İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

19.09.1997 - Allahın Rahmeti, Diline Hakim Olmak, Zamanın Kıymetini Bilmek, Doğru Yolda Olmak

19.09.1997 - Allahın Rahmeti, Diline Hakim Olmak, Zamanın Kıymetini Bilmek, Doğru Yolda Olmak
Günün Sohbeti

19.09.1997 - Allahın Rahmeti, Diline Hakim Olmak, Zamanın Kıymetini Bilmek, Doğru Yolda Olmak

08.01.2022
15 dk 56 sn

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh

İbn Abbas radıyallahu anh'ın Peygamber Efendimizden rivayet ettiği bir hadîs-i şerîf ile başlamak istiyorum.

Kâle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.

Rahime'llâhu men hafize lisânehû ve arafe zemânehû ve'stekâmet tarîkatehû.

Sadaka rasûlullàh, fî mâ kàl, ev kemâ kàl.

Efendimiz bu hadis-i şerifinde dua ile başlıyor. Rahime'llâhu diyor, yani "Allah rahmetine erdirsin!" mânasına... Rahime aslında mâzi sîgasıdır ama Arapça'da mâzi sîgasıdır ama dua makamında da kullanılır. Düz olarak düşünülse rahimallâhu "Allah rahmet etti." mânasına gelir. Buyuruyor ki Efendimiz;

Rahime'llâhu men hafize lisânehû. "Lisanını koruyabilene Allah rahmet etti."

Etmesi garantilidir, "rahmet etsin!" demek.

Ve arafe zemânehû. "Ve zamanını bildi."

"Her kim ki lisanını koruyabildi, zamanını bilebildi, vestekâmet tarîkatehû yolu da düz oldu; işte buna Allah rahmet etsin!"

"Etti" denirse tercümesi yanlış gibi olur. "Rahmet eylesin böyle kimseye..." demek daha uygun.

Efendimiz dua etmiş oluyor ama böylece teşvik de etmiş oluyor. "Böyle yaparsanız, Allah sizi rahmetine erdirsin... Böyle yapın da Allah'ın rahmetine erin!" mânasını anlamamız lazım. Bu sözleri Efendimiz'in emri gibi telakki etmemiz lazım. Kısa sözler...

Ben açıklayayım:

[Peygamber Efendimiz'in] Allah'ın rahmetine erdirmesini istediği kimseler kimler? [Bir insan] neler yaparsa "Allah rahmetine erdirsin!" diye temenni ediyor, Peygamber Efendimiz?

Rahime'llâhu men hafize lisânehû. "Lisanını hıfzedene, koruyana Allah rahmet eylesin, rahmetine onu erdirsin!"

Burada lisan yabancı dil mânasına değil, boğazındaki konuşma vasıtası olan dil demek... "Dilini tutana, diline hâkim olana, diline sahip olana, dilini günahlardan koruyana Allah rahmeylesin!" demek.

Muhterem kardeşlerim!

İnsanlar konuşa konuşa anlaşıyorlar ve dilleriyle sevap kazanıyorlar. Dilleriyle zikir yaparlarsa sevap kazanırlar. Birisinin gönlünü hoş edecek tatlı sözler söylerlerse sevap kazanırlar. Bülbüller gibi Kur'an okurlarsa sevap kazanırlar. Hayırlı işler yaparlarsa, doğru şahitlik yaparlarsa, hakkı söylerlerse sevap kazanırlar. Cihat etmiş gibi büyük mükâfatlara nâil olurlar.

Ama dilleriyle yalan söylerlerse, dilleriyle küfrederlerse, onun bunun kalbini kırarlarsa, can yakıcı, bir insanın zararına sebep olan sözler söylerlerse, mahkemede yalancı şahitlik yaparlarsa, meydanlarda yalan yanlış sözler söylerlerse, kahvelerde günahlı boş sözler söylerlerse

Lisanıyla günaha giriyor. Yalan sölüyor, günaha giriyor. Küfrediyor, ağır, hakâretâmiz söz söylüyor, kalp kırıyor, günaha giriyor. Veyahut da insanı dinden imandan çıkartacak sözler söylüyor, günaha giriyor.

Lisan, insanı cehenneme sokan, cehenneme götürecek pek çok suçların işlendiği bir âlet de olabilir, Allah'ın rızasını kazanmaya sebep olacak güzel bir vesile de olabilir. Bir âlet, bir konuşma âleti... Konuşan neyi düşünürse lisan onu söyler; neyi düşünürse lisan onu söyler. İşte ona göre dilin sahibi, lisanın sahibi, konuşmanın yapıcısı sevap kazanır veya günaha girer; kendisi bilir.

"İnsanlar ekseriyetle dilinden -bir de cinsel duyguların kontrolsüzlüğünden- günaha girer." diye [Peygamber] sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz'in hadîs-i şerîfi [var.]

Demek ki Efendimiz bu hadîs-i şerîfte lisanımıza, dilimize sahip olmamızı, konuşmamızı ölçüp biçip söylememizi, dilimizle günah işlemekten sakınmamızı, sevaplı işlere gayretli olmamızı tavsiye etmiş oluyor. Lisanı korumak tavsiyesinde bulunuyor. O halde biz de dilimizle Allah'ı zikredelim!

Allah diyelim dâim,

Yolda duralım kâim.

Cenâb-ı Mevlâ'nın adını andıkça:

Bir kez Allah dese aşk ile lisân

Dökülür cümle günah misl-i hazân.

Tevbe edelim, istiğfar eyleyelim, af dileyelim; hayır söyleyelim, sevap kazanalım!

ikincisi

Ve arafe zemânehû. "Zamanını bileni de Allah rahmetine erdirsin!"

Belki üçü bir arada, belki tek tek de yeterli...

Allah dilini tutana rahmetini ihsan eylesin, onu rahmetine mazhar eylesin... Allah zamanını bilene rahmet eylesin... Veyahut hem dilini tutmasını bilip hem de zamanının kıymetini bilmek; hepsini bir arada da düşünmüş olabilir Peygamber Efendimiz.

Zamanını bilmek ne demek?

Arafe zemânehû. Zaman; iki olay arasındaki geçen süre. Zaman bu ve geçiyor, daima çalışıyor. Biz durduğumuz zaman, zaman durmuyor. Biz dursak da, uyusak da zaman akıp gidiyor. Ömür bitiyor. Sayılı nefesler sayıca azalıyor, tükenmeye doğru gidiyor. Onun için "Zaman çok kıymetli bir sermayedir." denmiş.

Zaman herkeste var ama zamanı boşa harcıyoruz. Zamanın kıymetini bilmiyor çoğu kimse... Zaman kahvelerde gidiyor. Zaman stadyumlarda gidiyor. Zaman boş şeylerle geçiyor, elden kaçıyor. Ömür bitiyor, ortada bir şey yok... Dönüp baktığın zaman koca bir ömr-ü heder, boşa geçmiş bir ömür... Sonra çok kederleniyor insan, üzülüyor; "ah!" ediyor, "vah!" ediyor ama zaman bir daha geri gelmiyor. Zamanının kıymetini bilecek.

"Zamanın kıymetini bilmek" sözünden ben, birincisi; zamanın kadrini kıymetini, önemini bilmek diye anlıyorum. Zamanın çok kıymetli olduğunu, saniyesinin boş geçirilmemesi gerektiğini düşünüyorum, bir bu... Bir de her zamanda, müslümanın o zamana uygun olarak yapması gereken uygun bir iş vardır. Mesela Ramazan'da oruç tutması lazım. Cuma vaktinde Cuma namazına gitmesi lazım.

Cuma namazına gitmiyor, "Dükkânım açık, çalışıyorum." diyor. Allah "Cuma vaktinde ticareti bırakın, camiye gelin!" diye buyurmuş. Haram işliyor, Allah'ın emrine aykırı iş yapmış oluyor. O zamanda Cuma namazına gitmek lazım. Cuma namazı kendisine farz olmuş olan, erkek ve hür bir insanın Cuma'ya gitmesi lazım!

Sabahleyin güneş doğmadan önce kalkıp sabah namazını kılması lazım! Mümkünse camide kılması lazım [çünkü] evde kılmasından 27 kat daha sevaplı... Cuma namazı kılınan bir camide namazı kılarsa 50 kat sevap var.

Zamanın kıymetini bilmek önemli. Bir de "İçinde bulunduğu zamanda yapması gereken en önemli iş hangisi?" diye düşünüp onu yapmak lazım!

İçinde bulunduğun zamanı düşüneceksin: "Bugün günlerden ne? Günün hangi saati? Şu sırada ne yapmalıyım? Bu vakit namazını kıldım mı? Şu anda ben vaktimi neyle geçiriyorum, aslında neyle geçirmek lazımdı?" diye, insan zamanını böyle de bilebilir.

Efendimiz'in tavsiye buyurduğu zamanı bilmek konusu böyle de olabilir. Hem zamanın kıymetini bilmek hem de hangi zamanda hangi sevaplı işi yapacağını bilip onu kaçırmamak...

Seher vakti tevbe ve istiğfar zamanıdır. Seher vakti, imsak kesilmeden önceki zaman, gecenin son bölümleri, sahura kalkıp da oruç tutacakların namaz kıldığı vakitler... O vakitler kalkıp abdest alıp, namaz kılıp, dua edip tevbe ve istiğfar etme zamanı...

Sabah namazı vaktinde sabah namazına gitmek lazım! Cuma namazının vakti gelince cumaya gitmek lazım! Akşamı, yatsıyı, ikindiyi zamanı gelince kaçırmamak lazım. Bunların hepsi önemli.

Zamanının içinde o anda ne yapması gerektiğini bilmiyorsa bilenlere bakmalı, sormalı, öğrenmeli. Eski büyüklerimizin yazdığı bazı güzel kitaplar vardır. Amelün Leylü Yevme. Günün içinde 24 saatin hangi saatini neyle geçirmesi gerektiğini anlatan kitaplar vardır. Bir günün, bir gecenin ameli diye bunları yazan kitaplar vardır. Ne kadar güzel... İnsan onları okumalı ve zamanının kıymetini bilerek, günün o saatinde hangi işi yapması gerektiğini bilerek zamanını değerlendirmeli, sevapları kazanmalı! İslâm için çalışmalı. Âhireti için çalışmalı. Allah'ın rızasını kazanmak için çalışmalı. Hayırlı işte koşturmalı, şerli işten uzak durmaya gayret etmeli. Zamanını boşa harcamamalı.

Efendimiz böyle tasviye etmiş oluyor.

Üçüncü cümlecik, ana cümledeki üçüncü bölüm:

Ve'stekâmet tarîkatuhû. "Allah, yolu düzgün olana da rahmet eylesin, rahmetine onu da mazhar eylesin!" diye, [Peygamber] sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yolu düzgün, tarikati istikamet üzere olan, müstakîm olana da dua ediyor.

Burada "tarikat" doğrudan doğruya kişinin gittiği, yöneldiği yol mânasına... Ve'stekâmet tarîkatuhû. "Yollandığı yol, yürümekte olduğu yol, hayatını yöneltmiş olduğu istikamet doğru olana ne mutlu! Yürüdüğü yol doğru yol olana ne mutlu!" diye, Efendimiz ona da dua ediyor.

Bu da tavsiye ediliyor. Demek ki insan yürüdüğü yola da dikkat etmeli. Zamanını boşa geçirmemeye de dikkat etmeli.

Günü hangi istikamette geçiyor, ömrü hangi istikamette geçiyor? Adam ne iş yapıyor, hangi işle meşgul? Kumarla mı meşgul, gafletle mi meşgul, ticaretle mi meşgul? Günahla mı meşgul, haramla mı meşgul, zulümle mi meşgul?

Zamanın kıymetini bilecek, yürüdüğü yolun düzgün olmasına dikkat edecek.

İhdine's-sırâta'l-müstakîm

Müslüman her gün 40 rekât namaz kılıyorsa;

"Bizi doğru yola ilet!" diye, günde 40 defa doğru yolu düşünüyor ve Allah'tan istiyor. Doğru yolun ne olduğunu Fâtiha'dan da herkes az çok bilir.

Sırâta'llezîne en'amte aleyhim. "Kendilerine Allah'ın lütfettiği, in'am ettiği, ihsan ettiği, sevdiği, beğendiği, mükâfatlandırdığı iyi insanların yoluna" gidecek. Mü'min olacak ve iyi insan olacak. Allah'ın nimetine, lütfuna, ikramına ihsanınamazhar olmuş kişilerin yoluna gidecek.

Ğayri'l-mağdûbi aleyhim vele'd-dâllîn. "Allah'ın kendilerine gazap ettiği insanların yoluna değil, sapıtmışların yoluna değil..."

Dünyada herkes bir yolda yürüyor ama demek ki bazı yolları Allah seviyor, o yolda yürüyenlere rahmet ediyor; bazı yolda yürüyenlere gazap ediyor. "Bak bu edepsiz yanlış yolda yürüyor, bu kulumu sevmedim!" diye kızıyor, gazap ediyor. Bazıları da sapıkların yolu oluyor.

Demek ki çevremizdeki ve dünyadaki, içimizdeki ve dışımızdaki insanların yaşam tarzlarını iman gözüyle incelemeliyiz. "Bu yol hangi cins yollar grubuna girer? Benim yürüdüğüm yol Allah'ın kendilerine ihsanda, ikramda bulunduğu insanların yolu mudur; yoksa Allah'ın gazap ettiği kişilerin, sapıtmışların yolu mudur?" diye kendi yolunu insan bir denemeli...

İnsan kendi kendisini kontrol edebilir, teftiş edebilir, araştırabilir, soruşturabilir. Kendi durumuna bakabilir, kendi durumunu ölçüp tartabilir.

"Ben bir şeyler yapıyorum ama ortada kimse yok, şimdi tek başıma bir kendimi düşüneyim: Benim ömrüm nereye gidiyor? Ne yapıyorum, hangi yolda yürüyorum? Benim bu yaptığım iyi bir yol mu? Yani iş mi benim yaptığım? Yaptığım Allah'ın hoşuna gider mi? Allah'ın gazabını mı çekerim? Sonuçta zarar mı ederim, kâr mı ederim?" diye insan kendi kendisini bir yoklamalı.

Sabahleyin kapıdan çıkarken nasıl çıkacağız?

"Bugün Allah için neler yapabilirim?" diye düşünerek çıkacağız.

Çıkmadan önce kendi kendine sormalı;

"Ben bugün evden çıkıp gideceğim. Bugün Allah için ne yapmalıyım?" demeli ve akşamleyin de eve geldiği zaman;

"Ben döndüm dolaştım, geldim, koca bir gün geçirdim. Bu gün Allah için neler yaptım?" diye kendisini yoklamalı, bir not vermeli!

"Bu gün sıfır aldın?"

"Neden?"

"Namazları kılmadın. Cuma'ya gitmedin. Haram yedin, gıybet ettin. Günahlı işlere bulaştın. Sıfır... Çok fenâ!.."

Belki sıfır bile az gelir. Belki mânevî bakımdan eksi notlar da vardır. Çünkü sıfır, hiçbir şey demek. Hâlbuki eksi notlar sıfırın da altında demek... Yani daha beter de olabilir.

Onun için ne yapmamız gerekiyor?

Yolumuzun ne yol olduğunu kendi kendimize sormamız gerekiyor.

Başkası söylese insan bazen kızar. "Sen yanlış bir yoldasın!" deyince nefsi kabarır, kibrinden dolayı karşı tarafın haklı sözünü kabul etmez; "Sen kendine bak! Sen bana ne karışıyorsun? Sen benden daha mı bilgilisin? Ben bu işleri senden daha iyi bilirim. Falanca yere gittim, filanca yeri bitirdim, falanca yerde okudum..." diyebilir. İyi ama yolun yanlış işte... Küçük de söylese, çocuk da söylese, deli bile söylese doğru söylüyorsa doğru...

Başkasını dinlemek lazım ama dinlemek zor.

Peki, madem başkasından hatalarını duymak, dinlemek nefsine ağır geliyor, o halde sen de kendi kendini sorgula. Kendi kendini yargıla. Kendi kendine bir not ver. İyi bir adam mısın, iyi bir matah mısın? Allah'ın rızasını kazanacak gibi mi görünüyorsun, yoksa belanı bulacak gibi mi görünüyorsun? Allah sevecek mi, sevmeyecek mi? Kendi kendini kontrol et!

" hazretleri dilini hıfzedene, zamanının kadr ü kıymetini bilip uygun işi yapana ve de yolu doğru olana rahmeylesin!" diye Efendimiz tavsiye[dua] buyuruyor.

Allahu Teâlâ hepimize dilimizi tutmayı, zamanımızın kıymetini bilmeyi, doğru yolda yürümeyi nasip etsin diyebu hadisi şeriften aldığımız bilgilerle hepinize, kendimize, yakınlarımıza dua ediyoruz.

Allah tevfîkini refîk etsin. Sevdiği kul eylesin, cennetiyle cemâliyle cümlenizi müşerref eylesin.

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!..

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA