İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

15.04.1994 - Hz. Alinin Sözleri

15.04.1994 - Hz. Alinin Sözleri
Günün Sohbeti

15.04.1994 - Hz. Alinin Sözleri

11.10.2024
9 dk 41 sn

Muhterem kardeşlerim,

Hepinize en iyi dileklerimi, kalbi dualarımı arz ederim.

Hz. Ali Efendimiz’in sözlerine besmele ile başlıyoruz.

Hz. Ali efendimiz diyor ki;

İlâhî kefânî fahren en tekûne lî rabben. Ve kefânî izzen en eküne leke abden. Ente kemâ ürîdü fe'c'alnî kemâ türîdü.

Açıklayacağım;

İlâhî. "Ey benim tanrım, ey benim Rabbim!"

Muhterem kardeşlerim!

Tanrı kelimesini kullanmak yasak değildir. Bazı kimseler var "Allah" de "tanrı" deme diyorlar. Tanrı kelimesinin Arapçası "ilâh"tır. İlâhî dediğine göre İlâhî "tanrım" demek. Kur'ân-ı Kerîm'de ilâh kelimesi de var Allah kelimesi de var. İlâh "tanrı" demek olduğundan başka şeyleri de ilâh edinmişse, insanlar yönelmişse onlara da ilâh deniliyor.

Mesela;

Efaraeyte meni't-tehaze ilâhehû hevâhu. "Tanrı olarak kendisine nefsinin arzularını tanrı edinmiş insanı görmedin mi?"

Demek ki hevâ u nefsini tanrı edinmek putlaştırmak diye böyle geçebiliyor. Tapılan her şeye ilâh denilebilir. Binaenaleyh onun Türkçesi olan tanrı kelimesini kullanırsa "Hocam sende mi tanrı kelimesini kullanıyorsun?" filan diye bana sitem etmeyin. Normaldir, bir mahzuru yoktur. Zaten bizim ecdadımız da, Osmanlı edebiyatında 14.-15. yüzyılda daha sonralarda, "Tanrı Teâlâ" diye kullanmışlardır. Daha eski devirlerde tengri diye "nun" ve "kef"le "kafinun" bastıra bastıra kullanmışlardır. Mahzuru yoktur.

İlâhî "Tanrım" demektir. Rabb sahip demektir. Rabb "sahip" demektir bir de insanı sıfırdan alıp vücudunu beslediği için Rab'tır. Bir tohumu alıyorsunuz şu kadarcık bir toplu iğne başı kadar incir tohumundan koca bir incir ağacı çıkıyor. Toplu iğne başı kadar.

Bunu yapan kimdir?

Allah'tır.

Rab, yani mürebbi, terbiye ediyor, ribâ arttırıyor. Küçücük bir çekirdeği koca bir varlık yapıyor. Onun için Rab'tır. Onun mânası başka olduğundan "Rabbim" denmemesi lazım "Tanrım" denmesi lazım.

Ama siz darılmayın diye ben "Rabbim" diyebilirim yeter ki sizin gönlünüz hoş olsun. Diyor ki;

İlâhî kefânî fahren en tekûne lî rabben.

"Senin bana Rabb olman bana övünç olarak yeter yâ Rabbi!!"

Yâ Rabbi! Sen benim Rabbimsin ya bu bana övünç olarak yeter.

Ve kefânî izzen en eküne leke abden. "Yâ Rabbi! Bana sana kul olmak şeref olarak yeter."

Senin benim Rabbim olmanın benim için övünç olarak medâr-ı iftihar olarak yeter. Benim sana kul olmam da benim için şeref ve itibar olarak yeter.

Ne güzel söylemiş. Nasıl güzel duygularla söylemiş!

Sonra buyuruyor ki;

İlahi Ente kemâ ürîdü fe'c'alnî kemâ türîdü. "Yâ Rabbi! Sen tam benim istediğim gibisin."

Cömertsin, erhamü'r-râhimîn, ekremü'l-ekremîn, ahsenü'l-hâlikîn, kâdir-i mutlak'sın.

Ente kemâ ürîdü. fe'c'alnî kemâ türîdü. "Sen benim tam idealimdeki istediğim gibisin, Yâ Rabbi! Beni de senin istediğin gibi yap."

Sen tam benim istediğim gibi bir Rab'sın. Tam benim hayalimdeki, idealimdeki şekildesin. Yâ Rabbi! Beni de senin istediğin gibi bir kul eyle…

Ne güzel dua. Ne edibane söz. Ne kadar yüksek söz. Ne kadar hoş!

Bu Efendimiz'in, büyüğümüzün, ecdadımızın belagati, fesahati bir cümlesinden ortaya çıkıyor.

Hz. Ali Efendimiz'in diğer bir sözü;

Mâ hâbe imriün adele fî hükmihî ve et'ame min kûtihî ve zahare min dünyâhu li-âhiratihî.

Bunların Arapçalarını da okuyorum ki sözlerin belagatı anlaşılsın. Çünkü bir dilin başka bir dile çevrilmesinde belagatı, fasahati gider. Edebî sanatın çoğu söner, ölür. Onun için bir dil, bir dile kolay tercüme edilemez. Ancak tanzir edilebilir. Benzeri bir ifade kullanılabilir. Benzeri ifade de tanzir edebilecek bir ifade tanzir edilir ki edebî eser de kolay kolay da naziresi ortaya konulamaz. Tanzir de edilemez.

Mâ hâbe imriün. "Şu kişi hiç haib ve hasir olmaz."

Hiç pişman olmaz. Hiç ziyana düşmez. Şu kişi çok iyi bir durumda olur…

Kim?

Üç vasfını sayıyor.

İmriün adele fî hükmihî ve et'ame min kûtihî ve zahare min dünyâhu li-âhiratihî.

Emin olun şu cümlesi Hz. Ali Efendimiz'i sevenleri kurtarmaya yeter. Hz. Ali Efendimiz'i sevenler şu cümlesini sarılsın yeter.

Ne diyor?

Adele fi hükmihî. "Hükmünde adalet eder,” Ziyana uğramayıp daima iyi bir hal üzere olur.

Bahtiyar olacak kimse kimdir?

Hükmüyle adalet eder.

Ve et'ame min kûtihî. "Azığından başkasına ikramda bulunan," ve zahare min dünyâhu li-âhiratihî. "Dünyasından da âhiretine hayır ve sevap depo eden."

Bu adam pişman olmaz. Üç vasfa işaret ediyor.

Bu sözler niçin söylenir, bir insan sözü niçin söyler?

Karşısındakine nasihat olsun, bir gerçeği görsün, karşısındaki sözüne uysun diye söyler. Hele emîrü'l-mü'minîn ise mü'minlerin komutanıysa, başkanıysa, önderiyse, lideriyse elbette sözü tutulsun diye söylüyor.

Ne yapmamız lazım?

Hükmümüzde adil olmamız lazım.

Muhterem kardeşlerim!

Adalet bir müslümanın vazgeçilmez, mecburi vasfıdır. Hepimiz adil olmaya müslüman olduğumuz için mecburuz.

Ve lev alâ enfüsikum evi'lvâlideyni ve'lakrabîn. "Kendimizin aleyhine de olsa, anne ve babamız tehlikeye girecek bile olsa, akrabalarımız zarara uğrayacak bile olsa adalet etmek zorundayız."

Allah bize bunu emrediyor. Adalet müslümanın vazgeçilmez vasfıdır. Kendisi hapse girecek bile olsa doğruyu söyler.

Reisicumhurken, Kenan Paşa dinî konularda konuşuyordu. Doğu Anadolu'ya gitmiş dinî konularda bir şeyler söylemiş.

"Şu şöyledir, bu böyledir. Aksini iddia eden bana yazsın." demiş. "Çıksın karşıma konuşsun." demiş.

Ama her insanın bir mesleği var. Meslekler muhteremdir. Ben avukatlıkla ilgili bir şey konuşamam, tıpla ilgili bir şey konuşamam. Herkesin bir mesleği var.

Hocaefendi de onun sözlerinin hatalarını bir mektupla belirtmiş, Çankaya'ya göndermiş. Samimi… Madem "Aksini yapan bana yazsın." dedi. O da göndermiş. -Sanıyorum Elazığ'dan bir hocaefendi- Dört-beş sayfa yazı yazmış;

"Efendim, siz dinî bakımdan şöyle söylediniz ama Kur'ân-ı Kerîm'de şu âyet var. Hadîs-i şerîfte bu var. Mesele şöyledir, şöyledir…" diye cevabı göndermiş.

Herhalde eline geçmedi. "Bu hocayı takibe alın!" diye talimat gelmiş. Ben, kendisinin eline geçmedi de aşağıdakiler yaptı diye tahmin ediyorum. "Sen misin reisicumhura böyle bir itiraznâme gönderen?" diye hocayı savcılığa çağırmışlar. Halk da hocayı çok seviyormuş. "Ne olacak hocamızın hâli!? Kabahati ne?" diye halk da kalkmış beraber gitmiş.

Bakmışlar ki halk çok kalabalık halinde geldi. Demiş "biz sorgusunu" yapacağız. Hakim hocaefendiyi biliyor, dürüst bir insan. Hocaefendiye demiş ki;

"Hocam bu mektubu siz yazmadınız değil mi?"

Kaşıyla işaret ediyormuş.

"Sizin adınızı kullanarak birisi bir mektup yazmış değil mi?"

"Altına sizin isminizi yazmış değil mi?"

"Evet" desin de o da yazsın, yapsın, bitsin bu şey. Tam böyle bir ceza filan çıkmasın diye.

Hocaefendi de diyormuş ki;

"Yok! Vallah billah ben yazmışam. Şahitlerim bile vardır."

Belki hapse girecek, belki suç olan bir şey de söylemiştir. Mümkün.

"Vallah billah ben yazmışam. Şahitlerimde var." demiş.

Hem güldüm hem hoşuma gitti.

Neden?

Müslüman;

Ve lev alâ enfüsikum evi'lvâlideyni ve'lakrabîn. "Kendisinin aleyhine bile olsa adil olur. Hakkı söyler. Batılı söylemez. Dosdoğru konuşur."

Müslümanın en bariz vasfı budur.

Hz. Ali Efendimiz bunu telkin ediyor, diyor ki;

"Doğruyu konuş. Hükmünde adil ol."

Adalet, "her şeye herkese hakkını vermek" demek. Bu çok önemli bir vasıf. Kimsenin hakkını çiğnememek demek. Terazi elinde olmak demek. Onun için bizim mahkemelerin, hukuk fakültelerinin sembolü terazi oluyor. Dengeliyor, hiç kimsenin hakkını kesbetmiyor, gasbetmiyor, haksızlık yapmıyor mânasına.

İnsanın bazen iki kişi arasında hükmü olur. Bazen bir gerçeğin kabul edilmesinde olur. Mesela siz bir şey söylersiniz karşınızdaki bir şey söyler. Hissedersiniz ki o daha doğru siz haksızsınız. Ama gel ki insan "Sen haklısın." diyemez.

Bir fıkra var, biliyorsunuz; "Uçsa da keçi uçmasa da keçi" demiş. Kayanın üstünde bir karaltı görmüşler.

"Aa! Orada keçiye bak, tam kayanın ucuna, yüksek yere çıktı." demiş.

"Hayır o keçi değil, kartal." demiş ötekisi.

"Hayır keçi." demiş.

"Hayır kartaldır."

"Hayır keçidir."

Derken uçmuş.

"Bak gördün mü? Uçtu işte!" demiş.

Ötekisi artık işi inada bindirdi ya.

"Uçsa da keçidir uçmasa da keçidir." demiş.

Artık uçtuğuna göre keçi olmadığı anlaşıldı ama insanoğlunun nefsinin adalet konusundaki zaafını gösteren bir fıkradır bu.

Ben bazen böyle fıkra da söylerim. Çünkü en iyi bunlar hatırda kalıyor. Her şey unutuluyor da fıkralar hatırda kalıyor.

Aziz kardeşlerim.

Allah hepinizden razı olsun.

Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh…

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA