04.04.1997 - Allah Korkusuyla Titremek Günahları Döker, Samimi Olana Allah Doğru Yolu Gösterir

04.04.1997 - Allah Korkusuyla Titremek Günahları Döker, Samimi Olana Allah Doğru Yolu Gösterir
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,
İnsanlar hata edebilir, hatalarından dönmesi lazım. Bu dönmenin ne kadar güzel olduğunu anlatan bir hadîs-i şerîfle…
Peygamberimiz'in sevgili amcası Abbas radıyallahu anh'ın rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfi nakletmek istiyorum:
Meselü hâzihiş-şecereti meselü'l-mü'mini izâ ikşearra min haşyetillâhi teâlâ azze ve celle vakaat anhu zünûbuhû ve bakıyet lehû hasenâtuhû. buyurmuş Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Bu hadîs-i şerîfin mâna-ı münîfi şöyle:
"Bu ağacın durumu mü'mine benzer."
Peygamber Efendimiz demek ki o anda etrafında bulunan ashabına yaprakları dökülen bir ağaç gösterdi.
"Şu ağacın durumu mü'mine benzer. Mü'min aziz ve celil olan Allah'ın korkusundan tüyleri ürperdiği zaman, onun günahları bu ağacın yaprakları döküldüğü gibi dökülür, üstünde günahı kalmaz."
Ve bakıyet lehû hasenâtuhû. "Günahları gider de defterinde sevapları kalır."
Aziz ve sevgili kardeşlerim!
Demek ki Gafûr ve Rahim olan, -hatta Erhamürrâhimîn sıfatını daha çok hatırlamamız lazım- merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz, kul kusur etti diye onu kahretmiyor. Hatasını anlarsa, Allah korkusunu hissederse, Allah'a karşı yaptığı suçu anlayıp da tevbeye dönerse, vazgeçmeye yönelirse, pişmanlık duyarsa, cildi ürperirse, tüyleri diken diken olursa, "Ne yaptım ben? Niye yaptım? Hay Allah!" derse; o zaman böyle bir kişinin günahları şu ağacın yaprakları sonbaharda sapır sapır, takır takır yere döküldüğü gibi dökülür, geriye iyilikleri kalır, buyuruyor.
Aziz ve sevgili kardeşlerim!
Hayatta hata etmeyen insan olmaz. Hata eder, suç işler, mahkemeye düşer, mahkum olur, hapse girer, ceza çeker... Olsun. Yani insan insandır, hata ediyor, etmemesi lazım ama... Hata etmiş insanları kurtarmamız lazım. Suçluyu toplumdan itmememiz lazım. Hatalının hatasını anlayıp hatadan dönmesini sağlamalıyız, hayata onu kazanmaya, topluma kazanmaya çalışmalıyız, faydalı insan haline döndürmeye çalışmalıyız. İslâm bunu yapıyor. Eğer bir insan pişmanlık duyarsa, Allah korkusunu hissederse, Allah'ın büyüklüğünü duyarsa, kendisi O'na güzel kulluk yapması gerektiğini, bunun kusur olduğunu anlarsa, o zaman günahları dökülüyor, Allah affediyor, iyilikleri kalıyor.
Tefekkür dediğimiz şey, "Tefekkür gibi ibadet olmaz.", en kıymetli ibadetlerden birisi de düşünmek, tefekkür etmektir. İnsan demek ki düşünecek, "Ben gençliğimi nasıl geçirdim?" Mesela düşünüyorum; toplumumuzu uzaktan, yakından inceliyorum. Biraz toplum ilimleri ile ilgili bir ilim adamı olduğum için yani ruh halleriyle, toplum halleriyle, ahlâk ile, din ile, iman ile, insanın mâneviyâtı ile ilgili konularla ilgilenen bir uzman olarak toplumdaki insanların durumlarına bakıyorum. Suçlunun neden suç işlediğini, çok aykırı fikri söyleyenin niçin söylediğini anlamaya çalışıyorum. Onun yerine kendimi koyuyorum ve hatasının nerede olduğunu bulmaya çalışıyorum.
Aziz ve sevgili kardeşlerim;
İnsan hata yapabilir, tamamen dine karşı olabilir, dindarlara kızabilir, onlara elinden geldiğince her fırsatta kötülük yapmak isteyebilir. Ama şöyle düşündüğü zaman; "Dur bakalım, bunlar ne diyor?" diye anlamaya çalıştığı zaman, işi mantığa döktüğü zaman... Mantık güzel bir şey. Akıl, Allah'ın çok büyük bir nimeti. Sorup soruşturduğu, düşündüğü zaman gerçeği bulabilir. Hele hele iyi niyetle gerçeği arıyorsa, "Yâ Rabbi, ben gerçeği istiyorum, gerçek ne ise bana onu buldur." derse Allah ona gerçeği bulduruyor.
Nasıl bulduruyor?
Adam mesela gayrimüslim; Afrika'da bir kabilenin reisinin oğlu. Gelmişler Avrupalılar, ona "Hıristiyanlık güzel" diye anlatmışlar. Hıristiyan yapmışlar, papaz okuluna almışlar. O da Hıristiyanlık gerçek din diye Hıristiyanlık için çalışmaya karar vermiş. Hayatını bu işe vakfetmiş. Papaz olmuş, papazlıkta yükselmiş. Kabile reisinin oğlu olduğu için kavmi, kabilesi kendisini seviyor. Onlara Hıristiyanlığı anlatmış. Fakat aşk ile, şevk ile, iyi niyetle "Allah'a hizmet edeceğim." diye yapıyor. Bu iyi niyetinden dolayı Allah ona üç defa rüyasında Resûlullah Efendimiz'i gösteriyor. Hatta kendisi hayret ediyor; "Ben bu adamı sevmiyorum, niye bu benim rüyama giriyor? Niye rüyada çok sevimli? Niye kalbim ona akıyor, ısınıyor?" diye rüyadan sonra uyandığı zaman kendine kızıyor. Ama sonunda İslâm'ın gerçek din olduğunu anlıyor, müslüman oluyor.
Bu neden?
Niyeti iyi olduğu için.
Yani insan iyi niyetle gerçeği bulmak isterse, çok yanlış bir noktada olsa bile Allah ona doğru yolu gösterir. Onun için iyi niyetli olun, gerçeği bulmaya çalışın. Başka başka fikirlerde iseniz, karşı tarafı da anlamaya çalışın. Bilimsel düşünmeye alışın. Tarafgir düşünmeye değil de, yandaş olarak, yanlı olarak düşünmeye değil de, bîtaraf olarak, gerçeği bulmak azmiyle, temiz niyetle düşünmeye çalışın; o zaman Allah gerçekleri buldurur.
Allahu Teâlâ hazretleri hatalarımızı anlayıp hatalardan dönmek nasip eylesin. Güzellikleri anlayıp güzellikleri yaşamak, yapmak, icra etmek, uygulamak, geliştirmek nasip etsin. Ülkemizi gül gülistan eylesin. İnsanların her birini evliyâ eylesin, dost eylesin. Hem dünyaları hem âhiretleri mutlu olsun. Cihan güzelliklerle dolsun. Herkes iyi olsun, diye herkesin iyiliğini istiyoruz.
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh,
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
04.04.1997 -
Zilhiccenin İlk 10
04.04.1990 -
Peygamber Efendimizin Kurban
