17.11.1995 - Allaha En Yakın Olunan Hal Secde Halidir, Allahın Kula En Yakın Olduğu Zaman Gecenin Son Kısmıdır

17.11.1995 - Allaha En Yakın Olunan Hal Secde Halidir, Allahın Kula En Yakın Olduğu Zaman Gecenin Son Kısmıdır
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri ;
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Bugün ki sohbetimde Allah'a yakın olmakla ilgili hadîs-i şerîf okumak istiyorum.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinden Abdullah b. Mes'ud ve Hz. Aişe validemiz rivayet etmişler. Başka kaynaklardan iki koldan gelmiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki bu hadîs-i şerifte:
Akrabü mâ yekûnü'l-abdü mina'llâhi teâlâ izâ kâne sâcidâ.
Mânası, mâna-i münîfi şöyle:
"Kulun Allah'a en yakın olduğu hal; onun secde halinde olduğu zamandır."
Yani "Kul secdedeyken Allah'a en yakındır."
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Hepiniz bilirsiniz, duymuş olduğunuz bir mesele:
Allahu Teâlâ hazretleri mekândan münezzehtir. Her yerde hâzır ve nâzırdır, zâtının hâlini insan aklı idrak edemez. Her şeyi görüyor, her şeyi biliyor, her şeye kâdir. Esmâü'l-hüsnâ sahibi Mevlâmız, Rabbimiz. Bizim O'na en yakın olan zamanımız, secde hâli; yani en mütevazı olduğumuz zaman.
İnsan secdede ne yapıyor?
Ayakta durmuyor, oturmuyor; alnını toprağa, yere, seccadeye koyuyor. Olabilecek en mütevazı tavrı alıyor. Allah tevazu ehlini seviyor; bu bir.
İkincisi de secde eden insan diyelim ki; toprağa yakınlaştı da ondan Allah'a yakın oldu değil! Birisinin ayağı taşa takılsa toprağın üstüne düşse o Allah'a yakın olmuş demek değil! Bu sâcid oluş, yani secde hâlinde oluş önemli bir şarta bağlı.
Allah'a ibadet ediyor. Allahu Teâlâ hazretlerinin, kendisinin Rabbi olduğunu, Yaradan'ı olduğunu biliyor, O'na karşı kulluk görevi olduğunu biliyor, nimetlerin kendisine Allah'tan geldiğini biliyor. Kendisini yaratan ve yaşatanın sonunda da -hayatı sona erince de- huzuruna varacağı Mevlâ'sının Rabbi olduğunu, Allah olduğunu biliyor. O zaman secde ediyor. O zaman Allah'a yakın oluyor. Hem secdede Allah şuuru var, mârifetullah var. Hem tevazu var. O ikisinin bir arada bulunması bakımdan Allah'a en yakın oluyor. Yoksa Allah saklasın; bir imansız insan, bir müşrik de bakarsınız bir puta secde eder. Onun o secde hâli Allah'a yakınlık mıdır?
Hayır!
O da Allah'a yakınlık hâli değildir. Çünkü Allah'ı bilmiyor, Allah'tan başkasına secde ediyor. Sırf secde etmiş olması ona bir meziyet kazandırmıyor. Allah'ı bilerek, Allah'ın azametini bilerek, Allah'ın kulu olduğunun güzel idraki içinde Allah'a secde hâli, kulun Allah'a en yakın olduğu zamandır.
Ne kadar güzel!
Allahu Teâlâ hazretleri bizi ona ibadetten rükûdan, secdeden, itaatten ayırmasın!
Bir imam efendiyi anlattılar: Ramazan'da imsaktan önce sahur yemeğini yemiş, abdestini almış, camiye gelmiş, mukabelesini okumuş -bir cüz mü artık ne kadar okuduysa Kur'ân-ı Kerîm'den bir miktar okumuş- Sabah namazı kılma vakti gelince kalkmışlar, sünnetleri kılmışlar, farza durmuşlar. İmam efendi önde. Oruçlu, abdestli, Kur'ân-ı Kerîm'i de okudu, namaza durdu, secdeye varmışlar. İmam efendi secdeden kalkmıyor, kalkmıyor, kalkmıyor… Cemaat bir şey olduğunu anlamış; kalkmışlar bakmışlar ki secde halindeyken ruhunu teslim etmiş. Ne kadar güzel! En güzel hal üzere iken, en güzel hallerden birisi üzere iken ruhunu teslim etmiş oluyor. Hem abdestli, hem oruçlu, hem Kur'an okumuş durumda, hem namazın içinde Allah'ı zikreder haldeyken, hem tesbih çekerken ruhunun kuşu ten kafesinden uçmuş, Mevlâ'sına kavuşmuş. Ne kadar güzel, imrenilecek bir durum!
Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemize kendisine yakın olmayı nasip eylesin! Sevgili; yakın kullarından, mukarreb kullarından olmayı nasip eylesin! İbadetinde daim eylesin! Tabi bir de hayatımızı uğurlu, verimli, ecirli, sevaplı güzel bir hayat eylesin de hüsn-ü hâtimeler ile şu can emanetimizi Rabbimiz'e teslim edip mü'min-i kâmil olarak âhirete göçmeyi nasip eylesin. Bu da çok önemli!
Gelelim sevgili kardeşlerim!
Akrabü mâ yekûnü'r-rabbü mine'l-abdi fî cevfi'l-leyli'l-âhıri fe-inisteta'te en tekûne mimmen yezküru'llâhe fî tilke's-sâati fe’kkün.
Bu hadîs-i şerîf Amr b. Abese ve Ebû Umâme radıyallahu anhümâ hazretlerinden rivayet edilmiş. Rivayet eden alimlerden Tirmizî var; Hasen, sahih hadis buyurmuş.
Akrabü mâ yekûnü'r-Rabbü mine'l-abd. "Allah'ın, Rabbin kula en yakın olduğu zaman…"
Bakın burada ifade; "Allah'ın kula en yakın olduğu zaman" diye geçti. "Allah'ın, Rabbin kula en yakın olduğu zaman gecenin içinde en son bölümdedir."
Bu ne demektir?
Gecenin en son vakti ne zamandır?
Sahur vaktidir, imsak vaktidir.
Gece ne zaman başlar?
Akşam ezanıyla başlar, güneş batınca başlar.
Ne zaman biter?
Fecir vaktinde biter.
Fecir ne demek?
Güneşin doğması demek değil. Daha ortalık hafif alacakaranlık, ama Doğu tarafında, ufukta bir beyazlık başladığı zaman ona "fecir" diyoruz, "tan" diyoruz, "tan yeri" diyoruz. Türkçede "tan yeri ağarmaya başladı." diyoruz. Arapça'da "fecir" diyorlar "fecr-i sâdık" diyorlar. Sabah vakti o zaman başlar, gece o zaman biter. Ondan önceki zamana Araplar "seher vakti" derler. Rabbin kula en yakın olduğu zaman, gecenin son bölümündeki bu vakittir, seher vaktidir. O vakitte Allah kullarına yaklaşıyor.
Fe-inisteta'te en tekûne mimmen yezküru'llâhe fî tilke's-sâati fe-kün.
“İşte sen Allah'ı zikredenlerden olmaya güç yetirebilirsen imkân bulursan yapabilirsen bunu yap. Allah'ı bu saatte zikreden kullardan biri ol!" diye Efendimiz tavsiye etmiş.
Ne tavsiye etmiş oluyor?
"Gecenin son bölümünde kalk da Allah'ı zikret!" demiş oluyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.
İmsak vaktinden evvel bir zamana saatimizi ayarlayacağız -bir saat önce mi, 45 dakika önce mi, bir buçuk saat önce mi- o çok önemli değil. İnsan yatsı namazını kıldıktan sonra oyalanmadan, erkenden yatmışsa gecenin sonuna doğru uykusunu da almış olur.
Kış geceleri ne güzeldir, uzundur; insan dinlenir, sahura seher vaktine rahatlıkla uyanabilir. İşte o zaman kalkacak, Allah'ı zikredecek.
Tabi "Allah'ı zikretmek nedir?" diye bir kısa izahta bulunmam lazım.
"Allah'ı zikretmek" deyince sizin ilk aklınıza gelen eline tesbihi alıp Allah Allah demek, lâ ilâhe illallah demektir. Doğrudur bu zikirdir. Dille zikirdir, tesbihle zikirdir. Tesbih çekmek sübhanallah, Allahu Ekber, elhamdülillah, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed demek; böyle güzel mânası olan mübarek sözleri tekrar tekrar söylemek, Allah'ın isimlerini zikretmek veya sadece İsm-i Âzam olan lafza-ı celâli Allah Allah demeyi söylemek. Tabi bu bir zikirdir.
Başka?
Namaz da zikirdir. İnsan o vakitte kalktığı zaman hiç abdest almadan bir kenara oturup da Allah Allah dese zikretmiş olur ama namaz da bir zikirdir. Kalkacak, uykusunu terk edecek, abdest alacak.
Ondan sonra ne yapacak?
İki rekat dört rekat bir namaz kılacak. O namaza "teheccüd namazı" denir; o da zikirdir.
Teheccüd namazı kılacak, Kur'an okuyacak.
Kur'an da zikirdir. Namazın içindeki Kur'an da zikirdir.
Dua edecek; dua da zikirdir. Hakikaten başka hadîs-i şerîflerden de bu mübarek vaktin ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz.
O vakit; Allahu Teâlâ hazretlerini dünya semasına yönelip nüzul eyleyip kullarına nida eder ki:
"Ey kullarım! Hadi bakalım! Hanginiz benden bir şey isterse istediğini vereceğim. Affedilmek isteyeni affedeceğim, bir talebi olanın talebini vereceğim, bir muradı olanın muradını ihsan edeceğim." diye seslendiği zamandır. Allah'ın kullara en yakın olduğu zamandır. İşte bu zamanın kıymetini bilin. Hele cuma gecelerinde bu zamanın kıymetini daha iyi bilin. Çünkü perşembeyi cumaya bağlayan gece, yani cuma gecesi, çok kıymetli bir gecedir.
Evet, kurnazlık edip de ibadeti sadece bir geceye tahsis etmek doğru değildir. Daha devamlı yapmak daha doğrudur. Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi odur. İstikrarlı müslüman olmak lazım. "Bu zamanda sevap çok, bu zaman yaparım, öbür zaman yapmam." değil de insan her gece yapmaya çalışırsa sahur vaktini değerlendirmeye çalışırsa daha iyi olur. Ama cuma gecesinde hayır, feyiz, bereket, sevap daha da çok olur. Onu da söylemiş olalım.
Allahu Teâlâ hazretleri bizleri ehl-i ilimden eylesin. Peygamber Efendimiz'in derecesine en yakın derecelere çıkarsın.
Allah-u Teâlâ hazretleri mârifetine ererek, mârifetullaha sahip, ârif kullar olarak, O'nun ibadetinde, taatinde olmamızı, tevazu içinde O'na ibadetler, secdeler eden kimseler olmakta daim olan kimseler olmamızı nasip eylesin.
Rabbimiz'in bize en yakın olduğu, lütfettiği, en yakınlaştığı zaman gecenin son bölümü seher vakitleri olduğu için o vakitlerde kalkıp Allah'ı zikreden, namaz kılan, Kur'an okuyan, tesbih çeken kullardan olmayı Allah cümlemize nasip etsin.
Kötü huylarımız varsa onları tasfiye etmek nasip eylesin. İyi huyları alıp kâmil bir müslüman olmaya cümlemizi muvaffak eylesin.
Lütfuyle, keremiyle bizi Habîb-i Edîb'inin güzel ahlâkıyla ahlâklandırsın.
Efendimiz'in şefaatine erdirsin, cennette ona komşu eylesin.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühü aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
24.03.1995 -
Müslüman Kardeşin İhtiyacını
17.10.1997 -
Lailahe İlallah Sözününün
