İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

13.01.1995 - Ebu Hureyre (r.a) Hakkında Bilgiler ve Kıssa

13.01.1995 - Ebu Hureyre (r.a) Hakkında Bilgiler ve Kıssa
Günün Sohbeti

13.01.1995 - Ebu Hureyre (r.a) Hakkında Bilgiler ve Kıssa

21.02.2022
13 dk 34 sn

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Cumanız mübarek olsun. Allah cümlenize, nice mübarek günlere mesut ve bahtiyar olarak ulaşmayı nasip eylesin.

Ebû Hüreyre radıyallahuanh de Ashâb-ı Suffa'dan, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in mübarek mescidindendir.

Resûlullah Efendimiz Medîne-i Münevvere'ye geldiği zaman bir müddet EbûEyyûb el-Ensârî hazretlerinin evinde kaldı.

Peygamber Efendimiz'i evinde misafir etmiş olan mübarek EbûEyyûb el-Ensârî radıyallahu anh Efendimiz, anne tarafından biraz da akraba olur, kimdir?

İstanbul'u fethetmek için gelen Arap ordusunda cihat için bulunup da orada vefat etmiş, şehit olmuş olan bir zât-ı muhteremdir, büyük sahabidir. Ebû Eyyûb el-Ensârî diyoruz, İstanbul'un bir semtine ismini vermiş; Eyüp Sultan semti diye anıyoruz.

Peygamber Efendimiz bir müddet onun evinde kalmıştı. Ondan sonra hemen bir mescit bina etti. Çünkü mescit mü'minler için sosyal hayatın merkezidir, can noktasıdır, en önemli yeridir! Her şeyden önce mü'minlere mescit lazımdır!

Hani bu yayla olur, mezra olur, köy olur, herhangi bir yerleşme yeri...

"Eğer beş aile bir yere yerleşmişse orada ezan okumak, kamet getirmek, cemaatle namaz kılmak gerekir; eğer onlar böyle yapmazlarsa şeytan oraya hâkim olur." buyuruyor.

Mehmed Âkif rahmetlinin;

Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli

Dediği gibi, ezanlar çok önemli. Ve bir yerde beş kişilik bir birikim oldu mu orada ezan ve kamet gerekiyor.

Peygamber Efendimiz de hemen Medîne-i Münevvere'de Mescid-i Saadet'ini yaptırmış.

Herkes devesinin yularını tutup evine misafir etmek istemiş. Buyurmuş ki;

"Siz onu serbest bırakın, o vazifelidir, ne yapacağını biliyor."

Peygamber Efendimiz'in devesi bile bir başka deve! Nereye oturacağını biliyor! İlk önce bir yerde oturmuş. Deve çökmüş, ıhmak, çökmek diyoruz. Deveyi görmüş olanlar bu kelimeleri bilirler. Bilmeyenler de öğrensinler. Sonra kalkmış, biraz daha yürümüş; EbûEyyûb el-Ensârî, Hâlid b. Zeyd hazretlerinin -Eyüp Sultan semtimizin medâr-ı iftihârı, büyüğümüz, başımızın tâcı, mihmandâr-ı peygamberî EbûEyyûb el-Ensârî- evinin önünde durunca Peygamber Efendimiz orada misafir olmuş. Ama ilk durduğu yer de mescidin olacağı yer. Orada Mescid-i Nebevî bina edilmiş.

Hacca gidenlerin Mescid-i Nebevî'de çok rağbet ettikleri bir bölümü vardır: Direkler beyaz mermerle kaplanmıştır, orası mescidin ilk aslî yeri. Peygamber Efendimiz'in kabrinin olduğu yer de Peygamber Efendimiz'in Hz. Âişe validemize ait olan hücresidir. Orada vefat ettiği için vefat ettiği yere defnedilmiştir. O da mescidin yanı oluyor. Peygamber Efendimiz'in şu anda kabrinin bulunduğu yer de hemen kapısı mescide açılan hücre-i saadetlerden birisi olmuş oluyor.

Mescidin arkasında bir de suffa vardır.

Suffa: Direklerde gölgelik yapılmış, tutturulmuş, gölgelendirilmiş kısım demektir. Evlerin arka taraflarında veya orta yerlerinde de vardır.

Peygamber Efendimiz'in evi mescide bitişik, kapısı mescide açılıyordu. Mescide girer, namazı kılar, sonra evine giderdi. Ashab-ı Suffa evi olmayıp da mescide sığınmış olan mübarek, gariban sahabilerin oturduğu yerdir. Ashab-ı Suffa geceleri orada yatarlardı.

Ashab-ı Suffa'nın sayısının 70'ten 400'e kadar yükseldiği olurdu. Bazen Peygamber Efendimiz yanlarına gelirdi de şahane, güzel, tatlı, feyizli sohbetlerle sabah namazına kadar otururlardı. Gündüzleri sayısı çoğalıyor, evi barkı olanlar da geliyor; geceleri evi olanlar evine gidince garibanlar da Suffa'da kalıyorlar. Ashab-ı Suffa'nın yeri de Mescid-i Nebevî'de türbenin arkasına rastlar. Oraya da ârifler çok rağbet ederler. Orası da çabuk dolar ve sıkışık olur, Mescid'e gidenler bilirler.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh, mescidin Ashab-ı Suffa diye anılan müdavimlerinden, orada kalanlardan bir sahabidir, sahabi-i celîldir, radıyallahu anh. Allah şefaatine erdirsin.

Peygamber Efendimiz'in hicreti sırasında aşağı yukarı 20 yaşlarındaydı, 57 veya 58 yılındayken, hicretten bu kadar yıl geçtikten sonra 78 yaşlarındayken vefat ettiği kitaplarda kaydediliyor.

Ebû Hüreyre nesiyle meşhur?

Çok hadîs-i şerîf rivayet etmesiyle meşhur.

Ebû Hüreyre bu kadar hadîs-i şerîfi niye rivayet etmiş?

O da gülümsemiş, demiş ki; "Mekkeli muhacir kardeşlerim çarşı pazarda geçimini temin etmek için çalışırken, Medineli ensar kardeşlerim de hurma bahçelerine bakıp da ziraatle meşgulken, ben de Resûlullah Efendimiz'in dizinin dibinde durdum, hadîs-i şerîfleri çok öğrendim."

Çok sıkıntı çekmiş. O zamanki insanların çektiği sıkıntıları bilin diye bir menkabesini nakledivereyim.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh günlerce aç kaldığı için bir gün o kadar acıkmış ki… Çare aramış. Yiyecek yok. Zaten bölge yiyecekleri tahrip edici sıcak bir yer. Unlar, hurmalar kurtlanır, bir şey dayanmaz, mahsul az... Böyle sıcak bir yer.

Ebû Bekir radıyallahu anh'ın evine gitmiş, kapıyı çalmış:

"Yâ Ebâ Bekir, Kur'ân-ı Kerîm'i okuyayım, bir dinle bakalım acaba nasıl okuyorum?" demiş.

Okumuş. Ebû Bekir radıyallahu anh de; "Güzel okudun yâ Ebâ Hüreyre!" demiş, güzel.

İsmi Abdurrahman. Abduşşems imiş de Peygamber Efendimiz ismini değiştirmiş.

Efendimiz kötü isimleri değiştirirdi. Abduşşems; güneşin kulu, abdi demek. O müşrik ismini değiştirmiş, Abdurrahman yapmış. Ebû Hüreyre'nin ismi Abdurrahman'dır, radıyallahuanh. Yanından çıkmış.

Maksadı neymiş?

Bir eve gidilince ev sahibi misafire ikram eder, diye düşünmüş. Kur'an okuyacak da Ebû Bekir radıyallahu anh de bir şey ikram edecek ama evde bir şey varsa ikram edilir, ya yoksa?!..

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bazen evine gelirdi ve ev halkına sorardı:

"Yiyecek bir şey var mı?"

"Yok ya Resûlallah." derlerdi.

"Ben de zaten oruç tutmaya meyilliydim, oruç tutuvereyim." derdi. Aylarca evinde ocak yanmamış duman tütmemiş olduğunu sizde duymuşsunuzdur,

Peygamber Efendimiz'in hâlini biliyorsunuz.

Ebû Bekr es-Sıddîk zengin insandı, Mekke'nin zenginlerindendi ama bütün zenginliğini, bütün varlığını Allah yoluna verebilmiş, hasıra sarınabilmiş bir insandır, sıddıkiyet makamındadır. Cömertliğiyle sıddîkiyet makamında olmuştur.

Herhalde yanında bir şey olmadığı için misafire bir şey vermemiş. Ebû Hüreyre umduğunu bulamadan çıkmış.

Hz. Ömer radıyallahuanh'ın evine gitmiş, kapıyı çalmış:

"Yâ Ömer! Sana biraz Kur'ân-ı Kerîm okuyayım, doğru mu yanlış mı; dinle!" demiş.

Ona da Kur'ân-ı Kerîm okumuş. O da dinlemiş. "Doğru." demiş, bir yanlışı yok. Oradan da çıkmış. Diyor ki;

"Ebû Bekir Kur'ân-ı Kerîm okumada benden iyiydi ama Ömer'in anlaması lazımdı, benim ondan Kur'ân-ı Kerîm'i daha iyi bildiğimi anlaması, ona Kur'an okuyuşumun altında başka sebep araması lazımdı, o da bir şey vermedi…"

Belki onda da yoktu. Herhalde o da anlar idi ve onlar misafire ikramın faziletini bilen kimseler.

Ebû Hüreyre radıyallahuanh oradan da çıkmış. Yolda açlıktan gözleri kararmış, kenara yığılmış.

Bilmiyorum, açlıktan gözleriniz kararıp bir kenara hiç yığıldınız mı?

Fakat Resûlallah'ın ayak seslerini duyunca ve kokusunu duyunca -ki Resûlullah Efendimiz bir sokaktan geçti mi oradan o koku gitmezdi, başka geçenler "Buradan Resûlullah geçmiş." diyebilirlerdi. Bakmış ki Resûlullah geliyor, canına can gelmiş, ayağa kalkmış. Resûlullah Efendimiz göz ucuyla bakmış:

"Yâ Ebâ Hüreyre! Düş peşime, gel bakalım…" diye işaret eylemiş. Ebû Hüreyre Peygamber Efendimiz'in peşinden Peygamber Efendimiz'in hâne-i saadetine gitmişler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ev halkına sormuş:

"Bir şey var mı?"

"Ya Resûlallah! Tasın içinde birazcık süt var."

"Bana verin."

Evdeki hanımı vermiş. Peygamber Efendimiz de Ebû Hüreyre radıyallahuanh'a tası sunmuş. Küçük bir tas, içinde biraz süt var. Ebû Hüreyre içmiş, bırakmış.

"Biraz daha iç, buyur."

İçmiş bırakmış.

"Biraz daha iç..."

"Resûlullah ısrar ettiği için o kadar içtim o kadar içtim ki karnım düz oldu!" diyor. Karnı bizim gibi şişmemiş de çok çukurmuş demek ki! O kadar içmiş ki Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ın karnı düz olmuş.

Muhterem kardeşlerim!

Böyle sıkıntılar çekmişler ama bu bir imtihan. Bu hayatta zenginlik de imtihan, fakirlik de imtihan, sıhhat de imtihan hastalık da imtihan…

Sonra Ebû Hüreyre radıyallahu anh ne olmuş?

Emîru'l-mü'mimîn Hz. Ömer el-Faruk radıyallahu anh zamanında Bahreyn valisi olmuş.

Buyurun: Ashab-ı Suffa'dan birisi Bahreyn valisi olmuş! Sonra Hz. Osman zamanında Mekke kadısı olmuş! Çünkü bilgisi yüksek; dini, ahkâmı, fıkhı biliyor. Sonra Muaviye zamanında Medine valisi olmuş, rıdvanullahi aleyhim ecmain.

Peygamber Efendimiz'den 5874 hadis rivayet etmiş, bayağı büyük bir rakam! Müslim'in hadîs-i şerîflerinin tamamı üç bin! EbûHüreyre, bir kitaptan fazla hadis rivayet etmiş oluyor.

Ama neden?

Resûlullah'ın dizinde durduğu, can kulağıyla dinlediği için! Kendisi bir de yazmış, hatırında kalsın diye yazmış, ezberlemiş. Pek çok kimse de kendisinden hadîs-i şerîf almıştır. Böyle büyük bir zâttır. 78 yaşında da âhirete irtihal eylemiş. Allah bizleri şefaatine nâil eylesin. Cennette buluştursun.

Allahu Teâlâ hazretleri sizleri, bizleri sevdiği işleri yapmaya muvaffak eylesin. Eğer üzerimizde, üzerinizde Allah'ın sevmediği haller, sıfatlar, durumlar varsa Allah cümlemizi bunlardan kurtarsın; sevdiği haller ile hallendirsin, sevdiği sıfatlarla sıfatlandırsın, sevdiği güzel amelleri işlemeye muvaffak eylesin. Sevdiği yollarda yürütsün, sevdiği kullarla dost eylesin, sevdiği kul eylesin. Sevdiği, razı olduğu bir kul olarak huzuruna varmayı, cennetiyle cemaliyle müşerref olmayı nasip eylesin.

Amin.

Es-Selâmualeyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA