İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

21.07.1995 - Allah Kafirler İçin Cehennemi, Müminler İçin Cenneti Hazırladı, Kafirlik Akla Mantığa Uymaz

21.07.1995 - Allah Kafirler İçin Cehennemi, Müminler İçin Cenneti Hazırladı, Kafirlik Akla Mantığa Uymaz
Günün Sohbeti

21.07.1995 - Allah Kafirler İçin Cehennemi, Müminler İçin Cenneti Hazırladı, Kafirlik Akla Mantığa Uymaz

06.12.2019
15 dk 43 sn

El-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîne hakka hamdihî ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ecmaîne't-tayyibîne't-tâhirîn.

Emma ba'd:

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Allahu Teâlâ hazretleri kâfirler için cehennemi hazırladığını;

Ve'tteku'n-nâre'lletî uiddet li'l-kâfirîn diye bize Kur'ân-ı Kerîm'inde bildiriyor. Ve cenneti de mü'min ve müttakî kulları için hazırladığını;

Ve sâriû ilâ mağfiretin min rabbiküm ve cennetin arduhe's-semâvâti ve'l-ardu uiddet li'l-müttakîn diye bildiriyor.

Demek ki âlemleri yaratan, yerin, göğün Hâlik'ı, canlıları canlandıran, yaşatan, besleyen, rızıklarını veren, kâinatın saat gibi inceden inceye bütün nizamını tıkır tıkır çalıştıran, Ay'ı, Güneş'i, yıldızları belirli dakikalarla saniyelerle döndüren, eşsiz emsalsiz sanat eseri mahlûkatı yaratan, her birisi ayrı birer sanat harikası olan mahlûkatı yaratan Rabbimiz, mü'min ve müttakî kulları için cenneti hazırlamış.

Mü'min, "iman etmiş olan" demek. Hz. Âdem, ilk insan ve ilk peygamber. Bu insan cinsinin babası, ebü'l-beşer, peygamber. İlk insanla beraber Allah'ın varlığı, birliği, esmâ-i hüsnâsı, sıfat-ı ulyâsı hakkında bilgiler insanlara verildiği halde raydan çıkmışlar, yoldan çıkmışlar. Babaları mü'min olduğu halde evlatların bir kısmı kâfir olmuş. Bir kısmı, peygamberler kendilerine mucizeler gösterdiği, olağanüstü delillerle gerçekleri anlattığı halde ve bunları gözleri ile gördükleri halde kâfir olmuşlar.

Musa aleyhisselam'ın kavminin buzağı yapıp da tapmaya kalkması o kadar acayip ki. Onunla beraber mücadele verip, ondan sonra deryayı geçip, Firavun'dan kurtulup, Firavun'un gözleri önünde gark olduğunu görüp Musa aleyhisselam'ın nice nice mucizelerini görüp de ondan sonra buzağı yapmaya kalkışması bu işi gösteriyor. Bildikleri halde bazı insanlar kanıyorlar ve kâfir oluyorlar. İnkar ediyorlar, gerçekleri görmüyorlar, gösterildiği halde gözlerini kapatıyorlar gibi. Bu çok acayip bir olay, ilginç bir olay, hayret edilecek bir olay.

Akıllı, mantıklı bir insanın kabul edeceği bir şey değil. Bir mantıka dayanmıyor, bir muhakemeye dayanmıyor. Aksine muhakemesizliğe, vurdumduymazlığa dayanıyor. Çünkü kâinatta aklı mantığı kullandığın zaman, ilme irfana sarıldığın zaman her şey Allah'ın varlığını gösteriyor. Her şey Allah'ın varlığına delil.

“Te-emme'l sutûra'l kâinati fe-innehâ mine'l melei'l âlâ ileyke ve sâilü.”

Şu kâinatı bir sayfa gibi, bir kitap gibi, bir muazzam yazı gibi, sayfa gibi benzetmeyle düşünürsek bu sayfanın üzerindeki satırları, yazıları okursan görürsün ki bunların hepsi Allah'tan sana mektup; Allah'ın varlığını, birliğini gösteren delil.

Nasıl oluyor da bir çekirdekten koca ağaç oluyor, nasıl oluyor da meyve veriyor? Şu mahlûklar nasıl oluyor da bir küçük tohumdan hep aynı şekilde o cinsden mahlûklar oluyor? Adamın bir koyunu var; kuzuluyor, ondan sonra devam ediyor, hep kuzu, hep kuzu, hep kuzu… Allahu ekber! Nasıl oluyor?

Her şey ne kadar güzel! Bu meyvelere bu kadar güzel renkler, bu kadar güzel tatlar, kokular nereden geliyor? Hep aynı. Nasıl oluyor? İntizamlı. Hep aynı olması, tesadüfî olmadığını gösteriyor. Elmaya baksa insan Allah'ın varlığını anlar. Güle baksa, sümbüle baksa Allah'ın varlığını kavrar.

Allah yoksa bunları kim yapıyor? Nasıl bu kadar muntazam oluyor?

Muntazam olduğuna göre Allah'ın varlığı hemen anlaşılıyor. Bir yerde muntazam muntazam çizgiler, muntazam muntazam bir şeyler görseniz ne dersiniz?

"Bunları kesin birisi yapmış." dersiniz. Onun için inkâr, akla mantığa dayanmıyor, muhakemeye dayanmıyor. Aksine aklı mantığı durdurduktan ve doludizgin şuursuzca gittikten sonra kâfirlik oluyor. Ama oluyor. Bu kâfirliğin neden oluştuğunu hayret edilecek bir şekilde incelememiz lazım.

"Allah Allah! Bu kadar her şey ortadayken nereden de çıkıyor bu kâfirlik!" dememiz lazım aslında; bu acayip hastalığı incelememiz lazım.

İnsanların bir kısmı kâfir oluyor, Allah'ın varlığını göremiyor. Kâinatın düzenini düzenleyen düzenleyiciyi anlayamıyor. Her şeye hareketini veren muharriki, muharrik-i evvel'i, ilk sebebi, mebdei anlayamıyor. Bunların hepsi filozofların konuştuğu bir şey. Bunu sadece Müslüman filozoflar da söylemiş değil. Avrupa'nın meşhur filozofları bunlar üzerinde yazılar yazmışlar, kitaplar yazmışlar. Onlar da söylüyor.

Descartes diyor ki;

"Düşünüyorum, o halde varım!"

Varlık meselesi üzerinde, varlığın menşei, bu kâinattaki düzenin düzenleyicisi üzerine herkes düşünmüş.

Hatta mason kulüpleri bile mason kitapları bile ki onlar kiliseye karşı bir teşkilat olarak, ayrı bir teşkilat olarak gelişmiş, "kâinatın ulu mimarı" diyorlar.

Bir mimar, bir güzel muhteşem binayı nasıl yapar?

"Kâinatın ulu mimarı" sözünü kullanıyorlar.

Bu neden doğmuş; bunu da incelemek lazım. Avrupa'da nasıl olmuş da bu gibi hareketler oluşmuş?

Kısaca söylemek gerekirse kilise kuvvetli bir teşkilat olduğu için ve halkı sımsıkı avucu içine aldığı ve cezalandırdığı için engizisyon mahkemeleri ile vesairelerle kilisenin her yaptığını tasvip etmeyen de teşkilatlanmak zorunda kalmış.

Onun için karşı teşkilatlar da gelişmiş. Tabi azınlıklar da var. Belki işin içinde yahudiler var; ezilen, mağdur edilen, sömürülen, itilen kakılan, kenar mahallelerde yaşayan insanların teşkilatlanması filan incelenebilir.

Ama kâfirlik akıllı, mantıklı, doğru düzgün bir yol değil. Oluşuyor, oluyor. Allah isteseydi olmazdı. Bu kâinatı bu kadar düzenli yaratan Allah isteseydi Ay'ın ve Güneş'in muntazam hareketleri gibi insanları da muntazam hareket ettirirdi; hiç sarhoş, ayyaş, derbeder, abuk sabuk insan olmazdı. İsteseydi her şey Güneş gibi Ay gibi muntazam çalışırdı, saat gibi çalışırdı, atom gibi çalışırdı. Ama bu derbederliği insanoğlu ortaya koyuyor.

Neden?

Allahu Teâlâ hazretleri insanoğluna bir hürriyet vermiş; "Ey kulum, ben seni yarattım, hürsün, nasıl istersen öyle yap." demiş.

İstediğini yapıyor, istediği yolu tutturuyor. Hidayet yolunu tutturabilir, küfür yolunu tutturabilir. Kimisi hidayet yolunu tutturuyor kimisi küfür yolunu tutturuyor. Çünkü iki yol da var. Küfür yolunun da teşvikçileri, mürevviçleri, oraya revaç vermeye, onu savunmaya, oraya insanları çekmeye çalışan sahipleri var. Küfrün de sahibi var, dalâletin de sahibi var. Onun da reklamı var, onun da çalışması var.

Barlar, pavyonlar, kumarhaneler biliyoruz ki zararlı ama nasıl ışıkları var, nasıl reklamları var? Hatta devletin, ailelerin çocuklarını korumak istediği nice muzur yerler -bir taraftan yuvalar yıkılırken- nasıl harıl harıl çalışıyor. Her yolun bir teşvikçisi var, herkes bir yolda çalışıyor.

Polis uyuşturucu kullanılmasını engellemeye çalışıyor ama bir taraftan da bazıları var gücüyle uyuşturucu getirip dağıtmak için çalışıyor. Şebeke var, teşkilat var; var güçleriyle uğraşıyorlar.

Şu dünya hayatı bir garip sahne. Herkes bir şey yapıyor. Kimisi o tarafta kimisi bu tarafta. İbret almak lazım. Ama ibret almaktan öteye doğruyu bulup doğru yolda da gitmek lazım.

Mü'minlik, Allah'a iman etmek, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine, öldükten sonra dirilmeye inanmak. Çok güzel toplamışlar bizim alimlerimiz.

İnanmak nedir, nelere inanmak?

Bunu Kur'ân-ı Kerîm'i okuyarak, tekrar tekrar inceleyerek, bir âyetin üzerinde günlerce tefekkür eyleyerek çok büyük, çok yetenekli, çok bilgili alimler öyle ortaya koymuş. Bir kelimesini yerinden oynatamazsın, her şey yerli yerinde; sapasağlam tarif edilmiş.

İslâm dini çok sağlam bir bina. Bir sağlam makine gibi...

"Canım, bu makinenin içinde şu parçanın eğri olmasına ne lüzum var?"

"Sebebi var, onu bir mühendis yaptı. Onun eğri olmasının sebebi vardır!"

"Canım, şu metal çubuk dümdüz olsaydı ya; niye dümdüz olmamış?"

Dümdüz olsa olmaz; onun bir sebebi vardır. Onun kıvrımının sebebi vardır, köşesinin sebebi vardır, yassılığının sebebi vardır, inceliğinin sebebi vardır.

İnsan vücudu da öyle.

"Canım, bu kemikler niye böyle?"

Hiç dümdüz bir kemik görmüyoruz. Hepsi yuvarlak, hepsi girintili çıkıntılı, delikli.

Ben hayret ediyorum; insan bir kemiğe baktığı zaman Allah'ın varlığını anlar. Kemiğin başı kalın, ortası ince, içinde ilik var, bir yerlerinde delikler var, oralardan sinirler geçiyor, buralardan ilik geçiyor, şuralara kaslar bağlanıyor…

Nizama bak, sisteme bak, düzene bak, Allahu ekber! Bunların hepsinin yapılışta yeri belli.

Bir evin yapılışına bakıyorum, adam nasıl kazıyor, tuğlayı nasıl koyuyor, nereyi boş bırakıyor.

Neden?

Çünkü önceden onun ne olacağı belli olduğundan orası kapı olduğundan oraya tuğla koymuyor, burası pencere olacak. Her şey düşünülmüş. İnsan kemiğinin de öyle; her girintisinin çıkıntısının sebebi var; doktorlar bu kemiklerin adını bilir. Kafatasının girintisini, çıkıntısını, nerelerden kenetlendiğini, hepsini ezbere bilirler. Kestiği zaman karşısına kaç tabaka çıkacak, nerede ne olacak? Çünkü çok güzel bir sistem.

İşte bu kâinattaki, bu vücuttaki, bu çevredeki, bu olaylardaki düzenin yaratanı Allah. Buna inanmak lazım, bunu bulmak lazım. Bunu bulamayan bir insan ne sebepten bulamıyorsa çok yazık oluyor. Tabii bazı sebepler var.

Küfre kayan insanların küfre kayış sebebi ne?

Aile terbiyesi görmemiş, anne şefkati tatmamış, mahrumiyetler içinde büyümüş; topluma düşman olmuş mesela. Adam buradan gangster oluyor. Hayatındaki acı olaylardan yanlış bir yol tutturuyor. Veyahut çalışmak ağır geliyor, ustasından hocasından azar işitiyor, tahsili çalışmayı bırakıyor; bedavadan kazanmanın yollarını arıyor. Veyahut muntazam çalışırken aldığı haftalık para iki yüz elli dolar da yamuk çalıştığı zaman iki bin beş yüz dolar. İki bin beş yüz dolarlık haftalığa kayıyor. Tehlikeli, polis yakalarsa hapse girecek ama iki yüz elli dolarla iki bin beş yüz dolar veya yirmi beş bin dolar aynı değil. Bu işi yaparsan çok büyük para var. Kayıyor. İnsanların bu yanlış yollara gidiş sebepleri var.

Bizim ve bütün insanların bunları serinkanlılıkla düşünüp doğruyu bulması lazım.

Allah-u Teâla Hazretleri bize doğru olanı, güzel olanı öğretsin. Onu yapmayı nasip eylesin. Kötü huylardan, kötü hallerden kötü amellerden korusun. Kötü durumlara düşmekten korusun. Dünya ve ahirette aziz eylesin. Kıymetli, izzetli eylesin.

 

Bi hürmeti'smihi'l âzâm ve bi hürmeti nebiyyihi'l ekrem ve bi hürmeti esrâri's-sûreti'l Fâtiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA