İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

15.05.1998 - Lailaheillallah Allahın Gazabını Kaldırır, Kardeşin İhtiyaçlarını Görmek

15.05.1998 - Lailaheillallah Allahın Gazabını Kaldırır, Kardeşin İhtiyaçlarını Görmek
Günün Sohbeti

15.05.1998 - Lailaheillallah Allahın Gazabını Kaldırır, Kardeşin İhtiyaçlarını Görmek

10.05.2026
12 dk 6 sn

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh,

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri.

Lâ yezâlu kavlü lâ ilâhe illallâh yedfe‘u sahatallâhi ani'l-ibâdi hattâ izâ nezelû bi'l-menzil ellezî lâ yubâlûne mâ nakasa min dînihim izâ selimet lehüm dünyâhum fe-kâlû inde zâlike kâlallâhu lehüm kezebtüm.

Bu hadîs-i şerîf Enes radıyallâhu anh'ten.

Mü'minin başına bazen bela geliyor. Bela gelmesinin, üzüntü gelmesinin iki hikmeti vardır:

Hikmetlerden birisi imtihandır. Müslüman belaya sabrederse ecir kazansın, diyedir. Peygamberlere belalar ondan geliyor, evliyâullaha ondan geliyor. O belalara sabrediyorlar, imtihanları kazanıyorlar, yüksek dereceleri elde ediyorlar; Allah'ın sevgili kulu, evliyâsı oluyorlar.

İkinci bir sebep de kul azdığı, günah işlediği zaman Allah onu cezalandırır. O da bir bela olarak karşısına gelir.

İnsanın başına gelen bela azgınlığından, kusurundan, dindeki ihmalinden bir ceza mıdır? Yoksa kaderin bir cilvesi, derecesi artsın diye Allah'ın gönderdiği bir imtihan mıdır?

İkisi de olabilir ama ben bazen düşünüyorum ki müslümanlar çok kusurlu! Çok kusurlu oldukları için…

Mesela çoğu "Müslümanım." diyor, namaz kılmıyor! "Müslümanız ama Allah affetsin, ibadetlerimizi yapamıyoruz." diyorlar. Cuma'ya gitmiyor, Ramazan'da oruç tutmuyor, sigara tüttürüyor…

"Doktor müsaade etmedi." diyor.

Peki, doktor sigaraya müsaade etti mi?! Onu niye içiyorsun?

İçiyor. İşine geldiği zaman doktoru dinliyor, işine gelmediği zaman veya işine gelse bile anlamadığında o zaman doktoru filan dinlemiyor. Yani kusurlu; günah işliyor. Kumar oynuyor, yalan söylüyor. Allah'ın yasakladığı bütün işleri yapıyor. Rüşvet alıyor, rüşvet veriyor, kaytarıyor, beleşten bedavadan geçimin yollarına kayıyor. Helalini aramıyor, düşünmüyor.

O zaman ne olur?

Öyle haram yiyen, günah işleyen insanlara da Allah ceza gönderir, bela gönderir.

Mesela bir hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki;

"Emr-i mâruf nehy-i münker yapın; kötülükleri engellemeye çalışın, iyilikleri yaygınlaştırmaya, icra etmeye çalışın. Bunu yapmadığınız zaman, Allah başınıza öyle bir bela musallat eder ki içinizdeki salih, evliyâ kullar dua etseler bile o bela kalkmaz!"

Çünkü emr-i mâruf nehy-i münker yapmak bir içtimaî görev! İnsanın topluma karşı bir görevi. Kötülüğü yaptırmayacak, iyiliği yaptıracak. İyiliklerin yapılmasına çalışacak, kötülüklerin engellenmesine çalışacak.

Lâ ilâhe illallâh sözüyle ilgili bir hadîs-i şerîfi okudum, bunun açıklamasını yapmak için insana gelen bela bazen derecesi artsın diye, imtihan diye gelir; bazen de işlediği bir suçtan dolayı gelir diye anlattım. Bu hadîs-i şerîfin iyi anlaşılması için bu açıklamayı yaptım, şimdi kelimelerini izah edeyim:

Peygamber Efendimiz; Lâ yezâlu kavlü lâ ilâhe illallâh yedfe‘u sahatallâhi ani'l-ibâdi. "Kulların üzerinden, Allah'ın gazabını, kızgınlığını, kahrını lâ ilâhe illallâh söylemek, lâ ilâhe illallâh demek def eder. Kullar lâ ilâhe illallâh dedikleri için korunurlar, Allah lâ ilâhe illallâh diyenlere gazap etmez. Lâ ilâhe illallâh sözü Allah'ın gazabından kulları korur, Allah'ın kulları üzerine gelmekten def eder." diyor.

Lâ yezâlu. "Daima def eder durur." Lâ ilâhe illallâh sözü Allah'ın gazabının kullara gelmesini def eder durur. Daima def eder durur.

Allah'ın gazabı gelirse ne olur?

İşte Pompei, Vezüv yanardağı patladı, lavların altında kaldı; bütün şehir mahvoldu. İşte Allah'ın gazabı! Çünkü onlar kötü işler yapıyorlardı, müstehcen işler yapıyorlardı. Allah bir anda mahvetti.

Allah'ın gazabı geldi mi fena! Lâ ilâhe illallâh Allah'ın gazabını def eder durur; engeller, mâni olur, Allah'ın gazabı gelmez.

Hattâ izâ nezelû bi'l-menzilillezî lâ yubâlûne mâ nakasa min dînihim izâ selimet lehüm dünyâhum.

Lâ ilâhe illallâh demek hangi noktaya gelinceye kadar kulları korur?

"Şu noktaya gelinceye kadar ki kullar dinlerinden kayıplara uğradıkları zaman aldırmıyorlar, dünyalıkları yerindeyse hiç oralı olmuyorlar; o noktaya gelinceye kadar!"

"Dinleri gidiyor, dindarlıkları zarara uğruyor, ibadetlerini yapmaz oluyorlar. Paraları yerindeyse, maddiyâtları tıkırında ise, dünyalıkları iyi durumdaysa dinlerinin gerilemesine aldırmayacak duruma geldikleri zamana kadar lâ ilâhe illallâh sözü kulları korur, korur, korur. Ama o duruma geldiler mi artık korumaz!" demek.

Fekâlû inde zâlike. "O duruma geldikleri zaman yine lâ ilâhe illallâh derler."

Hangi duruma geldikleri zaman?

Dinlerinde gerileme olduğuna aldırmadıkları zaman! Dünyalıkları yerindeyse, keyifleri tıkırındaysa, mutlulukları yerindeyse, başları şen ve esense dinlerindeki gerilemeye aldırmadıkları zamana kadar... O duruma düştüler mi o zaman;

Fe-kâlû inde zâlike. "O zaman da lâ ilâhe illallâh derler ama…" Kâlallâhu lehüm. "Allah onlara der ki;" Kezebtüm. "Yalancılar, yalan söylüyorsunuz!"

Lâ ilâhe illallâh diyorsunuz ama dininizin elden gitmesine aldırmıyorsunuz, dindarlığınızın gerilemesinden, ibrenin tehlikeli kırmızı noktaya gelmesinden hiç endişe etmiyorsunuz. Yalancılar, yalan söylüyorsunuz. Siz lâ ilâhe illallâh'ı içten söylemiyorsunuz! İçten söyleseydiniz dinlerinizin gerilemesine karşı tedbir alır, derlenir, toparlanırdınız… demek yani bu.

Muhterem kardeşlerim!

Tito zamanını düşünelim. Bosna'yı, Hersek'i, Yugoslavya'yı düşünelim. O zamanlar harp yoktu. Tito, çeşitli ırklar arasında bir dengeyi kurdurmuş, bir rahatlık devresi olmuş.

O zaman müslümanların Müslümanlığı ne kadardı? İslâm'a bağlılıkları ne kadardı? O sulh ve sükûn zamanında ibadetlerini yapıyorlar mıydı? Oruçlarını tutuyorlar mıydı, zekâtlarını veriyorlar mıydı, dinlerini öğreniyorlar mıydı, Kur'an'ı okuyorlar mıydı, çocuklarını müslüman yetiştiriyorlar mıydı?..

Hayır! O zaman gevşemişlerdi, ondan sonra bela geldi.

Türkiye'de de öyle! Şimdi geniş bir zaman, büyük imkânlar var. Dinî vazifeleri hizmetleri yapacak, çocukları güzel yetiştirecek imkânlar var.

Türkiye gelişti, ilerledi, yükseldi; herkes zenginledi. Millet köşkü olunca, arabası, parası, fabrikası olunca dindarlığı geriye attı. Namazı boşladı, orucu boşladı… "Sosyetede böyle şeyler olur mu?.." demeye başladı. "Biz zenginledik…" demeye başladı.

Olmaz!

Allahu Teâlâ hazretleri o zaman; "Yalan söylüyorsunuz!" der.

Lâ ilâhe illallâh ne yapıyordu?

Gazab-ı ilâhînin, kahr-ı ilâhînin gelmesini engelliyordu.

Allah onların lâ ilâhe illallahlarını "Yalan söylüyorsunuz!" diye kabul etmeyince gazab-ı ilâhî gelecek demektir.

Onun için fırsatların geniş olduğu, imkânların çok olduğu zamanlarda o zamanların kıymetini bilmek lazım.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Onun için ne yapacağız?

Lâ ilâhe illallâh'ı söylerken daima Allah'ın gazabını reddettiğini, def ettiğini biliyoruz ama dinimizin de iyi durumda olmasına dikkat edeceğiz. Dünyamız iyi, dinimiz de iyi durumda olmalı.

Dinimizde gevşeme gördük mü "Aman iş tehlikeli, kendimizi toparlayalım!" diyeceğiz.

Sabah namazına kalkmamaya başladık mı, namaz kılmamaya başladık mı, fukaraya aldırmamaya, zekât vermemeye başladık mı, hayır işlerine koşmamaya başladık mı ibre tehlike noktasına gelmiş, tehlike işareti sinyali -bip bip bip- vermeye başlamış demektir. Onun için Allah'ın sevgisini kazanmaya gayret edelim.

Aziz, sevgili ve değerli kardeşlerim!

Zeyd b. Sâbit ve Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'ten rivayet edilmiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Lâ yezâlullâhu Teâlâ fî hâceti'l-abdi mâ dâme'l-abdü fî hâceti ahîhi.

"Allahu Teâlâ hazretleri kulun ihtiyacını görmek için ikram eder, lütfeder bahşeder durur."

Ne zaman?

Mâ dâme'l-abdü fî hâceti ahîhi. "Kul müslüman kardeşinin, mü'min kardeşinin ihtiyacını görmek için koşturdukça."

Kul, mü'min kardeşinin ihtiyacını görmek, ona yardımcı olmak, destek olmak, ona iyilik yapmak için koşturdukça Allah da ona destek olur. Allah da ona iyilikler verir, onun ihtiyaçlarını giderir.

Şimdi biz ne yapıyoruz?

El açıyoruz, Allah'tan istiyoruz:

"Yâ Rabbi! Bana şunu ver, bunu ver…"

Tabii dua da ibadettir. Yasak değil, isteyeceğiz. Tavsiye edilen bir şey, elbette isteyelim. "Yâ Rabbi! Benim hacetimi reva eyle, benim ihtiyacımı karşıla, benim borcumu ödettir vs." dua ediyoruz. Bu sözle yapılan; el açıp dille söyleyip yapılan dua. Ama bir de fiilî dua var, o da neymiş?

Burada görüyoruz; müslüman kardeşinin ihtiyacına koşmak imiş.

Müslüman kardeşimizin ihtiyacına koşarsak, onun gönlünü hoş etmeye çalışırsak, ona yardımcı olmaya çalışırsak ne olacakmış?

Allah bizim işlerimizi rast getirip bizim ihtiyacımızı görüp bize ikram edecekmiş. Bu da fiilî dua. Ben kardeşime koşarım, müslüman kardeşime iyilik yaparım, Allah da bana iyilik yapar.

Koşturduğu için Allah da öbür taraftan yardımcı oluyor.

Aziz ve sevgili kardeşlerim!

Onun için bu hayat kısadır, fânidir. Ölüm ne zaman gelecek bilinmez.

Allah cümlenize hayırlı uzun ömür versin diye temenni ediyoruz ama fırsat geçmeden, ecel gelmeden, vade yetmeden, iş sona ulaşmadan şu hayatı değerlendirip hayırlı işler, iyi işler, sevaplı işler yapıp insanları mutlu edecek; hem Allah'ı hem kulları razı edecek, kulların duasını alacak işler yapmaya çalışın. Allah'ın gazabını çekecek, kulların lanetine sebep olacak, bedduasına sebep olacak, kötü işler yapmayın. Hiç kimse kötü işler yapmasın, hiç kimsenin ahını, mazlumun ahını almasın. Kimse kimseye gadir ve zulüm etmesin. Herkes iyilik yapmaya çalışsın.

Allah bizi uyanık müslümanlardan eylesin, rızasına uygun ömür geçirmeye hepimizi muvaffak eylesin, tevfîkini hepimize refîk eylesin, sonunda rızasını kazanıp huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varmayı nasip eylesin. Hepinizi sevdiklerinizle beraber dünyada ve âhirette aziz ve bahtiyar eylesin.

Sevgili kardeşlerim,

es-Selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA