İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

18.09.1998 - Helal Kazanç

18.09.1998 - Helal Kazanç
Günün Sohbeti

18.09.1998 - Helal Kazanç

29.10.2024
10 dk 2 sn

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Allah'ın rahmeti, bereketi, selamı, her türlü lütfu, ihsanı üzerinize olsun. Allahu Teâlâ dünyada, âhirette cümlenizi aziz ve bahtiyar eylesin.

Eyyumâ raculin kesebe mâlen min halâlin fe-et'ame nefsehû ve kesâhâ fe men dûnehu min halkillâhi fe innehâ lehû zekâtün ve eyyumâ raculin müslimin lem yekün lehû sadakatun fe'l-yekul fî du'âihî: Allahümme salli alâ muhammedin abdike ve resûlike ve salli ale'l-mü'minîne ve'l-mü'minâti ve'l-müslimîne ve'l-müslimâti fe innehâ lehû zekâtün.

Ebû Saîd el-Hudrî hazretlerinden rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

Eyyumâ raculin. "Herhangi bir adam ki;" kesebe mâlen min halâlin. "Helâlden bir kazanç, bir mal sağladı, kazandı." Fe-et'ame nefsehû ve kesâhâ fe-men dûnehû. "Hem kendisine yedirdi giydirdi hem de başkalarına ama kendisinin ötesindeki, gerek bakımıyla mükellef olduğu çoluk çocuğu, anne babası, akrabası, gerekse ziyafet verdiği eşi dostu, akrabası, sevdikleri, evine misafir gelmiş kimseler…"

Herhangi bir adam ki böyle helâlden mal kazanıp, para kazanıp da kendisi de, -kendisine de yedirip, kazandığından giydirdi- ve kendisinin dışındaki insanlara da yedirip giydirdi mi" min halkillâhi. "Allah'ın yarattığı kullarından..."

Min halkillâhi. "Allah'ın yarattığı mahlukâttan" demek.

Demek ki penceresinin önüne kurumuş ekmekleri ufalasa bile, o da Allah'ın mahlukâtından birisine bir şey yedirmiş oluyor; o da Allah'ın mahlukâtı. Veyahut bahçenin kenarına karıncalara biraz ekmek koysa bile. Kendisine ve Allah'ın mahlukâtından bir mahlukâta yedirse, giydirse… fe-innehâ lehû zekâtün. "Bu onun için malının temizlenmesi, paklanması vesilesidir, bir hayırdır, sadakadır."

Ve eyyumâ raculin müslimin. "Herhangi bir müslüman adam ki" lem yekün lehû sadakatun. "Onun böyle bir sadaka, hayır yapmaya imkânı yok."

Zengin değil; parası, imkânı yok. O ne yapsın?

Fe'l-yekul fî du'âihî. "Duasında desin ki:" Allahümme salli alâ muhammedin abdike ve resûlike. "Senin kulun ve resûlün olan Muhammed'e yâ Rabbi salât eyle, teveccüh eyle, lütfeyle." Ve salli ale'l-mü'minîne ve'l-mü'minâti ve'l-müslimîne ve'l-müslimâti. "Mü'min erkek, mü'min kadın kullarına, müslüman erkek, müslüman kadın kullarına da teveccüh eyle, lütfeyle, rahmeyle." desin duasında. Böyle dua etmesi, fe-innehâ lehû zekâtün. "Onun için bir temizlenmedir."

Buralardaki zekât kelimesi keskin ‘z' ile, "temizlenmek" demek.

Maldan ayrılan farz miktardaki sadakaya, ayırıyor da fakirlere "Allah bunu bana emretmiş." diye verecek, ona da zekât deniliyor çünkü o da malı temizliyor. Zekâtı verilmemiş olan bir mal içine haram karışmış, pis bir mal oluyor. Zekâtı, sadakası, fakirlerin hakkı olan, Allah'ın emrettiği miktar ayrılıp fakirlere verilince mal temizleniyor. Onun için bu farz olan sadakaya zekât adı verilmiş, malı temizlemiş olduğu için. Başkasının hakkının içinde kalmamış olduğu, fukarânın hakkı sahibi olan fakirlere dağıtıldığı için.

Zekât aslında temizleme demek.

Bir müslüman eğer helâlden bir şey kazanır da kendisi yerse, başkalarına yedirirse, kazancından kendisi giyinir, örtünür, başkalarına da ikram eder örttürürse; insanlar olsun, başka mahlûklar olsun Allah'ın halkından herhangi birisine bu kazancından yedirme, giydirme gibi hususlarda gene onlara da bir şeyler verirse bu onun için bir zekâttır.

Ne demek?

Malının temizlenmesidir. İsterse kendisine zekât farz olmamış olsun. Çünkü insanın zekât verecek durumda olması için malının belli bir miktara ulaşması lazım. Koyunlarının, sürü sahibiyse belli miktara ulaşması lazım; ticaret erbabıysa her malın ne kadar miktara ulaşırsa bir sene geçtikten sonra zekâtı verilmesi gerekir, diye fıkıh kitaplarında zekât bahsinde yazılmıştır.

Gerek bu yiyen ve yediren, giyen ve giydiren kimse o zekât miktarına sahip olan, dînî bakımdan zengin durumda olan kimse olsun; isterse o miktara ulaşmamış, henüz zekât verecek durumda değil, fakir sayılan bir kimse ama o da birilerine yedirmiş, kendisinden başka Allah'ın mahlukâtından birilerine bir şey yedirmiş. Atına saman vermiş, kuzusuna yem vermiş, yavrusuna yedirmiş, annesine babasına, akrabasına fakirâne bir tuz ekmek, basit çorba, bir şey vermiş. İlle farz olan sadaka zekât mânasına değil. Bu hayrı yaptı mı bu onun için bir temizlenmedir. O insanın malı temizlenir, nurlanır, paklanır, böylece mübarek bir mal olur. Ama vermese, bu hayrı hasenâtı yapmasa mal temiz olmaz, pis olur.

Hatta kazancı tamamen temiz olsa insanın, zekâtını vermese kazancı temiz olduğu halde zekâtı vermediği için malı pislenir. Zekâtını ayıracak. Zengin oldu, Allah'ın emrettiği miktarda zekâtı ayıracak, verecek. O zaman mal temiz olur. Sırf temiz kazanmak yetmiyor. İslâm'da kazancının vazifesi olan, dînî görevi olan miktarda fukarâya ve belirli yerlere zekât verilir. Zekât sekiz sınıfa verilir, sekiz cins yere verilir, onlara vermediği zaman helâl yollarla kazandığı mal bile pislenir, içinden fukarânın hakkı ayrılmayıp, verilmeyip kaldığı için pislenir. Onun için o çıkartılacak, fukarâya verilecek. Ama ister zengin olsun ister fakir olsun kendisi yediği gibi başkasına da yediren, başkasını da giydiren insanın da yaptığı bu amel onun malını tertemiz yapar.

Demek ki ister zengin olalım ister olmayalım; ister zekât verecek kadar belli miktara sahip olalım isterse onun altında olsun; hayır, hasenât yapmalıyız. Karınca kararınca, eskilerin yarım elma gönül alma dedikleri gibi, az da olsa sağa sola ikramcı olmalıyız, mükrim olmalıyız, cömert olmalıyız, hayır yapmalıyız.

Ankara'da, Özelif camimizde vaaz verirken birisini anlattılar, adresini almadığıma hâlâ çok üzülürüm. Gidip de tanışamadığıma hâlâ esef ederim. Postanede memurmuş; postanede bir memur kardeşin ne kadar maaş aldığı belli. Kira olan bir gecekonduda oturuyormuş. Maaşının da ne kadarının kiraya gittiği üç aşağı beş yukarı bellidir. Bilmem kaç tane çocuğu varmış, rakamı unuttum, herhalde beş-altı tane. Bir iki tane de yetime bakıyormuş. Galiba tamamı dokuz kişi. "Gül gibi geçiniyoruz." da diyormuş. Gözü de tok gönlü de zengin. Zaten kendisi fakir ama başkasına da iyilik yapıyor.

İslâm böyle. Allah'ın mahlukâtına acımak, sevmek, yardımcı olmak… Başta insanlar. İnsanların da kendisine yakın olan akrabası, bakımıyla mükellef olduğu kimseler; teyzesi, halası, yeğeni, sonra komşuları, ondan sonra daha başka insanlar. Onlara karşı iyiliksever olması Allah tarafından mükâfatlandırılıyor, o kimsenin malı nurlanıyor.

Allah razı olsun, bizim memleketimizin müslümanları hem kendi beldelerinde hayır yaparlar hem dünyanın her yerindeki müslüman kardeşlerine acırlar, yardım gönderirler. Dünyanın neresinde bir mazlum mağdur müslüman varsa, yardımına koşarlar, hayır hasenât yaparlar, seve seve camilerde "ne verirsen elinle, o gider seninle" diye hacı babalar camilerin kapısında para toplarlar, halkımız da hayır hasenâtı yapar. Allah hayır yapmaktan geri bırakmasın. Hayrı da isabetli, güzel, doğru yerlere yapmayı nasip etsin.

Allahu Teâlâ hazretleri hepimizi, iyi Müslüman olamaya muvaffak eylesin. Arif Müslüman eylesin. İnsan-ı kamil olmayı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varmayı nasip eylesin.  

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA