İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

13.01.1985 - İlim Öğrenmek

13.01.1985 - İlim Öğrenmek
Günün Sohbeti

13.01.1985 - İlim Öğrenmek

18.09.2026
11 dk 39 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

el-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîn. es-Salâtu ve's-selâmu alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn seyyidinâ ve senedinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebi'âhu bi-ihsânin ilâ yevmid-dîn.

Emmâ ba'd:

Taberânî'nin rahmetullahi aleyh Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet ettiği ve Tirmizî'nin de kaydettiği 'hasen' dediği bir hadîs-i şerîfe göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki;

Men harece fî talebi'l-ilmi fe hüve fî sebîlillâhi hattâ yercia.

"Kim ilim talep etmek için evinden, beldesinden yola çıkarsa dönünceye kadar Allah yolundadır!"

Dönünceye kadar fî sebilillâh, Allah yolunda bulunmaktadır.

Herkesin doğduğu beldede ilim olmuyor ama insan heves edince [fırsat oluyor.]

Okuduğumuz eseri yazmış olan Gümüşhaneli [Ahmed Ziyâüddin] Hocamız rahmetullahi aleyh önce babasının yanında ticaret yaparmış. Gümüşhane'den Trabzon'a gelir gider, mal alır, ticaret yaparlarmış. Buluğ çağına erince ticareti terk etmiş. Bir vesile ile İstanbul'a gelmiş, kalmış. Çünkü ilim öğrenmek aşkıyla kıvranıp duruyor. Sonra da memlekette haber göndermiş ki; "Babam benim kusuruma bakmasın, ben ilim öğreneceğim..." Eserlerini yazmış.

İlim talep etmek için yola çıkan bir insan ilim tahsil edip dönünceye kadar Allah yolunda bulunmuş bir insan olur. Çünkü ilim Allah yoludur. Hakiki bir ilim insanı Mevlâ'nın rızasına götürür! İnsan Allah'ın sevdiği şeyleri ilim ile öğrenir; sevmediği, gazap ettiği şeyleri ilim ile öğrenir, ona göre hayatını tanzim eder. Bu bakımdan ilim son derece kıymetlidir.

Peygamber Efendimiz ne diyor?

Men harece min beytihî yürîdü's-salâh fe hüve fis-salâti fâkethü ev edrakehâ. "Kim namaz kılmayı isteyerek evinden dışarı çıkarsa ister o namaza yetişsin ister kaçırsın namazda sayılır!"

Evinden çıkıp namaz kılmaya gidiyor, gitti. Geç kalmış, yetişemedi; namaz kaçtı.

Fe hüve fis-salâti. "Namazda, namaz içinde gibi ecir alır!"

Dinimiz ne kadar güzel! Demek ki kalp temizliği ne kadar kıymetli bir şey, niyet halisliği ne kadar hoş bir şeymiş!

Bir başka hadîs-i şerîf:

"Kim cân-ı gönülden şehit olmayı temenni ederse Allah onu şehitlerin mertebesine eriştirir, isterse yatağında ölsün!"

Yatağında öldü; harp olmadı, burnu kanamadı, yüzü çizilmedi, tırnağı kopmadı… O kadar kolay!

Ama temenni ediyordu, şehit olmayı istiyordu, aklı fikri oydu; işte o ecri alıyor. Bizim dinimiz böyle, dinimizde kalp temizliğinin, niyetin o kadar büyük bir ehemmiyeti var ki tariflere sığmaz. İnsan neye niyet etmişse ona göre ecir alır.

Bunun ters tarafa işleyişi de var. Kötü niyetle iyi bir şey yapsa kâr etmez.

"Camiye gideyim, oradan bir pabuç çalarım, yeni bir pabucu ayağıma giyerim, pabucumu değiştirmiş olurum…"

Geldi namaz kıldı… Allah ona o namazın sevabını verir mi?

Mümkün değil! Başka niyetle geldi.

"Ben camiye gideyim, oradaki şahıs beni birkaç defa namaz kılarken görsün, ondan sonra dükkânına veya fabrikasına giderim, 'Bana bir iş ver.' derim. O da beni camide gördüğünden, takkeli gördüğünden, 'Tamam, bu müslüman, bana hıyanet etmez, beni aldatmaz.' der, işine alır. Onun için birkaç defa şu adamın yanında görüneyim…"

Niyeti, ona gösteriş oldu; ecir almaz!

Onun için kalbimizi pak tutacağız. Niyetimizi dümdüz, dosdoğru tutacağız, eğri büğrü olmayacak, sağa sola yamulmayacak. Niyeti pak oldu mu, insan camiye gidip evine dönünceye kadar, ilim öğrenmeye gidip dönünceye kadar Allah yolunda olmuş oluyor. Namaza yetişmek üzere evinden çıkıp gittiği zaman namaza yetişemese bile Allah, kılmış gibi ecir veriyor.

Peygamber Efendimiz bir de bize edep, terbiye öğretmiş. Diyor ki;

"Namaza yetişemezseniz acele etmeyin!"

Bazen namaza duruyoruz, Allahu ekber, imam başladı. Arka taraftan duyuyoruz; kapı bir açılıyor, pat, bir kapanıyor paldır küldür paldır küldür… Caminin zemini sarsılıyor.

Ne o?

Rekâtı kaçırmayacak!

Böyle şey yok! Sekinet, vakar, ciddiyet ile Mevlâ'mın huzurundayım, Rabbim benim hâlimi görüyor… O rekâta yetişirsen yetişirsin, yetişemezsen yetişemezsin! İnsan yaptığı işi sakin sakin, ölçülü ölçülü yapacak. Kaçırsa bile Allah o ecri veriyor. Niyeti neydi, iyiydi; o iyi niyetine göre ecri veriyor.

Hatırınızda kalsın:

Men harece fî talebi'l-ilmi fe hüve fî sebilillâh hattâ yercia. "İlim talebi için yola çıkmış insan dönünceye kadar Allah yolundadır, fî sebilillâh vakit geçirmiş demektir!"

Men harece yürîdü ilmen yetaallemühû futiha lehû bâbün ile'l-cenneti ve fereşethü'l-melâiketü eknâfehâ ve sallet aleyhi melâiketü's-semavâti ve hîtânü'l-bahri ve li'l-âlimi mine'l-fadli ale'l-âbidi kefadli'l-kameri leylete'l-bedri alâ esğari kevkebin fis-semâ. İnne'l-ülemâe veresetü'l-enbiyâ inne'l-enbiyâe lem yüverrisû dînâran ve lâ dirhemen ve lâkinnehüm ve'r-resu'l-ilme fe men ehaze bil-ilmi fekad ehaze bi-hazzihî mevtül âlimi musîbetün lâ tücber ve sülmetün lâ tüseddü ve hüve necmün tumise mevtü kabîletin eyseru min mevti âlim.

Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl.

Bu hadîs-i şerîfi duyduktan sonra artık camideki cemaatin hepsi ilim yoluna girer!

Ebû'd-Derdâ radıyallahu anh rivayet etmiş. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

Men harece yürîdü ilmen yetaallemühû futiha lehû bâbün ile'l-cenneti. "Kim bir ilmi öğrenmek için çıkarsa ona cennete doğru kapılar açılır!"

Nerden çıkarsa?

Nereden çıkacağı söylenmiyor. Evinden çıkarsa veyahut beldesinden çıkarsa; her ikisi de olabilir.

Evinden çıkarsa ne demek?

Evinden çıkıyor; aynı şehirde filanca camiye, filanca medreseye, filanca okula gidiyor.

Beldesinden çıkarsa ne demek?

Türkiye'den kalkıyor; Suudi Arabistan'a gidiyor, Irak'a, Suriye'ye, Şam'a, Pakistan'a gidiyor…

"Kim ilim öğrenmek için çıkarsa ona cennete kapılar açılır!" diyor.

Futiha lehû bâbün ile'l-cenneti. "Ona cennete doğru bir kapı açılır, cennete doğru bir kapı açılır!" Ve fereşethü'l-melâiketü eknâfehâ. "Melekler onun üstüne kanatlarını yayarlar!"

Yayarsa ne olur?

Melek kanat yayarsa insan kötülüklerden korunmuş olur. En aşağısı; üstüne bir şey gölge olduğu zaman sen güneşin şerrinden, sıcaklığından, yakmasından, çarpmasından vs. korunuyorsun ya… Mânevî zararlar vardır, melekler senin üstünü örttüğü zaman sen onların hepsinden korunmuş olursun. Demek ki melekler seni, tavuğun civcivini koruduğu gibi koruyup kollayacaklar, ne güzel!

Ve sallet aleyhi melâiketü's-semavâti. "Göklerin melekleri ilim öğrenen o kimseye salat eder!"

Melekler dua ederler: "Yâ Rabbi! Bu ilim yoluna giden insanı affeyle, mağfiret eyle, hayırlara erdir, şerlerden koru..." diye melekler dua etmeye başlarlar.

Melekler hiç isyan etmeyen Allah'ın mutî varlıklarıdır, yaratıklarıdır. Onların duaları insanoğluna çok fayda sağlar. Peygamber Efendimiz birisinin evinde yemek yedi de öyle dua etti: "Sana melekler dua etsin!" dedi. Meleklerin dua etmesi günahkâr ağızlı bir insanın dua etmesi gibi olmaz, o çok büyük bir hayrın alameti.

Başka?

Ve hîtânü'l-bahri. "Denizin balıkları da dua ederler!"

Göktekiler, denizdekiler hepsi o kimse için dua ediyor. Denizdeki balıklar bile dua eder. Demek ki biz ilim yoluna girdik mi cümle âlem dostumuz oluyor. "Denizdeki balıktan bana ne, haberim yok!.." dersin, denizdeki balık bile sen ilim yoluna gittin diye gökteki melekle beraber dua ediyor.

Ve li'l-âlimi mine'l-fadli ale'l-âbidi kefadli'l-kameri leylete'l-bedri alâ esğari kevkebin fis-semâ. "Alimin abid üzerine üstünlüğü…"

Alim; ilim öğreniyor, biliyor, hadis, tefsir, fıkıh öğreniyor, Allah'ın rızasının yollarını öğreniyor. İbadet ehli bir insan; namaz kılıyor, oruç tutuyor, tesbih çekiyor... Bakıyorsun: "Bu mübarek adamcağız, melek midir nedir, sabahtan akşama ne zaman görsem namazda niyazda…" Hep güzel hâlde görüyor. O ibadet ediyor, bu ilim öğreniyor.

İbadet edene âbid, ibadet edici derler.

Öğrenene, bilene de alim derler.

Alim abidden üstündür. Bir kere bunu bilin!

Ne kadar üstündür?

Bu cümlede Peygamber Efendimiz bildiriyor:

Ve li'l-âlimi mine'l-fadli ale'l-âbidi.

Kefadli'l-kameri leylete'l-bedri alâ esğari kevkebin fis-semâ. "Alimin derecesi, fazileti, mehtaplı gecede dolunayın gökyüzündeki en küçük bir yıldıza göre nuru ne kadar üstünse o kadar daha üstündür!"

Mehtaplı bir havada gökyüzüne baktın mı zaten kolay kolay yıldız görünmez. Sadece mehtap görünür. Pırıl pırıl, insanın yolunu bile aydınlatır. Yolu görür, havuzu görür, bahçeyi, karşıdaki dağları görür, önünde deniz varsa denizi görür, gölü görür… Mehtaptan her taraf aydınlanıyor. Öbür tarafta belki kıyıda köşede küçücük bir yıldız vardır. Senin gözüne göre işte o yıldızın ışığı ne kadar zayıf! Alimle abidin farkı o kadardır! Alim dolunay gibidir, ötekisi sönük bir şey gibidir. İlim çok kıymetli!

İnne'l-ulemâe veresetü'l-enbiyâ. "Muhakkak ki alimler peygamberlerin varisleridir, mirasçılarıdır, peygamberlerin mirasları onlara kalır!" İnne'l-enbiyâe lem yüverrisû dînâran ve lâ dirhemen ve lâkinnehüm ve'r-resu'l-ilme. "Muhakkak ki peygamberler dinar dirhem, para pul miras bırakmazlar!" Onlar para toplamaya gelmemişler ki, insanlara ilim öğretmeye gelmiş. Para pul bırakmazlar.

Geride ne bırakırlar?

İlim bırakırlar. Geriye ilim miras bırakırlar, hikmet bırakırlar, hadis bırakırlar, bilgi bırakırlar!

Alimler, [peygamberlerin] bırakmış olduğu mirastan kendisine düşen hisseyi almış demektir. İlim öğrenince onun varisi olmuş oluyor. İlim bırakıyor, peygamberlerin mirası ilimdir. İlimden payı olan, nasibi olan, alan, öğrenen kimse mirasını almış oluyor. Ben Peygamber Efendimiz'den biraz miras almışım, Allah sizlere de nasip etsin. Arapça'yı okuyabiliyorum elhamdülillah, çok şükür.

Hâzâ min fadli rabbî.

Mevlâ'ma hamd ü senâlar olsun. Demek ki varisçilerinden birisiyiz. Allah cümlemize nasip eylesin.

Fâtiha-ı şerîfe mea'l-Besmele-i şerife…

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA