İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

05.04.1987 - Yoksula Yardım, Cömert Olmak

05.04.1987 - Yoksula Yardım, Cömert Olmak
Günün Sohbeti

05.04.1987 - Yoksula Yardım, Cömert Olmak

07.12.2025
12 dk 46 sn

Çok değerli misafirlerimiz, değerli muhterem kardeşlerim;

Allah-u Teâlâ hazretlerinin selâmı, rahmeti dünyada ve ahirette; ihsanı, ikrâmı üzerine olsun. Onun seçkin kulu Muhammedî Mustafası, habîbi edîbine sonsuz salatü selamlarımızı, tahiyyat ve ikramlarımızı arz ederim.

Cömertlik, sevgi cezbeder. Cömertlik insanı cennete götürür. Cimrilik cehenneme götürür.

Birisi gelmiş, Allah selamet versin, ömür versin, sıhhat versin, [Ali Yakup Cenkçiler] Hocamız'a -adı aklıma gelmedi- Bağdat'ta sormuş;

"Hocam, ben tesbihi zikri cehrî mi yapayım, zikr-i hafî mi yapayım?"

"Allah Allah Allah Allah Allah... hızlı mı, yoksa içimden mi çekeyim?" diye sormuş.

O da diyor ki;

"Baktım adam zengin ama cimri -tanıyor- sen zikri böyle yapacaksın"

Para sayar gibi... Sen böyle "Allah Allah Allah Allah..." diyeceksin. Sen para vereceksin. Çünkü Allah sana mal vermiş; malı Allah yolunda sarf edeceksin.

"Hocam bugün herkes zengin, fakir yok. Kime baksan parası pulu yerinde."

Öyle değildir, nice fakir fukarâ vardır.

Geçmiş devirlerde kimisi kendisini astı diye gazetelerde yazdı. Bir haftadır çoluk çocuğu [ile] ekmeğe şerbet, şekerli su bandıra bandıra... Ondan sonra iş aramış, bulamamış, canına kıymış. O da doğru değil! İntihar İslâm'da yok ama çocuklarının perişanlığından, parasızlıktan pulsuzluktan... Tabii insan aç oldu mu aklî dengesi de kaybolur. Sen şimdi rahatsın benim söylediğimi anlıyorsun. Ben de söylediğimi biliyorum. Hele bir aç olalım; hiç insanın gözü bir şey görmez, anlamaz. Peki bir hafta aç oldu mu insan ne yapar? O zaman aklı da gider.

Onun için fakiri arayıp bulmak bizim vazifemiz.

Kocakarı bile Hz. Ömer'e;

"Ömer de kim? Benim babam ondan kerim adamdı." demiş.

Hz. Ömer kendisi ama tebdîl-i kıyafet eylemiş. Bakıyor ki bir aileden feryat figan, mızırdanmalar, ağlamalar, çoluk çocuk... Kapıyı çalıyor:

"Niye ağlıyorsunuz?"

"E aç çocuklar, bir haftadır oyalıyorum."

Ocağın üstündeki tencereye de çakılları koymuş, çangur çungur karıştırıyor. "Yemek pişecek çocuklarım, hadi biraz uyuyun..." diye uyutuyor. Çocuklar açlıktan uyuyamaz ki. Uyku karnı tok olduğu zaman olur. İnsanın karnı tepe gibi şişti mi yatacak yer aramaya başlar, gözler bayılmaya başlar. Hele bir aç olsun, o zaman insanı uyku tutmaz.

"Ya bunların anası babası nerede?"

"Filanca savaşta şehit oldu."

"Allah Allah, sen nesisin?"

"Ben babaannesiyim veya anneannesiyim. Ben bu yetimlerin, bu zavallı şehit çocuklarının nenesiyim" diyor.

"E be kadın, şurada halife Ömer, gitsen istesen vermez mi?"

"Ömer kim?" diyor.

"Ömer de kim oluyor? Benim babam ondan daha asil kimseydi." diyor.

Onurlu; "Ömer de kim? Benim babam O’ndan kerim adamdı. Ben Ömer'e tenezzül mü ederim? İstemem!" diyor.

Ömer arıyor. Hepimiz öyle olacağız. Ömer'in aradığı gibi arayacağız.

Kim fakir? Hakikaten fakir kim?

Gidersin bir fakir semte, gör bak; yol yok, çeşme yok, su yok, yakacak yok... Her taraf çamur. Eh hava güzelleşti, kuruyor. Tamam, onlarla mutlu oluyorlar. Öyle şey yok. Sen dolaşacaksın, arayacaksın, bulacaksın. Akrabalarına sor.

"Hocam bu işin sahtekârı var."

Var, sahtekârına aldanma.

"Tüccarı var."

Tamam kapı kapı dolaşır, cebini doldurur.

"Bu ne?" dersin, "olsun" der, "Sen de ver" der. Ya cebin neredeyse yırtılacak, dolmuş! Öylesi de var.

Sen asıl fakiri bulmaya çalış.

Cömertlik insanı cennete götürür. Cömert olacağız. Allah yolunda helal kazancımızın bir miktarını sarf edeceğiz.

Neden?

O bir miktarı senin hakkın değil. O kardeşin hakkı.

Fî emvâlihim hakkun ma'lûm li's-sâili ve'l-mahrûm.

"Müslümanların malında mâlum bir hak var. İsteyenin, dilenenin ve mahrum olan kimsenin müslümanda hakkı var." Çalışan çalışamayana, varlıklı yoksula verecek.

"Hocam o da çalışsın, ben nasıl çalıştım"

Canım düşmez kalkmaz bir Allah. Adam filanca yerde ağa oluyor da sonra ne duruma düşüyor.

Bizim fakültede bir küfürbaz müstahdem vardı. Biz de gider hocalara şikâyet ederdik; "Yine bu adam gelmiş, bizim tarım dersi için yaptığımız saksıları almış götürmüş. Laf dinlemiyor, söz söylenmiyor." diye. Yanaştı öğretmenimiz, dedi ki;

"Çocuklar bu kim, biliyor musunuz?"

Ne bilelim...

"Bu, bu lisede hocaydı. Allah kimseyi düşürmesin, biraz aklını oynattı. İşte burada müstahdem olarak idare ediyoruz. Siz de idare edin." dedi.

Bizim tarım dersindeki saksılarımızı kendi bildiğine göre alıp gidiyor.

"Aldırmayın." dedi.

Düşmez kalkmaz bir Allah. Öğretmendir, müstahdem olur. Müstahdemdir, Allah korusun, el açacak duruma düşer. Dünyanın her türlü hâli var.

Merhametli olacağız. "Atın üstünde bile gelse verin." diyor, belki doğru söylüyordur diye. Sen onu bilemezsin, herkesin kalp gözü açık değil, ne olduğunu anlayamazsın.

Birisi [Mehmed Zahid] Hocamız'a geldi, yüksek perdeden konuşuyor, kerâmet yollu sözler söylüyor.

Hocamız da arslan gibi gerildi; dinledi dinledi dinledi, arkasından ne olacak... Ben kapıdan içeri girmek istiyorum "sen girme, dur." diyor. Allah Allah, benim evimde benim salonuma "girme" diyor. Adam biraz şey yani... Arkasından Hocamız'a "Şu kadar para ver, bu kadar para ver" demeye getirdi. Hocamız da cevabı yapıştırdı:

"Biz isteyene değil, istediğimize parayı veririz." dedi.

Kerametfuruşluk yapıyor. Sanki Allah tarafından vazifelendirilmiş bir vazifeli mânevî zâbitmiş de... Hocamız onu yutar mı?

"Biz öyle isteyene değil, istediğimize veririz." dedi.

Herkes öyle olmadığına göre, bir bakacak hâline, anlamaya çalışacak; yine bir hayır yapmaya çalışır.

Allah sahtekârlardan cümlemizi korusun.

Birisi bu. Bir de insan ilmini başkasına öğretecek. İşin aslı orada.

Sen niye camiye geliyorsun da ötekisi gelmiyor?

Sen neden namuslu kazanıyorsun da ötekisi hırsızlığa sapıyor?

Sen neden rüşvet verdikleri zaman almıyorsun da ötekisi alıyor?

Sen neden harama sapmıyorsun da o hırsızlık yapıyor?

Eğitim farkı. Onun kafası yamuk. Elhamdülillah senin kafan Allah'a çok şükür olsun, İslâm zihniyetli. Onun için sen aç da kalsan ağlarsın ama harama sapmazsın. O tok da olsa, lüks arabalarda da gezse yine hırsızlık yapıyor, yine arsızlık yapıyor, yine hazineden çalıyor, yine milletten çalıyor.

Neden?

Eğitim! Eğitim eksikliği, eğitim farkı.

O halde insanlarımızı haram yemeyen dürüst insanlar yetiştireceğiz.

Neden?

"Hocam herkes sahtekârlık yaparken sen de bizim müslümancıkları, doğruluğu tavsiye et, doğru et; herkes gelsin bunları sömürsün."

Öyle değil. Âhirette rahat etmek için.

Allah haram yiyenin kırk gün ibadetini kabul etmiyor. Cennetine sokmayacak. Haramın acısı cehennemde cayır cayır yanarak çekilecek. Biz haram yiyemeyiz.

"Ya çok güzel, bak ortalıkta tatlı tatlı haram paralar var. Elini uzatsan sepete doldurursun, çuvala doldurursun."

Hayır! Ben helal para yerim. Ben helalinden yerim, haram istemem.

Büyüklerimiz daha da titizmiş.

Ders çalışırken, dereden suyun üstünde elma süzülmüş gidiyor. "Aa! Dereye elma düşmüş." Uzatıyor elini, suyun içinden elmayı alıyor, 'hart' bir ısırıyor, yutmadan aklına geliyor; "ya sen bunu nasıl ısırırsın? Bu elma senin değil ki! Bu elmayı nasıl ısırırsın? Hay Allah, yanlış iş yaptım. Düşünemedim, birden elmayı ısırdım. Ne yapayım?.. Hadi bakalım, bu elma ağacını bulacağız." Dersi bırakıyor; koltuğuna kitabı alıyor, derenin yukarısına doğru yürüyor. Hangi ağaçtan bu elma düşmüş olabilir? Hah, bakıyor, bir elma ağacı; derenin üstüne dalları sarkmış. Elmalar da aynı marka.

Sahibini soruyor. Filanca ağadır, filanca adamdır, efendidir. Gidiyor, diyor ki;

"Efendi, kusura bakma, sizin dere kenarındaki tarlanızdaki elmadan bir tanesi suya düşmüştü. Ben de aşağı taraflarda ders çalışıyordum, kitabımı okuyordum. Suyun üstüne düşmüş olan elmayı gördüm. Elimi uzattım, 'hart' diye bir ısırdım. Ama 'benim olmayan elmayı ben nasıl ısırırım?' diye sonra aklım başıma geldi. İşte elmanız, ucunda biraz diş izi var ama... Hakkınızı helal edin, beni affedin."

Adam bakıyor; Allah Allah... Bir elmaya bakıyor, bir ona bakıyor, bir düşünüyor:

"Helal etmem!" diyor.

Hadi bakalım ayıkla pirincin taşını... "Helal etmiyorum!" diyor. Ya bir ısırık, daha yutmamış bile, bir elma, zaten suya düşmüş.

"Bir şartım var." diyor.

"Eh ne şartın varsa kabul edeyim, pekâlâ."

"Benim bir kör kızım var, üstelik topal, üstelik çolak; eli işlemez, ayağı işlemez, gözü kör, kulağı sağır, evde kalmış bir kızım var. Bunu kimse almaz, sen alacaksın. O evde kaldığı zaman onun hâli ne olacak? Onu alırsan o elmanın hakkını sana helal ederim."

"Eh, peki..." diyor.

Bizim zamâne gençlerimizin, kardeşlerimizin kulakları çınlasın! Neredeyse ebat verecekler, ölçü verecekler; "şu boyda, şu ende, şu sarışınlıkta, şu renkte, bu göz rengi, bu kirpik boyu..."

Bak, o ne demiş?

"Peki" diyor. Pekâlâ! Düğün yapılıyor. Kızı görmemiş. Düğün günü gelin karşısına geliyor, örtülü. Kim bilir ne hilkat garibesi... Bir duvağını kaldırıyor ki; Aa! Emsalsiz güzel bir kız! Şaşkınlığını ifade ediyor.

O da cevap veriyor:

Hani dilsizdi? Dili varmış. Gözüne bakıyor; pırıl pırıl, gayet güzel. Kulağı işitiyor. Eline bakıyor; sağlam. Ayağına bakıyor; sağlam. Ne yaparsın?

Sen olsan sevinirsin, ben olsam sevinirim herhalde...

Ne yapıyor?

Hemen orayı bırakıyor, kapıdan haydi dışarıya dosdoğru kayınpederinin yanına... "Bir yanlışlık oldu galiba... Herhalde bir yanlışlık oldu. Çünkü sen bana 'kötürüm' dedin, 'kör' dedin, 'topal' dedin, 'sağır' dedin, 'dilsiz' dedin. Benim karşıma dünya güzeli bir kız çıktı. Herhalde bir yanlışlık var. Adreste bir yanlışlık var. Bu olmadı..." diyor.

Kayınpeder:

"Git evladım, tamam." diyor, sırtını sıvazlıyor. "Evladım o benim kızım. Ben ona 'kör' dedim; harama bakmadı, haramı gözü görmedi. 'Sağır' dedim; yasak nağme dinlemedi. 'Topal' dedim; haram yere varmadı. 'Çolak' dedim, 'kötürüm' dedim; harama elini uzatmadı. Ben onu mahsustan kinâyeli söyledim. O kız sana layıktır. Çünkü sen takvâ ehlisin; o kız da sana layık." diyor.

O evleniyor da ondan İmâm-ı Âzam hazretleri oluyor. Öyle aileden öyle alim oluyor.

Biz de öyle dine imana sarılırsak, ilmi öyle öğrenirsek, öyle öğretirsek o zaman evlatlarımız öyle olur.

Para nereden geliyor, belli değil. Nereye gidiyor, belli değil.

"Bizim çocuk haylaz hocam. Ben ilkokula kadar bütün dinî bilgilerini verdim; şimdi namaza bile gelmiyor. Eve de gelmiyor. Biraz fazla zorladığımız zaman; 'Ehh! Sen de be!' diyor."

Helal lokma yedirmemişsin demek ki. Her şey helal lokmadan başlıyor. Çocuk onu şey yapıyor.

Çok hikâyeleri vardır ama bu hikâye, bu kıssa, bu menkıbe güzel bir şeydir.

Biz helal lokma yiyeceğiz. Helal kazanacağız, helal lokma yedireceğiz. Hak ilmi, güzel ilmi, dürüstlük ilmini öğreneceğiz, çoluk çocuğumuza öğreteceğiz.

Bu ikisine gıpta edilir. Dünyada başka şeyin pek önemi yok. Helal para, mal ve sarf ediş yeri güzel. Güzel ilim ve onunla yaşamak, ilmine uygun yaşamak ve ilmi başkasına öğretmek.

Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemize hayırlı ilimler versin, hayırlı mallar versin. O büyüklerimiz gibi yaşamayı nasip eylesin.

Bizim dedelerimiz toptan böyleydi. Sonra bize başka başka huylar aşıladılar; başka başka hastalıklar girdi, başka başka dertler girdi. Uğraş dur; "Acaba frengiden nasıl kurtulurum? Acaba AIDS hastalığını nasıl engellerim? Acaba bu rüşveti nasıl engellerim?"

Müslümanlıkla engellersin. İşin doğrusu bu. Kim yapmıyorsa incele, ondan sonra anla.

Mesela müslüman misvak kullanırsa ağzında piyore hastalığı olmuyor. Namazını kılarsa dizinde, belinde hastalık olmuyor.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA