İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

15.03.1992 - Faydalı Bir Kul Olmak, Hizmet Eden Bir Kul Olmak

15.03.1992 - Faydalı Bir Kul Olmak, Hizmet Eden Bir Kul Olmak
Günün Sohbeti

15.03.1992 - Faydalı Bir Kul Olmak, Hizmet Eden Bir Kul Olmak

02.12.2024
10 dk 28 sn

Çok aziz ve çok muhterem kardeşlerim!..

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi, ihsânı, ikramı dünyada, ahirette üzerinize olsun.Cenab-ı Hak ve Teala hazretleri cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin.

Muhterem kardeşlerim,

Şimdi, iyi bir müslüman olmak lâzım. Bunun da en önemli şartı, en mühim şartı; faydalı bir kul olmaktır. Yâni, bir adam dağın başına gitmiş, mağaranın içine girmiş, etliye sütlüye karışmıyor. Elinde binlik bir tesbih; gece gündüz Allah'ı zikrediyor... İyi, güzel, Allah mübarek etsin, sevabı çok olsun ama, İslâm'a göre en iyi müslüman; müslümanların arasına katılıp, onların eza ve cefalarına, ve cevirlerine tahammül edip, müslümanlara faydalı işler yapandır.

(Hayrun nâs,) "İnsanların en hayırlısı, (enfeuhüm linnâs.) insanlara faydalı olandır." Herkesin bildiği bir konudur ama, herkesin uyguladığı bir konu değildir. Herkesin uygulaması lâzım, herkesin bu esasa göre hareket etmesi lâzım!.. Yâni, "Ben, hiç bir işe yaramaz, hiç bir işe karışmaz, ot gibi bir insan mıyım; yoksa, faydalı bir insan mıyım?.. Fayda üretiyor muyum, bir işe yarıyor muyum?.. Başkaları benden bir fayda görüyor mu, bir fayda hasıl ediyor muyum?.. Yâni, müstahsil miyim, müstehlik miyim?.. --Müstahsil, bir şey üreten demek; müstehlik de bir şey helâk eden demek.-- Yâni, hep yutucu muyum, yoksa ikram edici miyim?.." Mühim olan budur... İslâm'ın en büyük güzelliklerinden birisi de budur.

İslâm, sosyal yönü tarif edilemeyecek kadar zengin, kuvvetli ve büyük olan bir dindir. İyi bir müslüman da, başkalarına faydalı olan insandır. Kendisine faydalı oluyor... Hayır.

Şam'lı bir misafir gelirdi. İhvan-ı Müslimîn'dendi, büyük bir tüccardı, uyanık bir insandı... Kursları varmış, çalışmaları varmış, İslâmî gayretleri varmış, dernekleri varmış, hizmetleri varmış... filân. Belli, uyanık... Sözü sohbeti çok güzeldi.Hafız el Esed’in.... --Es'ad değil ha!.. Es'ad derseniz darılırım; çünkü, benim ismime yakın gibi oluyor, çok sinirleniyorum... Hafız el-Esed... O ayınsız, benim ki ayınlı. Esed, babasının adı, Hafız kendisinin adı... Hafız da muhafızlık manasına; Kur'an'ı ezberlediği için filân değil. Kardeşinin adı da Rifat el-Esed., babaları Esed olduğu için.

O anlatmıştı. --Sağ ise kulakları çınlasın....-- Böyle bir sohbet etmiştik. –Şamlıydı ama  Hocamızın ziyaretine gelirdi.-- Demişti ki: İbrahim Aleyhisselâm, oğlu İsmail ile, kan ter içinde Kâbe'yi bina ederken, taşları getirmişler üst üste koymuşlar... Kâbe'yi bina etmişler. Tabii, kâbe'nin yeri eskiden beri mukaddes, eskiden beri mübarek... Hazreti Adem'den beri mâlum bir yer ama, sel yatağı... Zaman zaman yıkılmış, zaman zaman da peygamberler orayı tamir etmişler... İbrahim Aleyhisselâm binayı kurmuş, çatıyı çatmış, tamamlamış. Aşk ve şevk içinde... Allah'ın emriyle yapıyor, ileride hac edilecek bir binâyı yapıyor. Mübarek bir yer.

(İnne evvele beytin vüdıa linnâsi lellezî bibekketen mübâreken ve hüden lil âlemîn. Fîhi ayâtün beyyinâtün makamı ibrâhîm.)

(Doğrusu insanlar için ilk kurulan ev, Mekke'de, alemler için mübarek ve doğru yol gösteren Kâbe'dir. Orada ap açık deliller vardır, İbrahim AS'ın makamı vardır.)

Tabii, bunu böyle aşk ile, şevk ile yapmış; sonra dört köşesinde dört tane namaz kılmış... --Bir köşesi Hacer'ül Esved köşesi; "Bismilâhi Allahu ekber" diye istilâm ederek başlıyoruz tavafa... İkinci köşesi Rükn-i Irakî köşesi... Dönülüyor şöyle, yarım daire şeklindeki duvardan; üçüncü köşesi Rükn-i Şâmî, Şam köşesi... Yâni öbür köşe Irak tarafına rastlıyor, burası Şam tarafına rastlıyor. Aralarında Altınoluk ve Hatim var, Hicr-i İsmâil var... Öteki köşe de Rükn-i Yemânî; o da Yemen'e doğru bakıyor... Kâbe'nin duruşu şöyle: Hacer'ül Esved doğuya gelir, Rükn-i Şâmî batıya gelir. Duruşu biraz çaprazcadır.-- Her köşesinde bin rekat namaz kılmış İbrahim Aleyhisselâm... --Bizim Suriyeli İhvân-ı Müslimîn'deki kardeşin hatırası olarak anlatıyorum.-- Az değil bin rekat... Kolay da değil, çabuk da bitmez. Sonra dua etmiş, demiş ki: "Yâ Rabbi, bu ibadeti senin rızan için yaptım. Bu namazı senin için kıldım. Acaba senin indinde bundan daha makbul bir ibadet var mı?.." Bin rekat namaz kıldı ya Kâbe'de... Kâbe öyle bir yer ki, Mescid-i Haram öyle mübarek bir yer ki; orda kılınan bir namaz, başka bir yerde kılınan namazdan yüzbin misli daha sevaplı... Mekke-i Mükerreme orası... "Evet yâ İbrahim!" buyurmuş Rabb'ül Alemîn; "Evet yâ İbrahim! Bir fakirin kursağındaki bir lokma ekmek, bence daha kıymetli!.." Neden?.. Orada bir başkasına yardım ediyorsun, burada kendine hizmet ediyorsun.

Ebul Hasenil Harakanî Hazretlerini ziyarete gitmişler dervişler... Büyük şeyh, kerametleri zahir... Kapısını çalmışlar. İçerden bir ses, sert bir şekilde, "Kim o?" demiş. Misafir böyle mi karşılanır?.. "Efendi Hazretleri evde mi?.." demişler. "Ne yapacaksınız o bunağı?" demiş. "Ziyarete geldik efendim!" demişler. "Dağdadır, şimdi gelir, bekleyin biraz!.." demiş. Alah Allah... Sert bir ifade... Biraz sonra dağ yoluna gitmişler. Rivayete göre, Ebul Hasenil Harakanî Hazretleri arslanlara odunları yüklemiş öyle geliyor... Merkep filân kullanmıyor, dağdaki arslanları kullanıyor, öyle geliyor... O hale hayret etmişler. Evdeki hale hayret etmişler. "Efendim, sizden önce kapıyı çaldık. Söylemeye utanıyoruz. İşte hık mık..." Anlamış tabii mübarek, demiş ki: "İşte ona tahammülümüzden, evdeki o arslana tahammülümüzden, Allah bize dağdaki arslanları musahhar eyledi!.. Dağdaki arslanlar bizim emrimize münkad..." Yâni, tahammülden sevap kazanıyor.

Aradan bir zaman geçmiş, yıllar geçmiş; aynı dervişler uzak diyarlardan yine ziyaretine gelmişler Şeyh Efendinin... Yine kapıyı çalmışlar ama, ödleri patlıyor; yine içerden azar işitecekler diye. Bir daha çalmışlar kapıyı... İçerden "Kim o?" denilmiş. "Efendi Hazretleri evde mi acaba?.. Ziyarete geldik." demişler. "Evde değildir ama, kapıyı açıverin, mahzuru yoktur! İçeri girin, sağ tarafta bir kapı vardır. Oda serbesttir, oturabilirsiniz. Yorgunsanız uzanın!.. Orda dolap vardır, dolaptan yemekleri alabilirsiniz. Rahatınıza bakın lütfen!.." denilmiş. Aaa... Hayret etmişler bu sefer gene... Çünkü evvelkinde epeyce bir zılgıt işitmişlerdi. Hakikaten biraz sonra kapı açılmış, Hoca Efendi Hazretleri içeri girmiş, "Esselâmü aleyküm!" demiş. Kalkmışlar, el öpmüşler... "Efendim," demişler, "bir şeye şaştık: Geçen sefer ne imtihandır bilmiyoruz, bizi pür hiddet, pür şiddet, pür gayz, pür kin öyle bir sert karşıladılar ki kapıda; ödümüz patladı. Bu sefer de korka korka geldik; fakat, çok güzeller güzeli bir karşılamayla karşılandık. Çok izzet ve ikram olundu bize!.." "Haa, o ötekisi öldü, sizlere ömür!" demiş. "O, benim yumağımı sarardı, bu kendi yumağını sarıyor." demiş. Ne demek istiyor?.. Yâni, o evvelkine tahammül ettikçe, ben sevap kazanıyordum... Bu kendisi sevaplı işler yaptıkça, kendisi sevap kazanıyor; bana bir şey kalmıyor. Ben de tahammül gibi bir durum, bir sabır ihtiyacı hasıl olmuyor. Bu kendisi sevap kazanıyor.

Muhterem kardeşlerim! Hazret-i Ali Efendimiz buyurmuş ki: "Vallahi ömrümde kimseye iyilik de etmedim, kötülük de etmedim!.." Şakacı bir insan, Hazret-i Ali Efendimiz... Ne demek, etmez olur mu?.. Hazret-i Ali Efendimiz Allah'ın arslanı, kahramanlar kahramanı... Hazret-i Peygamber SAV'in medhettiği, Allah'ın sevdiği, Allah'ı seven bir kimse... Hayber fatihi...

Hayber gününde Peygamber Efendimiz diyor ki: "Ben bu bayrağı bir kimseye vereceğim ki; Allah onu sever, o Allah'ı sever." Herkes hayran kalıyor. "Kim bu?.." diye herkes bekleşiyorlar. Hazret-i Ömer'in gece uykusu kaçıyor, "Ah yarın bayrağı bana verse de, Allah'ın sevdiği kimse ben olmuş olsam!.. Bana isabet etmiş olsa bu medihler..." diye. Ertesi gün Efendimiz, Hazret-i Ali Efendimizi arıyor... "Yok! Çadırda..." diyorlar. "Çağırın!" diyor. Sancağı ona veriyor.

Hadis-i şerifle sabit ki; Allah onu seviyor, o Allah'ı seviyor. Hazret-i Ali Efendimiz yemin ediyor, "Kimseye iyilik etmedim, kötülük de etmedim!.." diye. Ne demek istiyor?.. Bir insan iyilik yaparsa kendisine yapar, kötülük yaparsa yine kendisine yapar... İyilik yaptığı zaman, sevap kazanır; kötülük yaptığı zaman günah kazanır. Versin hesabını, cezasını çeksin!..

O bakımdan, faydalı kul olmak lâzım!.. Başkasına faydası dokunan, başkasına hizmet eden kul olmak lâzım. Sevap kazanmak için, Allah'ın rızasını kazanmak için yol, hizmet yoludur. Hizmet edeceksin kurda, kuşa, leyleğe, kediye, kuzuya, köpeğe, insana, insan-ı kâmile... Her şeye hizmet edeceksin!.. Hizmet ederse, izzet bulur insan...

Hizmet eden izzet buluyor, Allah'ın razı öyle kazanılıyor; onun için.

Muhterem kardeşlerim,

Allah hepinizden razı olsun... Bu hazırlıkları sizlere tebliğ ettim. "Allahümme hel bellağtü!" dediği gibi Peygamber Efendimizin, vedâ hutbesinde; ben tebliğ etmiş oldum. Ben, elimden geldiğince yapıyorum; siz de elinizden geldiğince yapmaya çalışın.

Allahu Teala hazretleri, tevfikini cümlemize refîk eylesin. Sevdiği razı olduğu amelleri işlemeye muvaffak eylesin. Hülâsa-i meal; işin sonunda sevdiği kul olmayı asip eylesin. Huzuruna sevdiği razı olduğu kul olarak varmayı nasip eylesin. Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA