24.09.1989 - Günahların Etkileri ve Toplumsal Zararları

24.09.1989 - Günahların Etkileri ve Toplumsal Zararları
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdülillâhi Rabbi'l âlemîn. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn ve şefîı müznibîn seyyidinâ ve senedinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.
Emma ba'd:
Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbu'l-lâh ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sahibehâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
Fe'tteku'l-lâh
"Allah'tan korkun be müslümanlar! Allah'tan korkun da ve lâ tü'zû mevtâküm geçmişlerinizi ezalandırmayın. Kabre konulmuş olan yakınlarınızı, büyüklerinizi ezalandırmayın. Siz burada günah işliyorsunuz mezarda onların kemikleri sızlıyor, üzülüyorlar, müteezzî oluyorlar, cefâ çekiyorlar, mahvoluyorlar, kahroluyorlar. Halbuki kendisi iyi insan, mü'min insan. Kabri müslüman kabri. Ama senin yaptığından orada o büyüğünün kemikleri sızlıyor. Bu da çok önemli bir hadisedir.
Ben bunu çok önemli bir bilgi olarak görüyorum. "Üstümden bu vebal ve mesuliyet gitsin." diye beni dinleyen bütün kardeşlerime her yerde bunu naklediyorum. Birisinin anası babası ölmüş bu da evlat olarak onlara iyilik yapmak istiyor. O zaman müslüman olsun, has müslüman olsun. Onlara en büyük iyilik o.
"Dedemi seviyorum, babamı seviyorum, rahmetli anama hayranım, ona bayılıyordum. Ah sağ olsaydı." diyor.
Tamam! Ona iyilik yapmak istiyorsan mübarek burada iyi insan ol, günahlara dalma. Bir bilsen günahlara daldığın zaman senin yüzünden nice insan zarar görüyor. Sen sadece kendini yaktığını mı sanıyorsun? Nice insanları ezâlandırıyorsun, nice insanları ağlatıyorsun!
Onun için insanların biraz da vefa borcuyla, biraz da geçmişlerine olan saygısından sevgisinden acımasından dolayı günahlardan çekinmesi gerekiyor.
"Şunu yapmayayım da anam kabirde üzülmesin. Cuma günü ona söylenecek. ‘Dinle bak! Senin edepsiz oğlan dünyada ne haltlar karıştırdı.' diye."
Tabi o da ezilecek, üzülecek, sızlanacak;
"Ah, Evladım! Ey oğul! Ben seni böyle mi yetiştirmiştim? Bunu da mı yapacaktın?" diyecek, sen onun farkından değilsin. Duysan pişman olursun, ağlarsın da "artık yapmayayım" dersin ama bilmediğin için yine aynı günahı yapmaya devam ediyorsun.
Muhterem kardeşlerim!
Bu nokta da çok önemli. Bilin ki sizin yaptığınız ameller cuma günlerinde ana babalarınıza da, büyüklerinize de, hocalarınıza da, peygamberlerinize de arz olunacak. Onu d bilesiniz.
O bakımdan günahlardan kesilmek, günahlardan uzak durmak, haramlara bulaşmamak en önemli işlerimizden biridir. Bunun pekçok faydasından birisi de geçmişlerimizin ruhlarını şâd etmektir, onların ruhlarını muazzep etmemektir.
"Günah işlemenin başka ne zararı var?"
Günahı işleyen kimse sadece kendisi zarara uğramıyor. Günahı işleyen kimseden başka çeşitli şahıslara da o günahın ucu dokunuyor, zarar veriyor.
Nasıl zarar veriyor?
İn ayyerahü'btüliye bihî. "Eğer bir kişi bir günahkârı işlediği bir günahtan dolayı kınar ayıplarsa." ‘Tüh be, yazıklar olsun! Öyle iş de yapılır mı, mahvettin ortalığı’ gibi sözlerle ayıpladı değil mi?
Bazen böyle şeyler duyarız. Böyle ayıplarsa yandı!
Übtüliye bihî. "Aynı suçu ileride kendisi işleyecek."
"Sen misin o günahkâr kulu ayıplayan! Senin de başına gelsin de gör bakalım! Sen doğru yolda durmayı kendi meziyetin mi sanıyorsun? Allah başına belayı bir sarsın da, şeytanı başına bir musallat etsin de, o günahı sen bir işle de gagan yere insin. Gör bakalım! O zaman başkasına dil uzatacak halin kalır mı?" diye ayıplayan insana ceza olarak ayıpladığı şeyin aynısını yapmak yazılıyor.
Onun için bizim köylerde, Anadolu'da tabirler vardır ki; Ayıpladığım şey burnunum dibinde bitti." derler. Bende Peygamber oldu.
"Filancanın kızı filancaya kaçmış. Tüh tüh tüh! Öyle çocuk mu yetiştirilir?" der, yarın öbür gün kendi çocuğu da kaçar.
Neden?
Çünkü ayıpladı.
Aman kardeşlerim, bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bildiriyor; "Günahkârı ayıplamayın."
"Ne yapacağız o zaman? Allı pullu, kırmızı mumlu tebrik mi göndereceğiz?"
Hayır! Dua edeceksin, onun nâmına sen de üzüleceksin. "Bak insanoğlu ne kadar zayıf!" diyeceksin, korkacaksın.
"İnsanoğlunun Allah'a isyan etmemesi gerekiyor ama ne hatalar yapıyor, ben de yapabilirdim. Aman yâ Rabbi! Beni o hataya düşürme, bu kardeşimi de kurtar, bunun suçunu da affet!" diyeceksin. Ayıplarsan olmaz. O onu ayıplıyor, o onu ayıplıyor, ceza olarak aynı şey onun da başına geliyor.
İkincisi; Ve in radiye bihî şârekehû. "Eğer onun işlediği günaha o da razı olursa, rıza gösterirse…"
Birisinin bir günahı nakledildiği zaman bazı kimseler;
"E ne olmuş yani, varsın işlesin. Ben olsam ben de yapardım. Bence bir mahzuru yok." diyorlar.
Şârekehû. "Aynen onu işlemiş gibi ortak olur."
İşlemedi yahu. İşlemedi ama razı geldi. "Küfre rıza küfürdür." Sözünü duymuşsunuzdur.
Günaha rıza da günahı işlemiş gibi insanı günaha ve belalara sokuyor. O bakımdan günaha razı gelmek de yok, ayıplamak yok!
Ve in zekerahû esime. "Eğer anarsa anlatırsa bu sefer de günaha girer."
"Ahmet Efendi şöyle yapmış, Mehmet Efendi böyle yapmış." diye gıybet ettiği için günaha girer.
Ve in ağtâbehû esime. "Gıybetini yaparsa o zaman da günahkâr olur."
Bu sefer de gıybet günahını alır. Demek ki isim zikretmeyecek. Küfre, günaha rıza göstermeyecek, ayıplamayacak.
Ne yapacak?
Mümkünse kabahati örtecek. Büyüklerimiz bazı kaideler koymuş, kalın harflerle yazmışlar;
"Bazı şeylerin şuyuu vukuundan daha beterdir.
Bir günahı örtersen olduğu yerde kapatırsan zararı mahdut kalır; yayarsan şuyuu vukuundan beter olur.
"O öyle yapmış, bu öyle yapmış."
O ona söylüyor, o ona söylüyor. Kızılderili tamtamları gibi her tarafa yayılıyor. O zaman günahın şöhreti yayıldı daha beter oldu. Onun için örteceğiz.
Bir kimse müslüman kardeşinin ayıbını örterse Allah da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Mahşer halkına göstermez, setreder. Örteceğiz, bir.
İkincisi; ayıplamayacağız, dua edeceğiz.
Üçüncüsü; yapılmamasını sağlamak için emr-i mâruf, nehy-i münker yapacağız, nasihat edeceğiz.
İslâm'ın güzelliklerinden birisi de bir şeyin vuku bulmasından evvel aldığı önlemlerdir, tedbirlerdir. İslâm'ın en güzel, muhteşem, şâhane güzelliklerinden biri de budur. Bir şeyin yapılması kötü ise İslâm onun etrafında bir yığın tedbirle bir yığın önlem alarak onun yapılmasını önler.
Diyelim ki kadın ve erkeğin nikâh dışı bir ilişki içinde olması büyük günah. Ortada nikâh yok, bu büyük bir günah! Bu büyük günahın engellenmesi gerekiyor.
İslâm dini ne yapıyor?
Nâmahreme gözüyle bakmayı bile haram kılıyor. O tarafa adım atmayı yasak kılıyor, yerine bile gitmeyi engelliyor. Haremlik selamlık koyuyor, kaideler usuller koyuyor. Kadına örtünmeyi emrediyor.
"Allah beni bu kadar güzel yaratmış!"
Olmaz! İşte bu güzelliklerin hepsini örteceksin, o güzellikleri saklayacaksın. Güzel bir mücevher güzel bir kutunun içinde olur. Onları güzel bir kutunun içinde saklayacaksın. Açılıp saçılmasına engel oluyor.
"Öbür taraf dayanamaz." diye bu tarafı engelliyor, "sen kapanacaksın" diyor. Öteki tarafa da; "sen de başkasına bakmayacaksın" diyor.
"Bir insanın bir evin penceresinden bakması, içine girmesiyle müsavi günahtır."
"Perde açıkmış, baktım."
Perdeyi açan zaten bir kabahat işlemiş. Sen içeri baktın ikinci kabahati işledin.
İslâm öyle. Bakmayacaksın!
"Gözüm kayıverdi."
Gözüne sahip olsaydın, dikkat etseydin!
İslâm açmayı da bakmayı da yasaklamış, tesettürü emretmiş. Mesela diyor ki;
"Ey mü'minler! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hanımlarından bir şey isteyeceğiniz zaman; Fes'elû hünne min verâi hicâb “perdenin bu yanından isteyin!"
Onlar Peygamber hanımları, Peygamber hanımları ile kötülük bahis olmaz.
Olsun. Usul bu. Perdenin arkasından iste! Peygamber Efendimiz'in âdet-i seniyesi.
Bir kapının zilini çaldınız, nasıl duracaksınız? Peygamber Efendimiz ya yanı dönük dururdu ya arkası dönük dururdu.
Neden?
İçerideki hanım kapıyı açar, bakar yabancı bir insan, hemen kapatır. Projektörler o tarafa dönmüş, sen ona dimdik bakıyorsan, açılmışsa saçı açıksa aynen görürsün. Onun için yan döneceksin. O seni görecek, kapatacak. Çünkü o saatte beyi gelecekti;
"Ha beyim geldi, trenden indi, sokağı döndü, merdivenlerden çıktı. Dur şuna bir şaka yapayım." diye düşünebilir. Kapıyı açar, ona bir oyun etmeye kalkar. Olabilir, insanlık hali. Yan döneceksin veya arkanı döneceksin.
Müslüman kapıyı çalıyor. İçeriden ses:
"Kim o?"
"Ben!"
Ne demek ben?
Herkes ben. Ben denir mi?
Adını söyle, künyeni say bakalım. İslâm her şeyde güzel usul koymuş, töre koymuş, kapıda duruşu bile ayarlamış.
Bütün bunların hepsi neden?
Bütün bunların hepsi büyük, kötü bir günah olan zinanın engellenmesi için, namusun korunması için. Bunlar İslâm'ın güzel tarafları.
İçki haram.
Niye haram?
Bir önlem, bir tedbir olarak haram. İçki içildiği zaman insanın aklı gittiğinden, çeşit çeşit dengesizlikler yaptığından Allah bir tedbir olarak içkiyi yasaklamış. Birinci ana tedbir aklı giderici olan içkiyi yasaklamak.
Peki, anladım. Akıcı sıvı şeyleri içmeyeceğiz, sigarının içine birazcık afyon, kokain, esrar, LDS koysam koklasam.
Koklayamazsın! Aklı alan her şey yasak! Mühim olan aklı korumak. İslâm'ın beş önemli tedbirinden birisi aklı korumaktır.
İslâm'ın beş önemli ana hedefi var. Ana hedeflerinden birisi akıl.
İslâm niye gelmiş?
Pür silah, pür dikkat bir muhafız gibi insanoğlunun menfaatine gelmiş. İnsanoğlunun dünya ve âhiret saadetini korumak için gelmiş. İnsanın aklını korumayı hedef almış.
Aklı alıp giden ne?
İçki.
Yasak!
Sonra?
İçkinin imali yasak, içkinin taşınması yasak.
"Hocam, ben zavallı bir hamalım, geçimimi zor temin ediyorum. Bu içki şişelerini buradan semerime alıyorum, dükkâna indiriyorum."
Hayır, yapamazsın! Haram, yasak! İçkiyi yasak kıldığı için aklı korumak için içkinin taşınmasını da yasak ediyor.
"Hocam, ben hiç içki içmem ama işimiz icabı büromuza Amerikalı, Avrupalı insanlar geliyor. Onlar için kenarda bir Amerikan barım var. Dolabı açtığımızda içinde şişeler, votkalar, kadehler dizili oluyor. Kendim de elimi sürmüyorum, memuru çağırıyorum, o sunuyor."
Sundurmak da yasak, sunmak da yasak, ikram etmek de yasak. İslâm engelliyor, bütün suçları kabahatleri engelliyor.
Allahu Teâlâ hazretleri cümlemize İslâm'ın güzelliklerini anlamayı nasip eylesin.
18.09.1998 -
Helal Kazanç
17.11.1995 -
Resulullahın Mertebesine En
