli gizli tekrar "al" diye hocaya veriyor.

Bunlar ince işlerdir. Bunlarda tasavvuf dediğimiz, insanın kalbini kontrol etmesi, niyetini kontrol etmesi, niyetinde bir bozukluk varsa tedbir almasıdır.

Mübareklerden bir tanesi, hergün her namazda ön safta,imamın arkasında namaz kılarmış,otuz sene kırk sene böyle namaz kılmış. Bir keresinde mazereti çıkmış, yetişememiş. İmam namaza durdukta sonra cemaat saf bağladıktan sonra yetişmiş. En arka tarafta kalmış. Bir utanmış, bir çekinmiş, bir korkmuş, bir yüzü kızarmış. “Şimdi cemaat beni hep ön safta görmeye alıştı. Tam imamın arkasında görmeye alıştı. Arkada görünce cemaat bana kimbilir ne der, nasıl ayıplar beni” diye düşünmüş. Arkada kıldığına üzülmüş ”Yakışır mıydı benim gibi bir insana, en arka safta şey yapmak. Cemaat şimdi bana ne diyecek” filan.

Sonradan  bir de şöyle düşünmüş: “Ya halk bana ne derse desin. Demek ki ben otuz sene, kırk sene imamın arkasında namazı, halka gösteriş için kılıyormuşum ha!”

Otuz senelik namazını, ödemeye kalkışmış. "Çünkü ben, halkın rağbetine, iltifatına,beğenmesine önem verdim. Allah’ın razı olmasını değil, bir de onu düşündüm." diye onun için tedbir almış.

İşte muhterem kardeşlerim;

Allah bizi aşikar şirkten korudu Müslüman eyledi. Allah’ın birliğine inanan insanlarız. Allah, bizi gizli şirkten de korusun. Allah’dan gayrı şeylerden korkmaktan da korusun. Mü’min, Allah’dan gayriden korkmaz.Allah’dan gayriye rağbet etmez, her işini Allah’ın rızası için yapar.

“İlahi ente maksudi ve rıdake matlubi.” der. "Ya Rabbi ,benim maksudum sensin,ben senin rızanı istiyorum.Sen beni sev de halkı cihan isterse beni sevsin,isterse sevmesin.”

Şemseddîn-i Sivasi hazretlerinin bir şiiri var. Nasıl hoşuma gidiyor, her zaman söylüyorum. Diyor ki;

Bir acep sevdaya düşmüş,Şemsi-i nadânı gör,

Hakka makbul olmak ister, halka menfur olmadan."

Acayip bir düşünce sarmış kafasını, kendisi için söylüyor. Adı Şemsi. "Şu Şemseddîn-i Sivasi’nin aklına bir yanlış fikir yerleşmiş, yanlış bir sevdaya kapılmış. Halkın nefretini çekmeden, Cenabı Hakka makbul olacağını sanıyor. Öyle şey olur mu?"

Herkes kızar, herkes darılır, herkes bağırır, gazetelerde aleyhinde şey yaparlar. Hakkı söyleyeni dokuz köyden kovarlar.

Onun için, müminin vasıflarından bir tanesi;

وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَٓائِمٍۜ

Ve lâ yeḣâfûne levmete lâimin. [1]

Mü’min, Allah yolunda öyle bir yürür ki; gemi dalgaları yarıp geçtiği gibi yürür. Kınayanın, kınamasından korkmaz.

"Eğer sen ne sakal bıraktın be adam?"

Sana ne! Sünnet olduğu için bıraktım.

"Sen niye böyle yapıyorsun?"

Allah’ın emri olduğu için böyle yapıyorum.

"Kadın sen niye böyle örtünüyorsun yaz gününde? Herkes böyle sıcak havada açılıp saçılıp geziyor."

Allah emrettiği için.

"Sen niye böyle başını örtüyorsun? Yazık günah."

Ankara da bir subay kardeşimiz vardı, haritacı. Diyor ki bana; “Hocam, siz Ankara’ya gelmeden önce kırklı yıllarda Ankara'da başörtülü insan yok gibiydi. Bu civarda, bu semtte -Cebeci semtinde- bir benim hanım örterdi başını." Uzun zaman komşular evlerine gelmemişler. Bakmışlar, bunların hali nasıldır diye. Sonradan komşular gelmeye başlamışlar, bunun evine. Tabi kadın kadına oldukları zaman kadın, bizim bu kardeşimizin hanımın, hacı hanımın saçlarını görmüş.

"Aaa! Maşallah sırma gibi ne kadar güzel saçların var. Ben de sen başını örtünce başın kel de ondan örtüyorsun sandım. Kocan mı zorluyor seni? Kocan mı zorluyor da örtüyorsun? Ah evladım" demiş. Yaşlı kadın, komşu kadın, kendisi başı açık. O zaman daha başı örtmek henüz orada alışılmamış.

"Ah evladım! Kocan mı zorluyor senin başını böyle örttürüyor? Ne güzel saçların var. Berbere gitsen bukle bukle yaptırsan piyasada dolaşsan, herkes baksa, hayran kalsa."

"Ne münasebet. Kocam aç dese açmam. Ben Allah’ın emri olduğu için, örtüyorum." demiş.

Onun için insan, her yaptığı şeyi Allah rızası için yapmaya alışmalı. Mü’min, kınayanın kınamasından korkmaz. Hastanede ameliyat olacağım -kendi başımdan geçmiş bir duygu. Kardeşlerimizde de vardır buna benzer duygular. Gençlerde olabilir onun için söylüyorum- Ameliyat olacağım, namaz kılmam lazım.

"Mescit var mı?"dedim.

"Yok." dediler Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde.

Ben üniversite talebesiyim, ameliyat olacağım, biraz sonra ameliyat olacağım, ya ölürüm ya kalırım. Hastanede mescit yok. Gezdim, dolaştım boş bir yer bulamadım. Her taraf koğuş, her taraf yatak, koridorda utandım. Aşağıları dolaştım, koridorlara girdim çıktım kimsenin görmediği bir tenha yer arıyorum. Namazımı kılacağım, farz namazı. Bulamadım. Bahçeye çıktım. Şöyle bir tenha, kuytu köşe bulabilir miyim diye bulamadım. Kendi kendime kızdım. Sonradan aklıma geldi.

"Ya bu Allah’ın farzı. Allah’ın farzı bu! Ne diye utanıyorum da gizli bir yerde kılmaya çalışıyorum."

Farz ibadet aleni yapılır ki, başkaları da görsün, o da farz olduğunu hatırlasın diye.

Farz ibadet nasıl yapılır?

Sen namazı "Allahu ekber"  diye ezan okursun, kamet getirsin kılarsın, ötekisi de ha benimde namaz kılmam lazım diye düşünür, unutmuşsa gelir seninle beraber kılar. Bu sefer gittim, çimenlerim üstüne, caddenin ta kenarına orada namaz kıldım. Yani utanıyor insan.

Utanmayacak Mü’min, kınayanın kınamasından korkmayacak. Hak bildiği şeyi yapacak aziz ve muhterem kardeşlerim.

Sonra bu hadîs-i şerîfte Allahu Teâlâ Hazretleri ne diyor?

Şaban’ın yarısı gecesinde -Berat gecesinde- her kulu affediyor. Bütün mahlukâtını affediyor da müşriki affetmiyor.

Ev müşâhin. "Bir de müşâhini affetmiyor."

Müşâhin ne demek?

Buharlı gemiye Araplar, şahnâderler. Yani içi kızıyor. Kazanın altına kömürü atıyorsun, su kaynıyor, kızıyor ondan sonra makineler çalışıyor, kızgın.

Müşâhin demek; içinde kızgınlık olan kul demek. Allah içinde kızgınlık, kin, düşmanlık, adavet, husumet olan kimseyi de o gecede affetmeyecek. Mü’min mü’mine kızmaz. Mü’min mü’mini affeder. Mü’min, mü’mine dargın duramaz, mü’minin mü’mine üç günden fazla dargın durması caiz değildir.

Yoktur! Haramdır! Mü’min, mü’mine dargın duramaz. Bir mü’min kardeşine karşı, bir insanın içinde bir kırgınlık, bir kırgınlık, bir husumet, bir düşmanlık, bir hınç varsa Allah o kimseyi, o dargın küskün kimseleri de affetmeyecek. Onun için;

"Nazar eylen ötürü

Bazar eylen götürü

Yaratılanı hoşgörün

Yaratandan ötürü."

Yunus Erme’nin diliyle ben şöyle bir hitap edeyim size. Bu işin, küçük detayına bakmayın. Toptan pazarlık yapın. Allah’ın kullarını, Allah için affedin de sevap kazanmaya bakın. Küçük dünya hesapları gerekmez, insan affedici olmalı. Affetmek büyüklüktür. Allah dargınlardan ilk defa el uzatanı, ilk defa barışmaya teşebbüs edeni sever. Dargın kimse kalmasın aranızda.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi muhabbetli bir toplum eylesin. Birbirimizi seven kimseler eylesin.

Allahu Teâlâ Hazretleri cümlemizi has, hakiki müslüman olmaya muvaffak eylesin. İslam’ın özünü duya duya, tadını hissede hissede yaşamayı cümlemize nasip eylesin. Sevdiği, salîh amelleri işlemeyi nasip eylesin. Böylece, sevdiği kul olmayı nasip eylesin. İman-ı kâmil ile yaşayıp, salîh amelleri işleyip, ömrümüz sona erdiği, vademiz yettiği zaman sevdiği bir ameli işlerken, sevdiği bir yolda yürürken, sevdiği bir kul halindeyken, günah üzerinde değilken, ibadet ve taatteyken ve gözümüzde cennet bahçeleri, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz'in cemali ve dilimizde zikrullah ve oL kelime-i tayyibei müncieyi mübareke-i buyurun;

Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü diye diye iman-ı kâmil ile göçmeyi, Allahu Teâlâ Hazretleri cümlemize nasip eylesin. Resûlullah efendimizin şefaatine erdirsin. Havz-ı kevserinden doya doya içmeyi nasip eylesin. Cehenneme düşmeden, azaba uğramadan, hesaba çekilmeden, duhûlu evvelin ile firdevs-i âlaya girmeyi, cümlemize nasip eylesin. Peygamber Efendimize komşu eylesin. Cemalini görmekle şerefyâb eylesin.

Bi-hürmeti esrâr-ı sûreti’l-Fâtiha.

 

[1] (5/Mâide 54)

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA