20.03.1998 - Cennet ve Cehennem Ehli

20.03.1998 - Cennet ve Cehennem Ehli
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,
Allah hepinizden razı olsun. Hepinize dünyanın ve âhiretin mutluluklarını dilerim. Cenâb-ı Mevlâ gönlünüzde ne gibi muratlarınız varsa -herkesin kişisel, özel istekleri vardır muhakkak- güzel isteklerinize Allah erdirsin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun.
Biliyorsunuz, cennet ve cehennem haktır.
El-Cennetü hakkun ve'n-nâru hakkun.
Kur'ân-ı Kerîm'de Allahu Teâlâ hazretleri bu ikisinin hak olduğunu açıkça beyan ediyor. Cennetin hallerini, durumlarını, güzelliklerini anlatan âyet-i kerîmeler çok. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in de hadîs-i şerîflerinde cennetle ilgili bilgiler çok.
Bunları niçin söylüyorum?
Bazı insanlar doğrudan doğruya âhireti inkâr ederler. Bazıları da dolaylı yoldan inkâr ediyorlar. Onlar da bir çeşit çok büyük hataya düşüyorlar. Ben bir şey demek istemiyorum ama düzelmelerini dilerim. "Cennet de cehennem de bu dünyada..." Yani âhirette başka bir şey yokmuş mânasına, öldükten sonra sanki dirilmek yokmuş gibi. "İnsan burada mutlu yaşarsa cennette gibi olur, mutsuz yaşarsa cehennemde gibi olur..." Tabii bu da bir çeşit âhirete inanmamak oluyor.
Âhiret vardır.
Ve'l-ba'sü ba'de'l-mevti hakkun. "Öldükten sonra dirilmek haktır, muhakkak olacaktır."
Orada mahkeme-i kübrâ olacak ve mahkeme-i kübrâda muhakeme edildikten yani yargılandıktan sonra iyi insanlar cennete girecekler, cennet haktır, olacaktır.
Mü'minler cennete gidecek. Allah'ın has, salih, âbid, zahid, güzel kulları, peygamberler, ashâb-ı kirâmın tanıdığımız mübarek kişileri, tanıdığımız büyük zâtlar, sevgiyle andığımız kişiler, iyi insanlar cennete gidecek. İnsan mü'min olur, yani "Ben Allah'a, peygambere, Kur'ân-ı Kerîm'e inanıyorum. Ben müslümanım elhamdülillah..." derse o insan mutlaka cennete girecek.
Men kâle lâ ilâhe illallah dehale'l-cennete.
Cennete girecek ama cennete girişin iki şekli var:
Bir, doğrudan doğruya bi-gayri hisâb veyahut hesaptan sonra bi-gayri azâb azaba uğramadan cennete gitmek.
En güzeli hesaba uğramadan, hesap bile sorulmadan doğrudan doğruya cennete gitmek. Onun altındaki güzel olan şey, hesabı görülüp de hasenâtı seyyiâtından fazla olduğu için cenneti hak edip cehenneme düşmeden cennete gitmek. İnsanlar böyle cennete gidecekler.
Demek ki bir insan "mü'minim" dediği zaman imanına göre yaşamalı. Diliyle söylediği zaman kurtarmıyor. Kalbiyle inanacak ve ondan sonra iyi bir müslüman olacak. Demek ki insan düşünmeli, taşınmalı, bu durumlarda olmamaya dikkat etmeli.
Ben üniversite profesörüyüm. Bu konular bizim kendi mesleğimizin icabı olarak çok iyi bildiğimiz konular. Bütün filozoflar bu meseleler üzerinde düşünmüşler. Büyük çoğunluğu, hıristiyan olsun, yahudi olsun, hatta hiçbir inanca bağlı olmayan hür insanlar olsun, bilimsel araştırma yapan insanlar olsun, hepsinin vardığı sonuç; bu kâinatı yaratan, yöneten, bu güzel düzeni, nizamı veren âlemlerin Rabbi'ne hepsi inanıyorlar.
Ama "rab" deyince O'nun mahiyeti hakkında yalan yanlış, eğri büğrü şeyler söyleyince olmaz. Batı'da çok çok güzel filozoflar, feylesoflar, hâkimler, düşünürler var; Allah'ın varlığını, birliğini güzel kitaplar yazarak ispat etmişler. Diyanet İşleri Başkanlığı da onların bazı makalelerini Amerika'dan, Avrupa'dan mecmualardan-dergilerden alarak tercüme etmişler. Güzel şeyler var. Kesin yani; Allah'ın varlığında tereddüt yok. Hz. Muhammed'in Allah'ın peygamberi olduğunda da tereddüt yok, o da çok kesin ispat ediliyor. Kur'ân-ı Kerîm'in Allah kelâmı olduğu da kesin, çok güzel ispat ediliyor. O halde insan Allah'a inanmalı, Resûlullah'a uymalı, Kur'ân-ı Kerîm'in emirlerini tutmalı.
Sizin iyiliğiniz için naklediyoruz.
Çocuklarınızı has mü'min yetiştirin. İman en kıymetli cevherdir. İslâm en doğru yoldur. İyi mü'min, iyi müslüman olmaya var gücünüzle gayret edin. Asıl saadet budur. Böyle olunca insan cennete girecek.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
İnne ehle'l-cenneti men lâ yemûtu hattâ yemle'allâhu mesâmiahû mimmâ yuhibbu ve ehle'n-nâri men lâ yemûtu hattâ yemlea mesâmiahû mimmâ yekrahu.
Enes radıyallahu anh'ten bazı kaynaklar rivayet etmiş. Başka kaynaklarda da var rivayet.. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
"Cennet ehli yani dünyadaki insanlardan cennetlik olacak insanlar öyle kimselerdir ki." Lâ yemûtu hattâ yemle'allâhu mesâmiahû mimmâ yuhibbu. "Allah onların kulaklarını hoşlarına gidecek sözlerle doldurmadıkça ölmezler, can vermezler."
Bu ne demek, burada ne mâna kastediliyor?
Ölmeden evvel Allahu Teâlâ hazretleri onlara "Siz cennetliksiniz." diye müjdeler, sevinirler, memnun olurlar; aşk ile, şevk ile hatta o ölümün telaşını, azabını, sıkıntılarını bile görmezler. Bir gül bahçesine girercesine sevinç içinde ruhlarını teslim ederler.
Neden?
Allah kulaklarına fısıldar, söyler, kulaklarını sevecekleri sözlerle doldurur. "Siz cennetliksiniz, peygamberlerin yanında yer alacaksınız. Azaptan kurtuldunuz. Dünyada yaşadığınız güzel müslümanca yaşamdan dolayı mükâfatlandırıldınız." gibi şeyleri duya duya, güle güle, sevine sevine ruhlarını teslim ederler.
"Ve cehennem ehli ise öyle kimselerdir ki Allah hoşlanmayacakları şeyleri kulaklarına doldurmadıkça onların canlarını almaz."
Bu ne demek?
Cehennemlikler de ölmeden evvel kulaklarına bilgiler doldurulacak;
"Siz cehennemlik oldunuz. Siz Allah'ın istediği gibi yaşamadınız. Kur'an'a uymadınız. Dünyayı anlamadınız, âhireti anlamadınız. Nasihatleri tutmadınız. Kafanız çalışmadı. Siz cezaya mâruz kötü insanlarsınız. Cayır cayır yanacaksınız. Cehennemlik olacaksınız." diye ölmeden evvel kulakları bununla dolar, cehennemlik olduklarını görür. Hatta cennet ehli cennetteki kalacağı yerleri görür, cehennem ehli de cehennemde yanacağı yerleri görür.
Allah bizi cennetlik eylesin. Son nefeste gülerek, cennetteki yerlerimizi göre göre, Resûlullah Efendimiz'in cemalini göre göre, Allahu Teâlâ hazretlerinin müjdelerini duya duya, mü'min-i kâmiller olarak ölmeyi nasip eylesin. Ama bunun için çalışmak şart aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
Bu iş oyuncak değil. Bu küçük bir iş değil; hayatın en mühim işi! Din-iman konusu hayatın en mühim konusudur. Sizin için de öyledir, hanımınız için de öyledir, hanımsanız kocanız için de öyledir, çocuklarınız için de öyledir. Herkes için en önemli konu, önce âhireti kazanmaktır.
Kendi sözlerimizle söylemiyoruz, Peygamber Efendimiz'in sözlerini karşımıza alıyoruz, size onları naklediyoruz, yansıtıyoruz. Hani uzaydan gelen titreşimleri kasabaya, şehre yansıtan, kasabadaki aletlerden de sesi ve görüntüyü alıp dinleyen insanlar gibi biz de Resûlullah'tan, Kur'ân-ı Kerîm'den aldığımızı size hatırlatıyoruz. Sözler Allah'ın sözleri, Peygamber Efendimiz'in sözleri olduğu için çok ciddiye almak lazım. Cennet ehli olmaya çalışmak lazım. Cehennem ehli olmamaya çok dikkat etmek lazım. Hayatın en mühim işi bu...
Hayatın işi kazanç değil. Kazançlar da mirasçılara kalıyor. Allah inanan insanlara da kazanç veriyor. Yani inananlar ille fakir olacak diye bir şey yok. Nice nice servetler ihsan ediyor...
Allah hepinizden razı olsun. Hepinizi Kur'ân-ı Kerîm'in ehli eylesin. Kur'ân-ı Kerîm'i cennette Allahu Teâlâ hazretlerinin okuyuşundan dinlemeyi size-bize nasip eylesin. Kur'ân-ı Kerîm'in ahkâmına uymayı nasip eylesin. İslâm'a güzel hizmet etmeyi nasip eylesin. Nice nice güzel hizmetler yapalım, arkamızda güzel eserler bırakalım, hayırla anılalım. Cennetlik olalım. Cemalullahı görelim. Allahu Teâlâ hazretlerinin rıdvân-ı ekberine erelim aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh
20.07.2000 -
Sadaka Vermekte Acele
13.10.1995 -
Her İnsanın Hem
