05.09.1997 - Din Kardeşine Yardım Etmek, İyilik Çeşitleri, Cami ve Müessese Açın

05.09.1997 - Din Kardeşine Yardım Etmek, İyilik Çeşitleri, Cami ve Müessese Açın
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
Konuşmamı İngiltere'nin Newcastle Upon Tyne isimli bir sahil şehrinden yapıyorum. Kuzeydeki şehirlerinden birisi. Bu şehir; Londra'dan bir hayli kuzeyde, İsveç'in Malmö şehri hizasına, Danimarka'nın Kopenhag'ı hizasına geliyor.
İmam Müslim'in, Müslim İbn Kuteybe'nin rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfle başlamak istiyorum. Biliyorsunuz İmam Müslim, hadis alimlerinin en muhteremlerinden; en sağlıklı, sahih hadisleri rivayet edenlerden birisidir. Onun kitabında rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş:
Meni'stetaa minküm en yenfea ehâhü fe'l-yenfa'hü. "Ey Müslümanlar! Sizden biriniz kardeşine yardım etmeye güç yetirebilirse yardım etsin. Faydalı olmaya gücü yeterse faydalı olsun."
Burada kardeşten maksat dindeki kardeşliktir, imandaki birlik ve beraberliktir. Bütün müslümanlar birbirlerinin kardeşi olduğundan, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz böyle ifade buyurmuş.
Demek ki müslüman, bu hadîs-i şerîfle, Peygamber Efendimiz tarafından müslüman kardeşine yardımcı olmakla, faydalı olmakla görevlendiriliyor. Faydalı işler yapmaya teşvik ediliyor. Zaten herkesin bildiği, duymuş olduğu bir hadîs-i şerîf var:
"İnsanların en hayırlısı, insanlara, halka en faydalı olanıdır."
Demek ki müslüman olarak, elimizden geldiğince çevremize faydalı olmaya çalışacağız. Zararlı olmamaya, fayda sağlamaya, başkalarına menfaat sağlamaya çalışacağız. Diğerbîn olacağız; başkalarını kayırıcı, kollayıcı, iyilik yapıcı olacağız. Elimizden ne türlü iyilik gelirse onu yapacağız.
Faydalı olmanın çeşitleri sayılamayacak kadar çoktur; say sayabildiğin kadar. Faydalı çalışmaların hepsini sıralayabiliriz. Ama bunların önceliğini düşünecek olursak müslüman kardeşine bir müslümanın yapacağı en faydalı yardım, onun Allah'ın rızasını kazanmasına sebep olmaktır. Öyle bir şey yaptırmalı ki o işi yaptığı zaman Allah da onu sevsin. Böyle bir şey çok uygun olur. Allah'ın rızasını, sevgisini, hoşnutluğunu kazanmaya sebep olacak bir iş.
Tabi bu da en başta insanın salih bir insan olması, doğru yola girmesi, iyi bir müslüman olması olduğu için, başka müslüman kardeşlerinin dinini öğrenmesi, iyi müslüman olması, salih bir insan olması, mükemmel, olgun bir müslüman olmasını sağlayıcı yardımlar, çalışmalar, eğitimler, irşadlar en faydalı çalışmalardır. Çünkü sonuç itibariyle eğitilen, irşad edilen, uyarılan insan, iyi insan olacak da cennetlik olacak, cenneti kazanacak. Kötü insan da yaptığı kötülüklerin cezası olarak cehenneme atılacağı, yakılacağı için, onu yakılmaktan, cehenneme itilmekten, atılmaktan, azap görmekten kurtarmak çok büyük bir menfaat, çok büyük bir fayda oluyor. En başta gelen şey bu.
Onun için aziz ve sevgili kardeşlerim, evvela kendimizden ve etrafımızdaki yakınlarımızdan, eşlerimizden, çoluk çocuğumuzdan, akrabamızdan başlamak üzere;
Ve enzir aşîreteke'l-akrabîn diye âyet-i kerimede Allahu Teâlâ hazretleri, Peygamber Efendimiz'e en yakın aşiretlerini, "Sana hısım olan kabileleri İslâm'a çağır." diye yakınlık sırasına göre öncelikle onlara hitap etmelerini buyurduğu gibi; biz de bizim emrimiz, korumamız, himayemiz altındaki, bizim çatımız altındaki insanlardan başlayarak eşimize, çoluk çocuğumuza, halamıza, teyzemize, evimizde barındırdığımız kimselere, gücümüz yeten, bizi sayan, bizi seven, hatırımızı kollayan kimselere, arkadaşlarımıza, dostlarımıza, hemşehrilerimize derece derece, halka halka faydalı olmak için çalışmalıyız.
Önce onları doğru yola çekmeye çalışmalıyız. Çünkü iman, en önemlidir. İman olmadıktan sonra dünya malının, servetinin, zenginliğinin, rahatının, rehavetinin, refahının da kıymeti yoktur. İnsanın önce mü'min olması lazım. Ondan sonra hayatı meşakkatlerle, imtihanlarla dolu olsa bile önemli değil. Sonunda cennetlik olacaktır.
Sahabe-i kirâm, enbiyâullah, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz başta olmak üzere Allah'ın bütün sevgili kulları biliyoruz ki hayatlarını sıkıntılar içinde yaşadılar. İslâm'ı yayarken, öğretirken, Allah'ın emirlerini tutarken, uygularken çok sıkıntılar çektiler.
Sıkıntı çekilebilir, önemli değil. Tabi biz zayıf kullarız; "Sıkıntıyı istiyoruz, kabadayılık yapıyoruz." mânasına değil. "Gelirse gelsin, korkmam!" gibi bir efelik yapmak durumunda değiliz ama insan sıkıntılara da katlanabilmeli; sabırlı, sebatlı, gayretli olmalı. İnsanları doğru yola çekmeye çalışmalı.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in insanları irşad vazifesini güzel güzel devam ettiren, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki;
el-Ulemâü veresetü'l-enbiyâ'. "Peygamberlerin varisleri, onların vazifesini devam ettiren mânevî varisleri alimlerdir”.
İslâm'ı bilen, fıkhı bilen, Kur'an'ı bilen, imanı bilen, hakka'l-yakîn imana sahip olan, başkalarına bunu öğretmek için çalışan kimseler bunlardır. İsim olarak söylemek gerekirse Mevlânâ'lardır, Yunus Emre'lerdir, Eşrefoğlu Rûmî'lerdir, Hacı Bayram-ı Velî'lerdir, Hacı Bektaş-ı Velî'lerdir, İbrahim Hakkı Erzurumî'lerdir, İsmâil Hakkı Bursevî'lerdir, Abdülehad-i Nurî'lerdir, Aziz Mahmud-u Hüdâyî'lerdir, nice nice mübarek kullardır.
En büyük fayda, insanı mü'min yapmaktır. Ona yapılabilecek en büyük iyilik, onu İslâm'a çekmektir, onun hidayetine vesile olmaktır; bu bir.
Tabi derece derece başka türlü faydalar da sağlanabilir. Mesela açsa ikram edilir, yiyecek verilir, maddî yardımda bulunulur. Hastaysa tedavisine koşulur. Çoluk çocuğu fazlaysa geçimine yardım edilir.
Mesela "amcası Ebû Tâlib'in çocukları çok" diye, Peygamber Efendimiz Hz. Ali'yi yanına evlatlık gibi almış. Ötekisini Cafer-i Tayyar Efendimiz almış. Derken çocukları böyle paylaşarak geçim yükünü hafifletmeyi düşünmüşler. Bu da bir sünnet. Böyle çoluk çocuğu fazla olan insanlara yardımcı olmak da bir sünnet oluyor.
Böyle maddî yardımlar olabilir. Açsa yedirilir, çıplaksa giydirilir, soğuktan, açlıktan, hastalıktan korunur. Bu da maddî yardımların bazı örnekleri. Çeşitleri çoğalabilir.
Peki bir adam zalimse, bir adam günahkârsa, bir adam ayyaşsa, sarhoşsa, kötü huyluysa, fenaysa, kavgacıysa vesaire, -hani hatırınıza gelebilen kötü şeyleri sıralayın aklınızdan- müslüman ama iyi eğitim görmemiş, huyları kötü, etrafına zararlı oluyor.
"Peki ben buna nasıl fayda sağlayabilirim?"
"İteyim kenara, atayım, sileyim defterden, bununla hiç konuşmayayım, ilgilenmeyeyim!" denilebilir.
Ama İslâm böyle demiyor. Müslüman yine onunla ilgilenecek. Onun zulmünü engellemeye çalışmak da bir yardımdır. Bir adam günah işliyor; onun günah işlemesini engellemek de ona yardımdır. Çünkü günaha girmeyecek. Bir adam zulüm yapıyor, zulmünü engellemek de ona yardımdır.
Hatta meşhurdur; Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde nasıl buyurmuş?
"Müslüman kardeşiniz zalim de olsa ona yardım ediniz, mazlum da olsa yardım ediniz!
Demişler ki;
"Yâ Resûlallah! Mazlum olunca yardımına koşalım, ezdirmeyelim, zulümden kurtaralım, gadirden kurtaralım. Ama zalimken nasıl yardım edeceğiz? Gidip biz de mi dövülen insana bir yumruk mu patlatacağız, kafasına bir balyoz mu indireceğiz?"
"Hayır! Zalimin zulmünü engellemek ona yardımdır." diyor Peygamber Efendimiz.
Bu çok önemli bir noktadır.
Demek ki bizler şimdi yaşadığımız devirde, yaşadığımız çevrede, ülkemizde, vatanımızda, bölgemizde, şehrimizde, kasabamızda, köyümüzde herkese böyle, bu tarzda yardımcı olabiliriz. İyi müslümansa, iyi insansa, bakarız ne gibi bir yardıma ihtiyacı var; yardımcı oluruz. Kötü insansa onu kötülükten kurtarmaya, iyi insan yapmaya çalışırız; bu da bir yardım. Bu da az bir şey değil; bu da önemli, bu da sevaplı.
Sonunda kötü bir insanı iyi bir insan yapabilmek çok güzel bir şey!
Hani bazen zalimler müslümanlara çatıyorlar, müslümanlara yan gözle bakıyorlar; ""Bize karşı çıkıyor, bize muhalefet ediyor." diyorlar.
Sevinsinler; aslında biz onlara iyilik yapmak istiyoruz, onları günahtan kurtarmak istiyoruz. Bizim duygularımız, kötü insanlara karşı da güzel. Kötü, zalim insanlara karşı da bizim yapmak istediğimiz şey; onların iyi insan olması, günaha girmemesi, cehenneme düşmemesi, cenneti kazanmasıdır. Bu da bir çeşit yardım.
Demek ki yardımın akla, hayale gelmeyen başka çeşitleri de olabiliyor. İlk başta hemen hatıra gelmeyecek şekillerde de yardımlar olabiliyor.
Zalimse zalime zulmünü yaptırmamak. Rüşvetçiyse rüşvetçiye rüşveti aldırmamak. Kaytarıcıysa, işini doğru düzgün yapmayan bir kimseyse, onu hizaya getirmek, yola getirmek, nizam-ı âlemi sağlamak. O da bir yardım oluyor.
Onun için müslüman gece gündüz toplumun faydasına çalışmalı, insanların doğru yola gelmesine çalışmalı. İslâm'ın hâkim olmasına, imanın kuvvetlenmesine, Kur'an'ın öğrenilmesine, İslâm'ın cihanın her yerine yayılmasına, payidâr olmasına çalışmalı.
Hizmet edecek insana ihtiyaç çok fazla.
İnsana önce hava, güneş, su değil, iman lazım geldiğinden, imanı öğretecek kimseler, hocalar lazım. İmanın uygulanacağı, öğretileceği müesseseler lazım. Önce cami lazım.
Caminin de kuru, kubbeli, namaz kılınıp kapısı kilitlenen bir mekan olmaması lazım. Caminin mektep olması lazım, caminin irfan kaynağı olması lazım, caminin eğitim mekanı olması lazım. Her çeşit güzel eğitimin orada olması lazım, sohbetin orada olması lazım. Camiler koca koca mekanlar.
Yan kuruluşları çalıştırmalıyız, o mekanlardan istifade etmeliyiz.
Çok büyük nimetler var ama elimizdeki nimetin kıymetini bilmiyoruz. İnsan diyar-ı gurbette onlar olmayınca anlıyor.
Çocuklarımızı eğitecek yerler lazım, ibadet edecek yerler lazım! Önce cami açılmalı, cemaat toplanmalı. Çünkü cami ve cemaat olunca, cami ve cemaat her türlü müesseseyi kurar. Cemaat olunca, cemaatin aşkı, şevki olunca onlar geriye kalan öteki işleri de yaparlar.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Medine-i Münevvere'ye geldiği zaman ilk önce camiyi yaptı.
Cami müslümanın canıdır. Cami İslâmî hayatın merkezidir. Cami toplum faaliyetlerinin kaynağıdır, odağıdır, ocağıdır. Onun için onun yapılması lazım.
Evet, aziz ve muhterem kardeşlerim!
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in nasihati kulağınıza küpe olsun, lütfen hatırınızda kalsın ve İslâm'a, müslümanlara faydalı olmak için ne gerekiyorsa yapın. Mazluma, mazlum olduğu için yardım edin; zalime, zulmünü engelleyerek yardım edin. Açları doyurun, çıplakları giydirin. İslâm'ı bilmeyeni doğru yola çekmek için çalışın. İrşad müesseselerini destekleyin. İrşad eden kurumlara, kuruluşlara, İslâm'ı öğreten teşkilâtlara üye olun, yardımcı olun. Maddeten, mânen faydalı olmaya siz de böylece katkıda bulunun.
Allah sizi evliyâ eylesin. Cennetiyle, cemâliyle, sevdikleriyle haşreylesin. Sevdiklerinizi de sizin yanınızdan eksik etmesin. Çoluk çocuğunuzla, ana babanızla, dost ve akrabalarınızla beraber; cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin, aziz ve sevgili kardeşlerim!
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
05.09.1997 -
Fayda Sağlamanın Çeşitleri,
05.09.1997 -
Allahı Zikir, Sünnete
