19.07.1996 - Çocuğa Sevgi ile Bakınca, Çocuğa Verilen Sevap, Evlilik Nimetinin Kıymetini Bilin

19.07.1996 - Çocuğa Sevgi ile Bakınca, Çocuğa Verilen Sevap, Evlilik Nimetinin Kıymetini Bilin
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,
Allah'ın rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde buyurmuş ki;
"Bir çocuk annesine babasına, etrafında dolaşıp da kendisine sevgi ile bakmasını sağlarsa; -yani annesi babası çocuğuna sevgi ile bakacak, memnun olacak- memnun olacakları bir bakışla bakışını bir çocuk sağlarsa; bu sağlayabilmesinden, başarısından dolayı bir köle âzat etmiş gibi sevap kazanır."
Ne oldu?
Babası evlâdına sevgiyle bakıverdi, çocuğun defterine yazılıyor: Bu çocuk bir köle âzat etmiş gibi sevap kazandı.
Köle âzat etmek; bugün nasıl anlatabiliriz? Köle kaç paralık bir şeydir? Ne kadarlık bir sevap kazanmış bu şahıs, nasıl anlatabilirim?
Bugün gidiyoruz çarşıdan pazardan, şu kadar milyon, bu kadar milyar verip kalitesine göre bir araba satın alıyoruz. Bu bir para.
O devirde insanların çalışmasına yardımcı olacak şey olarak ne var?
Bir, hayvanlar var; develer, atlar, merkepler, koyunlar, kuzular, insanın sahip olduğu hayvanlar. Bunların bir kısmı gıda işinde işe yarıyor, bir kısmı binek olarak kullanılıyor, bir kısmı yük taşımakta kullanılıyor; birer vasıta. Yani geçim, yeme içme vasıtası, ulaşım aracı oluyor. Bunların bir bedeli bir parası var.
Bir de köle, harpte düşman tarafından esir alınmış köle; ama canına kıyılmamış, hayat hakkı tanınmış; yaşasın, öldürülmesin, çalışacak. Tabii bu büyük bir para. Bugünkü hesaplarla hesaplamak ve bir misalle anlatmak gerekirse belki bir kamyon, belki bir otomobil demek; büyük bir para.
Hah, evlat kendisine anasına babasına baktırtabildi mi, başarı sağladı mı, bir kamyon, bir araba bağışlamış gibi sevap kazanacak. "Yani bayağı bir sevapmış." diye insan başını sallar, dinleyince duyunca; evet bak, maşaallah bayağı bir sevapmış der.
Peygamber Efendimiz'e sormuşlar demişler ki;
Yâ Resûlallah! 360 defa baktırır. Çocuk mahirse, ustaysa, candan bir evlatsa, hakikaten anne babasını seviyor da kendini de sevdirebilmişse, kendisine rahmet nazarı ile baktırabiliyorsa; anne baba ona günde 360 defa bakar! O zaman da verecek mi Allah bu sevabı? diye bu mânada soru sormuşlar. Peygamber Efendimiz demiş ki;
"Allahu Ekber!" Veremez mi sanıyorsunuz, öyle bir şey olur mu? 360 defa bakarsa va'di va'attir, va'di haktır; 360 tane köle âzat etmiş gibi sevap verir. Demek ki çocuk 360 kamyon bağışlamış gibi sevap alabilecek.
Ben bir de şunu anlatmak istiyorum sevgili dinleyiciler. Bazı kimseler ellerine geçmiş olan bu evlilik nimetini iyi kullanmıyorlar, kadrini bilmiyorlar ve yuvada geçimsizlik oluyor. Bazen kadından kaynaklanıyor bu kusur, geçimsizlik kaynağı kadın oluyor. Bazen de erkekten kaynaklanıyor, erkek kusurlu...
Mesela kadın kaprisli oluyor. Geçen gün bir hanımı anlattılar. Beyi bir işte çalışıyormuş, yoruluyormuş, akşamüstü ikinci bir işe gidiyormuş, gece birlere ikilere kadar bu ikinci işten para kazanıp çoluk çocuğuma, ihtiyaçlarına harcayayım diye kendini yıpratıyormuş. Bazen günde iki saat, üç saat uyku; eşi yine memnun değilmiş. Ne kadar götürsen gözü doymuyormuş. Yine huzursuzluk çıkartıyormuş, yine eşinin başının etini yiyormuş; geldiği zaman dır dır dır, vır vır vır… Eşi "Ben artık intihar edeceğim." diyormuş etrafındakilere.
Düşünüyorum, evliliği bilmiyorlar, evliliğin ne kadar büyük nimet olduğunu bilmiyorlar. Bir de evliliği sürdürmeyi bilmiyorlar. Bu evlilik nimetinin ellerinde devam etmesinin, sürmesinin, ellerinden kaçmamasının [yollarını bilmiyorlar.] Kadri bilinmeyen nimet elden alınır ya; [insan] kadrini bilmedi mi Allah ver o nimeti bakayım, sen bunun kadrini bilmedin diye elden alır. Onu bilmiyorlar ve birbirlerine hayatı zehir ediyorlar.
Bazen de koca yapıyor bu işi, hanım melek gibi; koca haydut, eve bakmaz, hanıma bakmaz, çocuğa bakmaz, evin ihtiyaçlarıyla ilgilenmez, eve gelince kavga gürültü, maalesef dayak, dövme, sövme vesaire... Bu da ayrı kötü bir manzara. Şunu anlatmak istiyorum:
Dinimiz iki kişinin, karı kocanın birbirleriyle iyi geçinmesine çok önem veriyor, çok teşvik ediyor. Allah bunu seviyor, iki tarafı seviyor. Çok büyük mükâfatlar ihsan ediyor. İki taraf da mutluluk için çalışmalı; iki taraf da yuvanın selametini gözetmeli, iki taraf da bu sevapları bu nimetleri elinden kaçırmamaya dikkat etmeli. Bu hususta olanca çabasını göstermeli.
Biliyorsunuz, "Mutluluk biraz da insanların dışında değil içindedir, kendisindedir." derler. Kendisi mutluluğu kendi eliyle tahrip edebilir, kaçırabilir veya güzel davranarak mutluluğu elde edebilir. Karı ve kocanın içinde mutluluk. Parada, pulda, evde, maaşın çokluğunda azlığında değil; bazen iki gönül bir olunca samanlık seyran olur. Ama gönüller bir olmadığı zaman da saraylar zindan olur.
O bakımdan dinimizin karı kocaya ne kadar sevaplar verdiğini bu hadîs-i şerîfle sizlere müjdelemek istedim sevgili Akra dinleyicileri.
Aman evli iseniz eşinize şefkat, rahmet, sevgi, muhabbet nazarıyla bakın; çünkü sevap. Elini tutun, iltifat eyleyin çünkü sevap; tatlı güzel sözler söyleyin çünkü sevap, her şey sevap. Aman birbirinizin kalbini kırmayın sevgili evliler, eşler. Aman bekârlar iyi bir hayat arkadaşı, müslüman mütedeyyin bir eş bulmaya gayret edin. Bu bekârlık derbederliğinden kurtulun, şu evlilik sultanlığına siz de sahip olun, nâil olun.
Allah gönlünüze göre hayırlı eşler ihsan eylesin diyorum; evlenmemiş olanlara dua ediyorum. Allah evlatlarımıza hayırlı eşler nasip etsin. Onların düğünlerini, mutluluklarını görmeyi nasip eylesin.
Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
19.07.1996 -
Eşler Arası İletişim,
12.09.1997 -
Dininizin Haysiyetini Koruyun,
