İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

15.05.1998 - Belaların Gelmesi ve Sebepleri

15.05.1998 - Belaların Gelmesi ve Sebepleri
Günün Sohbeti

15.05.1998 - Belaların Gelmesi ve Sebepleri

06.12.2019
13 dk 18 sn

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadis-i şeriflerinden, Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'ten rivayet olunmuş bir hadîs-i şerîfi ile başlıyorum.

Bu hadîs-i şerîfi Ahmed b. Hanbel ve daha başka kaynaklar kaydetmişler. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

Lâ yezâlü'l-belâü bi'l-mü'mini ve'l-mü'mineti fî cesedihî ve mâlihî ve fî veledihî hattâ yelgallâhe ve mâ aleyhi min hatîeh.

Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl.

Bu hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Müslümanın dünyada bazı sıkıntılara, imtihanlara uğrayabileceğini, mâruz kalabileceğini ama sabrederse bunun âhireti için faydalı olacağını bildirmiş oluyor. Şöyle açıklayalım:

Lâ yezâlü'l-belâü bi'l-mü'mini ve'l-mü'mineti.

Lâ yezâlü; "zâil olmadan, devamlı" demek.

"Daima, hiç gitmeden, mü'min erkeğe, mü'min kadına bela gelir. Bela onun başına gelir, onun yanında olur; o, bela ile karşılaşır."

Bela ne demek?

Allahu Teâlâ hazretlerinin imtihan için kula musallat ettiği bir olay, bir hadise. İnsan onunla karşılaşınca üzülür. Ama bu bir imtihan! Allahu Teâlâ hazretleri imtihan için yarattı ya, bütün Âdemoğullarını dünyaya göndermesi imtihan için ya…

Li yebluveküm eyyuküm ahsenu amelâ. "İmtihanı hanginiz başaracak, hanginiz daha güzel işler yapacak?.."

İmtihan etmek için gönderdi, bunu âyetlerden ve hadîs-i şerîflerden kesin olarak biliyoruz. Burası imtihan yeri, dünya hayatı imtihan zamanı. İnsanın mükellef olduğu zamandan, ruhunu Rabbine teslim ettiği emaneti, sahibine iade ettiği zamana kadar imtihan içinde, insan her an imtihanda ve her an imtihanda olduğu için her an dikkatli olması, uyanık olması lazım. İmtihanı güzel karşılaması, başarması lazım.

Bu imtihanlar nereden gelebilir, neler olabilir?

İmtihanların bir kısmı bela şeklinde olur, yani insanın istemediği olaylar başına gelir. Misal olarak söyleyelim, farz edelim: Hastalık gelir; insanı üzer, sıkıntılara düşürür. Başı ağrır, dişi ağrır, bir âzâsı ağrır. Perişan olur, yataklara düşer, cayır cayır yanar. Ziyaretçiler gelir... Bir imtihan, bela.

Veyahut komşusu, veyahut işte karşısına çıkan birisi veya yolda belalı bir adam gelir, sataşır.

"Sübhanallah, ben buna bir şey yapmadım! Bu adam niye bana sataşıyor?"

İşte imtihan!

Ne yapması lazım?

İmtihan olduğunu bilip sabretmesi, imtihanı güzel vermeye gayret etmesi lazım. Kötülüğe iyilikle karşılık vermesi lazım. Sabretmesi, sabr-ı cemîl göstermesi, Allah'ın sevdiği tarzda hareket etmeye gayret etmesi lazım.

Bazen imtihan iyi şeylerden gelir: Allah zenginlik verir. Adam öyle zengin, öyle parası pulu var, öyle imkânları var, evi, arabası o kadar güzel ki herkes imreniyor. O da bir imtihan. Bakalım bu zenginliği ile bu kazancıyla Allah'ın emirlerini yapacak mı? Zekâtını verecek mi? Hayır hasenat yapacak mı? Allah'ın dinine yardımcı olacak mı?..

Bu zenginlik de bir imtihan. Daha tehlikeli, çünkü zenginlikte insan dünyanın keyfine, zevkine aldanır, dalar, gider; unutur.

İnsan fakirken Allah'ı daha çok anar: Hiç namaz kılmayan insanlar belaya uğradığı, hastalandığı zaman namaza başlar. Yakını ölen bir insan tevbekâr olur. Ölümü, belayı, musibeti, üzüntüyü gördü, işin acılığının farkına vardı; tevbekâr olur, namaza başlar...

Benim tanıdığım böyle insanlar var. Önceden ibadetlerini yapmayan gevşek bir kimseyken hatta İslâm'a, Müslümanlığa karşı iken ölümden sonra birden bir değişiklik oluyor. Bazen bir hapiste… İnsan suçlu, mücrim; hapse girer, cezasını çeker, çıkar. Hapiste ıslah olur, iyi bir insan olarak dışarıya çıkar. Böyle şeyler olabilir. İnsanın Allah'a yönelmesi fakirlikte, ıstırapta daha çok olur.

Demek ki insan hastayken, beladayken, sıkıntıdayken, muhtaçken Allah'ı daha çok anıyor ama zengin oldu mu çok unutur. Zenginler çok unutur. Zenginlik unutturur:

İnne'l-insâne le yetğâ. En raâhustağnâ.

Hepimiz insanoğlu olarak paranın gücünü görüyoruz. Parayla çok şeyler yapıldığını, rahat edildiğini görüyoruz; parayı istiyoruz. Ama Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki;

"Ey Âdemoğlu! Senin yanında sana yetecek, ihtiyacını karşılayacak kadar maddiyât, para pul, mal mülk var, sen seni azdıracak kadarını istiyorsun!"

Ve ente tatlubu mâ yutğîke. "Seni tuğyana sevk edeceği, azdıracağı istiyorsun!"

İnsan "Allah bana versin de ben azmam, sapmam, tuğyan etmem…" diye düşünüyor. Parayı, malı, mülkü ondan istiyor ama azıyor. Kendisi azmazsa çocuğu sapıtıyor, şımarıyor. Allah'ı unutuyor, keyfe, zevke dalıyor, içkiye alışıyor. Gösterişe, kibre, ucuba paralar sarf ediyor, tantanaya, israfa gidiyor… Allah bunları hiç sevmez!

Onun için ârif insanlar, mü'min-i kâmil insanlar, hâlis insanlar; "Yâ Rabbî! Her şeyin hayırlısını ver bana; paranın hayırlısını ver, evladın hayırlısını ver, işin hayırlısını ver, ilmin hayırlısını ver, her şeyin hayırlısını ver…" diye istiyor. O zenginliğin tehlikelerini anlamak biraz daha zor, zenginken Allah'a yönelmek biraz daha zor.

Müslümanın başına çeşitli musibetler geliyor; zenginlikten de musibet geliyor, fakirlikten de geliyor. İyi, mutlu olaylar gibi bir şeylerden de başına imtihan geliyor, üzücü olaylar gibi sebeplerden de başına imtihan geliyor. Mü'mine bunlar gelir.

Bazı insanlar; "Ben Allah'ın sevgili kulu olduğuma, mü'min kulu olduğuma göre herhalde bana hiç bela gelmemeli, ben huzur içinde el bebek, gül bebek yaşamalıyım!.." sanır.

Hâlbuki Peygamber Efendimiz'in hayatı öyle mi geçmiş?

Peygamber Efendimiz'in Allah'ın en sevgili kulu olduğunu biliyoruz, ne kadar sıkıntı çektiğini de biliyoruz.

Peygamber Efendimiz'in parası mı olmamış?

Hayır! Peygamber Efendimiz'in eline milyonlar, milyarlar geçti. Bazen sofra örtüsünü ortaya koyardı; onun üstü altın dolu, yığınla mal dolu olurdu. Avuç avuç herkese dağıtırdı. Gündüz geleni akşama bırakmazdı, akşam geleni sabaha bırakmazdı; fukaraya dağıtırdı. Yani Peygamber Efendimiz biriktirmeyi düşünseydi saraylar yaptırırdı, çok zengin olurdu ama hepsini dağıttı.

Çok sıkıntı çekti. İslâm'ı yerleştirmek, insanlara hak yolu göstermek için çok sıkıntılar çekti. Müslümanlar çok mağduriyetlere uğradı. Şehit oldular, işkenceye mâruz oldular, askerler, ordular öldürmek için üzerlerine geldi. Savaşlar, savunma savaşları yapmak zorunda kaldılar.

Bu hadîs-i şerîfin kelimelerine tekrar dönelim:

Lâ yezâlü'l-belâü bi'l-mü'mini ve'l-mü'mineti. "Mü'min erkeğe, mü'min kadına, farkı yok, ikisine de bela gelir, daima gelir."

Hangi konularda?

Fî cesedihî. "Bazen vücuduna gelir; hasta olur, bir yeri ağrır, sızlar, hastalanır…

Mesela ben Araplar'ın oradaki camisini ziyaret ettiğim zaman Stockholmlü bir Arap kardeşle tanışmıştım, selamlaşmıştım. Birkaç sene sonra bir yerde karşılaştık, birisi bana;

"Selamun aleyküm Hocam." dedi.

"Aleyküm selam."

"Beni tanıdınız mı?"

"Pek tanıyamadım." dedim.

"Ben Stockholm'de sizinle tanışmış olan falanca yerde kardeşinizim…"

Arabistan'dan, Suriye'den veya başka yerden bir şehir adı söyledi...

Baktım; bir ayağını kaybetmiş, bir ayağı kesik, yok!

"Ne oldu?" dedim.

"Afganistan'a gittim, orada böyle oldu…" dedi.

Bak işte onun bir imtihanı vücudundan… Bomba gelmiş, bir ayağı parçalamış. Topal kaldı.

Ve mâlihi. "Bazen malına gelir."

Bazen malına bir telef gelir, zarar gelir, hasar gelir. Bağına bahçesine, kamyonuna, dükkânına, yangın vs.

Ve veledihi. "Bazen çoluk çocuğuna gelir." Hattâ yelgallahe. "Allah'a kavuşuncaya kadar bu üzücü olaylar gelir, gelir durur."

Allah'a kavuşuncaya kadar ama nasıl kavuşuncaya kadar?

Hattâ yelgallâhe ve mâ aleyhi hatîetün. "Üzerinde hiçbir günah kalmamış, hepsi bağışlanmış, affedilmiş, tertemiz olarak Rabbine kavuşuncaya kadar bu belalar gelir."

Bu cümleden neyi anlıyoruz?

Demek ki mü'min gelen belalara sabredince derece kazanıyor, sevap kazanıyor, mertebesi yükseliyor. Yükseliyor yükseliyor; yapmış olduğu hataları, günahları af oluyor, af oluyor, af oluyor... Rabbinin huzuruna vardığı zaman dünyadaki hatalarının, kusurlarının hepsi affedilmiş olduğu için kusursuz günahsız tertemiz sevgili bir kul olarak Rabbinin huzuruna varıyor.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Demek ki bizler de Allah'ın sevgili mü'min kulları olarak her gün kaymaklı kadayıf beklemeyelim! Hayat bir imtihan olduğundan insan üzücü olaylar ile karşılaşabilir. Üzülür, ağlar, sızlar, ıstırap çeker ama mü'min olduğundan din yolunda böyle şeylerde sabrederse bunları Allah da ona imtihan diye göndermiş yazmış, "Alnımın yazısı, herkesin başına geliyor. Bunlar hayatın doğal, tabii, olağan olayları…" diye sabrederse mükâfat alır, sevap kazanır, üzerinde günah kalmaz. Sabredecek, imtihan olduğunu bilecek ve imtihanına karşı, imtihanı başarmaya karşı azimli, dikkatli, sabırlı olacak.

Mü'minin iki tane kazanç kaynağı vardır.

Birisi sabır: Olayla karşılaşır sabreder, sevap kazanır.

Birisi şükür: Nimetle karşılaştığı zaman, saadetle mutlulukla karşılaştığı zaman "Çok şükür Yâ Rabbi! Hamdolsun sana Yâ Rabbi! Şükürler olsun…" der, oradan sevap kazanır.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Onun için, mü'min; kadere inanmış insandır!

Ve bi'l-kaderi hayrihî ve şerrihî minallâhi Teâlâ.

Hayrın da, şerrin de Allah'tan geldiğini, imtihan olduğunu bilir, ondan dolayı kadere inanan bir insan, sapasağlam olur, kale gibi, heykel gibi olur. Hiçbir şey tesir etmez, yağmur, rüzgâr vs. sarsmaz. Yalçın bir kaya gibi, dağ gibi durur ve imtihanları başarır.

Bu dünya hayatında aslında teraziye koyup ölçecek olsak mutluluklarımızın miktarı, üzüntülerimizin miktarından çok fazladır. Bütün ömür boyu sağlıklı yaşarız da bazı günler hasta oluveririz. Adam; "Şu güne kadar başım bile ağrımadı…" der, bir gün hasta olur; o az. Yemek yeriz; nimet. Uyku uyuruz; nimet! Evleniriz; nimet! Çocuğumuz olur; nimet! Tahsili bitiririz, diploma alırız, başarı kazanırız… Bunlar nimet, nimet, nimet!

Bunların miktarları, şen, esen mutlu ve sakin yaşadığımız zamanlar daha fazladır. Eşit bile değildir, yarı yarıya bile değildir! Mutlu zamanlar çok fazla olduğu halde bazı insanlar mutsuz ve üzüntülü zamanları gözünde büyütüp bunları hazmedemeyip isyana kalkıştığı zaman imtihanı kaybetmiş oluyor.

Bunların geçici olduğunu, az olduğunu bileceğiz. Allah'tan geldiğini bileceğiz, "Kaderin, hayrına ve şerrine biz inandık!" diyeceğiz, çalışacağız.

Allah bizi yolundan ayırmasın, uyanık müslümanlardan eylesin, rızasına uygun ömür geçirmeye hepimizi muvaffak eylesin, tevfîkini hepimize refîk eylesin, sonunda rızasını kazanıp huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varmayı nasip eylesin. Hepinizi sevdiklerinizle beraber dünyada ve âhirette aziz ve bahtiyar eylesin.

Sevgili kardeşlerim,

es-Selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA