13.01.1995 - Hasta Ziyareti, Müslümana Yardım Etmek

13.01.1995 - Hasta Ziyareti, Müslümana Yardım Etmek
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
Sevgili AKRA dinleyicilerim!
Size Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretlerinin, hadisi şeriflerinden birkaç tanesini nakletmek istiyorum.
İş sağlam olsun diye, hadisi şerifin Arapça metnini de okuyacağım:
Yekûlu yevme'l-kıyâmeti.
"Kıyamet gününde -Allahu Teâlâ hazretleri- şöyle buyuracak.
Peygamber Efendimiz, istikbale ait bir bilgiyi naklediyor.
"Yebne Âdem. "Ey Âdemoğlu!"
Biz insanlar, Hz. Âdem'den türemiş varlıklar olduğumuz için Âdemoğulları, Ben-î âdem diye anılıyoruz, Rabbimiz de mahşer gününde, kıyamet gününde bize öyle hitap edecek.
Yebne Âdem. "Ey Hz. Âdem'in oğlu olan insan!"
Marıdtu fe-lemte'udnî. "Ben hastalandım da beni ziyarete gelmedin."
Kul da şaşkın halde diyecek ki;
Kâle yâ Rabbi keyfe eûduke ve ente rabbü'l-âlemin. "Yâ Rabbi! Sen âlemlerin Rabbisin, ben seni nasıl ziyaret ederim? Sen hastalanmazsın ve ben seni nasıl ziyaret ederim? Bu sözün mânasını anlayamadım. Öyle bir şey bahis konusu olamaz!"
Kâle ve mâ alimte enne abdî fulânen maride fe-lemte udhu ve mâ alimte enneke levuddeu le-veceddenî indehû. "Ey kulum! Bilmedin mi ki benim kulumdan tanıdığın, arkadaşın filanca şahıs dünyadayken hastalanmıştı da sen onu ziyaret etmemiştin ya! Bilemedin mi ki; eğer o hasta olduğu zaman sen onu ziyaret etseydin, Beni onun yanında bulacaktın, Beni ziyaret etmiş olacaktın!"
Bir insanın, bir insanı ziyareti nedir?
İnsanlar arasındaki münasebetlerin, güzel olması için bir teşviktir, vesiledir; sevgi alametidir ve sevgi uyandırır. Bir insan, bir insanı ziyaret ederse sevgi hâsıl olur.
Sevgi başka nasıl hâsıl olur?
Bir başka hadîs-i şerîfte müjdeleniyor: "Bir Müslüman, bir başka müslümanı hastayken değil de Allah rızası için, sıhhatliyken bile ziyaret etse; Allahu Teâlâ hazretlerinin muhabbeti ona vacip olur."
"Allah muhakkak onu sever."
Hem kullar arasında muhabbet oluyor hem de Allah kulu seviyor. Bu ziyaret güzel!
Hem de hasta ziyaretinin faydası nedir?
Hastanın duası makbul olduğu için hasta; "Allah razı olsun." dedi mi Allah razı olur, iş biter. Hastanın duası makbuldür. Allah hastaya o mükâfatı veriyor.
Demek ki birbirimizin hatırını kollayacağız, kalbini kırmayacağız ve ziyaret vs. gibi beşerî vazifeleri ihmal etmeyeceğiz diye bu hadîs-i şerîften bunu çıkartıyoruz. Ve biz bir hasta kulu ziyaret ettiğimiz zaman, Allah'ın ondan hoşnut ve razı olacağını anlıyoruz ve sanki Allahu Teâlâ hazretlerinin huzuruna çıkmış, dergâh-ı ulûhiyetinde onu ziyaret etmiş gibi bir güzel makam kazanacağımızı anlıyoruz.
Onu için bu hadisi şerifi, size müjde olsun diye seçmiş, hazırlamıştım.İftar için ev halkının, gelecek misafirlere güzel yemekler hazırladığı gibi,ben de bu hadisi şerifi size düşünmüştüm.
Hadîs-i şerîfin devamı:
Yebne Âdem istad'amtuke ve lem tud'imnî. "Ey kulum, dünyada ben senden yemek istedim, sen bana yemek de vermedin!"
Kâle yâ Rabbi keyfe ud'imuke ve enterabbûl-âlemîn! "Yâ Rabbi, ben sana nasıl yemek ikram edeyim, yedireyim? Sen âlemlerin Rabbisin, ben bir âciz nâçiz kulum."
Kâle emâ alimte ennehû isted'ameke abdi filanun fe-lem tud'imhu emâ alimte enneke lev ed'amtehu le-vecedte zâlike indî. "Hani hatırlamıyor musun; dünyadayken bir kulum sana gelmişti, ‘Bana biraz yemek ver…' demişti. Açlık, kıtlık, yoksulluk var. Senden yemek istemişti de sen de ona yemek vermemiştin; bilemedin mi ki sen eğer ona yemek verseydin, bunu benim yanımda bulacaktın. Ey kulum! Ona yemek verseydin bunun mükâfatını buraya geldiğin zaman alacaktın, bu yemeğin boşa gitmeyecekti. Niye vermedin? Verseydin ben, senden yemek istemişim, bana ziyafet çekmişsin, âlemlerin Rabbine ikram etmişsin gibi sevap kazanacaktın!" buyurdu.
Buradan da aynı şeyi anlıyoruz. Demek ki biz kullara iyilik yaparsak; ziyafet verirsek, açları doyurursak, Allahu Teâlâ hazretleri bunu çok seviyor, kendisine yapılmış bir ikram olarak kabul ediyor.
Allahu Teâlâ hazretleri Saff sûresinin sonunda buyuruyor ki;
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Yâ eyyühellezîne âmenû kûnû ensârallah. "Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun!"
Allahu Teâlâ hazretleri bize böyle emrediyor: "Allah'ın ensarı, yardımcıları olun!"
Ensar: Yardım ediciler demek.
Hâşâ, sümme hâşâ! Allah'ın yardıma ihtiyacı mı var?
Yok. Kâdir-i mutlaktır; ne derse olur.
Kün fe-yekûn. "Ol derse, olur!"
Ol dedi bir kerre var oldu cihân
Olma derse mahvolur, ol dem hemân.
Yaşayan O'nun hükmüyle yaşıyor, ölen O'nun hükmüyle ölüyor. Olan O'nun iradesiyle oluyor, olmayan da O, istemediği için olmuyor. Ne dilerse o olur.
Ama ne diyor?
"Ey mü'minler! Allah'ın yardımcıları olun!"
Kendisi yardıma muhtaç değil ama demek ki; Allah'ın dinine yardım edildiği zaman bu yardımı kendine yardım gibi bir şerefle şereflendiriyor. Kullarına o rütbeyi veriyor. Ne kadar güzel!
Bu ayeti kerimeyi de hatırladım,sohbetimiz hem Kur’an-ı Kerim’li olsun,hem hadisi şerifli olsun, kaymaklı kadayıf olsun diye.
Hadîs-i şerîfe devam ediyoruz.
Yebne Âdem istiskaytuke felem tuskınî kâle yâ Rabbi keyfe eskıyke ve enterabbü'l-âlemîn kâle isteskayke abd îfulânun felem tuskıhî ve mâalim te enneke levsekaytehû le vecedde zâlike indî.
Revâhu Müslim.
"Kulum ben senden bir kere de su istemiştim, sen bana su da ikram etmemiştin, vermemiştin!"
O yine diyecek ki;
"Yâ Rabbi! Ben sana nasıl su ikram edeyim, su vereyim?! Sen âlemlerin rabbisin!"
Allahu Teâlâ hazretleri kıyamet gününde o kula buyuracak ki;
"Senden bir kulum su istemişti de sen ona su ikram etmemiştin. Bilmedin mi ki, eğer sen ona su ikram etseydin bunun sevabını, bugün karşımda bulacaktın, alacaktın!"
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Allahu Teâlâ hazretleri sizleri, bizleri sevdiği işleri yapmaya muvaffak eylesin. Eğer üzerimizde, üzerinizde Allah'ın sevmediği haller, sıfatlar, durumlar varsa Allah cümlemizi bunlardan kurtarsın; sevdiği haller ile hallendirsin, sevdiği sıfatlarla sıfatlandırsın, sevdiği güzel amelleri işlemeye muvaffak eylesin. Sevdiği yollarda yürütsün, sevdiği kullarla dost eylesin, sevdiği kul eylesin. Sevdiği, razı olduğu bir kul olarak huzuruna varmayı, cennetiyle cemaliyle müşerref olmayı nasip eylesin.
Amin.
es-Selâmualeyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
19.12.1997 -
Doğru İnanç ve
19.09.1997 -
Hakkı Söylemek Ya
