İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

05.05.2000 - Camide Namaz Kılmanın Önemi

05.05.2000 - Camide Namaz Kılmanın Önemi
Günün Sohbeti

05.05.2000 - Camide Namaz Kılmanın Önemi

06.12.2025
12 dk 43 sn

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû

Aziz ve sevgili dinleyiciler;

Allah'ın, rahmeti, selâmı, bereketi, izzeti, ikrâmı dünyada, ahirette üzerinize olsun.

Ahmed b. Hanbel ve İbn Hibban Ukbetübnü Abd'den rivayet olunmuş camilere devam etmek hakkında müjdeli bir hadîs-i şerîf... Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyuruyor:

Ma min abdin yahrucü min beytihî ilâ gudüvvin ev revâhin ile'l-mescidi, illâ kânet hutâhu hatveten keffâreten ve hatveten haseneten.

Mâ min abdin. "Mü'min kullardan hiçbir kul yoktur ki," Yahrucü min beytihî ilâ gudüvvin ev revâhin ile'l-mescidi. "Sabahleyin mescide gitmek için veya akşamleyin akşam veya yatsı namazına gitmek için evinden çıkarsa" İllâ kânet hutâhu. -hutah, hatve kelimesinin çoğulu- "Muhakkak onun adımları..."

Ne olur?

Hatveten keffâreten. "Bir adımı günahlarına kefaret olarak yazılır." Ve hatveten haseneten. "Öteki adımı da hasene olarak yazılır." Bir günahı silinir, bir hasene kazanır; bir günahı silinir, bir hasene yazılır... Böylece mescide gelip giden kimsenin daha mesciddeki ibadetini yapmadan, gelmesinden gitmesinden dolayı günahları afv ü mağfiret olur.

Onun için biz mü'minlerin, müslümanların namazlarını kılması lazım. Çünkü namaz dinin direğidir. Mazereti olmayan, sağlıklı erkeklerin de [mescide gitmesi lazım.]

Mazeret nedir?

Mescide gitmeme mazereti, sudan bir mazeret olmaz. "Yorgunum, halsizim, canım istemiyor... Yemekten sonra ağırlık bastı." diyor. Bunlar mazeret değil.

Mesela yürüyemiyordur, ayağında rahatsızlık vardır, yürümeye müsait değildir, hastadır; o mazeret… Veyahut yolda bir tehlike vardır, sel vardır, camiye gitmesine engel ciddi bir şey vardır; o mazeret olabilir. Sudan bahanelerle, şeytanın aldatmacası değil.

Mescide gitmesi lazım, namazı mescidde kılması lazım! Eğer gittiği mescid mahalle mescidi ise, bire 27 kat sevap alır. Aynı namazı evde kıldığı zaman bir alacaksa, mahalle mescidinde kılınca 27 kat sevap alır. Ama mescid-i cum’a ise -cuma namazı kılınan büyük mescitse- camiye gidip namaz kıldığı zaman elli kat sevap alır.

Bir de camide kıldığı namaz, elli veya yirmiyedi, yirmibeş kat sevap olduğu gibi, her attığı adımdan bir günahı af olur, kendisine bir hasene yazılır. Hasene de önemli bir mükâfat, Uhud Dağı kadar büyük bir ikram. Cenâb-ı Hakk'ın lütfu, hediyesi, mükâfatı.

Sonra ayrıca, camideki insanların içindeki mübarek, hayırlı kimseler hürmetine, kusurlu kimselerin de ibadeti beraberce kabul olur. Belki o şahıs namazı evde kılsaydı, ibadetini Cenâb-ı Hak kabul etmeyecekti. Çünkü kul kusurlu, kabul etmemesi için bazı  sebepler var, kabul etmeyecekti. Ama camide cemaatle olunca, Cenâb-ı Hak artık "cemaatin içinden şu kul kusurlu, ben bunun ibadetini kabul etmeyeyim." buyurmaz. Hepsini kabul eder diye müjde var. Oradan da kârı oluyor.

Daha başka nice nice hem dinî, uhrevî, hem dünyevî, hattâ sıhhî faydaları oluyor camiye gidildiği zaman.

Mehmed Zâhid Kotku rahmetullâhi aleyh Hocamız;

"Omuzların böyle sıkı sıkı birbirine temasından, insanlar saf olunca, insanın vücudunda elektrik var. Bu elektriğin omuzların temasından dolayı insanlardaki elektrik bozukluklarını düzenleyip sağlıklı insan olmasına sebep olduğunu, ağrılarının, sızılarının da tedavi olduğunu" söylerdi.

Hocamız nur içinde yatsın.

Demek ki camide namaz kılmaya çok önem vereceğiz. Cami müslümanların toplantı yeridir. Camiye gideceğiz; namazımızı, ibadetimizi orada edâ ettikten sonra, cemaatle de ilgileneceğiz, kardeşlerimizle konuşacağız, hal hatır soracağız. Gelemeyenlerin neden gelemediğini düşüneceğiz. Mahallemizde yapılacak işler varsa, onun müzakeresini yapacağız. Müşterek hayırların yapılmasına katkıda bulunacağız. Cami, toplumun canlı bir faaliyet merkezi olmalı!

Onun için Bursa camileri ne kadar güzeldir!

Yeşil camiyi düşünün. Bursa'ya gidenler mutlaka ziyaret etmiştir, onu misal veriyorum. Onun gibi başka camiler de çok.

Camiye girmeden önce, daha ayakkabılarınızı çıkarttığınız dış kapının dışında, hem sağda hem solda, iki büyük mekân var. Onlar kim bilir ne işte kullanılıyordu?..

Ondan sonra caminin kapısından içeri giriyorsunuz, karşınıza fıskiyeli, "havuzcuk, şadırvan" diyelim; öyle güzel bir şey çıkıyor. Onu da görünce hoşunuza gidiyor, şarıl şarıl sular akıyor. Orada abdest alma imkânı var.

Sonra sağ tarafınızda, sol tarafınızda eyvan veya kubbeli oda şeklinde açık ve kapalı mekânlar var. Odaların içinde ocaklar var. Demek ki oralar namaz kılma yeri değil; misafir kabulünde, ders müzakeresinde kullanılan yerler.

İleriye doğru yürüdüğünüz zaman, daha yüksek bir yere altı-yedi merdivenden çıkıyorsunuz; İşte mescid orası. Ön tarafında mihrab, sağında minber var. Ecdadımız camiyi sadece namaz kılınıp gidilen bir yer olarak düşünmemiş. Ocağıyla, toplantı yerleriyle, oturmasıyla, ısınmasıyla, namaz dışı ictimâî güzel çalışmaların, sevaplı hayır faaliyetlerinin yapılmasına müsait olacak birtakım bölümlerle beraber düşünmüş.

Bursa'da bir caminin içinde yer alan bu küçük bölmecikler, Devlet-i Aliyye büyüdüğü, İstanbul payitaht – başşehir- olduğu zaman, "burada küçük olmaz, nüfus kalabalık, hizmet daha büyük çapta olsun" diye caminin etrafında müstakil binalar haline getirilmiş. Bakıyorsunuz; caminin yanında aşevi, dârüşşifa, medreseler, bî marhâne, hastane... Böyle çeşitli hizmetler için ayrı binalar yapılmış.

Süleymaniye'ye bakıyorsunuz bir şehir gibi. Bir külliye ki, namaz kılınan yeriyle, şifâhânesiyle, aşhânesiyle, hanıyla, medresesiyle, her şeyi tamam, her şeyi eksiksiz bir müessese.

Bu ecdadımızın ibadeti, İslâm'ı iyi anladığını, İslâm'ın sadece namaz kılmaktan ibaret olmadığını kavradığını, namazın dışında da müslümanların ictimâî vazifeleri, birbirleriyle muhabbetleri olması gerektiğini çok iyi kavradıklarını gösteriyor.

Caminin bir muhabbet yeri, toplumun sorunlarının konuşulduğu, düşünüldüğü, çözümlendiği bir hayır kaynağı olarak kullanılması çok güzel...

Şimdiki camilerin, Bursa camileri -Orhan Camii, Yeşil Camii gibi camiler- örnek alınarak yapılması lazım. Şimdiki camiler; yanlış, eksik, bilinçsiz yapılıyor. Cami, kubbeli kısımdan ibaret sanılıyor. Hayır! Bursa camiinin şemasına, tasarımına hangi bölmeleri var [diye] baktığınız zaman; o bölmelerin hepsinin vazifesi var. Şimdi de o ihtiyaçlar hakikaten var.

Hacı dedeler, hacı babalar, hacı amcalar avluda oturuyorlar.

Nerede oturuyorlar?

Bahçedeki ağaç kesilmiş, avlunun içine yan devrilmiş, onun üstüne oturuyorlar. Doğru düzgün oturma yerleri de yok.

Öyle olmayacaktı, caminin içinde mekânlar, sedirler, ocak olacaktı. Rahat rahat oturacaklardı. Kış gününde çıtır çıtır odun yanıp ısınacaklardı. Namaz vakti gelince namaz kılacaklardı. Namazın dışında dinî kitapları okuyacaklardı. Gayet güzel, samimi bir çerçeve, mekân içinde, ortam içinde dinlerini öğreneceklerdi. Çok güzel…

Camiyi sadece kubbe olarak düşünmek yanlış! Camileri o ana haline döndürmemiz lazım!

Peygamber Efendimiz'in zamanında, Peygamber Efendimiz'in camisi nasıldı?

Cami ibadethaneydi, mektepti, medreseydi, ilim irfan yuvasıydı. Cami toplum faaliyetlerinin, toplumun, şehrin merkeziydi. Hatta elçileri Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem camide karşılıyordu.

Camileri bu haline getirelim, canlandıralım! Çünkü camilerin canlılığı taşının, toprağın sağlamlığından sıvasının, boyasının, nakışının güzelliğinden değildir; içindeki cemaattendir. Eğer bir caminin içinde cemaat varsa, çok basit de olsa, eski de olsa o mâmur bir camidir. İçinde cemaat olmayan bir cami; sapasağlam, duvarları kesme taştan, betondan, çatısı olsa bile harap bir camidir.

Camileri bu haliyle düşüneceğiz. Camiye gitmenin çok sevap olduğunu bileceğiz. Uykunun tatlı olduğu sabah vaktinde, yine yorgunluğun çöküp de insanın gevşeyebileceği zaman olan yatsı vaktinde, akşam vaktinde camiye gideceğiz.

Geçtiğimiz sohbetlerde her zaman söylerim, Ramazan'da hatalı bir şey yapıyoruz, herkes ibadetini arttırırken; Ramazan'da akşam namazları camide kılınmamaya başlıyor.

Neden?

İftar edilecek diye.

Bu iftar, bu oruç bir kuvvetli sünnetin yapılmaması için mi emrolundu?

Sen orucunu açmak için küçücük malzemeni cebine alırsın, cemaatte sağına soluna ikram etmek için hatta biraz de fazla alırsın. Ondan sonra orucunu açarsın, namazını kıldıktan sonra eve gelip iftarını yaparsın.

Sanki akşam namazı mecburiyeti kalkmış gibi, hiç kimse camiye gitmeyi düşünmüyor. Ramazan'da böyle oluyor. Daha önce akşam namazına camiye giden, Ramazanda gitmemeye başlıyor. Yanlış!..

Camilerin kıymetini bilelim! Camileri aslî görevlerine uygun şekilde algılayalım ve kullanalım, değerlendirelim ve cemaate devam edelim! Sabahleyin Allah rızası için uykudan fedakârlık etmeyi öğrenelim!

İslâm; fedakârlığı, sabrı öğrenmek yoludur. Sabırla insan derece kazanıyor, fedakârlıkla kazanıyor.

Yatsı da öyle; yorgun gelse de, yemek vakti olsa da, o mâzeretleri atlayacak, geçecek, aşacak, camiye gelecek, o savapları kazanacak.

Allah-u Teâlâ bizi, İslâm'ın inceliklerini öğrenip, belleyip uygulayan, icra eden; duyduğunu işleyen, böylece sevapları kazanan, sevdiği kullarının arasına girmeyi başaran mü'minlerden eylesin. Ömrümüzü rızasına uygun geçirip huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varalım. Rabbimiz cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin. Cemâlini göstersin, selâmına erdirsin. Rıdvân-ı ekberine cümlemizi vâsıl eylesin. Ebedî saadete nâil eylesin.

Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA