00.00.2000 - Tevbeyi Geciktirmek, Ertelemek

00.00.2000 - Tevbeyi Geciktirmek, Ertelemek
Bismillâhirrahmânirrahîm.
el-Hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinil evveline ve ahirin.Ve imamül müttekın. Muhammedinil Mustafa ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l ceza.
Emmâ ba’dü;
Fekale Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
Fe-yâ eyyühe’l-mü’minûne kâle rasûlullahi sallallahu aleyhi vessellem fî hadîsin min ehâdîsihî
إِيَّاكَ وَالتَّسْوِيفَ بِالتَّوْبَةِ، وَإِيَّاكَ وَالْغِرَّةَ بِحِلْمِ اللهِ عَنْكَ. الدَّيْلَمِيُّ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ.
İyyâke ve’t-tesvîfe bi’t-tevbeti ve iyyâke ve’l ğurrate bi’hilmillâhi ‘anke.
İbni Abbâs radıyallahu anhümadan. Tesvîften aman sakının diyor Peygamber Efendimiz. Tesvîften sakının.
Ne demek tesvîf ?
Bir işi ertelemek, öteye bırakmak. Sonra, ilerde yaparım, yarın yaparım. Neyi geciktirmeyin diyor Efendimiz?
İyyâke ve’t-tesvîfe bi’t-tevbeti. Tevbeyi, Allah’a dönüşü, doğru yola girişi, halini düzeltmeyi, iyi müslümanlık yapmaya girişmeyi, geciktirmeyi, tevbeyi. Tevbe Yâ Rabbi! Ben hata etmişim. Bundan sonra bunu yapmayacağım, iyi insan olacağım. Bu tevbeyi geciktirmekten sakının.
Neden?
Şeytan geciktirir. Şeytanın aldatmacalarından bir tanesi tevbeyi ve iyi işleri.
Kılıver bak, camiye gideceksin 20 dakika, döneceksin 20 dakika, birde Es’ad Hoca orada vaaz vaaz verirse 30 dakikada oradan.
Ne kadar vaktin ziyan olacak?
Şurada kıl, cump yatağın içine balıklama atla, şu kadar karım var uykudan, gitme ya. Namazı kılmasan daha iyi ama, yataktan hiç kalkmasan sıcaklığı bozulmaz, yorgan sıcacık, yatak yumuşacık. Kalkma. Yok kalkacam. E kalktın. Gitme. Gidicem. Pekala madem gidiyorsun o zaman çabuk gel, acele. Burada namazı kılıyor. Esselamü aleyküm ve rahmetullah, Esselamü aleyküm ve rahmetullah. Bir de kapının, gümbürt kapandığnı duyuyorsun. Kapı kapanıyor.
Neden?
Acele. Şeytan acele ettirir. El aceletü mineşşeytan. Başka işlerde, hiç acele etmiyorsun. Kahvede otururken, bir yanından öbür yanına dönerken yarım saat geçiyor. Yarım saatte bir tarafından öbür tarafına dönüyorsun, keyfin yerinde, hiç kıpırdamak istemiyorsun. Kalkacaksın kalkacaksın kalkamıyorsun da.
Bu camideki bu sıkıntın ne?
Bu namazı paldır küldür, hızlı hızlı kılman ne? Pattadak küttedek, pattadak küttedek, tavuğun yerden yem toplaması gibi secde etmek olur mu?
Darıları, daneleri, buğdayları, arpaları yere serpiyorsun. Tavuk geliyor tak tak tak tak. Bunların da secdesi öyle. Kaç tane Subhanallah, Subhane rabbiyel azîm dedin? Söyle bakayım. Üç tane dedin. Yahu süb süb süb desen bile senden daha uzun sürer. Halbuki, sen bir koydun başını bir kaldırdın. Yani şey gibi zilin devresinin açılması kapanması gibi. Yere değer değmez, hop kafa kalkıyor. Böyle secde olmaz. Duracaksın. Subhane rabbiyel âlâ, Subhane rabbiyel âlâ, Subhane rabbiyel âlâ. Bak ne kadar vakit geçiyor. Allahu Ekber yine duracaksın. Ondan sonra yine secde edeceksin. Acele de şeytandandır. Böyle ibadeti acele ettirmek şeytandandır. Hayrı geciktirmek, şeytandandır.
Tesvîf; sonra yapacağım, ilerde yapacağım demek şeytandandır. Bu kelimeyi iyi öğrenin. Bu huyu iyi belleyin. Şeytanın bu oyununu öğrenin. Hayırlı işi, yarına bırakmayın. Hemen yapın. Yapacaksanız yapın. Çünkü şeytan geriye attırdı mı, o arada unutturur, ayartır. Adamı kandırır. Boşver ya ne yapacaksın ya. E söz verdim. Boşver yapma. Yani o arada, aklını çeler. Zaten bir insan bir hayrı yaparken, kendisini kaç tane şeytandan geçirerek öyle yaparmış. Yani insan hayrı kolay yapmıyor, hayır yapmak kolay birşey değil.
İyyâke ve’t-tesvîfe bi’t-tevbeti. Her hayırlı işi tehir etmek fenadır ama en fenası da tevbeyi tehir etmektir. Ya bırak şu sigarayı, içkiyi. Bırakacam bırakacam emekli olayım da öyle.
O kadar vakte kadar yaşayacağına senedin mi var?
Rüyada mı gördün?
Allah, ben seni 75 yaşına kadar yaşatacağım diye sana vaad mi buyurdu?
Yarın ölürsen, tevbesiz gidersin. Günah üzere, elinde içki gider. Günahlardan tevbe etmemiş olarak, dönmemiş olarak gitmek çok fena. İnsan hangi hal üzere ölürse, o hal üzere kalkar, mahşer günü. Hangi günah üzerinde ölmüşse, o günahlı haliyle mahşer halkının karşısına öyle çıkar, o haliyle. Onun için tevbe, en önemlisi. Hemen şu anda tevbe ettim, Ya Rabbi! Hemen edecek. Düzelttim. Bundan sonra yapmayacağım. Hemen sigarayı bırak. Bırakacağım. Ne zaman bırakacağım? At sigarayı şuraya çöpe bitsin. Şurda hemen sigarayı at. Yani geciktirdin mi şeytan aldatır. Bırak ya. Ya o da çok şey yapıyor. Bir tesellimiz bu sigara ya. İşte canımız sıkıldığı zaman, yak bi sigara, üfür havaya. Ohh rahatlıyorsun. Rahatlıyorsun ama için ciğerin mahvoluyor, kanser oluyor, bilmem felç oluyor. Bakıyorsun adam, kısa zamanda çok hastalıklara uğruyor. Bir bu.
İkincisi. Ve iyyâke ve’l ğurrate bi’hilmillâhi ‘anke. Cenâb-ı Hakk’ın, sana ceza vermeyip de, halim davranmasından, ağırdan almasından aldanma. Böyle bu günah işliyorum da çarpılmıyorum. İşte işledim günahı, çarpılmadım. Bu akşam içkiyi içtim, bu akşam zinayı işledim, bu akşam kumar oynadım, bu akşam şu haltı yedim, bu naneyi yedim, bak işte hâlâ ayaktayım, bak Allah çarpmadı beni, Kur’an çarpmadı. Gördün mü bak, hiçbir şey olmadı.
Öyle bir çarpılacaksın ki; ama işi anladığın zaman, çok geçmiş olacak. Çok kimse bu işten aldanıyor. Yani Cenâb-ı Hakk merhametinden, lütfundan, halim selimliğinden, halimliğinden, suç işlediği zaman kul, hemen cezalandırmıyor. Cezalandırmamasından da kul cesaretleniyor. Bak Allah beni cezalandırmadı yine yapıyor suçu, yine yapıyor. Halbuki, o çok büyük tehlike.
Cenâb-ı Hakk görüyor.
Vallâhu bimâ ta’melûne basîr. [1]
Görüyor. Kalbinden geçeni biliyor, huyunu biliyor, halini biliyor, yaptığını görüyor.
Neden cezalandırmıyor?
Belki bu edepsiz; tevbe eder, pişman olur, ağlar, zırlar, sızlar, kendini affettirir diye, fırsat veriyor.
Sen bu fırsatı, Allah cezalandırmayacak diye mi değerlendiriyorsun?
Öyle şey yok. Zerre kadar hayır işleyen, hayrın karşılığını görecek. Zerre kadar şerr işleyen, cezasını çekecek. İşte aldanmalardan birisi de bu. Günahı işleyen kişi, anında Allah’ın yıldırım çarpması gibi cezasına uğrasaydı, kimse günah işleyemezdi. İşte bak falanca adam bir günah işledi, işler işlemez o gün gitti. Amma sonunda felakete uğrar. Yani Cenâb-ı Hakk’ın halimliğinden aldanma, cesaretlenme, cezalandırmayacak sanma, aklını başına topla.
Allahu Teâlâ hazretleri, bizi böyle şeytanın aldatmalarından, oyalamalarından, Allah Gafûrdur, Rahîm’dir deyip de edepsizliğe devam etmekten korusun.
En çok söylenen laflardan birisi bu. Millet duymuş hocalardan ki, Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir. Ondan sonra dal günaha, harama, devam.
Öyle şey olur mu?
Bunlar cezasız mı kalacak. Hayır. Adam sütüne, su katarmış katarmış katarmış katarmış bak birşey olmuyor olmuyor olmuyor. Olmaz olur mu? Bir sel geliyor, bütün sürüyü alıp götürüyor. Bitti işte. Oldu işte bak. Beklediğin, olmayacak dediğin şey, oldu, tamam mı şimdi. Otur bakalım şapa.
Allahu Teâlâ hazretlerinin halimliğinden aldanmayın. Sana halimlik gösteriyor da, cezayı vermiyor diye aldanma. Tevbeyi geciktirme. Tevbeyi hemen yap. Doğru yola, hemen gel. Hizaya hemen gir. Allahın iyi kulu olmaya, hemen niyet et. Halini hemen düzelt.
Allahu Teâlâ hazretleri, hepimize yardımcı olsun. Tevfîkini refîk eylesin. Hepimizi sevdiği kul eylesin. Yolunda daim eylesin. Dini İslam’a hüsnü hizmetle, hâdim eylesin. İslam’a faydalı olmayı nasip eylesin. Şu diyarı gurbetlerde, İslam’ı korumayı, yaymayı, dünyanın her yerine götürmeyi nasip eylesin. Evlatlarımızı, iyi terbiye etmeyi nasip eylesin, lütfuyla, keremiyle, fazlu keremiyle.
El Fâtiha...
17.06.1998 -
Her Yolun Bir
00.00.2000 -
Peygamber Efendimiz
