05.04.1998 - Kurban Bayramı, Dargınların Barışması, İslam Kardeşliği

05.04.1998 - Kurban Bayramı, Dargınların Barışması, İslam Kardeşliği
Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü!
Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi, ihsânı, ikrâmı, lütfu üzerinize olsun aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
Hepinizin bayramlarını tebrik ederiz. Allah hem dünyada hem ahirette aziz ve mutlu eylesin. Lütfuna erdirsin; kahrından, gazabından, bizi üzecek şeylerden korusun.
Allah-u Teàlâ Hazretleri önümüzdeki yıllarda, ömrünüz boyu nice nice mutlu bayramlara ermenizi, sıhhat afiyetle, saadetle, devletle, dostlarınızla, evlâtlarınızla, çoluk çocuğunuzla niye bayramlar görmenizi nasib eylesin. Hepinize en güzel dileklerle, dualarla, dünya ve ahiretin hayırlarını Cenâb-ı Mevlâ'dan dilerim, temenni ederim.
Bir insan öteki insanla dargınken dargınlıktan vazgeçmeye karar verdi. Öteki adamın yanına gitti, elini uzattı. Ötekisi de elini itti, yüzünü döndürdü, ağır sözler söyledi, barışmayı kabul etmedi. Ne olur? Barışma teşebbüsünü yapan bütün sevapları kazanır; reddeden bütün günahları, vebâli yüklenir, haramı işlemiş olur. Çünkü dargın kalmak haram. Haramda ısrarı yapan, cezasını çeker, belâsını bulur. Demek ki biz teşebbüsü yapalım, isterse karşı taraf reddetsin. Yâni:
"O bizi reddeder, barışmaz, affetmez!"
Olsun, sen bir teşebbüsünü yap! Hediye götür, yumuşak konuş, yaparsa yapar. Yapmazsa sen vebalden kurtulmuş olursun.
Tabii dostları ziyaret edeceğiz, hediyeler vereceğiz. Dargın isek, dargın olduğumuz kimselerle barışacağız. Bildiğimiz dargınlar varsa, aralarını düzeltmeye aracı olacağız.
Başka?
Büyüklerimizin kabirlerini ziyaret edeceğiz, geçmişlerimizin kabirlerini ziyaret edeceğiz. Yâsin Sûresi okuyacağız. Diğer, Elhâkümüt-tekâsür'ü, onbir Kul huvallahu ehad'ı, Tebâreke Sûresi'ni vs. okuyacağız. Onların da ruhlarını şâd etmeye çalışacağız.
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Müslümanların hepsinin iyiliğini isteyeceğiz. "Müslümanların dertleriyle, işleriyle, sıkıntılarıyla, sorunlarıyla ilgilenmeyen bizden değildir." diye Peygamber Efendimiz defterden siliyor, reddediyor. Müslümanların dertleriyle dertleneceğiz.
Müslümanlar, yâni burada vaazımı dinleyen siz kıymetli Akra dinleyicileri, şöyle bir soru soracaksınız kendinize:
"Ben elimde bulunan imkânlarla, zenginliklerle, müktesebatla, şimdiye kadar öğrendiklerimle, sahip olduğum mevkii ve makam ile, bilgi ve görgü ile acaba yurt içindeki ve yurt dışındaki Müslüman kardeşlerime neler yapabilirim? Ben burada bayram yapıyorum, mutluyum, saadet içindeyim. Elhamdülillâh, Allah bana huzur içinde bayram yapmayı nasip etmiş ama; acaba aç, susuz, mazlum, mağdur, esir ne kadar Müslüman var? Dünyanın neresinde, onların halleri nedir, ne olacak?" diye lütfen öteki Müslümanları da düşünün! Öteki Müslümanların hallerini anlamaya çalışın! Onlara da yarım elini uzatmaya gayret edin! Gönlünüz onlarla olsun, aklınız onlarla olsun!
Lütfen yurtiçinden yurtdışına doğru genişleyelim! Lütfen ilgimizi yayalım. Çünkü İslâm cihan şumûl bir dindir. Tüm cihandaki bütün Müslümanlar kardeşimizdir. Dar bir kafeste sıkıştırılmış bir aslan gibi olmamalıyız. Bütün Müslümanlarla ilgilenmemeliyiz; ziyaret yapmalıyız, ticaret yapmalıyız, ilişkiler kurmalıyız. Dostluk dernekleri kurmalıyız. Bu İslâm kardeşliğini, Müslümanların birbiriyle kardeş olduğunu lâfta bırakmamalıyız. Fiiliyatta yardım olmalı...
Hayırları yapmak Müslümana yakışır. Yâni bütün dünyaya hayrı, güzelliği, yardımı, mutluluğu yerleştirmeye çalışmak Müslümanın görevi olmalı ve böyle yaptığımız zaman da görgümüz, bilgimiz artacak.
Ben bütün dünyayı dolaşarak çok değişik izlenimler aldım. İnsan dünyayı tanıdıkça Türkiye'de yaşadığımız zamandan çok daha güzel duygulara bürünüyor, hem de dünyayı gezdikçe insanın önüne büyük imkânlar açılıyor. Yâni biz Türkiye'de başımızı kuma sokan devekuşları gibi yaşıyoruz. Halbuki dünyanın nerelerinde nice imkânlar var, nice kazançlar var. Yapacağımız nice çalışmalar var, nice hizmetler var. Elde edeceğimiz nice menfaatler ve kârlar var. Millî menfaat, dinî menfaat, şahsî menfaat; her bakımdan, bilgi görgü bakımında çok istifade edeceğiz.
Onun için bu bayramda hepinizin tüm dünya Müslümanlarıyla ilgilenmenizi, ilginizi genişletmenizi, himmetinizi yüksek tutmanızı, gayretinizi çoğaltmanızı, İslâm için daha çok çalışmanızı, Müslümanların aziz olması için, mağduriyetten, mazlumiyetten, esaretten kurtulması için, insanca yaşama hallerine, şartlarına sahip olması için elinizden geleni yapmanızı rica edeceğim. Çünkü çepeçevre her yanımızdaki Müslümanlar çeşit çeşit sıkıntılar içinde.
Biz de elhamdülillâh mutlu bir ülkeyiz. Millî gelirimiz yüksek. İnsanımız daha görgülü. Yetişmiş insanımız çok. Çok canlı bir milletiz. Genç insan sayısı fazla... Başka milletlerin yaş ortalaması çok yüksek olduğu hâlde, biz genç nesillerin çok olduğu dipdiri bir milletiz. İnşAllah önümüzdeki yıllarda daha güzel hizmetler yapacağız, daha ön plâna çıkacağız. Dünya üzerinde hayırların yapılması, şerlerin engellenmesi için daha güzel hizmetler yapma imkânımız olacak ama, bunun için kendimizi yetiştirmemiz lâzım, hazırlamamız lâzım! Çoluk çocuğumuzu buna göre yetiştirmemiz lâzım.
Bir dileğim de lütfen çocuklarınızın istikbâliyle ilgilenin. Onların uluslararası kıymetli birer insan olması, uluslararası hizmetler yapabilecek vasıflara sahip yüksek insan olması için; onları yabancı dil bilen, Arapça bilen, bilgisayar kullanmasını bilen görgülü, ileri, çağdaş, çağa hükmeden, çağı sürükleyen, insanlara önderlik yapabilecek vasıfta yetişmesine gayret edin. Peygamber Efendimiz (sas)'in tavsiyesi bu. Çocuklarımız bizim çağımızın insan değildir. Kendi çağlarının, yâni önümüzdeki çağın insandır. Kendi çağımıza, kendi görgümüze değil, ilerdeki ihtiyaçlara göre onları yetiştirmeye gayret edelim.
Hepinize tekrar tebriklerimi sunuyorum. Çocuklarınız çok iyi yetişsin. Allah onların güzel günlerini görmeyi, o yönden de mutlu olmanızı, bayram etmenizi, çocuklarımıza nice bayramlar hazırlamamızı nasip eylesin.
Hepinize en iyi dileklerimi sunarım, dualarınızı beklerim. Bayramlarınız mübarek olsun. Her şey gönlünüzce olsun. Allah dualarınızı kabul etsin. Dünya ve ahirette bahtiyar eylesin. Cennetiyle, cemâliyle cümlenizi müşerref eylesin.
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,
Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü.
05.04.1998 -
Kurban Bayramı, Teşrik
04.04.1997 -
Zilhiccenin İlk 10
