13.01.1995 - Hastayı Ziyaret, Aç Birine Yemek ve Su Vermek, Kutsi Hadis

13.01.1995 - Hastayı Ziyaret, Aç Birine Yemek ve Su Vermek, Kutsi Hadis
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
Allah cümlenize nice mübarek günlere mesut ve bahtiyar olarak ulaşmayı nasip eylesin.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, bize Allah tarafından âlemlere rahmet olarak gönderilmiş. Allah'ın elçisi, peygamberlerin serveri, hatemü'n-nebiyyîn Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem. Onun sözlerinin hepsi kıymetlidir çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de;
“Ve mâ yentiku ani'l-hevâ. İn hüve illâ vahyun yûhâ”. buyurulmuştur.
Beşer sözlerinin en kıymetlisi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in sözüdür.
Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfleri içinde bir de "ilâhî hadisler" veya "kudsî hadisler" denilen bir bölüm vardır. Peygamber Efendimiz bu hadîs-i kudsîlerde, "Allahu Teâlâ hazretleri size şöyle buyuruyor…" buyurur.
Allah'ın bizden istediği, bize buyurduğu birtakım konuları anlatıyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Allah'tan rivayet ederek söylediği söz olması bakımından hadîs-i kudsîlerin özel bir güzelliği, hadîs-i şerîfler içinde müstesna mevkii vardır.
Hadîs-i şerîflerden birkaç tanesini size nakletmeyi uygun gördüm. Çünkü Peygamber Efendimiz'in sözüdür ama Allah'tan rivayet edilerek, onun; "Allah şöyle buyuruyor…" diye söylediği çok güzel sözlerdir. Bu halde olması bizim için de önemli.
İmam Müslim diye bir hadis alimimiz vardır; Horasan diyarından, Nişabur şehrindendir; o kitabına yazmış. Sahihi Müslim isimli kitabı çok önemli bir eserdir. Buhârî'den sonra en önemli kaynak kitaplardandır. O rivayet etmiş.
An Ebî Hüreyrete radıyallahu anh. "Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten."
Kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. "Ona salât u selâm olsun, Resûlullah, Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. " İnnallâhe teâlâ yekûlu. "Hiç şüphe yok ki, muhakkak ki Allahu Teâlâ hazretleri şöyle buyurur."
Peygamber Efendimiz Allahu Teâlâ hazretlerinin ne buyurduğunu bize nakletmeye başlamış.
Bu bilgiyi nereden alır?
Allahu Teâlâ hazretleri doğrudan doğruya Peygamber Efendimiz'in gönlüne ilham ederdi.
Başka?
Rüyada gösterirdi. Peygamber Efendimiz'in rüyaları başka rüyalar gibi değildi, aynen çıkardı.
Ne buyurmuş?
Yekûlu yevme'l-kıyâmeti. "Kıyamet gününde -Allahu Teâlâ hazretleri- şöyle buyuracak.
Peygamber Efendimiz istikbale ait bir bilgiyi naklediyor.
" Yebne Âdem. "Ey Âdemoğlu!"
Biz insanlar, Hz. Âdem'den türemiş varlıklar olduğumuz için Âdemoğulları, Benî âdem diye anılıyoruz, Rabbimiz de mahşer gününde, kıyamet gününde bize öyle hitap edecek.
Yebne Âdem. "Ey Hz. Âdem'in oğlu olan insan!" Marıdtu fe-lem te'udnî. "Ben hastalandım da beni ziyarete gelmedin."
Kul da şaşkın halde diyecek ki;
Kâle yâ Rabbi keyfe eûduke ve ente rabbü'l-âlemin. "Yâ Rabbi! Sen âlemlerin Rabbisin, ben seni nasıl ziyaret ederim? Sen hastalanmazsın ve ben seni nasıl ziyaret ederim? Bu sözün mânasını anlayamadım. Öyle bir şey bahis konusu olamaz!" Kâle ve mâ alimte enne abdî fulânen maride fe-lem teudhu ve mâ alimte enneke lev uddeu le-veceddenî indehû. "Ey kulum! Bilmedin mi ki benim kulumdan tanıdığın, arkadaşın filanca şahıs dünyadayken hastalanmıştı da sen onu ziyaret etmemiştin ya! Bilemedin mi ki eğer o hasta olduğu zaman sen onu ziyaret etseydin, Beni onun yanında bulacaktın, Beni ziyaret etmiş olacaktın!"
Bir insanın bir insanı ziyareti nedir?
İnsanlar arasındaki münasebetlerin güzel olması için bir teşviktir, vesiledir; sevgi alametidir ve sevgi uyandırır. Bir insan bir insanı ziyaret ederse sevgi hâsıl olur.
Sevgi başka nasıl hâsıl olur?
Bir başka hadîs-i şerîfte müjdeleniyor: "Bir müslüman bir başka müslümanı hastayken değil de Allah rızası için sıhhatliyken bile ziyaret etse Allahu Teâlâ hazretlerinin muhabbeti ona vacip olur."
"Allah muhakkak onu sever."
Hem kullar arasında muhabbet oluyor hem de Allah kulu seviyor. Bu ziyaret güzel!
Hem de hasta ziyaretinin faydası nedir?
Hastanın duası makbul olduğu için hasta; "Allah razı olsun." dedi mi Allah razı olur, iş biter. Hastanın duası makbuldür. Allah hastaya o mükâfatı veriyor.
Demek ki birbirimizin hatırını kollayacağız, kalbini kırmayacağız ve ziyaret gibi beşerî vazifeleri ihmal etmeyeceğiz diye bu hadîs-i şerîften bunu çıkartıyoruz. Ve biz bir hasta kulu ziyaret ettiğimiz zaman Allah'ın hoşnut ve razı olacağını anlıyoruz ve sanki Allahu Teâlâ hazretlerinin huzuruna çıkmış, dergâh-ı ulûhiyetinde onu ziyaret etmiş gibi bir güzel makam kazanacağımızı anlıyoruz.
Hadîs-i şerîfin devamı:
Yebne Âdem istad'amtuke ve lem tud'imnî. "Ey kulum, dünyada ben senden yemek istedim, sen bana yemek de vermedin!" Kâle yâ Rabbi keyfe ud'imuke ve ente rabbûl-âlemîn! "Yâ Rabbi, ben sana nasıl yemek ikram edeyim, yedireyim? Sen âlemlerin Rabbisin, ben bir âciz nâçiz kulum." Kâle emâ alimte ennehû isted'ameke abdî fulânun fe-lem tud'imhu emâ alimte enneke lev ed'amtehu le-vecedte zâlike indî. "Hani hatırlamıyor musun; dünyadayken bir kulum sana gelmişti, ‘Bana biraz yemek ver…' demişti. Açlık, kıtlık, yoksulluk var. Senden yemek istemişti de sen de ona yemek vermemiştin; bilemedin mi ki sen eğer ona yemek verseydin, bunu benim yanımda bulacaktın. Ey kulum! Ona yemek verseydin bunun mükâfatını buraya geldiğin zaman alacaktın, bu yemeğin boşa gitmeyecekti. Niye vermedin? Verseydin ben senden yemek istemişim, bana ziyafet çekmişsin, âlemlerin Rabbine ikram etmişsin gibi sevap kazanacaktın!" buyurdu.
Buradan da aynı şeyi anlıyoruz. Demek ki biz kullara iyilik yaparsak; ziyafet verirsek, açları doyurursak, Allahu Teâlâ hazretleri bunu çok seviyor, kendisine yapılmış bir ikram olarak kabul ediyor.
Allahu Teâlâ hazretleri Saff sûresinin sonunda buyuruyor ki;
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Yâ eyyühellezîne âmenû kûnû ensârallah. "Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun!"
Allahu Teâlâ hazretleri bize böyle emrediyor: "Allah'ın ensarı, yardımcıları olun!"
Ensar: Yardım ediciler demek.
Hâşâ, sümme hâşâ! Allah'ın yardıma ihtiyacı mı var?
Yok. Kâdir-i mutlaktır; ne derse olur.
Kün fe-yekûn. "Ol derse, olur!"
Ol dedi bir kerre var oldu cihân
Olma derse mahvolur, ol dem hemân.
Yaşayan O'nun hükmüyle yaşıyor, ölen O'nun hükmüyle ölüyor. Olan O'nun iradesiyle oluyor, olmayan da O istemediği için olmuyor. Ne dilerse o olur.
Ama ne diyor?
"Ey mü'minler! Allah'ın yardımcıları olun!"
Kendisi yardıma muhtaç değil ama demek ki Allah'ın dinine yardım edildiği zaman bu yardımı kendine yardım gibi bir şerefle şereflendiriyor. Kullarına o rütbeyi veriyor. Ne kadar güzel!
Hadîs-i şerîfe devam ediyoruz.
Yebne Âdem istiskaytuke felem tuskınî kâle yâ Rabbi keyfe eskıyke ve ente rabbü'l-âlemîn kâle isteskayke abdî fulânun felem tuskıhî ve mâ alimte enneke lev sekaytehû le vecedde zâlike indî.
Revâhu Müslim.
"Kulum ben senden bir kere de su istemiştim, sen bana su da ikram etmemiştin, vermemiştin!"
O yine diyecek ki;
"Yâ Rabbi! Ben sana nasıl su ikram edeyim, su vereyim?! Sen âlemlerin rabbisin!"
Allahu Teâlâ hazretleri kıyamet gününde o kula buyuracak ki;
"Senden bir kulum su istemişti de sen ona su ikram etmemiştin. Bilmedin mi ki eğer sen ona su ikram etseydin bunun sevabını bugün karşımda bulacaktın, alacaktın!"
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Bizim Allah rızası için yaptığımız bütün amellerin, ibadetlerin durumu böyledir. Bir kula bir şey veririz ama Allah onu büyük sevapla taltif eder. Bir yemek ziyafet veririz, bir açı doyururuz, bir giyecek veririz, giydiririz, Allah onu böyle taltif eder. Bir bardak su ikram etsek onun bile faydası var.
Allahu Teâlâ hazretleri sizleri, bizleri sevdiği işleri yapmaya muvaffak eylesin. Eğer üzerimizde, üzerinizde Allah'ın sevmediği haller, sıfatlar, durumlar varsa Allah cümlemizi bunlardan kurtarsın; sevdiği haller ile hallendirsin, sevdiği sıfatlarla sıfatlandırsın, sevdiği güzel amelleri işlemeye muvaffak eylesin. Sevdiği yollarda yürütsün, sevdiği kullarla dost eylesin, sevdiği kul eylesin. Sevdiği, razı olduğu bir kul olarak huzuruna varmayı, cennetiyle cemaliyle müşerref olmayı nasip eylesin.
Amin.
Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
13.01.1995 -
Yunus Emre, Gönlün
19.12.1997 -
Doğru İnanç ve
