İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

20.07.2000 - Sadaka Vermekte Acele Etmek, Münker Karşısında Buğz Etmek

20.07.2000 - Sadaka Vermekte Acele Etmek, Münker Karşısında Buğz Etmek
Günün Sohbeti

20.07.2000 - Sadaka Vermekte Acele Etmek, Münker Karşısında Buğz Etmek

16.12.2024
8 dk 46 sn

Es-Selamü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh aziz ve sevgili dinleyiciler

Bâkirû bi's-sadakati fe-inne'l-belâe lâ yetehatta's-sadakate.

Bâkirû. "Erken davranın!" Bâkirû bi's-sadakati. "Sadakayı, zekâtı, hayrı, hasenâtı vermeye çabuk davranın, erken davranın!"

Neden?

Çünkü insan hayır ve sadakayı yaptı mı Allah'ın sevgisini kazanır; başına gelecek felaketler, dertler, belalar gelmez.

"Az sadaka, çok belayı def eder."

Doğru!

Bu dinî bakımdan Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerinden çıkan bir anlam.

"Sadakayı çabuk veriniz."

Fe-inne'l-belâe lâ yetehatta's-sadakate. "Bela sadakayı çiğneyip sadaka engelini aşıp da insanın üstüne gelemez."

"Sadaka bir hısn-ı hasîn gibi, metin bir sur gibi, duvar gibi belanın önüne geçer, onu tutar. Sadakayı verdiğin zaman beladan kurtulursun!" demek oluyor.

"Bela sadakayı çiğneyip de senin üstüne gelemez, sana ulaşamaz; onun için sadakayı erken ver!" diyor.

Evet, sadakayı, hayrı, hasenâtı vermesi lazım.

"İcraat" dediğimiz zaman icraatın nasıl yapılacağı meselesinde hemen ortaya para çıkar, maddiyat çıkar. Araba lazım, benzin lazım, kiralanacak bina lazım. İcraatın yapılacağı yer hazır olacak, alet edevat toplanacak; insanlar lazım. Tabi insanlar aç açık çalışamazlar. Bir iki gün gelse çalışsa maaş alması lazım, yemek yemesi, çoluk çocuğuna ihtiyacını götürmesi lazım. Ne kadar idealist olsa da insan yemeden içmeden duramıyor.

"Hadi bakalım zenginler hayrınızı verin! Durumu iyi olanlar, hadi bakalım şu maddî şeyleri karşılayın!" demek icap eder.

Öyle oluyor. Başka türlü olmuyor.

Fakat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadîs-i şerîflerinde buyurmuş:

"İblis aleyhilla'ne, şeytan da en azılı elemanlarını, adamlarını, ordusunun en becerikli şeytanlarını, malını hayra sarf etmek isteyen insanları caydırmak için vazifelendirir. Onun yanına gönderir, onun aklını çelmeye çalışır."

Gerçekten de dertleri ne kadar anlatsanız, sıkıntıları ne kadar söyleseniz, yine az çok fukarâ-ı sâbirîn anlıyor. Zengin kardeşlerden de anlayan, hizmet edenler var ama büyük çoğunluk bir yılbaşı eğlencesine verdiği para kadar bile para vermiyor. Bir futbol maçına yaptığı masraf kadar masraf yapmıyor; bir futbol maçı olduğu zaman uçak paraları bulunur, uzak ülkelere gidilir. Stadyumlarda yer alınır. Otellere dünyanın parası verilir ama hayra gelince vermez. Onun onda birini, yüzde birini vermez. Bunu hep görüyoruz. Şeytanın engellemesi, insanın aklını çelmesi var.

Halbuki Peygamber Efendimiz kesin olarak beyan ediyor:

"Verilen hayır ve sadaka malı azaltmaz; bilakis arttırır. Budanan dal, ağacın meyve vermesini azaltmaz, onun gibi."

Evet, sadaka veriyorsun, zekât veriyorsun, malın azalmış gibi görünüyor ama muvakkat bir azalma!

İmtihan. Cenâb-ı Hakk;

"Bakalım bu söz tutacak mı?" diye "Zekât verin!" dediği için veriyorsun. Ama Cenâb-ı Hak zekât verenin malına halef veriyor. Yani verdiğinin halefini, arkasından daha fazlasını ihsan ediyor, bereket veriyor, yenisini veriyor. Vermeyeni de helak ediyor; başına çeşitli musibetler, felaketler getiriyor.

Onun için hayra, sadakaya, maddiyatın önemini de bilerek yönelmeli, koşturmalı. Peygamber Efendimiz'in zamanında öyleydi. Peygamber Efendimiz'in zamanında nice kahraman insanlar, abidevî şahsiyetler, bütün varlıklarını Peygamber Efendimiz'e getirip onun emrine verdiler:

"Bu Allah yolunda emrinizdedir yâ Resûlallah!" dediler. O fakir toplum öyle doyuruldu, ordular öyle teçhiz edildi, zaferler öyle kazanıldı, İslâm öyle gelişti.

Bi-hasebi'l-mer'i izâ reâ münkeren lâ yestetîu lehû tağyîren en ya'lema'llâhi ennehû lehû kârihün.

Bu hadîs-i şerîfi Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh'ten İmam Buhârî Tarih'inde, Taberânî kitabında kaydetmiş.

Bi-hasebi'l-mer'i. "Kişiye kâfi gelir, yeter!" mânasına bir tabir.

Mer;"kişi" demek, bi-hasebi; sözü de "Kâfi gelir, yeter!" mânasına geliyor.

Hasbünallâh; "Allah bize yeter!" demek ya onun gibi.

Bi-hasebi'l-mer'i. "Kişiye kâfi gelir." İzâ reâ münkeren. "O kişi bir kötülüğü gördüğü zaman." Lâ yestetîu lehû tağyîren. "Onu değiştirmeye gücü yetmiyor."

Toplumda kötülükleri görüyoruz ama bir oyumuz, reyimiz var. Bir kişiyiz, ateş olsak kendi cirmimiz kadar yer yakarız. Söylüyoruz ama kötülüğü engellemeye güç yetiremiyoruz, sesimizi duyuramıyoruz. Sesimiz gürültüde boğuluyor ve kötülük oluyor.

İzâ reâ münkeren. "Kişi bir kötülüğü gördüğü zaman." Lâ yestetîu lehû tağyîren. "Onu değiştirmeye güç yetiremiyor."

Değiştirmek istiyor, gayret ediyor ama değiştiremiyor.

En ya'lema'llâhi ennehû lehû kârihün. "Allah'ın onun o işi sevmediğini, o işten memnun olmadığını, o işi istemediğini değiştirmeye çalıştığını bilmesi ona kâfi gelir."

Allah onu kurtarır:

"Ey kulum! Sen bu işin doğru olmadığını bildin, anladın, değiştirmek için gayret gösterdin, olmadı. Çünkü gücün yetmedi. Şerliler, kötüler galip geldiler, ancak söyledin, yapabileceğin kadar yaptın, sonra böyle oldu."

Cenâb-ı Hak onun bu kötülüğü istemediğini bilince onu affeder, bağışlar. Bu, kişinin kurtulmasına yeter.

Ama bir başkası kötülüğe razı olursa, değiştirmezse değiştirilmesi için bir gayret göstermezse "Ne olurmuş canım!" derse -ki duyuyoruz. Dinî müesseselerde yüksek tahsil görmüş kimseler, dinin emirlerine aykırı işlerin yapılmasına; "Ne olurmuş canım? Yapılsın." diyecek noktaya gelmişler. Bazı olayları anlattılar; ne kadar günah, ne kadar ayıp! Bu din tahsilini sen bunun için mi yaptın? Hem din tahsilini yapmış hem dinin yasak ettiği şeyleri; "Yapılsın canım, ne olur?" diyebiliyor, aldırmıyor- öylelerinin durumu çok vahim, cezası çok büyük olur. Çünkü vazifesi Allah'ın dinini öğretmek, anlatmak iken aksini yapıyor, Allah'ın emirlerinin dinlenmemesine fetva veriyor.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi her türlü fitneden, tehlikeden yanılmadan şaşırmadan korusun. Dinine, Kur'ân-ı Kerîm'e, hadîs-i şerîfe ve bunlardan çıkan sağlam İslâmî bilgilere uygun ömür sürmeyi, güzel işler yapmayı cümlemize nasip etsin. Her türlü yanılmadan, hatadan, haramdan, günahtan, kötülükten, şerden, zarardan, hasardan; dünyada, âhirette hepinizi, hepimizi korusun. Hepinizi, hepimizi cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin, rıdvân-ı ekberine vâsıl eylesin aziz ve sevgili dinleyiciler.

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA