İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

05.04.1998 - Kurban Bayramı, Teşrik Tekbirleri, Bayramı Değerlendirmek, Hediyeleşmek

05.04.1998 - Kurban Bayramı, Teşrik Tekbirleri, Bayramı Değerlendirmek, Hediyeleşmek
Günün Sohbeti

05.04.1998 - Kurban Bayramı, Teşrik Tekbirleri, Bayramı Değerlendirmek, Hediyeleşmek

06.06.2025
15 dk 42 sn

Es- Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü!..

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi, ihsânı, ikrâmı, lütfu üzerinize olsun aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.

Peygamber sas Efendimiz Arafe gününden önceki günde, yâni terviye gününde Mina'ya gelirdi. Mescidül-Hayf'ta öğlen, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını kılardı, arefe gününün sabah namazını kıldıktan sonra ordan Arafat'a doğru hareket ederdi. Öğleye yakın Arafat'a varılırdı.

Hepinizin bayramlarını tebrik ederiz. Kurban Bayramı'nız, İyd-i Edhâ'nız said olsun. Bizim tanıdığımız Osmanlı çelebisi büyük amcalarımız, biz bayramlarını tebrik ettiğimiz zaman: "Her rûzunuz bir iyd olsun, yâni her gününüz bayram olsun" diye böyle güzel temennilerde bulunurlardı. "İydiniz said olsun, bayramınız saadetli olsun; her rûzunuz bir iyd olsun" derlerdi.

Ben de Osmanlı ifadelerini tarihî, nostaljik havası olduğu için seviyorum. Hepinize aynı temenniyi naklediyorum. Bu ıydiniz said olsun, bundan sonra her rûzunuz da bir ıyd gibi olsun. Allah hem dünyada hem ahirette aziz ve mutlu eylesin. Lütfuna erdirsin; kahrından, gazabından, bizi üzecek şeylerden korusun.

Allah-u Teàlâ Hazretleri önümüzdeki yıllarda, ömrünüz boyu nice nice mutlu bayramlara ermenizi, sıhhat afiyetle, saadetle, devletle, dostlarınızla, evlâtlarınızla, çoluk çocuğunuzla niye bayramlar görmenizi nasib eylesin. Hepinize en güzel dileklerle, dualarla, dünya ve ahiretin hayırlarını Cenâb-ı Mevlâ'dan dilerim, temenni ederim. Allah-u Teàlâ Hazretleri gelmeyen kardeşlerimize de bu mübarek beldelere gelmeyi, hac ve umre vazifelerini yapmayı nasib eylesin.

Aziz ve muhterem kardeşlerim! Peygamber sas Efendimiz bildiriyor ki: "Müslümanların iki tane bayramı vardır, dinî bayramı iki tanedir." Birisi Ramazan sonunda Ramazan Bayramı... Bir ay oruç tutuluyor, ibadetler yapılıyor, teravihler kılınıyor, Kur'an-ı Kerimler okunuyor. Muhteşem, mübarek bir ibadet ayı geçtikten sonra, mükâfatların artık tahakkuk ettiği zamanda, Ramazan bitince bir bayram oluyor. Ramazan Bayramı, Iydül-Fıtır deniliyor. Fıtır iftar kelimesiyle ilgili. Yâni artık oruç tutulmuyor, iftarlı gibi oluyor insan. Oruç tutmayıp, yemek yeme durumuna geçmiş olduğundan Iydül-Fıtır denmiş o Ramazan Bayramı'na.

Bu bayrama da İydül-Edhâ deniliyor. Edhâ - udhiyye, yâni kurbanlık kelimesiyle ilgili bir söz. Yâni bu bayramda kurban kesildiği için bunun adı Kurban Bayramı olmuş oluyor. Hacılar bu bayramda ne yapıyorlar? Arafat'tan Müzdelife'ye gelmiş oldukları gün, sabahleyin Kurban Bayramı'nın birinci günü olmuş oluyor. Müzdelife'de vakfelerini yaptıktan sonra Mina'ya geçiyorlar. "Büyük şeytan" dediğimiz Cemretül-Akabe'yi yedi taş atarak taşlıyorlar. Ondan sonra İbrahim AS'ın, Allah koç gönderip de kurban etmesini emrettiği şekilde, bu Mina'da kurbanları kesmesi gerekenler kurbanlarını kesiyor.

Biliyorsunuz, hacc-ı temettû ve hacc-ı kıran yapanlar kurban keser. Hacc-ı ifrad yapanların kurban kesmesi, zengin olsa bile -Türkiye’de kesiyorum burada da kesecek miyim?- mecbur değildir; kesmeyebilir. Çünkü kurban kesmenin kendine göre zorlukları var. Bu kalabalıkta, kurban kesme yerlerine, mezbahanelere gidip gelmek, o işleri yapmak kolay olmuyor.

Kafile hâlinde gittiğimiz zaman kardeşlerimiz gidip, bizim namımıza kurbanları seçip, kesip bize de bazı etinden, budundan tadımlık getiriyorlar ama, kan-ter içinde kalıyorlar. İhramları filân kanlanıyor. Tabii kolay bir şey değil.

Yani kesse keser ama kesmek mecburiyetinde değil. Kıran ve temettû haccı yapanlar, hem hac hem umreyi yaptıkları için şükran olarak kurban kesiyorlar. Kurban Bayramı oluyor.

Bu Kurban Bayramı'nda hatırlatılması gereken önemli şeyler nelerdir?

1. Kurban Bayramı arefe günü sabah namazından, üçüncü günü ikindi namazının sonuna kadar her vakit namazının arkasından tekbir getirilecek. Yâni namaz kıldığımız zaman ne yapıyorduk? Selâm verdikten sonra, "Allàhümme entes-selâm, ve minkes-selâm..." duasını okuyorduk. Hayır öyle yapılmayacak, tekbir getirilecek:

"Allàhu ekber, Allahu ekber... Lâ ilâhe illallàhu vallàhu ekber... Allàhu ekber, ve lillâhil-hamd." denilecek.

Teşrik tekbirleri Kurban Bayramı'ndan bir gün önce, yâni Arefe günü sabahtan başlıyor. Kurban Bayramı günlerinin sonuncu gününü ikindinin kılınmasına kadar, vacib olan tekbirleri unutmayın! Bu önemli...

Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı müslümanların iki önemli bayramı. Bu bayramların sevaplarından istifade etmek lâzım. Sevapları kaçırmamak lâzım, aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.

Peygamber sas Efendimiz Hadis-i şeriflerinde buyurmuş ki: "Bir müslümanın bir müslümana üç günden fazla müddet dargın kalması helâl olmaz."

Niye üç güne kadar müsaade ediyor?

Eh işte biraz vaziyeti düşünsün, durumu muhakeme etsin, kim haklı kim haksız tefekkür etsin, kendisi haklıysa bile, "Affedersem sevabım çok olur." diye affı düşünsün. Haksızsa, suçunu anlayıp özür dilemeye karar versin. Üç günlük böyle bir düşünme, taşınma zamanı. Ama üç günden sonra, bu dargınlığı uzatmak doğru olmuyor.

Bayramlar barışma vesilesidir. Barış, dostluk, anlaşma ve birbirlerini tebrik etmek vesilesi olduğu için, bu bayramda dargınlar lütfen birbirlerini ziyaret etsinler! Küçükler büyükleri ziyaret etsin, eller öpülsün! Uzak diyarlardaysa telefon açılsın, tebrik gönderilsin! Tatlı sözlerle insanların arasının düzeltilmesine, bu bayram bir vesile kılınsın!

Biliyorsunuz, Peygamber sas Efendimiz diyor ki:

“Feinne fesâdel-beyni hiyel-hâlika” "Kişilerin arasının bozulması, birbirlerine düşman olmaları, kızmaları, hayırları kökünden kazıyıp götüren bir felâkettir. Tıraş edip götüren, hayır bırakmayan bir felâkettir."

İnsanların birbirlerini sevmesi lâzım, birbirleriyle dostluk kurması lâzım!

“İnnemel-mü'minûne ihvetün” "Bütün Müslümanlar, mü'minler birbirinin kardeşidir."

Zengini, fakiri, Arab'ı, Acem'i, esmeri, beyazı, zencisi, esiri, hürü, uzak doğulusu, yakın doğulusu, Amerika'daki, Kanada'daki her Müslüman birbirinin dostudur. İlerlemiş veya geri kalmış, her ne olursa olsun, Müslümanlar birbirinin kardeşleridir. Allah kardeş yapmıştır, ilâhî bir kardeşliktir. Ahirette de devam edecek. Kardeşliğin korunması çok önemli oluyor.

Allah-u Teàlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerim'de cennetlerin müttakî kullarına hazırlandığını belirtirken:

“Uiddet lil-müttekìn” "Cennetler müttekì kulları için hazırlanmıştır, mükâfat olarak." “Ellezîne...” "O mü'min kullar ki..." diye o mü'minlerin vasıflarını sayarken şöyle buyuruyor:

“Ellezîne yünfikùne fis-serrâi ved-darrâ'” "Sevinçli anlarında da, zararlı zamanlarında da, yâni zenginken de, fakirken de, her türlü hâl ü kârda yardım edilecek insanlara yardım ederler; infak ederler, sadaka verirler, hayır hasenât yaparlar."

Müttakî kulların vasfı budur. Yâni yarım elması varsa, yarısını verir bir fakire, gönlünü alır.

“Dürüş kazan, ye yedir,

Bir gönül ele getir,

Bin Kâ'be'den yeğrektir,

Bir gönül imâreti.”

dediği gibi Yunus Emre'nin; gönül almaya, insan sevindirmeye, duasını kazanmaya çalışır.

“Yunfikùne” "İnfak ederler (fis-sarrâi ved-darrâ) darlık ve genişlik zamanında, zenginlikte, fakirlikte, sevinçliyken, dardayken infak ederler."

Mü'min kullar cömerttir. Müttakî kullar cömerttir, iyilikseverdir. Elindeki zenginliği, imkânları başkalarına ikram eder, Allah'ın rızasını kazanır.

Biliyorsunuz, hadis-i kudsîlerde geçiyor. Benim de çok hoşuma gider o rivâyetleri okudukça neşelenirim. Peygamber Efendimiz bildiriyor:

Yarın rûz-ı mahşerde Allah-u Teàlâ Hazretleri bir kuluna diyecekmiş ki:

"Ben hastalandım, beni ziyaret etmedin!"

"Tövbe yâ Rabbi! Sen âlemlerin Rabbisin, hastalanmazsın. Bu sözün mânâsı ne acaba?" diye soracakmış kul.

"Benim sevdiğim bir kul hastalandı, sen onu ziyarete gitmedin. Eğer ziyarete gitseydin, sanki beni ziyaret etmiş gibi sevap kazanacaktın."

Bunun gibi:

"Acıktım doyurmadın. Yâni bir fakir geldi, aç; onu doyursaydın beni doyurmuş gibi büyük mükâfat alacaktın." diye bildirmiş.

Demek ki Allah, kul sevindirmeyi çok sevdiğinden böyle anlatıyor. Böyle anlatıyor, böyle taltif ediyor iyilik yapanları. İyilik yapmaya vesileler arayalım ve ayetin burasından dersimizi alalım; bayram gününde tanıdıklarımıza, dostlarımıza ziyarete gittiğiniz zaman böyle güzel paketlerle, hediyelerle ikramlar, infaklar, hayırlar, sadakalar, bağışlar, hediyeler verelim! Çünkü: “Tehâdev tehabbû” "Hediyeleşin, hediyeden dolayı arada muhabbetler kuvvetlenir." buyruluyor.

Hediyeleşmek müslümanın şiârıdır. Cömertliğin de bir sonucudur. İnsan parasından biraz böyle hediye faslı ayırmalı, bütçesinden bir bölüm, hediyelik eşya fonu ayırmalı, güzel hediyeleri seçmeli, insanlara, dostlarına hediye etmeli; yadigâr olmalı!

Ben Medine-i Münevvere'de bir arkadaşımızın evinde kaldığımız zaman duvarda çok büyük, böyle bir buçuk veya iki metre boyunda çok güzel bir levha üzerinde, siyah zeminde madenî âyetel-kürsî gördüm. Güzel çerçeve...

"Aman ne kadar güzel bir levha, ne kadar muhteşem... Odayı da çok güzel süslemiş. Duvara çok da yakışmış." dedim.

Güldü:

"Bunu Hocamız hediye etti bana..." dedi.

Yâni Mehmed Zâhid Kotku Hocamız (Rh.A) misafir gittiği zaman, ona hediye olarak o muazzam levhayı vermiş. Kocaman bir hediye, çok para... Ama Hocamız verdi mi doyuracak şekilde verirdi. Hediyesi de çok güzel, ben de çok beğendim.

Demek ki, hediyeleşeceğiz.

Müttakì kulların bir vasfı:

“Ellezîne yunfikùne fis-serrâi ved-darrâ'” Fakir de olsa, zengin de olsa verecek. Dedelerimiz bunu şöyle ifade etmişler:

"Çam sakızı, çoban armağanı."

Yâni çoban ne yapsın? Parası yoktur. Dağda hayvanları gözetliyor, bekliyor; koyunları, sığırları güdüyor. Parası yok, ne yapsın? Dağdan gelirken çamlardan sızan reçineleri toplar, getirir, geldiği insana hediye verir. "Çam sakızı çoban armağanı" derler. Her ağaçta bulunduğu için ucuz bir şey, pahalı değil ama, o da bir hediyedir netice itibariyle.

İnsan uzak bir yere gittiğinde, evine dönerken hediyeyle dönmesini Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor.

Müttakîlerin bir vasfı böyle hediye, infak, hayır, sadaka, cömertlik... İkincisi:

“Vel-kâzımînel-gayz” "Gayzını, kinini, kızgınlığını yutar müttakî kullar."

Yâni kızmış birisine, eline bir geçse parçalayacak. Ne kadar kızmış, sinirinden tir tir titriyor, çok fena kızmış. Neden? Öteki adam da çok kızdırmış, olmayacak şeyler yapmış, gel de kızma... Sen olsan sen de kızarsın, ben olsam ben de kızarım...

Ama müttakî kullar ne yaparlar? “Vel-kâzımînel-gayz” Gayzını, kinini, kızgınlığını, haklı da olsa yutar. Kini yok. Yâni adam hak etti ama, kızılacak gibi bir şeyler yaptı ama, kızdı, üzdü, kırdı, döktü vs. ne yaptıysa yaptı ama, o affediyor. Çünkü affetmeyi Allah çok seviyor. Kızgınlığını devam ettirmemek, nefsine hakim olmak, kızmamak çok önemli.

Peygamber sas Efendimiz'e, ashabdan birisi, Rıdvânullahi aleyhim ecmaìn gelmiş:

"Yâ Rasûlallah, bana bir nasihatte bulun, tavsiyede bulun!" diye nasihat istemiş.

Peygamber Efendimiz'e bazen gelirlerdi, böyle söylerledi:

“Evsînî” "Bana bir nasihat et, yâ Rasûllallah!"

Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

“Lâ tağdab” "Kızma."

Üç defa sormuş. Yâni ikinci, üçüncü soruşlarının sebebi ne?.. Daha başka bir nasihat etsin filân diye. Her seferinde Peygamber Efendimiz:

"Lâ tağdab” “Gazablanma, kızma! Yâni kızgınlığını yut, sakin bir insan ol!" buyurmuş.

Tabii bu biraz zor. Ben biraz asabîyim. Kendi kendime bakıyorum, asabiyim. İnsanın kızgınlığını, asabiyetini filân yutması kolay değil ama, mü'min mü'mine karşı şefkatli olacak. Akrabasına, dostuna, yakınına karşı, kendisine karşı hata işlemiş bile olsa, kızgınlığını yutacak. Müttakîlerin ikinci vasfı bu. İnfak eder, kızgınlığını yutar,

 “Vel-âfîne anin-nâs” "İnsanların kendisine karşı hata, kusur işlemiş, suç işlemiş olanları da affeder bunlar." diye bildiriyor.

Demek ki affetmek de büyük bir sıfattır. Mütakkîlerin, cennetliklerin sıfatıdır. Onun için affedici olalım ve bu dargınlıkları bayramda izâle etmeye, bitirmeye başlayalım.

Hepinize tekrar tebriklerimi sunuyorum. Çocuklarınız çok iyi yetişsin. Allah onların güzel günlerini görmeyi, o yönden de mutlu olmanızı, bayram etmenizi, çocuklarımıza nice bayramlar hazırlamamızı nasib eylesin...

Hepinize en iyi dileklerimi sunarım, dualarınız beklerim. Bayramlarınız mübarek olsun. Her şey gönlünüzce olsun. Allah dualarınızı kabul etsin. Dünya ve ahirette bahtiyar eylesin. Cennetiyle, cemâliyle cümlenizi müşerref eylesin...

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,

Es- Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA