18.12.1994 - Nefs Terbiyesi, Allahı Zikir, Allah Yolunda İnfak

18.12.1994 - Nefs Terbiyesi, Allahı Zikir, Allah Yolunda İnfak
Bismillahirrahmânirrahîm.
El-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Kemâ yenbağî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih.
Ve'sselâtü ve'sselâmü alâ hayri halkıhî sultâni'l-ârifîn Muhammedini'l-Mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l-cezâ.
Aziz ve değerli mü'min kardeşlerim!
Tasavvuf konusu ve mutasavvıflar, sûfîler. Bizim içimizde nefis diye bir şey var. Biz biliriz, başkası bilmez bunu; başkaları bilmez, mü'minler bilir. Bizim dinimizde, içimizde nefsimizin olduğunu Allah bize bildiriyor:
İnne'n-nefse le-emmâretün bi's-sûî illâ mâ rahime rabbî. "Allah'ın korudukları müstesna, bu nefis insana içeriden vesvese verir, aldatır, kötülükleri emreder, yaptırır." diye de bildiriyor.
İçimizde nefsimiz var. "Nefsim kabardı, canım istedi, ne yapayım, dayanamadım, nefsime hakim olamadım, yaptım işte şu günahı..." diyor ya millet. Hani içinden insanın istemediği bir şeyi yaptırtan bir güç var, istemiyor ama, günah olduğunu biliyor ama yine yapıyor.
Nedir bu yaptırtan?
Nefis, nefs-i emmâre. Kötü şeyi, emmâretün bi's-sûî, kötülüğü çok çok emreden, mesleği bu olan, sabah akşam, gece gündüz işi bu olan nefis var.
Bu nefsi eğer ıslah etmezseniz, etmezsek, nefsi ıslah etmezsek mahvoluruz.
Neden?
Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki;
Kad efleha men zekkâhâ ve kad hâbe men dessâhâ. "Nefsini temizleyememiş olan, terbiye edememiş olan mahvolur, nefsini temizleyen felah bulur."
Kad efleha men tezekkâ ve zekere'sme rabbihî fe-sallâ.
Felah bulmanın yolu bu nefsi ıslah etmektir. Islah etmenin yolu da tasavvuftur. Meslek tasavvuftur. İlim tasavvuf ilmidir.
Sonra, mârifetullah tasavvufun ana konusu değil mi?
Ana konusu.
Kur'ân-ı Kerîm'de var mı?
Var.
Nefsin terbiyesi bizim ana işimiz değil mi?
Ana işimiz.
Kur'ân-ı Kerîm'de nefsi terbiye etmek meselesi var mı?
Var.
Zikir tasavvuf erbâbının ana meşguliyeti değil mi?
Sûfî deyince aklımıza eli tesbihli, ağzı zikirli insan gelmez mi?
O gelir.
Zikir Kur'ân-ı Kerîm'de var mı?
Var.
Saymadım ama birisinden duydum, kendim de saysam, kesin söylesem iyi, 80 küsur âyet-i kerîmede zikri tavsiye ediyor Kur'ân-ı Kerîm. En meşhurları:
Yâ eyyühellezîne âmenu'zkürullâhe zikran kesîrân ve sebbihûhu bükraten ve esîlâ.
Vezkürisme rabbike bükraten ve esîlâ. "Rabbinin ismini zikret..."
Ve'z-zâkirîne'llâhe kesîran ve'z-zâkirâti eadde'llâhu lehüm mağfiraten ve ecran azîmâ.
Fe-izâ kudiyeti's-salâtu fenteşîru fi'l-ardi vebteğu min fadlillâhi vezkürullâhe kesîran lealleküm tüflihûn.
Bunlar zikrin felah sebebi olduğu, çok sevap olduğu, çok kıymetli olduğu ve çok yapılması gerektiğini bildiren âyet-i kerîmelerden bazılarıdır.
Zikrin sevabı çoktur, onu da açıklayayım, müjde olsun. Biliyorsunuz Allahu Teâlâ hazretleri;
İzâ hemme'l-abdü bi-hasenetin fe-amilehâ ketebe'llâhu lehû aşra hasenât. "Bir kul bir iyiliğe niyet edip de onu yaparsa, bir iyiliği yapmaya niyet etti ve yaparsa 10 misli yazar." İlâ seb-i mieti dı'fin. "700 misline kadar."
Bazen 10 yazar, bazen 70 yazar, adamına göre, kaliteye göre, bazen 700 yazar.
700 yazılan sevaplı işlerden bazıları nelerdir?
Sayayım.
Bir; 700 yazılan sevaplı işlerin başında, Allah yolunda infak, 700 mislidir.
Nafakatüke fî sebilillâh bi-seb-i mietin, 700'dür.
Yardım mı gönderdin? Techiz mi ettin? 700 mislidir. 1'e 700'dür.
Hacca mı gittin? Umre'ye mi gittin? Allah yolu değil mi hac ve umre?
700 mislidir.
Adam pazarlık yapıyor. Ne pazarlık yapıyorsun, pazarlık yapacak yer mi? Boş ver, fazla harca, sevabı fazla olsun. Fazla harca da, hayır hasenâtı çok yap da sevabın olsun. Onun için büyükler hac için ayrılan paranın geri getirilmesini uygun görmemişler. Ayırdın mı bu parayı? "Harcamadan geldik." Hadi bakalım şimdi harca. Ama geç kaldın, orada harcasaydın 700 misli sevap olacaktı. Eve geldikten sonra, kapıdan girince bitiyor, katsayı ikramiyesi kalkıyor. Allah yoluna 700 mislidir.
Ana babaya infak:
Nafakatüke alâ ebeveyke 700 mislidir. Aileye infak 700 mislidir. Ailenizin gözü dışarıda olmasın. Çocuğunuz komşunun elmasını koparmasın, başkasından bir şey istemesin. Evi doldurun, çocuğun gözü doysun. Bir de deyin ki "Al bunu, kardeşlerine, arkadaşlarına biraz ver." Cömertliği de öğrensin. Eve verdiğin para, masraf 700 mislidir.
Zikrullâhi teâlâ efdalu inde'llâhi mine'n-nafakati fî sebilillâhi bi-mieti derecetin.
Bu da bir hadîs-i şerîftir.
Ne demek?
Zikrullah, Allah yolunda infak etmekten 100 misli daha fazla sevaplıdır.
O zaman ne oluyor sevap?
700'ün 100 mislisi 7000; 70 bin ediyor. Zikrullahın katsayısı 70 bindir. Yani bir kez Allah dese aşk ile lisan 70 bin misli yazılır onun sevabı defterine. O kadar sevabı çoktur.
Sonra meleklerin bile duymadığı, içinden zikretmesi insanın diliyle yaptığı zikirden 70 kat daha sevaplıdır. Kalbinden "Allah Allah..." diyor, içinden; kimse anlamıyor, dil, dudak kıpırdamıyor. O da 70 kat sevaplıdır.
70 binin 70 katı nedir?
Bir 0 koyalım, 700 bin, 7 ile çarpalım; Yani insan kalbinden bir "Allah" dese, duruyor böyle, kalbinden "Allah" diyor, bir kez "Allah" dese 4 milyon 900 bin misli...
Çok sevaplı bir şeydir zikir. Çünkü çok menfaatlidir, kula çok faydası vardır. Çünkü kulun kolu kanadıdır; kul onunla uçar, onunla ilerler, mânevî mertebeleri onunla alır. Tasavvuf onun için işte zikri şey yapmış. Allah emretti Kur'ân-ı Kerîm'de diye ondan zikrediyor. Allah'ın emirlerini tutuyorsun tutuyorsun, sonunda bir manzara çıkıyor ortaya, bu nedir?
"Tasavvuf" deniliyor buna. Allah'ın emirlerini tutmaktan, Resûlullah'ın sünnetine uymaktan hâsıl olan o hâlin, manzaranın adı "tasavvuf" oluyor.
Fe'zkurûnî ezkürküm ve'şkurûlî ve lâ tekfurûn âyet-i kerîmesi vardır. "Sen Allah'ı zikredersen Allah da seni zikreder."
Bu da büyük bir şereftir. Benim gibi âciz nâçiz, günahkâr, eli boş, yüzü kara kulu Allahu Teâlâ hazretleri zikredecek, âlemlerin Rabbi zikredecek, ben "Allah" dediğim zaman o da "kulum" diyecek. Çok büyük bir şereftir.
Muhterem kardeşlerim!
Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfinde geçiyor ki;
"Sizin Allah indinde ne mertebede olduğunuzu merak ediyorsanız, ‘Acaba Allah'ın yanında benim derecem, mertebem nedir? Neyim ben? Allah beni seviyor mu, sevmiyor mu? Nasılım?' diye merak ediyorsanız, sizin yanınızda Allah'ın durumu nedir, ona bakın." diyor Peygamber Efendimiz.
Sen Allah'ı seviyor musun? Sen Allah'ın yolunu seviyor musun? Sen Allah'ın emrini seviyor musun? Sen Allah'ın Kur'an'ını seviyor musun? Sen Allah'ın Resûlü'nü seviyor musun? Sen Allah'ın kullarını seviyor musun? Sen Allah'ın yarattığını, yaptığı işlerin hikmetini anlayıp seviyor musun?
O zaman Allah da seni seviyor. Aşkın ne kadarsa merteben o kadar yüksek.
Onun için büyüklerimiz demişler ki;
"Makâmât-ı ilâhiyede -yani tasavvûfiyede- en yüksek makam, makâm-ı aşktır; âşık olmak makamı, âşıklık makamıdır."
Ve o makama erdi mi insan herkesin sevgilisi oluyor.
Neden?
Hadîs-i şerîfte geçiyor ki;
"Allah bir kulu sevdi mi, gökyüzüne seslenir, meleklerine; ‘Ey meleklerim, ben filanca kulu seviyorum, siz de sevin.' Yer ehline seslenir; ‘Ey insanlar, ben bu kulu seviyorum, siz de sevin.' diye."
Allah herkesin gönlüne onun muhabbetini koyar.
Evet aziz ve muhterem kardeşlerim!
Sonra biliyorsunuz bizim bu Allah'ın emirlerinden, dinin ahkâmından murad nedir?
İnsanın güzel ahlâklı olmasıdır. Nefs terbiyesinden de murad odur. İnsanın kâmil olmasıdır, tatlı dilli, güleç yüzlü, güzel ahlâka sahip, kötü huylardan kurtulmuş bir insan olmasıdır. Dinin insan üzerinde tesiri budur. Böyle olması lazım. Din bizim güzel ahlâklı olmamızı istiyor.
Ekseru mâ yüdhilu'n-nâse'l-cennete takvâllâhi ve hüsnü'l-huluk.
Güzel huy, takvâ insanların cennete girme sebebidir.
Biliyorsunuz,
İnne'l-hasede ye'külü'l-hasenâti kema te'külü'n-nâru'l-hatab.
Hasetci olsa bir insan, amelleri kabul olmuyor.
Lâ tubtilû sadakâtiküm bi'l-menni ve'l-ezâ.
Ezâcı, cefâcı olsa sadakasını ve zekâtını Allah kabul etmiyor.
Rubbe sâimin hazzuhû min sıyâmihi el-cûu ve'l-ataş. "Nice oruç tutan insan vardır ki oruçtan nasibi akşam aç ve susuz kalmaktan ibarettir."
Ve rubbe kâimin. "Nice gece kalkıp gece ibadeti yapan insan vardır ki." Hazzuhû min kıyâmihi es-seher. "[Nasibi] uykusuz kalmaktır."
Sevap alamıyor.
Neden?
Güzel huylar lazım. Kötü huylar oldu mu olmuyor.
Kötü huylar oldu mu hac bozuluyor.
Fe-lâ refese ve lâ cidâle ve lâ fusûka fi'l-hac.
Cidal yok, füsuk yok, kötü konuşmak yok, refes yok, küfür, elfâz-ı küfür vesaire yok. Onlar oldu mu hac kabul olmuyor. Güzel huylu olmak ibadetlerin kabul olması sebebi oluyor.
et-Turûku küllühâ adâbun dememişler mi?
Oturmanın edebi, kalkmanın edebi, edeb maallah, Allah'a karşı kulluk edebi, edeb maar-Resûl, edeb ma-el-Kur'an, edeb maaş-şeyh, edeb maal-ihvan, edeb... Her şeyin edebi var.
Evet, o halde güzel ahlâk tasavvufun sağladığı bir eğitimin sonucu olduğuna göre, dinimiz de bizim güzel ahlâklı olmamızı emrettiğine göre buradan da tasavvufun dinimizdeki yeri anlaşılıyor.
Allah bizi de yolunda eylesin. Kendisini bilenlerden bulanlardan eylesin. Allah hepinizden razı olsun. Dünyanın bildiğiniz bilmediğiniz hayırlarına erdirsin, bildiğiniz bilmediğiniz şerlerinden korusun.
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Aziz ve sevgili kardeşlerim…
19.01.2001 -
Allah Güzeldir Güzeli
24.10.1995 -
Peygamber Efendimiz (SAS),
