01.07.1984 - Bayram Gecelerini İhya Etmek

01.07.1984 - Bayram Gecelerini İhya Etmek
Allahu Teâlâ hazretleri hakkı ve hayrı söylemeyi nasip etsin, doğruluktan ayırmasın. Sevdiği, razı olduğu sözleri söylemeyi, işleri yapmayı, sevdiği şekilde ömür geçirmeyi, huzuruna sevdiği, razı olduğu bir kul olarak varmayı nasip eylesin.
Men ahyâ leylete'l-fıtri ve leylete'l-edhâ lem-yemüt kalbühû yevme temûtü'l-kulûb.
Sadaka resûlullâh fîmâ kâl ev kemâ kâl.
Bayram günlerinin faziletiyle ilgili.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuş ki:
Men ahyâ. "Kim ki ihyâ ederse."
Neyi?
Leylete'l-fıtri. "Ramazan bayramı gecesini."
Başka?
Ve leylete'l-edhâ. "Kurban bayramı gecesini."
Lem-yemüt kalbühû. "Onun kalbi ölmez."
Yevme temûtu'l-kulûb. "Kalplerin öldüğü günde."
Biliyorsunuz Arapça’da bayramımıza fıtr, fıtar bayramı derler. Biz Ramazan bayramı diyoruz. Bu bayram münasebetiyle şeker dağıtıldığından dolayı halkımız arasında "şeker bayramı" diye de adlandırılmış. Aslında Arapça tabir olarak fıtr bayramıdır.
Bunun gecesi nedir?
"Arefeyi bayram kıldığımız sabaha bağlayan gece" demek. O geceyi kim ihya ederse, bir.
İkinci gece;
Ve leylete'l-adhâ. "Kurban bayramı gecesini ihyâ ederse."
Bir gecenin ihyası nasıl olur?
İhya etmek; "yürütmek, canlı tutmak" demektir. Filanca adam filanca kimseye hayır yaptı, ihyâ oldu; o kadar hayır yaptı ki ihyâ oldu.
Geceyi ihyâ etmek ne demek?
Mümkünse hiç uyumayıp geceyi zikir, tesbih, Kur'an, namaz, ibadet, niyaz ve dua ile geçirmek, demek. Eğer ona gücünüz yetmezse yatsı namazıyla sabah namazını mutlaka cemaatle kılmaya çalışın. Bu da hadîs-i şerîften bir kurnazlıktır.
Hadîs-i şerifte tavsiye edilmiş ki; "Bir kimse yatsı namazını ve sabah namazını cemaatle kılarsa bütün gecesini gündüzünü sanki ibadetle geçirmiş gibi olur." buyurmuş Peygamber Efendimiz.
Oh, ne mutlu!
Peygamber Efendimiz buyurmuş; ona uyarsak kâr etmiş oluruz, bir.
Bir başka hadîs-i şerîf var:
"Bir kimse abdestli yatarsa -abdest almış, dua ederken "Bismillâhirrahmânirrahîm." diyor, Kul hüvallah, Kul eûzü bi-Rabbi'l-felak ve Kul eûzü bi-Rabbi'n-nâs okuyor. Amentü'yü okuyor, dilinin döndüğünce hayırlı bir şeyler söyleyip dualar edip abdestli uyuyor- melekler abdestli uyuyan kimseye bütün geceyi ihyâ etmiş gibi sevap yazarlar."
Hadîs-i şerîfte böyle geçiyor. Ondan da faydalanalım. Aklınızda olsun, abdestli yatmış olursanız bütün geceyi ihyâ etmiş gibi olursunuz. Gücünüz yeterse hiç uyumadan ibadetle ihyâ ederseniz o daha üstün olur. O gecelerden gafil olmayın.
Bir de cuma geceleri önemlidir. Cuma gecelerinde de, o gecelerin faziletli olduğunu bilerek, ona göre hareket ederseniz güzel olur.
Ramazan bayramının gecesini, kurban bayramının gecesini ihyâ eden kimseye ne olurmuş?
Lem-yemüt kalbühû. "Kalbi ölmez."
Ne zaman ölmez?
Yevme temûtü'l-kulûb. "Kalplerin öldüğü günde onun kalbi ölmez."
"Kalp dediğimiz şey nedir hocam? İnsanın göğsünde bir şey var ya o mudur?"
Hayır, Arapça'da ona da "kalp" derler ama Türkçe'de ona "yürek" deriz. Yüreği tık tık atıyor. Arapça'da kalp iki mânaya gelir; biri, yürek mânasına gelir; o et parçasına "yürek" denilir. İkincisi, "gönül" mânasına gelir. Asıl murat gönüldür; ölüde de kalp vardır; ölür, kalbi orada duruyor. Mühim olan gönül, insanın iç âlemi. Gönül kelimesi Türkçe'de var; Arapça'da her ikisine de "kalp" derler. Dinleyenin insanın anlaması için düşünmesi lazım.
Bazı kalpler ölür mü?
Ölür. İnsan sokakta gezer de kalbi ölüdür, gönlü ölüdür, gafilfir, katı kalplidir, kalbi taşlaşmıştır; nasihat söylersin, dinlemez.
Lehüm kulûbün lâ yefkahûne bihâ. "O kâfirlerin kalpleri var da akıl etmiyorlar."
Akıl etmenin, anlayışın merkezidir kalptir, gönüldür. Onun için bazı kimselerin kalpleri hayattayken ölür.
Yevme temûtü'l-kulûb. "Kalplerin öldüğü günde onların kalpleri ölmez."
Ne demek?
İki şey anlaşılır: "İnsan ölünce her şeyi bitecek ama onun kalbi ölmez, onun gönlü mezarında bile diri kalacak." mânasına gelebilir. İkinci mâna; öyle büyük fitneler olur ki o büyük fitnelerden dolayı insanlar gaflete düşerler, dinin gerçeklerini anlayamazlar, Allah'ın rızası yolunu bilemezler, Peygamber Efendimiz'in sünnetinin izinden peşi sıra gidemezler de herkes sapıtır, şaşırır. Allah Allah!
Hacıefendinin, hocaefendinin çocuğuna bakarsın, bir başka türlü. Niye? Acayip bir dünya! Bakarsın beş kardeşin bir tanesi şu tarafa hizmet ediyor, bir tanesi bakarsın bu tarafa hizmet ediyor. Demek ki öyle fitneler oluyor ki kalpler ölüyor, insanlar sapıtıp gidiyor.
Nedir? Kalbi ölmüş.
İmanı kalmamış, kalbi ölmüş gitmiş. İşte "Kalplerin öldüğü büyük fitne zamanlarında onların kalpleri ölmez." Büyük fırtınalar gelip de kalpler ne zaman ölürse o zaman onların kalpleri ölmez.
Kalbi dirilten çarelerden bir tanesini de söyleyeyim:
Elâ bi-zikri'llâhi tetmainnü'l-kulûb. "Âgâh olunuz, biliniz, dikkat ediniz, gözünüzü açınız ki gönüller Allah'ın zikriyle mutmain olur ve kalp zikrullahla dirilir."
Estağfirullah ile lâ ilâhe illallah ile Allah sözüyle kalpler dirilir, uyanır, parıldar, pası gider. Kalbin pası ölüm düşüncesiyle, zikrullahla, namaz kılmakla gider, kalp çalışmaya başlar; çalışmayan şey için "paslanmış da ondan çalışmıyormuş, şimdi yağladım tıkır tıkır çalışıyor" dediğiniz gibi kalpler çalışır. Onun için namaz kılın, tevbe edin, istiğfar edin, zikredin, ölümü unutmayın.
Hocalarımızın tavsiyelerini hatırlarsınız, bize bunları hep tavsiye etmişlerdir. Bunlar hep hadislerden çıkıyor. Hikmetleri, neden tavsiye etmiş oldukları anlaşılıyor. Kalpler diri kalsın.
Kalbin hayatı nedir?
Kalbin hayatı mârifetullahtır.
Hay olan, canlı olan bir kalp nedir?
İçinde mârifetullah, Allah bilgisi, Allah sevgisi, Allah korkusu vardır; o kalp diridir. Ötekisinin bir şeyden haberi yok, ne dünyadan ne âhiretten haberi vardır. Allah kalpleri diri olanlardan eylesin. Kalplerin öldüğü fitneli, fesatlı zamanlarda bizim kalplerimizi öldürmesin; insanların kabirlere girdiği, âzasının toprak olduğu zamanda gönlü diri kalanlardan eylesin.
02.05.1997 -
Hz. Ali, Alimlerin
27.12.1996 -
Şaban Ayı, Oruç,
