17.11.1995 - Resulullahın Mertebesine En Yakın Kişilerin Özellikleri

17.11.1995 - Resulullahın Mertebesine En Yakın Kişilerin Özellikleri
Bugün ki sohbetimde Allah'a ve Resûlullah'a yakın olmakla ilgili hadîs-i şerîf okumak istiyorum. Abdullah b. Abbas radıyallahu anhümâ'dan, Deylemî rahmetullahi aleyh tarafından rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlar:
Akrabü'n-nâsi min dereceti'n-nübüvveti ehlü'l-cihâdi ve ehlü'l-ilmi li enne ehle'l-cihâdi yücâhidûne alâ mâ câet bihi'r-rusüli ve emmâ ehlü'l-ilmi fe-dellü'n-nâse alâ mâ câet bihi'l-enbiyâ.
Sadaka Resûlullah, fi mâ kâl ev kemâ kâl.
Bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz; insanların mertebe bakımından, mânevî derece bakımından peygamberlik derecesine en yakın olanlarını bize bildiriyor.
Akrabü'n-nâsi min dereceti'n-nübüvveti "Müslümanların peygamberlik derecesine en yakın olanları kimlerdir?"
1. Ehlü'l-cihâd. "Cihat ehli olan, yani cihat eden insanlardır."
2. Ehlü'l ilm. "İlim ehli olan, yani ilim sahibi olan insanlardır."
Li-enne ehle'l-cihâdi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Peygamberlik derecesine yakın olmak kadar yüksek bir mertebeye sahip olmalarının izahını yapıyor. Allah cümlemizi şefaatine nâil eylesin. Hem de firdevs-i âlâ'da kendisine komşu eylesin.
Li-enne ehle'l-cihâdi yücâhidûne alâ mâ câet bihi'r-rusül. "Çünkü cihat eden kimseler; peygamberlerin getirmiş olduğu konuları yaymak ve yerleştirmek için cihat ediyorlar."
Binaenaleyh onların vazifesini destekleyip tahakkukunu sağladıkları için yaptıkları çalışmalar peygamberlerin getirdiği hakikatlerin insanların arasında yerleşmesini sağlamak olduğu için bu yakınlık meydana geliyor.
Ve emmâ ehlü'l-ilm. "İlim ehline gelince" Fe-dellü'n-nâse alâ mâ câet bihi'l-enbiyâ. "Onlar da peygamberlerin getirmiş olduğu dinî, mânevî, dünyevî her çeşit bilgiyi, tebliğleri; Allah'ın, ‘İnsanlara bildirin.' diye göndermiş olduğu mâlumatı insanlara öğretiyorlar."
"İnsanları onları yapmaya kılavuzluk edip yol gösterip sevk ediyorlar." diye onlar da o bakımdan en yüksek müslüman seviyesinde oluyorlar. Peygamberlere en yakın insanlar oluyorlar.
Şimdi bu iki husus üzerinde biraz duralım, sevgili kardeşlerim!
Cihadı biliyorsunuz; zaman zaman hadîs-i şerîflerde karşımıza geldikçe izahını yapıyoruz.
Arapçada müfâele bâbından mastardır. Mücâhede ve cihad iki mastar da aynı mânaya gelir. "Cehd sarf edişmek, yani karşılıklı cehd sarf etmek." demek. Arapça'da buna müşâreket mânası diyorlar. Bir fiilin yapılmasında iki taraf var; bu fiil beraberce tahakkuk ediyor.
Mesela Türkçe'de de "güreşmek" diyoruz. Güreşmek tabi tek başına olmaz; karşısında rakibi olacak, onunla yapacak. Sonra "bilişmek" diyoruz. Bilmek var; "insanın bir takım bilgilere sahip olması" demek, ama bilişmek; "birbirleri hakkında karşılıklı bilgi sahibi olmak." Türkçe'de "iş" takısı geliyor, Arapça'da da kelimenin kalıbı müfaele bâbına naklediliyor.
Cehd eden insana, sadece câhid denilir. Peygamberlerin getirdikleri hakikatlerin tahakkuku için uygulanması için cihat ediyorlar.
Binaenaleyh Allah'ın emrini tutmuş oluyorlar, Allah'ın ahkâmını hâkim kılmaya çalışıyorlar. Kendinden yaparsa kıymeti olmaz.
Ehl-i ilim de, insanlara peygamberlerin getirdiği konuları öğreterek, peygamberlerin davet ettiği noktaya davet ederek, kılavuzluk yaparak aynı işi yaptıklarından dolayı o sevabı alıyorlar.
Demek ki sevgili dinleyiciler, değerli kardeşlerim!
Hem Peygamber'in seviyesine yaklaşıp O’na yakın olmak, hem de müslümanların en yüksek mertebelerinde olmak için bu iki çalışmayı gönlümüzde yan yana, bir arada tutmalıyız ve cihat etmeliyiz. Hem ehl-i ilim hem ehl-i cihad olmaya gayret etmeliyiz. Tabi insan ehl-i ilim olur bir de ehl-i cihad olursa o zaman katmerli sevabı oluyor. İslâm'ı bilecek; alim, fâzıl, kâmil ve mürşit olacak; kendisi İslâm'ı yaşadığı gibi başkalarına da İslâm'ı anlatacak. Üstelik bir de İslâm için malını, canını verecek kadar fedakâr olacak, bu hususta da aktif hizmet görecek.
Ne kadar güzel!
Bu hususta her zaman ilk hatırıma gelen isim; çok sevdiğim bir mübarek zât olan Abdullah b. Mübarek hazretleri. İmâm-ı Âzam zamanında gençmiş; yani ondan bir sonraki kuşak İmâm-ı Âzam Efendimiz ile görüşmüş.
Mübarek hem devrinin en büyük alimlerinden birisi hem mutasavvıf, hem şair hem yazar, hem hadis alimi hem silahşör, hem kahraman, hem zengin, hem cömert bir insan.
İşte böyle ne mutlu her türlü hayrı, kendisinde toplayan; gerektiği zaman malını gerektiği zaman canını vermeye hazır olan insanlar olmamızı kendimize ve evlatlarımıza nasip eylesin! Çok önemli!
Evlatlarımızı mutlaka Allah'ın dinini bilen, ilim ehli, ilim erbabı insanlar olarak yetiştirmeye çalışmalıyız. En yüksek çalışma bu! Ama bunları yaptıktan sonra da;
"Bak evladım! Bu ilmi boşu boşuna öğrenmiyorsun. Uygulamak için öğreniyorsun. Var gücünle insanların mutluluğu için İslâm'ın bekâsı, selameti saadeti için, îlây-ı kelimetullah için çalışman da lazım. Malınla, canınla Allah yoluna hizmet etmen lazım." diyerek çocuklarımızı yetiştirmeliyiz. Kendimiz de öyle olmaya çalışmalıyız. Allah bizi bu durumda olan insanlardan eylesin.
Allahu Teâlâ hazretleri bizleri ehl-i ilimden eylesin. Peygamber Efendimiz'in derecesine en yakın derecelere çıkarsın.
Allahu Teâlâ hazretlerinin mârifetine ererek, mârifetullaha sahip, ârif kullar olarak, O'nun ibadetinde, taatinde olmamızı, tevazu içinde O'na ibadetler, secdeler eden kimseler olmakta daim olan kimseler olmamızı nasip eylesin.
Rabbimiz'in bize en yakın olduğu, lütfettiği ve yakınlaştığı zaman gecenin son bölümü seher vakitleri olduğu için o vakitlerde kalkıp Allah'ı zikreden, namaz kılan, Kur'an okuyan, tesbih çeken kullardan olmayı Allah cümlemize nasip etsin.
Kötü huylarımız varsa onları tasfiye etmek nasip eylesin. İyi huyları alıp kâmil bir müslüman olmaya cümlemizi muvaffak eylesin.
Lütfuyle, keremiyle bizi Habîb-i Edîb'inin güzel ahlâkıyla ahlâklandırsın.
Efendimiz'in şefaatine erdirsin, cennette O’na komşu eylesin.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühü aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
24.09.1989 -
Günahların Etkileri ve
24.07.2000 -
Başkaları İçin Hayır
