15.03.1997 - Allah İçin Anne Sevgisi, Arkadaş Sevgisi

15.03.1997 - Allah İçin Anne Sevgisi, Arkadaş Sevgisi
Bismillahirrahmânirrahîm.
Üzerimize saçtığı sonsuz nimetlerinden dolayı Rabbimiz'e tâkatimizce hadsiz hesapsız hamd u senâlar olsun. O'nun âlemlere rahmet olarak gönderdiği habîb-i edîbi, serverimiz, önderimiz Muhammed-i Mustafâ'sına içten, candan salât u selâmlar olsun.
İslâm'ın yapısı içinde sevginin çok yeri vardır. Makbul olan sevgiler vardır, makbul olmayan sevgiler vardır. Şöyle ilk tanıdığımız sevgiden itibaren sıralamaya başlayayım:
Sevgiyi ilk önce annemizden öğreniriz; annemizin sıcak bağrından, yumuşak göğsünden tadarız. Önce annemizi severiz. Anne baba sevgisi çok makbul bir sevgidir. Allah'ın tavsiye ettiği, teşvik ettiği, sevap verdiği, razı olduğu bir sevgidir.
Rıda'r-rabbi fî rıda'l-vâlideyni. "Allah'ın razı olması, annenin babanın razı olmasına bağlıdır."
O kadar önemlidir.
el-Cennetü tahte akdâmi'l-ümmehâti. "Cennet annelerin ayakları altındadır."
Ayağına kapanmak lazım!
Ve kadâ rabbüke ellâ ta'büdû illâ iyyâhü ve bi'l-vâlideyni ihsânâ. "Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi, anne babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti."
Allahu Teâlâ hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'de anne babaya iyiliği emretmiştir:
Felâ tekul lehümâ üffin ve lâ tenherhümâ ve kul lehümâ kavlen kerîmâ. "Onlara karşı 'Öf!' bile deme, onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle!" diye, "Öf, aman!" bile demeyi yasaklamıştır.
Bir evlat anasına babasına iyi bir davranışta bulunur da onların kendisine sevgi ile bakmasını sağlarsa sırf o bakışı sağladığı için bir köle âzat etmiş gibi sevap kazanır. "Anası sevgiyle baktı, babası sevgiyle baktı." diye evladına; kızına veya oğluna bir köle âzat etme sevabı verilir. "Bu devirde bir köle kaç para eder" bilmiyorum ama herhalde en aşağı lüks bir araba eder. Yani çok büyük sevap kazanır.
"Yâ Resûlallah! Anne-baba sevdiği evladına günde 360 defa bakar."
"Çok bakar" demek istiyorlar. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:
Allâhu Ekber! 360 defa bakarsa, 360 köle âzat etmiş sevabı vermez mi?
Verir, ne olacak! Hazineleri sonsuz!
Demek ki evlatlar, anneye babaya ne kadar karşısında görünüp de yumuşak baktırtabilirlerse sevap kazanacaklar.
Anne ve babaya isyana, Arapça'da ukûku'l-vâlideyn denilir; çok büyük bir günahtır, çok müthiş bir günahtır. Bir evlat anne babaya âsî ise onun cezası çok büyüktür. Annesinin babasının rızasını kazanamamış bir evladın durumu çok fenadır.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e haber verdiler:
"Yâ Resûlallah! Müslümanlardan bir genç var, ölüm döşeğinde, ölecek, belli. Son dakikalarını yaşıyor. Israr ediyoruz, telkin ediyoruz, kelime-i şehâdeti kelime-i tevhîdi söyleyemiyor. Hayret ediyoruz."
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz o gencin yanına gitmiş. Bakmış ki annesi o ölecek çocuğa dargın ve kırgın.
"Ateş getirin, meydanda ateş yakın, bu çocuğu ateşe atacağız." demiş.
Kadıncağızın aklı başından gitmiş;
"Aman yâ Resûlallah! Yakmayalım!" demiş. Resûlullah Efendimiz:
"Sen bundan razı olmazsan cehennemde yanacak. Ben burada 'ateşe atacağım' deyince razı olmuyorsun ama sen bundan razı olmazsan cehennemde yanacak." Deyince
"Tamam, yâ Resûlallah! Razı oldum, haklarımı helal ettim." demiş.
O sırada da hastanın yanından haber gelmiş:
"Yâ Resûlallah! Ne oldu anlayamadık, lâ ilâhe illallâh dedi, ruhunu teslim etti." demişler.
Bak kilitlenmiş, annesi razı olmadığı için lâ ilâhe illallah diyemiyor. Belki imansız gidecekti, o kadar önemlidir.
Anneye babaya ikramın mükâfatı bire yedi yüzdür. Bir milyon lira harcarsanız, 700 milyon harcamış kadar mükâfat alırsınız. Katsayısı bire yedi yüzdür. Bu makbul bir sevgidir, önemli bir sevgidir; evlatlara ihtar olunur!
Peki, anne-babaları vefat etmiş olanların yapacağı şey yok mudur?
Vardır. Bir insan anne ve babasının hatırına hacca gidebilir, kurban kesebilir, cami yaptırabilir, çeşme yaptırabilir, Kur'an okutabilir, namaz kılabilir, sadaka verebilir, hayır hasenât yapabilir. Hepsi onun ruhuna gider, annesi babası istifade eder.
Resûlullah Efendimiz'e bir kişi geldi, şöyle dedi:
"Yâ Resûlallah! Annem vefat etti, bana bir vasiyeti de yoktu. Ben şimdi istiyorum ki onun için bir çeşme yaptırayım. Yaptırsam sevabı anneme gider mi?"
"Gider." dedi Peygamber Efendimiz.
Bunun üzerine o adam annesi hatırına, adına, nâmına bir çeşme yaptırdı, "Bu Saad'ın annesinin ruhu için yaptırılmış çeşmedir." diye üstüne yazdı.
Onun için vefat etmişlere de evlatlar böyle faydalar sağlayabilir.
Makbul sevgilerden birisi de eş sevgisidir. Erkekse hanımını sevmesi, hanımsa beyini sevmesi makbul bir sevgidir. Belki salondaki bazı dinleyicilerimiz şaşıracak. Çok makbul bir sevgidir, sevaplı bir sevgidir. Allah'ın teşvik ettiği, Resûlullah'ın tavsiye buyurduğu bir sevgidir.
Hanımı için, çoluk çocuğu için çalışan bir baba, Allah yolunda cihad eden insan gibidir. Hac yapan, umre yapan, gazâ yapan insan gibidir. Hadîs-i şerîfte öyle bildiriliyor.
Evlat büyüten bir kadın da yine onun gibidir. Onunla ilgili hadîs-i şerîfi okuyayım:
İnne'l-mer'ete'l-müslimete izâ hamelet enne lehâ ecrü's-sâimi'l-kâimi'l-muhrimi'l-mücâhidi fî sebîlillâh hattâ vedaat. "Bir müslüman hanımefendi bir evlada hamile kaldı mı o hamile hanımcağıza doğum yapıncaya kadar; gündüzleri oruç tutan, geceleri sabahlara kadar namaz kılan, ihrama girip hac yapan, cihada gidip Allah yolunda cihad eden insan kadar sevap yazılır durur." Ve inne lehâ fî evveli rad'atin türdıuhû ecrü hayâti neseme. "Çocuğu doğduktan sonra ilk verdiği bir defalık bir süt emzirmeden dolayı bir köle âzat etmiş gibi sevap alır."
İbn Abbas radıyallahu anh rivayet etmiş.
Sevabın büyüklüğüne bakın! Hanım, çocuğu doğuncaya kadar sıkıntı çekiyor; midesi bulanıyor, başı dönüyor, vücudu şişiyor, doktora gidiyor ama sevabı böyle.
Erkek için de, hanım için de çocuklar insana sadaka-i câriye gibi devamlı sevap kazandıran kaynaktır.
Anne baba evladını hayırlı evlat yetiştirmişse o evladın yaptığı sevaplı işlerin hepsinin sevabının bir misli anne babasına gider. Tabi bütün bunlar nikâh yoluyla evlilik içindir, onu beyan ediyorum. Çocukları sevmek ve aralarında adalet etmek gerektiğini de hatırlatıyorum. Anneler babalar çocukları arasında adaletli davranmalıdırlar.
Makbul, sevaplı ve kârlı olan sevgilerden hatırlatmam gereken önemlilerinden birisi de İslâm'da arkadaş sevgisidir. Din yolunda Allah rızası için arkadaşlık etmek, birisiyle ahbap olmak. Buna el-hubbu fillâh, el-uhuvvetü fillâh derler. "Allah rızası için arkadaş olmak kardeş olmak, Allah rızası için sevmek" derler. En sevaplı ibadetlerden biridir. Yalnızca seviyorsun; bir şey harcamıyorsun, zaman vermiyorsun, bir iş yapmıyorsun, yorulmuyorsun; bir tek arkadaş olduğun için sevap kazanıyorsun. O kadar sevaplı bir iştir. Müjdeli hadîs-i şerîflerden bir tanesini okuyayım:
Men ahabba ehan li'l-lâhi fi'l-lâh. "Kim Allah için, Allah yolunda, bir müslümanı kardeş edinir, severse." Kâle innî uhibbuke li'l-lâh. "'Ben seni Allah için seviyorum Başka bir şey için değil; para pul, menfaat için değil de ben seni Allah için seviyorum.' derse;" Fe-kad ehabbehu'l-lâh. "Allah da onu sever." Fe-dehalâ cemîâni'l-cenneh. İkisi birden cennete girer."
Hem seven hem sevilen, hem bu kardeş hem o kardeş; ikisi birden cennete girer.
Tasavvufun vücudunun, varlığının sebeplerinden birisi budur. Bundan bu kazancı elde etmek.
Neden tasavvuf var, neden tarikat kardeşliği, ihvanlık var?
İşte bundan dolayı, bu kazancı sağlamak için. Mutasavvıflar akıllı insanlardır, kurnaz insanlardır, âhiret sevabını bilirler; bundan dolayıdır.
Hz. Ömer radıyallahu anh'ten rivayet edilen bir hadîs-i şerîf:
Nazarü'r-racüli ilâ ehîhi'l-müslimi hubben lehû ve şevkan ileyhi hayrün min î'tikâfi senetin fî mescidî hâzâ. "Müslümanın –'adamın' diyor ama buna hanımlar da dâhildir - müslüman kardeşine onu severek, ona şevk duyarak bakması, -'canım kardeşim' diyerek, severek bakıyor- bu benim mescidimde bir sene itikâfa girmekten daha hayırlıdır." diyor Peygamber Efendimiz. Bir sene itikaf.
Biliyorsunuz Ramazan'ın son on gününde camide itikâf oluyor. Adam çantasını hazırlıyor, yastığını alıyor, camiye gidiyor.
Ne oluyor?
On gün camide yatıyor.
Sebep ne?
Kadir gecesini yakalayacak, maksadı o. Avcılığa gidiyor; Kadir gecesini elde etmek, ihyâ etmek istiyor. Onun için; "Hanım bana müsaade, istersen sen de evde itikâfa gir. Allah'a ısmarladık, ben gidiyorum." diyor, camiye gidiyor. On gün itikâf yapıyor.
On gün değil; "Bir sene itikâftan hayırlıdır." diyor.
Hem de ne diyor?
"Şu benim mescidimde." Medine-i Münevvere'deki Mescid-i Nebevî'de.
Oranın özelliği ne?
"Orada kılınan bir namaz, başka yerde kılınan bir namazdan bin misli daha sevaplıdır."
Mesela ben şimdi burada, iki rekât namaz kıldım. Tamam, sevap güzel. Medine-i Münevvere'ye gittim, orada bir namaz kıldım; oradaki bin misli fazla. Çünkü orası Peygamber Efendimiz'in mescidi. Buna kıyasla; "Peygamber Efendimiz'in mescidinde bir sene itikâf" demek "herhangi bir camide bin sene itikâf" demek.
Bin sene ömrümüz mü var?
Nuh aleyhisselam bile 950 sene yaşamış; o kadar ömrümüz yok.
Bak bu nereden sağlanıyor?
Sözün başına dönelim, hatırlayalım: "Adamın müslüman kardeşine severek, iştiyak duyarak, şevkle, hasretle, 'canım kardeşim' diyerek bakması, Peygamber Efendimiz'in mescidinde bir senelik itikâftan daha hayırlıdır." Allah yolunda kardeşliğin sevabını anlayın.
Allah hepimizi iyi Müslüman olmaya muvaffak eylesin. Arif Müslüman eylesin. İnsan-ı kamil olmayı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varmayı nasip eylesin.
23.01.1988 -
Namazın Önemi
22.12.1997 -
Zekatın İncelikleri, İlmin
