17.09.1995 - Adaletli Olmayanın Yanında Şeytan Olur

17.09.1995 - Adaletli Olmayanın Yanında Şeytan Olur
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn.
Hamden kesîren tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve tâci ruusinâ ve üsvetine'l hasenete Muhammedini'l Mustafa. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.
Emma bâ'd.
Fa'lemu eyyühe'l-ihvân fe inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr ve bi's-senedili muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl. Beyhâkî ve Hâkim Müstedrek'inde İbn Ebî Evfâ radıyallahu anh'ten rivayet etmiş.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve selem buyuruyor ki;
İnna'llâhe mea'l-kâdî.
"Allah kadı ile beraberdir; hâkim ile, mahkemede kararı verecek olan, adaleti icrâ edecek olan kadı ile beraberdir."
Seviyor, onun yanında yer alıyor, mükâfâtlandıracak, iyi demek.
Şartı ne?
Mâ lem yecür.
"Cevr ü cefâ yapmaması" Kadı efendinin hâkim efendinin adaletsizlik, cevr ü cefa ve haksızlık yapmaması şartı ile. Allah onunla beraber ama bu şartla beraber. Eğer adalet yapacaksa beraber. Yoksa rüşvet alacaksa, haksız iş yapacaksa, cevr edecekse, bir tarafa zulmedecekse o zaman yanında değil.
Fe-izâ câre.
"Hâkim cevr etti mi, zulm etti mi, haksızlık yaptı mı, hükmünü adaletle vermedi mi." Beria'llâhu minhü.
"Allah ondan berî olur, uzaklaşır, onu bırakır, ondan himayesini çeker."
Gitti! Kadı efendinin Allah ile beraberliği kalmadı, Allah'ın ona sevgisi, yardımı kalmadı.
Ve elzemehü'ş-şeytân.
"Ve onu şeytana, şeytanı ona yapıştırır; o şeytanla beraber olur."
Allah yanından çekilir, şeytan gelir.
Ne kadar büyük bir değişiklik, ne kadar korkunç bir felaket, ne kadar kötü bir durum!
Şeytan çok çirkin bir mahlûktur, çok çirkin bir sûreti vardır. Çok korkunç, çok tehlikeli, çok kötü niyetli bir mahlûktur. İnsanı cehenneme sokmak istiyor, şaşırtmak saptırmak istiyor, Allah'a isyan ettirmek istiyor, yanlış işler yaptırmak istiyor. Allah ihtar ediyor; hepinize, hepimize bildiriyor.
İnne'ş-şeytâne leküm adüvvün.
"Şeytan sizin düşmanınız, size düşmanlık edecek. Fırsat kolluyor, etrafınızda dolaşıp duruyor, kurdun kuzuya saldırmak için etrafında dolaştığı gibi etrafınızda dolaşıyor, bak üstünüze atlar, sizi yer, gırtlağınızı parçalar, mahvolursunuz" diye Allah Onun düşman olduğunu bize bildiriyor, Peygamber Efendimiz ihtar ediyor.
Böyle bir düşmandan haberiniz var mı? Böyle bir düşmanla teyakkuz hâliniz var mı? Böyle bir düşmana karşı devamlı uyanık olma hâliniz var mı?
Düşmanınız olan şeytanın karşısında; "Aman aniden saldırmasın, aman beni tuzağa düşürmesin, aman beni mahvetmesin!" diye bir pürdikkat bekleyişiniz var mı?
"Yok."
Böyle bir düşmandan haberiniz var mı?
"Yok."
Böyle bir düşmanın düşmanlığını hissediyor musunuz?
"Yoo, her yaptığım işi keyifli yapıyorum!"
Zaten şeytan insana günahı keyifli yaptırır, zevkli yaptırır. Şeytana uyma, şeytana kanma. Allah yolunda yürü, Allah'ın emrini tut, şeytanın vesvesesine kapılma, şeytanın aldatması ile aldanma.
Evet, adalet... Adalet şahsen de lazım bize! Kendi nefsimize karşı haksızlık yapmamak bakımından. Hakkını vermek, haksızlık yapmamak, ezmemek, her şeyi ölçülü yapmak, şımartmamak.
Ailemize karşı da adaletli olmamız lazım, evlatlarımıza karşı da adaletli olmamız lazım, toplumda da adaletli olmamız lazım, devlet idaresinde de adaletli olmak lazım. Her şeyde, hakkaniyet, adalet esas olması lazım.
O bakımdan adalet İslâm'ın en önemli emirlerinden birisidir.
Ve lev alâ enfüsiküm evi'l-vâlideyni ve'l-akrabîn.
"Eğer adalet yaptığın zaman kendin zarara uğrayacak bile olsan, hüküm senin kendi aleyhine bile olacak olsa, ana babanın bile aleyhine olacak olsa, akrabalarının bile aleyhine olacak olsa o hükmü vereceksin!"
Şu şöyledir cart! İmza, bitti.
"Aleyhinde oldu bu!"
"Ne yapalım, adalet, Allah'ın emri bu!" diyecek.
Kendi aleyhinde, ana babasının akrabasının aleyhinde bile olsa adaletten ayrılmaması gerekiyor. Müslümanlık bu. Müslümanlık lafla değil, kolay değil. Zor da değil, kolay da değil. Biliyorsun ama yapamıyorsun; işte zorluğu burada.
Kolay, bilmesi kolay; kimsenin hakkını yeme, kul hakkı yeme!
E yiyorsun, tatlı geliyor, beleşten bedavadan tatlı geliyor, yutuyor millet. Hani "deveyi hamuduyla yutmak" derler. Deve zaten kocaman bir mahlûk. Ağızdan sığmaz, kocaman bir mahluk, bir de devenin üstündeki hamudunu bile çıkarmıyor, semeri memeri her şeyiyle lop yutuyor. Hiç ayırmadan semerini, kemerini ayırmadan yutuyor. Haram, helal demeden yutuyor.
Adaletli olacağız, çok dikkat edeceğiz, şaka değil bu, çok mühim bir iş, işin temeli. Her işimizde ölçülü, dengeli, adaletli olacağız. Terazi elimizde olacak, haktan milim ayrılmayacağız, santim ayrılmayacağız.
Bu çok mühim bir hadîs-i şerîf.
İnsan adaletten ayrıldıysa...
Hâkim ayrılınca Allah yanından çekiliyor, şeytan yapışıyor, şeytan ona yoldaş oluyor.
İnsan da adaletten ayrıldı mı öyle olur, muhterem kardeşlerim!
Şeytan insana diş geçirdi mi, yapıştı mı o zaman insan iyiliği sezer, yapmak ister, yapamaz, yapmak ister yapamaz. Kötülüğü anlar, kötü olduğunu bilir, bırakmak ister bırakamaz, bırakmak ister bırakamaz.
Neden?
Şeytan bıraktırmıyor.
"Ben bunun pençesine düşmüşüm, nasıl kurtulacağım?"
Mühim olan o...
Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
"Beş tane ev bir yerde olursa, müslümanlar bir yerde beş ev kurmuşsa; dağda, yaylada, ovada, köyde, sahilde, tenhada, ovada, bayırda, çayırda, kırda, kırsal kesimde, beş tane ev yan yana oldu; -bir iki üç dört beş- ezan okumak, kamet getirmek cemaatle namaz kılmak bunların boynuna vazife olur."
Böyle yapmazlarsa;
İstahveze aleyhimü'ş-şeytân.
"Şeytan onlara dişini geçirir, hâkimiyetini kurar, onları hâkimiyeti altına alır."
İşte böyle bir durum olursa; şeytan insanı avucuna geçirirse, pençeyi takarsa, halkayı burnuna takarsa insanı oynatır. O zaman kurtulmak istersin, kurtulamazsın.
Şeytan da insana hâkim oldu mu insan kendisini kurtaramaz.
Ne yapacak?
Şeytanın hâkimiyetine düşmeyecek.
Bak biz onun için ne diyoruz.
Abdestli gezin. Abdestli gezdi mi şeytan yanına sokulamıyor. Şeytan yanına sokulamayınca insan hayrı kolay yapar. Şeytan yanına sokuldu da pençeyi taktı mı şeytandan yakasını kurtarmak zor olur.
Sinek örümceğin eline geçmişse kurtulur mu?
Yakalandı, zor olur.
O bakımdan şeytana kapılmamak için abdestli gezeceğiz. Bu noktalara dikkat edeceğiz.
Bak adaletten ayrılınca da şeytan, insana yapışıyor.
"Bir de o sebepten yapışıyormuş. Hay Allah ben onu bilmiyordum!"
Demek ki "Şeytan yapışmasın." diye adaletli olacağız.
Bir yerde cemaatle namaz kılmayınca da şeytan yapışıyormuş, hâkimiyetini kuruyormuş.
Demek ki beş aile bir araya geldi mi, bir cemaatle namaz kılma yeri yapacaklar, cemaat olacaklar, ezan okuyacaklar, şeytan kaçacak. Kamet getirecekler, şeytan kaçacak, sokulamayacak.
Abdestli olacak, zikirli olacak, adaletli olacak, Allah'a sığınacak.
"Aman yâ Rabbi!" diyecek, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm diyecek.
Ne demek?
"Racîm şeytanın şerrinden Allah'a sığınıyorum." demek.
"Taşlanmış, kovulmuş, Allah'ın rahmetinden tart edilmiş olan bu mel'un şeytanın şerrinden Allah'a sığınıyorum." demek.
"Allah'a sığınıyorum." diyecek; "Yâ Rabbi! Beni koru." demek.
"Sığınıyorum" ne demek?
"Yâ Rabbi! Sana geliyorum, sana sığınıyorum, sen beni bu mahlûktan koru, bu çok korkunç mahlûk. Aman yâ Rabbi! Beni yiyecek. Aman, senin yanına geldim, sana sığındım." diyecek, Allah'a sığınacak.
Bir insan Allah'a sığındı mı, Allah'a iyi kul oldu mu şeytan o zaman da tesir edemez.
İnnehû leyse lehû sultânun ale'llezîne âmenû ve alâ Rabbihim yetevekkelûn. "İman edip de Allah'a tevekkül edenlere de şeytanın tesiri olamıyor."
İman edeceğiz, Allah'a sımsıkı bağlanacağız, tevekkül edeceğiz.
"Rabbim bana yardım eder. Sana sığındım yâ Rabbi!" diyeceğiz.
Bismillah diye evden çıkacak. Bismillâhirrahmânirrahîm diye evden çıkacak:
"Yâ Rabbi! Beni günahlardan koru." diyecek. Çarşıya pazara girerken, zikrederek girecek, "Beni şeytandan koru." diyecek, harama bakmayacak, günahı işlemeyecek, haram lokma yemeyecek, korunacak. Yoksa kolay değil.
Allah hepinizden razı olsun.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtühü
17.10.1997 -
İslamın Şahsi ve
17.06.1998 -
Müttaki Müslüman Olmak,
