30.05.1995 - Hicri Yıl Tebriği ve Hicret

30.05.1995 - Hicri Yıl Tebriği ve Hicret
İslâmî takvim hesaplamalarına, takvim âdetine, geleneğine göre,yeni bir yılın içine girdik.Allah bu yeni yılımızı hayırlı, mübarek eylesin. Kazançlı eylesin, sevaplı ecirli eylesin.Önümüzde taptaze, yeni bir sayfa açıldı.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicret etmiş.Doğduğu yer Mekke.
Nerede doğdu?
Mekke-i Mükerreme’de doğdu.
Kabri nerede?
Medine-i Münevvere’de.
Mekke-i Mükerreme’de doğmuş.
Mekke-i Mükerreme çok mübarek bir mahal. Yeryüzünde ilk mâbedin yapıldığı yer.
Bismillâhirrahmânirrahîm
اِنَّ اَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذ۪ي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَم۪ينَۚ ﴿96﴾ ف۪يهِ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰه۪يمَۚ وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ اٰمِنًاۜ وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب۪يلًاۜ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ
İnne evvele beytin vudıali’n-nâsi le’llezî bi-bekkete mübâreken vehüden li’l-âlemîn. Fîhi âyâtün beyyinâtin makâmü İbrâhîm vemen dehalehûkâne âmina. Veli’llâhi ale’n-nâsi hıccü’l-beyti meni’stetâa ileyhi sebîlâ. Vemen kefere fe-inna’llâhe ğaniyyün ani’l-âlemîn. [1]
İnne evvele beytin “İlk mabet, ibadethane.”Vudıali’n-nâsi. “İnsanoğlu ibadet etsin.” diye yapılmış olan ilk mabet.
Le’llezî bi-bekkete.“O Mekke’nin yerinde olan, o eski kadim, yeryüzünün en eski mahalli, oradaki yapılmış olan, mübarek yapıdır.”
Kâbe’dir. Kâbe’nin olduğu yerdeki yapıdır. Çok mübarek yer.
İbrahim aleyhisselam; o mabedin temelleri üzerinde, kendisi inşaatı tamamlamış. Zaten orada bir yer var.“Çoluk çocuğunu götür, oraya yerleştir.” diye,Allahu Teâlâ hazretleri emrettiği zaman o mübarek yerin, mabedin olduğu yere, çoluk çocuğunu iskân ettiğini biliyor. Çoluk çocuğunun oraya yerleşeceğini biliyor. Dua etmiş.
Eskentü minzürriyyetî vâdin ğayri zî zer’ın ınde beytike’l-muharrem. “Senin o muhterem evinin yanına çoluk çocuğumu yerleştirdim.” diyor.
O an da ev filan görünmüyor.
Gayri zî zer’ın, “Ekin bitmeyen bir vadiye, taşların arasına çoluk çocuğumu iskan ettim, yerleştirdim.” diyor.
“Senin evinin, mukaddes mabedinin yanı” diyor.
Mukaddes yer; temelleri görünmese bile, o anda boş gibi olsa bile, mukaddes bir yer. Allah öyle mukaddes eylemiş ve Peygamber-i Zîşânımız; Mekke-i Mükerreme’ye âşık,Mekke’yi çok seviyor. Çünkü mübarek yer. Çünkü kendisi mübarek insan; Allah’ın mübarek kıldığı yeri seviyor ama Allahu Teâlâ hazretleri,o Muhammedüni’l-Emîn’e emreylemiş.
Muhammedüni’l-Emîn; o emîn, o tatlı huylu, güzel huylu, güzel yüzlü, adı güzel kendi güzel Muhammed-i Mustafa’ya emretmiş:
“Ben, seni peygamber seçtim, âlemlere rahmetimden dolayı acıdığımdan dolayı seni vazifeli gönderdim.”
يَٓا اَيُّهَا الْمُزَّمِّلُۙ
يَٓا اَيُّهَا الْمُدَّثِّرُۙ
Yâ eyyühe’l-müzzemmil. [2]
Yâeyyühe’l-müddessir. [3] “Ey böyle elbisesine bürünüp de titreyip duran peygamberim! Ne o? ‘Vahiy geldi.’ diye ne titreyip duruyorsun?
”Kum fe-enzir.“Kalk, Rabbinin emrini insanlara bildir; ikaz et, ihtar et, uyar onları, uyandır onları.”
Cehaletten, küfürden, şirkten kurtulmaları için söze başla, Allah’ın davetine başla, kalk.Çünkü;Cebrail aleyhisselam’ı ilk gördüğü zaman, titremeye başladı, çok heyecanlandı.
Eve geldi;“Benim üstümü örtün.”dedi.Hz.Hatice validemiz de örttü. Vahiy tekrar geliyor,bırakmıyor peşini.
Yâ eyyühe’l-müddessir. “Ey elbisesine sarınıp bürünen peygamberim!”
Kum fe-enzir. “Kalk ayağa, yatma, titreme, gevşeme!Kalk! Rabbinin emrini insanlara tebliğ et,onları korkut.”
“‘Bak böyle küfürde devam ederseniz, böyle müşriklikte devam ederseniz, cehennemde cayır cayır yanarsınız!’diye korkut,Allah’ın azabını haber ver, ihtar et, ihbar eyle, bildir.” diye emir gelince ne yapsın?
Mübarek insan, kimseyi üzmek istemeyen insan, tatlı dilli insan, güleç yüzlü insan, herkesle iyi geçinen insan, herkesin sevdiği saydığı insan.
Ve enzir aşîreteke akrabîn. “En yakın aşiretlerini,sana yakın kavim kabileni çağır.” dediği zaman,Safâ tepesine çıktı, kendi kavmini isim isim çağırdı:
“Ey filanca oğulları, ey falanca oğulları!
Hepsi gittiler; çünkü itimatlı bir insan, boşuna konuşacak bir insan değil. Ciddi insan, gayri ciddi bir insan değil. “Allah Allah, bize sesleniyor.” diye gittiler.
Hepsi toplandılar; o da Safâ tepesinde, kayalıklarda... Zaten doğduğu ev, mahallesi yakın; Benî Haşim yurdu. Kâbe-i Müşerrefe de yakın. İnsanlar orada toplanınca dedi ki;
“Ey kavmim! Beni tanıyor musunuz?”
Tanıyoruz.
“Nasıl bilirsiniz?”
“Çok iyisin, çok dürüstsün, çok güvenilen bir insansın; paramızı, mücevheratımızı,her şeyimizi sana emanet bırakıyoruz, güvenilen insansın.”
“‘Tepeden gördüm; şu dağın arkasında düşman ordusu toplanmış,bu tarafa doğru geliyorlar, silahlılar, sizi asıp kesecekler, tedbir alın!’ desem,bana inanır mısınız?”
“İnanırız.” dediler. “Sen Muhammedü’l-Emîn’sin. Güvenilen Muhammed’sin. Sana inanırız.”
Dedi ki;
“Bakın, evet, şu dağın arkasından düşman gelmiyor ama böyle yaşarsanız; âhirette cehenneme gidersiniz, cehennem tehlikesi var. Sizin bu yaşamınızdan daha sonra ki âhiret hayatında; Allah’ın iyi kullarına cennet var. Allah’ın kahrının tecelli ettiği, Allah düşmanlarını cezalandırdığı yer var,cehennem var. Allah şirki sevmiyor; şirki bırakın! Küfrü sevmiyor; küfrü bırakın! İmana gelin,müslüman olun, Allah’ın varlığını birliğini anlayın, aklınızı kullanın, Allah’a güzel kulluk edin!” diye ikaz etmeye başladı.
12.05.1997 -
Sağlam İman
30.05.1995 -
Hicretin Sebepleri
