05.01.1996 - Berat Kandili Tebriği, 4 Mübarek Gece, Bu Gece Affolunmayanlar

05.01.1996 - Berat Kandili Tebriği, 4 Mübarek Gece, Bu Gece Affolunmayanlar
Esselâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri;
Berat Kandiliniz mübarek olsun. Şaban ayının yarısı gecesidir. “Leyletün nısfü min Şaban” diye geçer. Arapça kitaplarda bir de Beraat Gecesidir diye geçer. Biz biraz Beraat Gecesini, Berat Gecesi diye kısaltarak söylüyoruz.
Allah-u Teâlâ Hazretleri, Berat Gecenizi mübarek eylesin. Bu güzel fırsatın, bu güzel kandilin, güzel günün feyzinden, bereketinden, rahmetinden en yüksek derecede istifade etmenizi Allah-u Teâla Hazretleri nasip eylesin.
Mü'minlerin annesi Hz. Aişe-i Sıddîka validemiz radıyallahu teâlâ anhâ buyuruyor ki;
Kâlet semi'tün nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem yekûl: Yesuhhullâhü hayra fî erbai leyâlin sahhâ leyleti'l-edhâ ve leyleti'l-fıtır ve leyleti'n-nısfı min şa'bân yünsahu fî hâ'l-âcâl ve'l-erzâk ve yüktebu fî hel hacc ve leyletü'l-arefe ile'l-âzân.
Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl.
"Ben işittim ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştu: Dört gece vardır ki o dört gecede Allah-u Teâlâ hazretleri kullarına hayrı çok çok ihsan ediyor!"
O dört mübarek gece ki Allahu Teâlâ hazretleri hayırları kullarına bol bol, yağmur yağar gibi ihsan ettiği dört gecedir.
Bunlar nedir?
Dört önemli mübarek gecenin birincisi; leyletü'l-edhâ'dır.
Edhâ; udhiye kelimesiyle ilgili, "kurban, kurban gecesi" demek. Hacıların Müzdelife'de bulundukları gece çok mübarek bir gecedir. Ertesi sabah kurban olan gece; Arap geleneğine, İslâmî geleneğe göre gece önceden başlıyor, gündüzü de Kurban bayramı olmuş oluyor. Leyletü'l-edhâ kurbanların kesildiği günün evveli.
Leyletü'l-fıtır; Ramazan bayramının gecesi.
Allah sağlık âfiyet verir nasip ederse Ramazan yaşayacağız. Ondan sonra Ramazan bitecek, ertesi gün bayram; o gece de çok kıymetli gecelerden birisi!
Ve leyleti'n-nısfı min şa'bân.
Hepsinin başında fî harf-i cerri var gibi okuyacağız. "Şabân-ı Şerîf ayının ortası gecesi."
Muhterem dinleyiciler, sevgili kardeşlerim!
Peygamber Efendimiz misal vermiş:
Yünsahu fî hâl âcâl. "Bu gecede eceller, insanların ömürleri yazılır." Ve'l-erzâk. "Rızıkları yazılır."
Ne zamana kadar?
Bu gece bir daha ki Berat gecesine kadar önümüzdeki olacak şeyler, Allah'ın mukadderatı, tespit ettiği gecedir.
İnsanların ecelleri yazılır; rızıkları neler olacak, neler yiyecekler, içecekler, kazanacaklar… onlar yazılır.
Ve yüktebu fîhe'l hacc. "Hacca gidecek insanlar da yazılır."
Falanca insana hac nasip olacak, gidecek diye yazılır.
Ve leyletü arefe. "Bir de arefe gecesi."
Hacıların Arafat'ta durup da akşam ezanından sonra yola çıktıkları, Müzdelife'ye doğru hareket ettikleri arefe gecesi de çok kıymetli bir gecedir. Peygamber Efendimiz;
"Ezan vaktine kadar!" diye ifade ediyor. Bunların hepsi sabah ezanına, sabah namazının vakti girdiği zamana kadar!
Peygamber Efendimiz'in dikkatimizi çektiği mühim geceden birisi Şaban'ın yarısı gecesi, Berat kandilimizdir.
Niye Berat gecesi denmiş? Berat ne demek?
Berat; bir yüksek makamın, mesela bir padişahın, bir hükümdarın resmî bir yüksek makamın bir insana verdiği belge, demek.
Bu geceye neden Berat gecesi denmiş?
Li-enne fî-hâ berâeteyni. "Çünkü bu gecede iki Berat bahis konusudur." Berâetün li'l-aşkıyâ. "Allah'ın nasipsiz, kötü kullarının belgesi onlara verilecek!" Ve berâetü'l-evliyâi mine'l-hizlân. "Bir de Allah'ın sevgili kullarının mahrumiyetten kötü duruma uğramaktan uzak olacaklarını gösteren belge!"
İki belge var: Birisi Allah'ın nasipsiz, eşkıyâ, şakî, kötü kullarının kötü olduğuna, rahmetten uzak olduğuna dair berat...İyi kullarının da mahrumiyete uğramayacakları, iyi sonuçlara ulaşacaklarına dair berat verildiği için Berat gecesi denmiş.
Büyüğümüz, Allah himmetine mazhar eylesin, Abdulkâdir-i Geylânî Efendimiz hazretleri kitabında yazmış ki;
"Meleklerin gökte iki tane bayramı vardır. Nasıl müslümanların dünya üzerinde bir Ramazan bayramı bir Kurban bayramı var. Meleklerin de gökte iki bayramı vardır. Meleklerin gökteki bayramlarından bir tanesi Berat gecesidir, ötekisi de Kadir gecesidir. O da Ramazan'ın yirmisinden sonra olan gece!"
Kadir gecesi saklı, belli değil! Onu Allah-u Teâlâ hazretleri beyan etmemiş. Ama Şaban'ın yarısı gecesi belli, hem de mehtaptan dolayı belirli!
Mehtap ayın on dördünde en büyük olur. Ayın on dördü dersiniz, Şaban ayının yarısı olduğunu oradan bilirsiniz, o belli! Ama Allah Kadir gecesini saklamış.
Niçin saklamış?
Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır! Allah-u Teâlâ hazretleri bu geceyi ihyâ eden cahil bir insan, "Bu geceyi yaşadım, ihyâ ettim, ohh rahatım…" diye gevşemesin diye saklamış. Yaparsa, ihyâ ederse, güzel ibadetler eylerse o gece de sevabı alacak ama bilmeyince güvenemez, güvenmemesi daha iyi. İbadetine güvenmesi doğru değil! O bakımdan Allah-u Teâlâ hazretleri Kadir gecesini saklamış ama Berat gecesini saklamamış. Çünkü Berat gecesinde kullara Allahu Teâlâ hazretleri fırsat vermek istiyor. Bir sene, önündeki bir seneyle ilgili isteklerini Allah-u Teâlâ hazretlerine arz etsinler ve istesinler, diye orada büyük bir fırsat var!
Sevgili Akra dinleyicileri;
Bu gece bizler için çok önemli, büyük bir fırsat, kaçırılmayacak bir fırsat!
Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'ten Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurdu, diye rivayet olunmuş:
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdu ki;
Kâle câeni Cibrilü aleyhisselâm leyleten nısfı min şa'bân. "Şaban ayının yarısı gecesinde, Berat gecesinde Cebrail aleyhissellam bana geldi."
Peygamber Efendimiz'e Cebrail gelmiş.
Ve kâle lî yâ Muhammed irfa' re'sek ile's-semâ'. "Ey Muhammed, ey Allah'ın elçisi, sevgili kulu, Muhammed-i Mustafâ! Başını semaya kaldır!"
Peygamber Efendimiz; Kâle kultü lehüm mâ hâzihi'l-leyle. "Ben de Cebrail'e; 'Bu gece başımı kaldırayım, gökyüzüne bakayım ama bu gecenin özelliği nedir?' diye sordum"
Kâle hâzihi'l-leyletü yeftahullâhu subhânehû fî-hâ salâse miete bâbin min ebvâbi'r-rahmeh yağfiri li kulli men lâ yüşrike bihî şey'en. "Bu öyle bir gecedir ki Allah bu gece kullarına rahmet kapılarından üç yüz rahmet kapısı açar ve afv u mağfiret eder!"
Kimleri afv u mağfiret eder?
Kendisine şirk koşmayanları! Müşrikleri affetmez. Kâfir olan müşrikleri, puta tapan, Allah'tan gayrıya tapanları Allah'a şerik koşanları affetmeyeceği belli de, mü'min olanlar da gizli şirke düşebilirler, yanlış inançlara sahip olabilirler, inançlarında şirk bulaşığı bulunmuş olabilir. Şirk varsa affetmez!
Kur'ân-ı Kerîm'den biliyoruz ki;
İnnallâhe lâ yeğfiru en yüşreke bihî şey'en ve yağfiru mâ dûne zâlike limen yeşâü.
Hepimiz için çok mühim bir âyet-i kerîme! Allah-u Teâlâ hazretleri bütün günahları affedebilir ama şirk koşmayı asla affetmeyecek diye bu âyet-i kerîme bildiriyor. İnsanın mutlaka iyi mü'min olması, pırıl pırıl, tertemiz, berrak, güzel bir itikadı olması, şirk, bulaşık olmaması lazım geliyor.
Allah bu gece şirk koşmayanı affeder. Rahmet kapılarından üç yüz kapı açmış, kullarını afv u mağfiret ediyor.
Ve illâ en yekûne sâhiren ev kâhinen ev müdmine hamrin ev musırran ale'r-ribâ ve'z-zînâ.
Sonra kimlerin affolunmayacaklarını sayıyor, belirtiyor. Şirk koşmayan bütün insanları mağfiret edecek ama kimler affolunmayacak?
Sâhir. "Sihirbazları affetmeyecek!"
Kâhin. "Kehanette bulunanları, kâhinleri affetmeyecek!"
Müdmini hamr. "İçki müptelası ayyaş, sarhoş olanları affetmeyecek!"
Ev musırran ale'r ribâ ve'z-zînâ. "Faiz yemek günahını devam ettiren, zina eden bu konularda ısrarlı olanları affetmeyecek!"
Bunun dışındaki şirk koşmayan mü'min kullarını affedeceğini, bu sayılanların affolunmayacağını [söylüyor] ama yine bir rahmet [ümidi] var, bu durum günahkârların üstüne tamamen kilitlenmiyor:
Hattâ yetûbû. "Tevbe etmedikleri takdirde onlar affolunmayacak!"
Bütün günahkârlar için tövbe ederlerse, günahlardan vazgeçerlerse af olabilir diye yine bir ümit var. Günahından tevbe ettiği zaman Allah'ın afv u mağfiretine erme ihtimali olduğu hadîs-i şerîfte belirtilmiş oluyor.
Bu konuda da mühim bir âyet-i kerîme var. Allah, şirk koşanları asla affetmeyecek. Bir de;
Kul yâ ibâdiyellezîne esrafû alâ enfüsihim lâ taknetû min rahmetillâh.
Allah-u Teâlâ hazretleri bu âyet-i kerîmede Peygamber Efendimiz'e kullarına bildirmesini, müjdelemesini emrediyor: "Nefsine zulmetmiş, günah işlemiş, günaha bulaşmış kullara söyle ey Resûlüm!"
Lâ taknetû min rahmetillâh. "Ey günahkârlar, Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin!" de diye bildiriyor.
Bu büyük bir müjdedir. Ben de böyle müjdeli bir âyet-i kerîmeyi uydudan, Avrupa'dan Anadolu'ya, Orta Asya'ya kadar dinleyicilere müjdelemekten büyük mutluluk duyuyorum sevgili Akra dinleyicilerim.
Hepinizin dualarını beklerim. Hepinize Allah’tan dünya ve ahiretin hayırlarını niyaz ederiz. Alla-u Teâlâ hazretleri cümlenizi saidler, zümresine dâhil eylesin, şühedâ defterine kaydeylesin. Hepinizin hakkında hayırları yazsın, takdir eylesin. Mukadderâtınız, alınyazınız güzel olsun, bahtınız açık olsun. Allah-u Teâlâ hazretleri sizlerin cümlenize dünya ve âhirette hayırları ihsan eylesin. Güzel, mübarek günlerin bereketlerinden, rahmetlerinden, nimetlerinden en çok mükâfatlar alarak istifade etmeyi nasip eylesin. Cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin. Hepimizi cennette Resûlullah Efendimiz'in huzurunda, çevresinde, civarında buluştursun.
Esselâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühû.
05.01.1996 -
Berat Kandiliniz Mübarek
04.03.1990 -
Şaban Ayı
