26.04.1996 - Hac ve Umre

26.04.1996 - Hac ve Umre
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
Sevgili Akra dinleyicileri;
Hac programı içerisindeyiz. Yarın Arafat'ta vakfe olacak. İslâm dininde, fıkhımızda Arefe gününden bir önceki günün adı, yevmü't-terviye, -r harfi önce terviye.- Peygamber Efendimiz yevmü't-terviye'de, Mekke-i Mükerreme'den Mina'ya gelirdi. Arafat yolunun bir merhalesi bu. Mina, Müzdelife, Arafat. Mina'da öğle namazını kılardı. Mescidü'l-hayf'da ikindi namazını kılardı, akşam namazını kılardı, yatsı namazını kılardı. O gece Mina'da kalırdı ve ertesi günü sabah namazını kılardı. Böylece beş namaz ediyor. Ertesi günü sabah namazı kılınca; Mina'da kalışının sabahı, Arefe gününün sabahı Arafat'a hareket ederdi. Sünnet olan budur. Tabi bu sünneti şimdi binlerce, milyonlarca hacının hepsinin birden uygulaması zor. Sünnet olduğu için de bazıları doğrudan doğruya Arafat'a gidiyorlar. Hac günleri içinde olduğumuz için [hacla ilgili bilgiler vererek] oradaki kardeşlerime ve beni dinleyen dünyadaki muhtelif kardeşlerime hacla ilgili bazı güzel haberler vermek istiyorum.
Önce Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in kaç defa haccettiği meselesini söyleyeyim:
İbn Abbas ve Câbir radıyallahu anhüm hazretlerinden rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Medine'den sadece bir defa haccetmiş. Medine'ye hicretten sonra bir defa haccetmiş. Buna haccetü'l-veda' deniliyor. Haccetü'l-veda' bir hac, "Veda Haccı." Ama bu haccı kelimesini bazı alimler hicce diye değerlendiriyorlar. Hicce, "zaman, sene" demek. Hiccetü'l-veda, "veda senesi" demek oluyor.
Demek ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz veda senesinde bir hac yapmış oluyor. Mübarek Peygamber Efendimiz, Medine'ye gelmeden önce de hicretten önce de iki defa hacceylemiş.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz kaç defa umre yaptı?
Enes radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz dört defa umre yapmış. Umre "yalnızca hac mevsiminin dışında bu mübarek yerlere yapılan ziyaret. Kâbe'yi tavaf, Safa Merve arasında say etmek." Dört defa yapmış. Bir de bu haccetü'l-veda'da yaptığı haccıyla beraber yaptığı umre var.
Demek ki Peygamber Efendimiz'in haccı üç tane, umresi beş tane olmuş oluyor. Bu bilgiden sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hac âyetleri kendisine inince buyurdu ki;
Yâ eyyühe'n-nâsü, kad ferada'llâhu aleykümü'l-hacce fe-haccû. "Ey insanlar! Allah size şu anda haccı farz etmiş bulunuyor. Binâenaleyh bu vazifeyi yapınız, haccediniz."
Hac kelime olarak "ziyaret" demek. Hac yapmak demek; Allah'ın yeryüzündeki en mübarek ibadethanesi, en eski ibadethanesi Hz. Âdem zamanından beri ibadet yeri olan Kâbe-i Müşerrefe'yi usûlüne uygun olarak, belli âdâbına riayet ederek, ihramlanarak ve belli bir zamanda yapılan ziyaret demektir. Hacc kelimesinin mânası; ziyaret demek.
Bu konuşmamda yine Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den birkaç hadîs-i şerîf rivayet edeyim:
Kâne Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yekûl. “Peygamber Efendimiz buyuruyor ki”
Tabiû beyne'l-haccı ve'l-umreti fe-innehümâ yenfiyâni'l-fakra ve'z-zünûbe kemâ yenfi'l-kîrü hubse'l-hadîdi ve'z-zehebi ve'l-fiddati.
Sadaka Resûlullah.
Mânası şu:
Peygamber Efendimiz buyurdu ki;
“Hacla umreyi birbirinin peşinden hemen yapınız. Çünkü bu iki ibadet günahları ve fakirliği yok eder."
Bakın bir günahları affettiriyor bir de fakirliği siliyor. Bu ikisini nefyeder. Silip götürür, alıp giderir.
Nasıl?
Bunu bir benzetmeyle anlatmış?
Kemâ yenfi'l-kîrü hubse'l-hadîdi ve'z-zehebi ve'l-fiddati.
Demir madeni, altın madeni, gümüş madeni cevher olarak topraktan çıktıktan sonra çok kuvvetli bir ateşle ısıtılıyor, o zaman eriyor. Eridiği zaman içindeki yabancı maddelerden ayrılıyor. O zaman tertemiz halis altın olarak, demir olarak, gümüş olarak ayrılıyor. Bu cevherler ısıtıldıktan sonra -yüksek fırın diyoruz. Eskiden bunu nasıl yapıyorlarsa eski insanların tekniklerine göre- o içindeki cüruf ve yabancı maddeler bir tarafta kalıyor. Bunlar bir başka tarafta tertemiz oluyor.
"İşte hac ve umre insanı böyle temizliyor."
İnsanın da tabi günlük yaşantısında, hayatında iyi işleri var kötü işleri var, sevapları var günahları var. Allah şeytana uymaktan, nefse uyup günah işlemekten cümlemizi korusun. Ama hayat böyle! Maalesef insan hatalı, kusurlu olabiliyor. Hatasız insan çok zor bulunur. Büyüklerimiz "beşer, şaşar" demişler.
İnsan safî bir maden gibi olmuyor. Karışık, topraktan çıkmış cüruflu, katışıklı bir madde gibi oluyor. Bu nasıl ısıtılıp safîleştirilirse -yabancı maddelerinden ayıklanıp safi bir maden hâline gelirse- onun gibi hac da, umre de insanın günahlarını eritip safîleştiriyor, günahlarını cüruf olarak atıyor.
Bir, günahlar affolunuyor.
İkinci bir şey var, enteresan! Peygamber-i Zîşânımız bu hadîs-i şerîfinde; "Fakirliği de izale eder." diyor. Enteresan bir şey...
İnsan haccederken masraf yapıyor. Yol masrafı, binek masrafı, ikâmet masrafı, yiyecek masrafı, ayakbastı vergisi... vesaire vesaire çeşitli paralar. "Hacca şu kadar lira masraf oluyor." diyoruz. Tabi cepten para çıktı mı insanın fakirleşmesi lazım. İnsanın bütçesinde birikmiş paralar harcandığı zaman, binâealeyh fakirleşmesi lazım.
Ama Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
"Hac ve umre günahları da giderir fakirliği de giderir."
Demek ki Allah-u Teâlâ hazretleri kulunun ihlasını görünce -tabi zengin eden de fakir eden de, yükselten de alçaltan da, azîz eden de zelîl eden de Allah-u Teâlâ hazretleri olduğundan- bir zenginlik de veriyor.
Allah yolunda harcanınca sevabı bire yedi yüz oluyor. Ama bir de yerine Allah başkasını veriyor. Zaten Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini size her zaman söylüyorum. Çünkü çok seviyorum. Peygamber Efendimiz yeminle söylemiş:
"Vallahi zekât vermekten, sadaka vermekten mal azalmaz." Allah daha fazlasını verir, daha da zenginleştirir, Allah bereketini verir. Bir ağacı, dallarına kıyamıyorsunuz budamıyorsunuz o sene mahsul az oluyor veya mahsuller küçücük oluyor. Ama ağacın dallarını usulüne göre bir uzmana kestiriyorsunuz, "budamak" deniliyor. Eyvah ağacın dalları gitti! Bilmeyen bir insan dışarıdan telaşlanabilir. Halbuki budanmış bir ağaçta yeni dallar sürüyor, yeni meyveler geliyor, meyveler iri oluyor, güzel oluyor.
İnsanlar bunu ömür boyu denedikleri için her sene meyveciler ellerine testereleri alırlar, ağaçlara çıkarlar, kıtır kıtır dalları keserler. Ama bu kesmenin sonucunda, daha çok bereket geldiği için yapıyorlar. İşte bunun gibi! Yapılan ibadetlerin, Allah yolunda harcanan paraların da durumu böyle...
"Vallahi zekât vermekten, sadaka vermekten mal azalmaz, Allah daha çok verir." diyor Efendimiz. İbadetlerin hikmetlerine, mükâfâtlarına, sevaplarına inanmayan kimseler; "Araplara paracıklar gidiyor." diyorlar. Ama kendileri Avrupalılara paracıkları yediriyorlar. Hatta Kazablanka'ya, bilmediğimiz başka kumar yerlerine, Monte Carlo'ya gidip orada kumar oynuyorlar. Ama (müslümanlar) hacca gideceği zaman; "Dövizler gidiyor, paralar gidiyor." diyorlar ya, işte Peygamber Efendimiz; "Fakirliği de giderir." buyuruyor.
Nerede giderir?
Kişinin şahsen fakirliğini de giderir. Bu iş; milletçe, devletçe, ümmetçe yapıldığı zaman, ümmetten de fakirlik gider. İbadetlere düşüldükçe Allah-u Teâlâ hazretleri onun mükâfâtını kat kat, fazla fazla veriyor, çıkarıyor.
Allah nice mübarek günlere sıhhat ve âfiyetle eriştirsin. Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühû.
06.05.1994 -
Hayat İmtihandır, Musibetlere
26.03.1999- Zilhiccenin
İlk 10 Günü,
