19.08.1994 - Peygamber Efendimizin Vefatı, Sünnete Sarılmak, İslamı Güzel Yaşamak

19.08.1994 - Peygamber Efendimizin Vefatı, Sünnete Sarılmak, İslamı Güzel Yaşamak
Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü;
Allah nice mübarek günlere, cümlenizi sevdiğiniz çevrenizle beraber sıhhatle afiyetle eriştirsin.
Peygamber sallallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki:
"Kur'ân-ı Kerîm'i ağlayarak okuyun!"
Neden?
Allah'ın kelâmıdır. Heyecanlanın, uyuşuk olmayın, Allah'ın kelâmı, kitabı karşısında biraz canlı olun. Ölü gibi olmayın, baygın gibi olmayın, ağlayın. Ağlayamıyorsanız ağlıyormuş gibi yapın. Zorlayın kendinizi ki bir zaman gelir o duygu harekete geçer.
Duygulanmak önemli muhterem kardeşlerim. İnsanların kıymeti duyguları kadardır. Hissettiği kadardır. Yahya Kemal; "Yalnız duyan yaşar" sözü, derler ki, doğrudur "Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur diyor. Duymak, hissetmek içinden mânaları takip etmek, yaşamak, düşünmek ne kadar güzel bir şey…
Lâ ibâdete ke't-tefekkür.
Peygamber Efendimiz "Tefekkür gibi ibadet, onun kadar kıymetli sevaplı bir iş olamaz." buyuruyor.
Tefekkür…
Oturduğun yerden düşünüyorsun. Güzel şeyleri düşünürsen, Allah'ı düşünürsen, Allah'ın dinini düşünürsen, ilâhî, mânevî, İslâmî hakikatleri düşünürsen çok büyük sevap kazanıyorsun. Ne kadar güzel, ne kadar hoş... Tefekkür gibi bir ibadet yok.
Tefekkürü sâatin hayrun min ibâdedeti senetin. "Bir saatlik bir tefekkür bir sene bir ibadetten daha hayırlıdır."
Tefekkür edelim...
E fe immâte ev kutile'n-kalebüm alâ a'kâbiküm sorusunun muhatabı olan mü'minler olarak, Resûlullah öldüğü veyahut da şehit edildiği zaman topuğunuzun üzerinde dönüverip de geriye mi gideceksiniz? Bırakacak mısınız?
Hayır. Resûlullah yaşadı, peygamberlik vazifesini yaptı. Bize İslâm'ı öğretti. İslâm bize geldi de biz İslâm'a âşinâ olduk da şimdi neyiz?
Şimdi biz müslüman mıyız?
Kur'ân-ı Kerîm'i okuyor muyuz?
Kur'ân-ı Kerîm'i anlıyor muyuz?
Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerini okuduğumuz zaman heyecanlanıyor muyuz?
Kur'ân-ı Kerîm'in ayetlerini okuyan insanın tüyleri ürperir, derisi titrer diye mü'min kulların âyetler karşısında[ki durumunu] Kur'ân-ı Kerîm âyet-i kerîmede bildiriyor.
Anlayarak dinleyenler gözyaşı döküyor.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz âhirete irtihal etti.
Bizim müslümanlığımız ne olacak? Bizim Resûlullah'a olan sevgimiz ne olacak?
Devam edecek.
Bizim Kur'an'a olan bağlılığımız ne olacak?
Aşk ile şevk ile devam edecek. Kur'ân-ı Kerîm'i ağlayarak okuyacağız. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in sünnetini pür-dikkat izleyeceğiz. Adım adım Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in yolunda ilerleyeceğiz. Hayatımızı ona göre, sünnet-i seniyye-i nebeviyyeye göre düzenleyeceğiz.
Ne kadar büyük müjdeler var. Peygamber Efendimiz "Ümmetim bozulduğu zaman da, şaşırdığı zaman da başka gayelerin peşine saplandığı, düştüğü zaman da, benim sünnet-i seniyyeme sarılana Allahu Teâlâ hazretleri şehit sevabı verecek." buyuruyor.
Şehit sevapları, yüzlerce şehidin sevabını almak.
Nasıl almak?
Peygamber Efendimiz'in sünnetine göre yaşayarak.
Hayatta herkesin bir zevki var. Soruyorsunuz, "Ben şunu severim, ben bunu sevmem. Renkler ve zevkler tartışılmaz." deniliyor.
Herkesin zevki var ama bir de genel zevk yok mu?
Allah'ın razı olduğu zevk tarafı yok mu?
Bu işin böyle din bakımından, iman bakımdan doğru olan bir tarafı yok mu?
Herkes bildiğini mi yapacak?
Akıllı akıllıca hareket edecek. Deli delice, divane divanece hareket edecek. Karmakarışık çorba mı olacak ortalık?
Tabi değil. Şahısların böyle kişisel düşüncelerinde mutlak birtakım değerler, hakikatler ve kıymetler var.
Elbette insanın onları yakalaması lazım. Bizim de kendi keyfimizin ne kıymeti var?
Dünyada ne kadar müslüman varsa o kadar çok İslâmî anlayış mı olacak, yoksa bir tek İslâmî anlayış mı var?
Bir tek İslâmî anlayış var. Kur'ân-ı Kerîm müslümanlığı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in müslümanlığı, sahâbe-i kirâm müslümanlığı…
Ben o yüzden müslümanlığı böyle secîli, kafiyeli kelimeler kullanarak ikiye ayırıyorum:
"İki türlü müslümanlık var."
Birisi "sahabe müslümanlığı", Ashâb-ı kirâm nasıl müslümanca yaşamışlarsa, nasıl imanlı yaşamışlarsa, nasıl İslâm'a güzel hizmet etmişlerse…
Bir, sahabe müslümanlığı, iki "zamane müslümanlığı".
Sahabe müslümanlığı, zamane müslümanlığı…
Allah hidayet nasip versin. Allah şaşırtmasın. Allah yanıltmasın. Allah sevmediği durumlara düşürmesin. Allah sevmediği işleri yaptırmasın. Allah sevmediği zevkleri bize zevk edindirmesin. Sevmediği işlerin peşinde koşturmasın.
Türkiye'deki bugünkü müslümanlar; İslâm âleminin gözbebeği olan Türkiye. Türkiye deyince hepsi ayağa kalkıyor, hürmet duyuyor, sevgi gösteriyor. "Türküm" deyince bağrına basıyor. Sarılıyor bize. "Siz İslâm'a asırlarca güzel hizmet ettiniz diye bizlere de sevgi gösteriyorlar.
Nerede bizim müslümanlığımız, Resûlullah'a bağlılığımız?
Arap şairlerden biri diyor ki;
Ta'sî'l İlâhe ve ente tuzhiru hubbehû
Hâzâ muhâlun fi'l-kıyâsi bedîu
Lev kâne hubbuke sâdıkan le-eta'tehû
İnne'l-muhibbe limen yuhibbe mutîu.
Güzel ve meşhur bir şiirdir. Bunu Arapça okuyan kardeşlerimizin çoğu da bilir. Ben de tercemesini söyleyeyim;
Ta'sî'l İlâhe ve ente tuzhiru hubbehû.
"Allah'a hem seviyorum diyorsun…"
Hakikaten, memleketimizde elhamdülillah bir istatistik yapsan "Allah'ı sevmiyorum" diyen insan ya çıkmaz ya çok az çıkar. Bir iki kişi çıksa bile, herkes "Allah'ı seviyorum" der. Ama şair diyor ki;
Ta'sî'l İlâhe ve ente tuzhiru hubbehû. "Hem Allah'ı seviyorum diyorsun hem de Allah'a âsî oluyorsun, sözünü dinlemiyorsun, günah işliyorsun, şeytana uyuyorsun."
Hâzâ muhâlun fi'l-kıyâsi bedîu. Bunu şöyle bir akıl mantığa, teraziye vurduğun zaman yanlıştır, tezattır. "Hem seviyorsun, hem dinlemiyorsun, olmaz böyle şey!"
Lev kâne hubbuke sâdıkan le-eta'tehû. "Eğer senin sevgin gerçek olsaydı, Allah sevgisi hakiki bir Allah sevgisi olsaydı ona mutlaka itaat ederdin."
İnne'l-muhibbe limen yuhibbe mutîu. "Seven sevdiğine itaat eder, sevgiyle bağlanır, sevdiğinin bir sözünü iki etmez, gözünün içine bakar."
Doğu Anadolu'daki kardeşlerimiz "Emrin bâşım gözüm üstüne!" diyor "bâş" kelimesini uzatarak; "Emrin bâşım, gözüm üstüne efendim!" diyor, ne güzel. "Derhal yaparım" diyor.
Neden?
Çünkü kişi sevdiğini kırmak istemez, her dediğini dinler.
O halde sevgili kardeşlerim, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Mevlid kandili, vefat kandili; - vefatı da aynı zamanda olmuş, 12 Rebiülevvel'de olmuş. - Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz vefat etti aramızdan ayrıldı, aradan asırlar geçti, 6 Haziran 632 senesinde, böyle yaz aylarında vefat eylemiş.
Biz ne yapacağız?
Allahu Teâlâ hazretlerine güzel kulluğa devam edeceğiz. Peygamber Efendimiz'e bağlılığımızı hareketlerimizle göstereceğiz. Resûlullah'ı sevdiğimizi sünnet-i seniyyesine sarılarak göstereceğiz. Müslümanlık budur!
"Ben Müslümanım." demek bir iddiadır, palavradır… İddia sözü biraz da sevimli bir kelime oluyor, işin doğrusu "ben müslümanım" deyip de İslâm'ı yaşamamak; "Allah'ı seviyorum" dediği halde Allah'a itaat etmemek; "Resûlullah'a âşıkım" diyerek Resûlullah'ın sünnetini yaşamamak palavradır, sözü doğru ve makbul değildir. Hayatında yaptığı işleri de makbul değildir.
Onun için bu mühim noktayı çevrenizdeki insanlara siz de hatırlatın. Bastıra bastıra söyleyin ki; "Resûlullah'ı seviyorsan, sünnetine uyacaksın; Allah'ı seviyorsan Kur'ân-ı Kerîm'i okuyacaksın, anlayacaksın, ahkamını hayatında uygulayacaksın. Yaşayışın Kur'an yaşayışı olacak, ailen Kur'ânî bir aile olacak; sünnet-i seniyyeye uygun bir aile olacak; çocukları terbiye edişin Kur'an'a, sünnete uygun olacak; ticaretin Kur'ân-ı Kerîm'e, sünnet-i seniyye-i nebeviyyeye uygun olacak.
Onun için neye dikkat edeceğiz?
"Resûlullah'ı seviyorsak, ona bağlılığımız ne nispettedir, sevgimiz ölçüsünde midir?" diye onu kontrol edeceğiz.
Peygamber Efendimiz'in hayatını okuyordum; vefatı pazar günü başlamış, pazartesiye kadar devam etmiş. Cumartesi ağırlaşmış cumartesi günü Cebrail aleyhisselam gelmiş demiş ki;
"Yâ Resûlallah! Müseylemetü'l-Kezzâb öldü, öldürüldü."
Peygamber Efendimiz'in zamanında böyle sahte, yalancı peygamber olarak bazı kimseler türemişti, bir tanesi de Müseylemetü'l-Kezzâb.
Cebrail aleyhisselam bildirince o da ümmetine beyan etmiş ki;
"İşte o kezzâb, alçak, öldürüldü. Hayatı ortadan silindi.
Neden?
Allahu Teâlâ hazretleri müsaade etmiyor. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in peygamberlik yapmasını görünce, bazıları da kalkmışlar insanları sapıtmak, şaşırtmak için yalancı peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkmışlar. Peygamber Efendimiz'in vefatı gününde yalancı peygamberlerin helâkinin Cebrail tarafından Peygamberimiz'e haber verildiği olayını da düşünün.
Bugün de âdetâ dinin karşısına mukabil, karşıt, zıt din olarak çıkmış bir takım fikirler var. Bunlar da âdetâ bir çeşit din… Bazı kimseler aklını kendisine put edinmiş, bazı kimseler nefsini put edinmiş onun peşinde koşuyor. Aklı sanki her şeyi tam biliyormuş gibi, sanki kendisinin putu…
"Ben aklımın kabul ettiği şeyi yaparım." diyor. Sen aklını bir kere tam terbiye edebildin mi? Sen Kur'ân-ı Kerîm'i bir oku, sünnet-i seniyye-i nebeviyyeyi bir öğren bakalım.
Onun için zamanımızın Müseylemetü'l-Kezzâb'larını da iyi teşhis etmeyi öğrenin. Müslüman Kur'ân-ı Kerîm'in yoluna girecek.
Allahu Teâlâ hazretleri bizi sevdiği yolda daim eylesin. Şaşıran kardeşlerimize hidayet eylesin. Tevfîkini refîk eylesin. Evlatlarımızı O'nun rızasına uygun eğitmeyi; İslâmî, imânî gerçekleri doğru öğretmeyi, onlara bir aşkla, şevkle heyecan aşılamayı nasip eylesin. Bizleri kıyamete kadar nesillerimizle beraber, mü'min-i kâmil olmaktan ayırmasın, yolunda daim, zikrinde kaim eylesin.
Ömrümüzü hayırlı uzun ömür eylesin. Helal bol kazançlar nasip eylesin. Sıhhat ve afiyet üzere yaşamak nasip eylesin ve dîn-i mübîn-i İslâm'a çok güzel hizmetler yapmayı Allahu Teâlâ hazretleri nasip eylesin.
Vefatımızın, Allah'ın sevdiği bir hal üzere, dilimiz Allah'ın zikriyle meşgulken, abdestliyken, oruçluyken, hac yolundayken, cami yolundayken, rızası yolundayken sevdiği bir hal üzere olmasını Rabbimiz nasip eylesin ve âhirette Allahu Teâlâ hazretlerinin huzuruna sevdiği, razı olduğu bir kul olarak çıkmayı nasip eylesin.
Mühim olan budur, sonuçtur, bilançodur. Âhirette Allah'ın huzuruna sevdiği, razı olduğu bir kul olarak çıkmayı, kadınlar, erkekler, gençler, yaşlılar, çocuklar [olarak] hepimize Allah nasip eylesin. Tevfîkini refîk eylesin.
Cennetiyle cemâliyle cümlenizi, cümlemizi müşerref eylesin. Şen ve esen kalın, Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
es-Selâmu aleyküm.
12.11.1993 -
Cuma Günü Gusül
19.08.1994 -
Peygamber Efendimiz (SAS)
