20.03.1998 - Cennet Ehlinin de Alime İhtiyacı Olur, Allahu Tealadan Kuran Dinlemek

20.03.1998 - Cennet Ehlinin de Alime İhtiyacı Olur, Allahu Tealadan Kuran Dinlemek
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
Aziz ve sevgili AKRA dinleyiciler!
Allah hepinizden razı olsun. Hepinize dünyanın ve âhiretin mutluluklarını dilerim. Cenâb-ı Mevlâ gönlünüzde ne gibi muratlarınız varsa -herkesin kişisel, özel istekleri vardır muhakkak- güzel isteklerinize Allah erdirsin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun.
Cabir radıyallahu anh'ten birkaç kaynak tarafından rivayet edilmiş.
İnne ehle'l-cenneti le-yahtâcûne ile'l-ulemâi fi'l-cenneti ve zâlike ennehüm yezûrune'llâhe fî külli cumu'atin fe-yekûlu lehüm temennev aleyye mâ şi'tüm fe-yeltefitûne ile'l-ulemâi fe-yekûlûne mâzâ netemennâ alâ rabbinâ fe-yekûlûne temennev aleyhi kezâ ve kezâ fehüm yahtâcûne ileyhim fi'l-cenneti kemâ yahtâcûne ileyhim fi'd-dünyâ.
Sadaka Resûlullah.
Bu hadîs-i şerîflerin Arapçalarını, hem Arapça bilenler işin mahiyetini iyi anlasınlar diye hem de bereket olsun, kulaklarınıza mübareklik yağsın diye okuyorum. Her şeyin aslı bilinsin diye; konuşmamız bilimsel olsun, köklü olsun, temelli olsun diye okuyorum.
Sevgili kardeşlerim.
Buyuruyor ki bu hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem;
"Hiç şüphe yok ki cennet ehli, cennete girecek insanlar."
Le-yahtâcûne ile'l-ulemâi fi'l-cenneti. "Cennette alimlere yine muhtaç olacaklar."
Mürşid-i kâmillere, büyük alimlere, büyük müctehitlere, kendilerine tâbi oldukları mübarek din büyüklerine orada da muhtaç olacaklar.
Nasıl olacak?
Ve zâlike ennehüm yezûrune'llâhe fî külli cumu'atin. "Her cuma günü Allahu Teâlâ hazretlerini makamında ziyaret edecekler."
Nasıl olacak, ne türlü olacak bu ziyaret?
Çok güzel bir şey olacak, Allah hepinize nasip etsin. Her cuma vaktine denk olan bir zamanda Allahu Teâlâ hazretlerini cennet ehli ziyaret edecekler. Ne kadar büyük şeref... Cuma, orada da demek ki itibarlı bir gün oluyor, nasıl oluyorsa... Ve Allahu Teâlâ hazretleri onlara buyuracak ki;
Temennev aleyye mâ şi'tüm. "Ne istiyorsanız hadi bakalım benden isteyin ey benim sevgili, mübarek, dindar, mü'min, halis, has kullarım." Fe-yeltefitûne ile'l-ulemâ.
Bunlar bu sefer alimlerine -alimlerinin yüzlerine, gözlerine- bakacaklar ve diyecekleri ki;
"Ne isteyelim Rabbimiz'den? Bak bize teklif eyledi, 'İsteyin bakalım.' dedi. Ne isteyelim?" diye alimlerine soracaklar. Onlar da diyecekler ki;
"Allah'tan şunu isteyin, şunu isteyin, şunu isteyin..."
Kezâ kezâ demek, "şunu şunu..." demek. "Şunu şunu isteyin..." diye alimler orada kendilerine tâbi olan dervişlerine, talebelerine, mü'minlere öğretecekler.
Fe-hüm yahtâcûne ileyhim fi'l-cenneti kemâ yahtâcûne ileyhim fi'd-dünyâ. "Dünyada alimlere muhtaç oldukları gibi cennette de o bilgili, mübarek, ârif, kâmil, yüksek zâtlara ihtiyaçları olacak." buyuruyor Peygamber Efendimiz.
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Hadîs-i şerîfin bir ana mânasını düşünelim, bir de ara mânaları çıkartalım, ibret alalım.
Alimlere dünyada insanlar muhtaç mı?
Muhtaç, bu hadîs-i şerîfte öyle buyuruyor. Dünyada muhtaç oldukları gibi âhirette de muhtaç olacaklar.
Üçüncü hadîs-i şerîfe gelelim. Bu hadîs-i şerîf de cennet ehliyle ilgili. Büreyde radıyallahu anh'ten rivâyet olunmuş. Allahu Teâlâ hazretlerinin Resûlü Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
İnne ehle'l-cenneti yedhulûne ale'l-Cebbâri külle yevmin merrateyni fe-yakrau aleyhimü'l-Kur'âne ve kad celese külli'mriin minhüm meclisehü'llezî hüve meclisühû alâ menâbiri'dürri ve'l-yâkûti ve'z-zümrûdü ve'z-zehebe ve'l-fıddati bi'l-a'mâli felâ takarru a'yûnuhum kattu kemâ takarru bi-zâlike ve lem yesmeû şey'en a'zamâ minhü velâ ahsene minhü sümme yansarifûne ilâ rihâlihim ve karret a'yûnuhum nâimine ilâ mislihâ mine'l-ğad.
Bu da cennetten bir sahneyi anlatan bir hadîs-i şerîf. Ben de tabii konuların tükenmesini istemiyorum. Biraz da -tabii hadîs-i şerîflerde bir yerde bırakıyor- sözün kâfi miktarda olması gerekiyor, ötekilerini de başka zaman söyleriz inşaallah.
"Cennet ehli Cebbâr olan Allahu Teâlâ hazretlerinin dergâh-ı ilâhîsine günde iki defa girerler."
Fe-yakrau aleyhimü'l-Kur'âne. "Allahu Teâlâ hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'i onlara okur."
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Şu evinizdeki Kur'ân-ı Kerîm, şu karşınızdaki, şu raftaki Kur'ân-ı Kerîm... Bak, o Kur'ân-ı Kerîm Allah'ın kelâmı. Allahu Teâlâ hazretleri cennette kendisini günde iki defa ziyarete gelen mü'minlere Kur'ân-ı Kerîm'i bizzat kendisi okuyacak, mü'minlerin kulakları Kur'ân-ı Kerîm'i Allahu Teâlâ hazretlerinin okuyuşundan dinleyecekler.
Ve kad celese külli'mriin minhüm meclisehü'llezî hüve meclisühû. "Muayyen, kendi yeri olan, oturması için kendisine ayrılmış olan yere hepsi oturmuş olacaklar." Alâ menâbiru'd-durri ve'l-yâkûti ve'z-zümrûdi ve'z-zehebi ve'l-fidda bi'l-a'mâli. "Amellerine göre inciden, yakuttan, zümrütten, altından, gümüşten kürsülerine, koltuklarına, sedirlerine, minberlerine oturmuş bir vaziyetteyken Allahu Teâlâ hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'i onlara okuyacak." Fe-lâ takarru ayûnuhum kattu kemâ takarru bi-zâlike. "Bu olay kadar onları şenlendiren, gözlerini serinleten, hoşlarına giden daha güzel bir şey katiyen olmayacak."
Kur'ân-ı Kerîm'i Allahu Teâlâ hazretlerinin okuyup onların dinlemesi, çok hoş bir hal olacak.
"Zümrütten, yakuttan, inciden, altından, gümüşten koltuklarda amellerine göre oturacaklar."
Çok iyi amelli çok güzel koltukta oturacak, biraz gevşek olanlar daha düşük süsteki veya güzellikteki yerlerde oturacaklar. Amel işlemek, icraat, ibadet çok önemli. İnsanlar orada ibadetlerine göre yükselecek. Çok memnun olacaklar, gözleri çok şenlenecek.
Ve lem yesmeû şey'en a'zama minhü ve lâ ahsene. "Cennette bundan daha muazzam, daha güzel bir şey işitmemiş olacaklar."
O ses, o Kur'an'ın Allah'tan dinlenmesi, o sesin güzelliği, başka o kadar güzel hiçbir şey olmayacak. Mest olacaklar, mesrur olacaklar, memnun olacaklar, rahmete gark olacaklar.
Sümme yansarifûne ilâ rihâlihim. "Sonra kendilerinin olduğu yerlerine gidecekler."
Rihâl demek, "eşyalarının olduğu yer" demek. Meskenlerine gidecekler.
Ve karret a'yunuhum. "Gözleri şenlenmiş, içleri nurlanmış, şenlenmiş olarak." Nâimîne. "Nimetlere gark olmuş olarak." İlâ mislihâ mine'l-ğad. "Ertesi gün tekrar Rablerinin dergâh-ı ilâhîsini ziyaretlerine gidinceye kadar öyle memnun bir şekilde evlerine dönecekler."
Aziz ve sevgili kardeşlerim.
Cennette bir sahne bu, böyle güzel haller olacak... Daha nice nice güzellikler olacak. Ama günde iki defa dergâh-ı izzete girip Allahu Teâlâ hazretlerinden Kur'ân-ı Kerîm'i dinlemek çok güzel bir nimet.
Kur'ân-ı Kerîm'in kıymetini bilin.
Kur'ân-ı Kerîm'e izzet ve hürmet edin. Kur'ân-ı Kerîm'i okuyun. Kur'ân-ı Kerîm raflara konulmak için inmedi; mânasını anlayasınız diye, Allah'ın emirleri olarak indi. Ezberlemeniz lazım. Mânasını öğrenmeniz lazım. Sevmeniz lazım. Çoluk çocuğunuza öğretmeniz lazım.
Allah hepinizden razı olsun. Hepinizi Kur'ân-ı Kerîm'in ehli eylesin. Kur'ân-ı Kerîm'i cennette Allahu Teâlâ hazretlerinin okuyuşundan dinlemeyi size-bize nasip eylesin. Kur'ân-ı Kerîm'in ahkâmına uymayı nasip eylesin. İslâm'a güzel hizmet etmeyi nasip eylesin. Nice nice güzel hizmetler yapalım, arkamızda güzel eserler bırakalım, hayırla anılalım. Cennetlik olalım. Cemalullahı görelim. Allahu Teâlâ hazretlerinin rıdvân-ı ekberine erelim.
Aziz ve sevgili AKRA dinleyicileri !
Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh
13.03.1998 -
Namaz Kılmayanın Ahiretteki
13.03.1998 -
40 Gün Boyunca
