İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

21.06.1996 - Tek Kalmamak, Müslümanların Birlikte Olması, Dağda Tenhada Yaşayanın Kalbi Katılaşır, Avlanma

21.06.1996 - Tek Kalmamak, Müslümanların Birlikte Olması, Dağda Tenhada Yaşayanın Kalbi Katılaşır, Avlanma
Günün Sohbeti

21.06.1996 - Tek Kalmamak, Müslümanların Birlikte Olması, Dağda Tenhada Yaşayanın Kalbi Katılaşır, Avlanma

22.11.2025
13 dk 19 sn

Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.

Gününüz hayırlı olsun. Allahu Teâlâ hazretleri bu güzel günün feyzinden, bereketinden cümlemizi faydalananlardan eylesin.

Size Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîflerinden sevinçli bazı haberleri ihtiva edenleri okumak istiyorum.

Men serrehû en yeskune buhbuhate'l-cenneti fe'l-yelzemi'l-cemâate fe-inne'ş-şeytâne maa'l-vâhidi ve hüve isneyni eb'ade.

Abdullah b. Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet edilmiş üçüncü hadîs-i şerîf aynı kelimelerle başlıyor:

Men serrehû. "Kimi şu durumda olmak, sevindirirse, sevince gark ederse…"

Bu hadîs-i şerîf nedir?

Men serrehû en yeskune buhbuhate'l-cenneti. "Cennetin buhbuha'sında mesken tutmak, sakin olmak, oturmak kimin hoşuna giderse, kimi memnun ederse, sevince gark ederse… " Fe'l-yelzemi'l-cemâate. "Cemaate devam etsin, cemaatten ayrılmasın, cemaate yapışsın, sarılsın."

Buhbuhate'l cenneh. Cennetin neresi demek?

Ortası demek. Cennetin ortası var, âlâ yeri var, kenarı var, üstleri var, aşağıları var. Bir insan Cennetin ortasında mesken tutmak, sakin olmak, oturmak istiyorsa, o güzel yeri kazanmak istiyorsa cemaate müdavim olacak, cemaatten kopmayacak.

Cemaat ne demek?

Topluluk demek, toplum demek. İnsan camiye devam edecek, camideki toplumla namaz kılacak, ana cemaate devam edecek. İslâm'a göre şehirlerde oturmak daha kıymetli sayılıyor, tek başına tenhalarda, dağ başında oturmak makbul sayılmıyor.

Hatta bir hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

Men sekene'l-bâdiyete cefâ. "Kim böyle tenhalarda yalnız yerlerde, çölde yaşarsa, orada mesken tutarsa katılaşır."

Duyguları azalır, yüreğinin yumuşaklığı gider, katı yürekli bir insan olur.

Hakikaten öyle… Şehirde oturan bazı kimseleri ben tanıyorum, daha tenha bir yere gittiği zaman köyde oturan bir kimse de daha tenha bir yere, yalnız bir yere gittiği zaman, zamanla duyguları, iç âlemi kararıyor ve zayıflıyor.

Onun için şehirde oturmak tavsiye edilmiş. Çünkü şehirde ilim var. Toplum var, cemaat var bir şey öğrenmek var. İnsanların birbirleriyle yardımlaşması var. İslâm'da bu makbul tutulmuş.

Hemen hatırınıza gelecek, İslâm tarihinde bazı kimselerin uzlete çekilmesi ve ibadet etmesi de anlatılıyor, o nedir?

O, bir müddet çalışmak ve bir takım çalışmaları tamamlayıp belli bir sonuca ulaşmak içindir. Devamlı tavsiye edilen bir şey değil, eğitim içindir. Eğitim için üniversite bile şehirden uzak yerde kuruluyor. Kampüsler oluyor. Şehrin eğlencesinden, öğrenciyi çalışmaktan alıkoyacak engellerden uzaklaşılsın diye.

Hatta çocuk bir imtihana gireceği zaman odasına kapanıyor. Evdeki insanlardan bile ayrılıyor. Bir eğitim, bir şeyi başarmak için bir müddet uzlet, yalnızlığa çekilmek, bazen olur, doğrudur. Çekilirse, bir müddet eğitim görürse o eğitimin sonunda o zaman gönlü nurlanır, iç âlemi ileriden aydınlanır ve güzel sonuçlara ulaşır. Tabii bu müstesna…

Ama insan devamlı toplumdan, insanlardan kaçarsa; tenhalarda durursa bu doğru değil. İslâm bunu istemiyor. Cemaati, toplumda beraberce yaşamayı teşvik ediyor ve yalnız, tek kalmayı uygun görmüyor. Cemaatten ayrılan, "Sürüden ayrılanı kurt kapar." dedikleri gibi, zarar görür ve bir takım iyilikleri öğrenemez ve bir takım kötülüklerden korunamaz diye İslâm, toplum hayatını teşvik ediyor.

Hadîs-i şerîfin devamı konuyu biraz daha açıklıyor.

Fe-inne'ş-şeytâne maa'l-vâhid. "Çünkü şeytan tek insanla beraber olur."

Şeytan bir insanı tek olarak gördüğü zaman yanına yanaşır, vesvese verir. Kötü duyguları aşılamaya, onu kötü yollara çekmeye ve günahı işletmeye çalışır. Şeytan bir kişinin yanına cesaret edip yanaşır ama;

Ve hüve maa'l isneyni eb'ade. "İki kişi oldu mu onlardan biraz daha uzak durur."

Bu ne demek?

"İki insan, iki müslüman dinî bakımından bir araya geldi mi birbirlerine, yardımcı olur." demek.

Bir hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki;

"İki Müslüman iki el gibidir."

Eller nasıl birbirlerini yıkıyorsa… Sabunu elimize alıyoruz. İki eli birbirine ovuşturarak elin içini dışını, parmak aralarını, her yeri güzel köpürtüp ellerimizi tertemiz yıkıyoruz.

Tek elle insan elini yıkayabilir mi?

Yıkayamaz. Tek eliyle ne elinin içini yıkayabilir, ne dış tarafını yıkayabilir.

Düşünelim ki bir insanın bir eli var ikinci eli yok. O zaman o elinin tam yıkanması mümkün olmayacak. İki el oldu mu, iki müslüman bir araya geldi mi, birisi ötekisine fayda sağlar.

"İki müslüman bir araya geldi mi birisi ötekisini yıkayan iki el gibi olurlar."

Günahlarını affettirirler. İyi şeyleri yapmakta teşfikçi, hatırlatıcı olurlar:

"Gel namazı kılalım, namaz kaçıyor. Kardeşim aman, abdestini al, gel de vaktinde bu işi eda edelim."

Sabah namazına kalkamamışsa, tak tak kapısını çalar;

"Kardeşim haydi bakalım sabah namazı vakti geldi, haydi kılalım."

Veya daha uyanık, daha akıllı-uslu, İslâmî bakımından kuvvetli kimselerse;

"Kardeşim hadi biz teheccüd namazına kalkalım." diye.

Çünkü müslümanlığın asıl kalkma gayreti teheccüdde olacak. Gecenin o mübarek zamanında, seher vakti dediğimiz;

Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevlâm Seni

Seherlerde kuşlar ile çağırayım Mevlâm Seni.

dediği Yûnus'un…

Seher vakti ne demek?

Gecenin son saatleri demek. Daha fecir atmadan, imsak geçirmeden önceki o zamanlar demek. O zamanlar makbul tabii.

O zaman kaldırır. Mesela hanım beyini kaldırırsa çok sevaba girer. Bey hanımını kaldırırsa çok sevaba girer. Evin reisi evi kaldırırsa "Kalkın bakalım mübarek seher vaktinde abdest alın da biraz namaz kılın, Kur'an okuyalım…" diye kaldırırsa çok sevap olur.

Demek ki iki kişi oldu mu şeytan yanlarına yanaşmakta biraz daha tehlike seziyor, uzak duruyor.

Maa'l isneyni eb'ade. "Daha uzak demek, daha uzak olur."

Peki üç kişi olursa ne olur?

Üç kişi bir cemaat demektir. Arapça da tam bir cemaat olmak için çoğul üçle başlıyor. Çünkü iki kişi için ikil, tesniye siygası var. Çoğul olabilmesi için en aşağı üç olması lazım. Cemaat olabilmek için de üç olması lazım. Üç kişi oldu mu bir cemaattir.

"Üç müslüman bir araya geldi mi artık şeytan onlara hiç yanaşamaz." diye başka hadîs-i şerîfler var.

Bu hadîs-i şerîfler bize insanın yaptığı zaman sevineceği üç olayı hatırlatmış oldu;

Birisi Peygamber Efendimiz'e salât ü selâmı çok etmek. Böyle olduğu zaman yarın Allah'a, Allah kendisinden razı, kendisi Allah'ın verdiği ikramlardan, memnun, razı öyle kavuşur. Onun için salât ü selâmı çok edecek.

İmanın tadını duymaktan memnunluk duyacaksa öyle bir şey istiyorsa mütevazı giyinecek, sof giyinecek. Eğer cennetin orta yerinde güzel yerinde mesken tutmak istiyorsa o zaman cemaate müdavim olacak, cemaatten, topluluktan kopmayacak, toplumdan kaçmayacak. Çünkü tek oldu mu şeytan yanına gelir. Mânevî bakımından da zarara uğrar. İki kişiyle olduğu zaman şeytan daha uzak kalır.

Halvet ve uzlet dediğimiz tasavvuftaki eğitime dönecek olursak;

Orada tek başına kalmıyor mu?

Hayır, orada tek başına kalmıyor. Bir kere ibadethânede halvete girdiği için o tek sayılmaz. Zikir yapacak. Peygamber Efendimiz "Zikir de kaledir." diyor.

"Zikrullah kaledir. Kaleye sığınanın yanına şeytan hiç gelemez. Kur'ân-ı Kerîm kaledir, Kur'an okuyanın yanına şeytan gelemez."

Kale içinde kaleye sığınmış gibi olduğundan, dışarıda tek başına kalan, toplumdan kaçarak, tenhada tek başına kalan bir insan gibi olmuyor.

"Badiyede, çölde, dağda, bayırda tek başına kalan bir insanın kalbi katılaşır, kararır, duyguları körelir." diye bir hadîs-i şerîf okumuştum, onun tamamını okuyalım;

Men sekene'l-badiyete cefâ. "Çölde oturursa [kalbi kararır, duyguları körelir, katılaşır.]"

Araplar'da şehrin dışı çöldür. Çölde çadır kurup oturabilir. Çölün yamaçları var, iki tepenin arasındaki yerleri var, oturacağı yerler olabilir. Tamam, böyle münasip yerler. Oturabilir ama işte o zaman kalbi kararır, duyguları körelir, katılaşır.

Ve meni't-tebea's-sayde gafele. "Kim av peşinde koşarsa o da gafil olur."

Gaflet kendisini sarar. Av peşinde koşturmak, bu da pek makbul bir iş sayılmamış.

İnsan niçin avlanmak ihtiyacını duyuyor?

Geçim için, yaşamak için. İnsanoğlu yaşamak için bir şeyler yiyecek. Bu, kuş avlamak, balık avlamak, ceylan avlamak bilmem çeşitli yenilebilen yaratıkları avlamak, besmele çekerek avlamak onu yemek suretiyle hayatını devam ettirebilir. Çünkü şimdiki gibi yaşam imkânları eskiden çok bol değildi. Yaşamak için insanın böyle birtakım çalışmalar yapıp bazı şeyleri yakalaması gerekiyordu.

Hatta mesela askeriyenin komando eğitim birlikleri vardır. Eğridir'de komando okulu var. Orada komando olarak yetiştirilen subaylar, erler ne yapacak?

Paraşütle bir bilmediği araziye indirilecek, askerî harekâtın gereği olarak uzun zaman orada kalmak zorunda olabilir. Onlara komando okulunda dağda bayırda hangi otları yiyecek ot varsa, hayatını nasıl devam ettirecek, susuz kalırsa suyu nereden temin edecek, hangi hayvanları avlayabilir ve nasıl yiyebilir, hangileri uygundur, değildir? Onları öğretirler. Çünkü yaşamını sürdürmek zorunda.

Eskiden de öyleydi. Süpermarketler, hipermarketler, bakkallar, fırınlar büyük şehirlerde. Onların olmadığı yerlerde insanlar çok sıkıntılar çekiyorlardı.

Bir de şimdi Arabistan yarımadası veya Ekvator mıntıkası, böyle sıcak ülkelerde iklimi, havayı serinleten, rutubetleştiren cihazlar var, elektrikli cihazlar var. Kışın ısındığımız gibi sıcak yerde de soğumayı sağlayan aletler var. Su olmayan yerlerde sondajlar yapılıyor, su bulunuyor. Medeniyet, ışık olmayan yere elektrik getiriyor. Her türlü yaşam şartları sağlanabiliyor. Her yerde yaşanabiliyor.

Eskiden bazı yerlerde yaşamak çok zor olduğundan insanlar oralarda durmazlardı. Durmayınca da insanların toplum hayatında yaşamaları için gerekli yardımlaşma olmuyordu. Tek başına bir insan kalıyor. Buğdayını kendisi öğütecek, hamurunu kendisi yoğuracak, ekmeğini kendisi pişirecek, gıdasını kendisi sağlayacak… Hayat zorlaşıyordu. O zaman tabii avlanmak zorunda kalıyorlardı. Ama bunu böyle meslek olarak devamlı yapan insanın kalbi katılaşır. Çünkü neticede avcılıkta bir can yakmak oluyor, bir mahluku yakalamak oluyor. Bunu da adet haline getirdiği zaman çok makbul bir iş değil. Hele bunun keyif ve zevk için yapılması daha da yanlış bir şey oluyor. O zaman insan gerçekten gafil bir insan durumuna düşüyor. Kalbi kararıyor, gaflet kendisini sarıyor.

Allahu Teâlâ hazretleri cümlenizi güzel huylara sahip eylesin, güzel ömür sürmeyi nasip etsin, yanlış işler yapmamayı, şeytana uymamayı nasip etsin sevgili Akra dinleyicileri.

İki cihanda mutlu olalım. Allahu Teâlâ hazretlerinin sevdiği kul olarak yaşayalım. Âhirette de sevdiği kullarını topladığı cennetine girelim. Cemâlini müşahede zevkine, şerefine nâil olalım. Allahu Teâlâ hazretlerinin rıdvân-ı ekberine nâil olalım; Allah'ın lütfuyla, keremiyle.

Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh aziz ve sevgili Akra dinleyicileri…

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA