12.11.1993 - Cuma Gününün Faziletleri ve Cumaya Erken Gitmek

12.11.1993 - Cuma Gününün Faziletleri ve Cumaya Erken Gitmek
Bismillahirrahmanirrahim
Bize bahşettiği sonsuz nimetlerinden dolayı Allah'a hamd ü senâlar olsun.
Bu nimetlerin en büyüklerinden birisi de bizim Allah'ın sevdiği, razı olduğu, kabul ettiği, doğru ve güzel, sağlam ve dürüst, İslâm dinine bağlı olmamız, müslüman olmamız, mü'min olmamız. Allahu Teâlâ hazretleri bizi bu güzel dinden, bu nurlu yoldan, bu imandan ayırmasın. Huzuruna mü'min olarak, mü'min-i kâmiller olarak, salih kullar olarak, tam müslümanlar olarak varmamızı nasip eylesin.
Salât ve selâm, önderimiz ve rehberimiz, O'nun bize gönderdiği, âlemlere rahmet olan peygamberi Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem üzerine olsun.
Peygamber Efendimiz seyyidü'l-evvelîn ve'l-âhirîndir; gelmişlerin ve daha sonraki asırlarda geleceklerin, bütün insanların en hayırlısıdır. Eşrefü'l-verâdır ve âlemlerin Rabbi Allahu Teâlâ hazretlerinin habîbidir, habîbullahtır. Allahu Teâlâ hazretleri bizi, onun nurlu yolundan ayırmasın, âhirette ona komşu olmayı cümlemize nasip eylesin.
Cuma gününün önemini hatırlatmak istiyorum.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, kendisinden bize rivayet edilen birçok hadîs-i şerîfte, cuma gününün en hayırlı gün olduğunu bildiriyor. Bunlardan bir tanesini, mübarek kelimelerini de okuyarak arz etmek istiyorum. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki;
İnne yevme'l-cumu'ati seyyidü'l-eyyâmi ve a'zamühâ indallâhi ve hüve a'zamü indallâhi min yevmi'l-adhâ ve yevmi'l-fıtr.
Mânası şöyle ki: "Hiç şüphe yok cuma günü, günlerin seyyididir, efendisidir, en asilidir, en soylusudur ve Allah katında en büyüğü, en ulusudur. Ve Allah katında Kurban bayramından ve Ramazan bayramından daha büyük değere sahiptir."
Bu değerli oluşun çok derin sebepleri var. İnsanlığın tarihiyle ilgili, hatta insanlıktan önceki dünyanın, kâinatın yaratılışıyla ilgili hatıraları ihtiva ediyor cuma günü. Âdem aleyhisselam atamızdan başlayan bir özel gün. Ehemmiyeti oralardan kaynaklanıyor. Fakat düşünecek olursak, Allahu Teâlâ hazretlerinin bu güne neden önem verdiğinin tahlilini yapacak olursak, İslâm'ın birlik ve beraberliğe çok önem vermesi dolayısıyla bu günün öne çıktığını da fikren buluyoruz.
Müslüman olmuş bir Kanadalı diplomat ve yazar Thomas İrving niçin müslüman olduğunu şöyle anlatıyordu:
"Ben Güneydoğu Asya'da bulundum." diyordu. Güneydoğu Asya dinler bakımından, inançlar bakımından zengin bir bölge. Budizm, Brahmanizm, Hindistan'ın çeşitli mezhepleri ve inançları var o tarafa tesir etmiş olan. Oraları fethetmiş olan ve oralarda hüküm sürmüş olan müslümanlar var. İrving'in kendisi Kanadalı olduğu için Hristiyanlığı tanımış.
Diyor ki: "Ben oradaki diplomatik görevim esnasında bütün dinleri inceleme fırsatı buldum. Bu incelemelerim sonunda İslâm'ın insanlara emrettiği ibadetler bakımından son derece hikmetli, mâkul, akıllı emirler veren, mantıklı, mantığa dayalı ve insanlara faydalı hükümler ihtiva eden bir din olduğunu gördüm. Öteki dinlerden üstünlüğünü, ibadetlerinin hikmetlerle dolu olduğunu gördüğüm için müslüman oldum."
Bu yönden dinimizin emirlerine ve ibadetlerine baktığımız zaman, Thomas İrving'in çok haklı olduğunu biz de derhal anlarız. Bakın dünyada, senede bir defa müslümanlar hac ve umre dolayısıyla, dünyanın her yerinden toplanarak mukaddes beldeye Mekke-i Mükerreme'ye gidiyorlar ve orada toplanıyorlar. En sıhhatli, en zengin, en üstün zümreden olan insanlar, senede bir Mekke-i Mükerreme'de toplanıyor. Çünkü Allah celle celâluhu haccetmeyi müslümanların üzerine farz kılmış. Bu hikmetli ibadet dolayısıyla dünya üzerindeki bütün insanların, kardeşliği ve işbirliğini sağlayan bir ortam, İslâm tarafından hazırlanmış oluyor.
Bunun gibi bir beldenin insanları da her gün kendileri şahsen Rableri ile kendi aralarında olan ibadetlerini yapacaklardır. Her mü'minin, ibadet ehli bir insan olması lazımdır. Namazlarını kılması, zikrini yapması, Kur'ân-ı Kerîm'i okuması, hayır ve hasenâtını yapması, sadaka vermesi gerekir ama her Cuma günü Müslümanlar, bir araya gelmek zorunda. Cuma namazını kılmak, müslümanların erkek olanları için bir vecibe,bir farz, bir mecburiyet...
Böylece senede bir defa; dünya üzerindeki müslümanların Mekke'de toplandığı gibi, bir belde içindeki müslümanlar da Cuma namazı dolayısıyla camilerde toplanmış oluyorlar. Bu da Thomas İrving'in haklı tercihini gösteriyor.
İslâm; insanları bir araya getiren, onların birlik ve beraberliğini sağlayan, onları birbirleriyle kaynaştıran hükümleri ihtiva eden, böylece toplumun mutluluğunu, işbirliğini hazırlayan çok güzel hükümler ihtiva ediyor.
Abdullah b. Abbas radıyallahu anhümâ'ya sormuşlar. Abdullah b. Abbas, Peygamber Efendimiz'in yeğeni; sevdiği büyük amcalarından Hz. Abbas'ın oğlu. Genç ve çok zeki, alim bir müslüman. Efendimiz'in hayatını ve hadîs-i şerîflerini, o genç zekasıyla yaşamak, görmek, duymak ve anlamak fırsatına ermiş olan, güzel yüzlü, alim sahabi. Ona soruyorlar:
"Günlerin en hayırlısı hangisidir? Ayların en hayırlısı hangisidir? İbadetlerin en hayırlısı hangisidir?" diye. O da hadîs-i şerîfleri, Peygamber Efendimiz'in hayatını, İslâm'ı iyi bilen bir alim olarak günlerin en hayırlısının cuma günü olduğunu; ayların en hayırlısının Ramazan ayı olduğunu, ibadetlerin en hayırlısının da vaktinde kılınan beş vakit namaz olduğunu bildiriyor.
Okumuş olduğum hadîs-i şerîfi anlatmaya devam edelim:
"Allah indinde cuma günü Ramazan ve Kurban bayramından dahi daha kıymetli, sevabı daha büyük, hürmeti daha ulu."
Hafızamızı ve hatıralarımızı göz önüne getirelim: Ramazan bayramında nasıl güzel bir telaş içine gireriz? En güzel elbiseler giyilir, çocuklar süslenir, evler hazırlanır, tatlılar pişer, müslümanlar sabah namazından sonra bayram namazını kılarlar, birbirlerini ziyarete giderler. Büyükler, kabirler ziyaret edilir. Müslümanlar birbirlerine hediyeler verirler.
Kurban bayramı da Mekke'de hacıların, hac vazifelerini yaptığı günler. Ama Mekke'nin dışında, bütün Müslümanlar, yine o bayramın neşesini yaşarlar. Senede iki defa gördüğümüz bu bayramlar, Allah tarafından müslümanlara ikram edilmiş.
Fakat Allah'a ne kadar hamd ü senâlar etsek azdır ki Allahu Teâlâ hazretleri bize iki bayramdan ayrı, onlardan sevabı daha da büyük olan, her hafta bir cuma günü ihsan ve ikram etmiştir. O halde bu cumanın da ne kadar büyük bir gün olduğunu, bayram olduğunu hatırlamanın şuuru içinde olmasını, bütün müslümanlar için temenni ediyorum.
Cuma namazı müslümanların erkekleri için bir mecburiyet. Müslümanlar, cuma günü olup da Cuma saati geldiği zaman işlerini bırakacaklar; minarelerden Hayya ale's-salâh! diye camilerden nida edildiği zaman, sa'y ederek, koşarak camilere gidecekler. Hatiplerimizin okumuş oldukları hutbeleri dinleyecekler, Cuma namazını kılacaklar.
İslâm'ın, haftada bir müslümanlar için bayram olarak bildirdiği günü ortaya koyması ve o günde müslümanların toplanarak ibadet etmesi, hocalarının, alimlerinin minberlerden söylediği sözleri, bilgileri dinlemesi, eğitim bakımından, sosyal hayatın düzene girmesi bakımından ve müslümanların bilinçlenmesi bakımından, ne kadar önemli olduğunu derhal takdir edersiniz.
Tabi dinleyicilerimizin arasında muhakkak ki erkekler var,belki otomobilinin içinde radyosunu açmış,bizi dinleyen kardeşlerimiz var.Belki evinde iş yaparken,radyoyu açıp, bu bilgileri dinleyen kardeşlerimiz var.
Cuma namazı erkeklere farz. Erkeklerin işlerini ona göre ayarlayarak Cuma namazı vakti geldiği zaman camiye gitmeleri ve bu vazifeleri yapmaları boyunlarının borcudur. Fakat cuma gününün fazileti, sadece erkeklere mahsus değildir. Kadınlar ve erkekler için cuma günü ve gecesi en kıymetli gündür ve en hayırlı gecedir. O günün ve gecenin güzel bir şekilde istifade edilen, faydalanılan bir şekilde geçirilmesi; o günün feyzinden, bereketinden istifade edilmesi gerekiyor.
Müslüman erkeklerin işlerini bırakarak cuma günü, Cuma namazına koşmaları lazım! Tabi, Cuma namazına ne kadar erken giderse, erken gidenin daha sonra giden müslümandan daha çok sevap alacağını, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, hadîs-i şerîflerinde bildiriyor.
Mübarek Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretleri var. Eyüp Sultan semtinde camisi, türbesi olan; Peygamber Efendimiz'i, Medine-i Münevvere'ye hicret ettiği zaman evinde aylarca misafir etmiş olan Ebû Eyyûb Hâlid b. Zeyd el-Ensârî hazretleri.
Bu şahsı hepimiz seviyoruz, tanıyoruz. Çünkü inşaallah âhirette cennete o mübarek, o nurlu zâtın bayrağı arkasında, onun önderliğinde gideceğiz.
Değerli AK radyo dinleyicilerim!
Allah'ın mü'min, sevgili kullarına, iyi ve salih kullarına bahşettiği, vaat ettiği nimetlere, ikramlara, sevaplara hepinizin nâil olmasını dilerim. Dünya ve âhiretiniz mâmur olsun. Allahu Teâlâ hazretleri sizleri iki cihanda aziz ve bahtiyar eylesin.
13.01.1985 -
İlim Öğrenmek
19.09.1997 -
Allaha İman En
