İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

16.06.1990 - Gençlik, Öğrencilere Tavsiyeler, İlme Verilen Önem

16.06.1990 - Gençlik, Öğrencilere Tavsiyeler, İlme Verilen Önem
Günün Sohbeti

16.06.1990 - Gençlik, Öğrencilere Tavsiyeler, İlme Verilen Önem

15.08.2023
13 dk 18 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Kemâ yuhibbu rabbunâ ve yerdâ. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ hayra halkıhî Muhammedin ve alîhî ve sahbihî ecmâin. Ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Çok değerli gençler!

"Genç" kelimesinin tarihi, kökü, aslı araştırılmaya değer.

Benim tahminime göre Farsça'da -yani komşumuz İran illerinin dili olan Farsça'da- genc; "hazine" demek. Belki oradan Arapça'ya kenz olarak girmiş. O da "hazine" demek. Türkçe'de de herhalde sizin yaşadığınız çağın, sizin sahip olduğunuz sıfatın, hayatın bu önemli devresinin ne kadar büyük bir kıymeti olduğunu göstermek için çok ârif, çok hakîm, çok filozof,  çok bilge olan ecdadımız, sizlere "genç" adını vermiş.

Türkçeyi etimolojisiyle, tarihiyle, derinlemesine incelediğiniz zaman, her şeyin altından çok tatlı mânalar çıkartabilirsiniz. İhtiyar kelimesi de öyle. Türkçe'de kullanılan ihtiyar kelimesi de "seçkin insan" demek. 'İhtiyar heyeti' diyoruz, denilirdi eskiden. Yani köyün seçkinlerinden meydana gelen heyet. "Ben şunu ihtiyar ettim." diyoruz. İhtiyar etmek, "seçmek, tercih etmek" mânasına geliyor. Ecdadımız, her şeyin kadrini kıymetini bilen mübarekler, -Allah hepsini cennetlik etsin- sizlere genç demiş, hazine gibi olduğunuz için. Yaşlılara da ihtiyar demiş; hakikaten seçkin, ilimle, irfanla, şâhâne, müstesna, kıymetli insanlar oldukları için.

Muhterem kardeşlerim, değerli gençler!

Ben genç kelimesini kullanırken, her birinizi bir hazine gibi görüyorum. Gerçekten de çağ olarak hazine çağında yaşıyorsunuz yani ömrünüzün hazinesi olan bir çağda yaşıyorsunuz. Allah nazardan saklasın. Allah yanıltmasın, şaşırtmasın! Hayırlı hizmetler ihsan eylesin!

Muhterem kardeşlerim!

Ben de sizin gibiydim. Siz de benim gibi olacaksınız. Yani biz aynı yolun yolcularıyız.

Annem beni yetiştirdi bu illere yolladı.

Al sancağı teslim edip Allah'a ısmarladı.

Boş oturma! Çalış! dedi hizmet eyle vatana.

Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana.

diye böyle bir şey, bestelenmiş bir parça vardı eskiden. Bizim büyüklerimiz bizi böyle yetiştirdi. Sanıyorum siz de aynı şekilde yetiştiniz.

Biz bu sayılan müesseseleri Allah'ın rızasını kazanmak için kurduk. Para kazanma devresini gerilerde bıraktık. Paraya ihtiyacımız yok. Siz de öylesiniz. Davayı bizden öncekilerden biz omuzlarımıza aldık. Sizin omuzlarınıza nakletmek için bu toplantıyı yapıyoruz. Sizin omuzlarınıza nakletmek için… İmam hatip okulunda okuyan, Allah'ın dinini bilen, Kur'ân-ı Kerîm'e saygı duyan, Peygamber Efendimiz'e bağlı olan… Böyle insanlara emanet edersek huzur duyacağız, rahat edeceğiz.

Size aşılamak istiyoruz. Bizim kurnazlığımız bu. Ders okutmak, kurs yapmak vesaire, bunların hepsi bahane. Maksadımız bu. Allah'ın dinine hizmet etmek, Allah'ın rızasını kazanmak, bizden öncekilerin bize, elimize tutuşturdukları meşaleyi size devretmek ve bu yarışı sürdürmek ve kazanmak. Bunu böylece bilin ve buna göre hazırlanın.

Yetişmeniz sadece sizinle ilgili, yeni tabirle kişisel, eski tabirle şahsî, özel bir iş değil. Sizin yetişmeniz bizim için de önemli, aileniz için de önemli, tarihimiz için de önemli, bölgemiz için de önemli, tüm Ümmet-i Muhammed için de önemli! Siz öyle bir insansınız ki siz kendinizin malı değilsiniz! Siz ümmetin ümitlerisiniz! Biz de öyleydik. Biz de öyleyiz.

İşte ümmet sizlerde bizlerden meydana geliyor. Biz bir kesitiz. Bu Ümmet-i Muhammed neyin nesidir, nereden meydana gelmiştir, malzemesi nedir?.. dersek, işte bir kesit. Ama bu güzel bir kesit... Bu, normal, çuvalın orta yerinden alınmış bir kesit değil. Bu mostra. Tezgâhın önüne böyle silinerek, şey yapılarak dizilmiş mostra kısmı bu. Yani sepetin tam dip tarafı değil; ezilmiş, çürükler, bozuklar yok da genc kısmı bu, hazine kısmı.

Allah'a hamdolsun. Verdiği nimetlerin kadrini bilmemek doğru değil. Allah bize nimet vermiş; akıl nimeti vermiş. Çok büyük bir nimet! İman nimeti vermiş. Çok çok büyük bir nimet! İslâm ile müşerref kılmış. Tarif edilmeyecek kadar büyük bir nimet! İki cihan saadetinin anahtarı... Çok önemli! E akıl vermiş. Hamd u senâlar olsun! Ben de hamd ediyorum, siz de, kendiniz de hamd edin, şükredin.

Aman, aman şükürden geri kalmayın! Bunu verenin Allah olduğunu bilin, Allah'a kulluğu unutmayın! Çünkü kıymeti bilinilmeyen nimet elden alınır; bunu bilesiniz! Kadr u kıymeti bilinilmeyen bir nimet çekilip alınır insanın elinden! "Haaa! Sen bunun kıymetini bilmiyorsun!" diye alırlar insanın elinden! Aman, aman elde ettiklerinizi kaybetmemeye çalışın!

Dikkat ederseniz bizim faaliyetlerimiz içinde, kurduğumuz müesseselerin üç amaçla kurulduğunu söyleyebiliriz:

Bir, eğitim amaçlı. Biz insanı eğitmek istiyoruz. Zaten Ümmet-i Muhammed'in genel görevi bu. Siz de öyle olacaksınız. Siz de imam hatipli olarak sizin de göreviniz bu. Siz şimdi yeni yenisiniz, daha serbestsiniz, yük almamışsınız üzerinize. Ama sizin göreviniz de bu.

İkinci görev; dostluk, kardeşlik, tanışma, bilişme, birbirini sevme, organizasyon, koordinasyon... bunlar. Dostluk, muhabbet İslâm'ın en önemli, en sevaplı işlerinden birisi.

İslâm'ı sathî olarak bilenler ve sathî olarak anlatanlar, namaz, niyaz, oruç, hac... filan gibi şeyleri sayarlar ilk başta ve ondan ibaret sanırlar. Halbuki öyle değil. Sevmek bir ibadettir. İslâm'ın böyle hayret edilecek birtakım şeyleri vardır. Sükût bir ibadettir mesela. Tefekkür için sükût etmek bir ibadettir. Evvel ibadet, ibadetin evveli, ilk basamağı, ilk kademesi, en önde geleni, hemen hemen ilk başta, ön sırada yer alanı; mesela sükût bir ibadettir. Sevmek de bir ibadettir. Arkadaşlık da bir ibadettir. Hem de çok sevaplı ibadettir. Buraya gelmişsiniz, birbirinizi tanıyın, adresinizi alın. Bu gibi vesilelerle insan dost ediniyor.

Bir dost defteriniz olsun; ciltli, sağlam böyle. Çünkü ömrünüz boyunca, 80 yıl, 100 yıl kullanacaksınız. Oraya arkadaşlığa layık gördüğünüz insanların ismini, adresini yazın. Dost defterine yazın kardeşlerinizin ismini, beğendiğiniz insanı ve onunla gerçekten kardeşlik yapın. Çünkü çok büyük bir ibadettir. Çok sevaplıdır. Dost edinin, arkadaş edinin, yeni arkadaşlar kazanın. Her ay yeni bir arkadaş kazanın, her hafta yeni bir arkadaş kazanın, her yıl yeni arkadaşlar kazanın. Genişleyin. Çünkü büyümeyen, gelişmeyen bünyeler hasta demektir. Canlılık, enerji dolu oluş büyümeyi gerektirir. Büyümeyi, gelişmeyi, güçlenmeyi gerektirir.

Onun için bir işimiz dostluktur, bir işimiz de yardımlaşmadır. Allah rızasını kazanmanın yollarından bir tanesi, -hepinizin herhalde imam hatipli olmanız dolayısıyla, dersler esnasında karşılaştığınız- insanlara faydalı olmaktır.

İnsanın kendisi için faydalı olması; bu batının felsefesidir. Sırf kendisi için çalışması... Doğuda da vardır, bizim içimizde de vardır böyle olanlar. Onlara bizim ecdadımız mesela, "Nalıncı keseri gibi kendi tarafına yontar." demişler. Keserin ucu böyle bu tarafa doğrudur. Nalını oymak için ham tahtayı karşısına alır. Tahtayı aşağıya dayar, keseri böyle tak tak, tak tak vurdukça, hep kendi tarafına doğru yontuyor. Yongalar hep kendi tarafına geliyor.

Bazı insanlar böyle bencildir; kendisi için çalışır ama İslâmî terbiyeyi alan bir insan, biraz geliştikten sonra görür ki asıl sevaplı şey başkasının gönlünü almak, gönül yapmak, başkasını memnun etmek, başkasına iyilik yapmak, başkasına faydalı olmak… Bunun çok kıymetli bir iş olduğunu görür. Lezzetli olduğunu görür. Lezzetini tadar. Bir fakire bir şey verdiği zaman onun yüzündeki minnettarlığın güzelliğini görür. İyilik yapmanın insana verdiği huzurun, tadını tadar. Bir noktadan sonra insan bencilliği aşar. Bencilliği aşar, başka insanlara faydalı olmaya çalışır. Bizim bir işimiz de budur. Bizim üç temel işimiz var: Yardımlaşma, eğitim, dostluk; sevgi, muhabbet, ilgi.

Biz müslümanların birbirleriyle alakalı olmasını istiyoruz. Alakalandırmak istiyoruz. Birbirlerine bend etmek, bağlamak istiyoruz. Böyle olması gerektiği için, Allah böyle emrettiği için bunu tahakkuk ettirmeye çalışıyoruz. İşimiz budur.

İstiyoruz ki imanlı gençlik, mü'min insanlar her şeye sahip olsun. Bu memleket bizim! Hiç şek şüphe yok. Dedelerimiz bize emanet etti, şimdi koruyucusu biziz, sizsiniz, siz de olacaksınız, siz koruyacaksınız!

Şu taşı toprağı serbest bıraksak, kimler gelmez buralara?!.. Ruslar gelir, Yunanlı gelir, Bulgar gelir, İngiliz gelir, Fransız gelir, İtalyan gelir… geldiler de. Zaten bir kısmını da aldılar. Zaten bize o kadar ters bir eğitim verdiler ki elden çıkanı bizim vatanımız değil gibi düşünüyoruz.

Böyle şey olur mu?

İmam Şâfiî'yi o bakımdan çok seviyorum. "Bir yer bir zamanlar İslâm diyarı olmuşsa o ebediyen İslâm diyarıdır, dâr-ı İslâm'dır." diyor.

Yugoslavya dâr-ı İslâm'dır, Bulgaristan dâr-ı İslâm'dır, Kırım dâr-ı İslâm'dır, Kafkasya dâr-ı İslâm'dır, Sicilya dâr-ı İslâm'dır... Bilmem nerelere İslâm bir ara gelmiş, nurlandırmış da sonra çekilmişse, artık orası damgayı almıştır, şerefi kazanmıştır; orası dâr-ı İslâm'dır. Oralar bizim yüreğimizin yarasıdır. Hem buraları kaçırmayacağız, kaptırmayacağız hem oraları tekrar nurlandıracağız. Tekrar kazanacağız.

Dertliyiz, üzüntülüyüz, yaralıyız, yardıma ihtiyacımız var. Bu dertliliği, bu üzüntüyü size de aşılamak istiyoruz. Sizi de uyarmak istiyoruz. Sizi de bu konuda yetiştirmek istiyoruz.

Eğitime önem verişimiz ve genellikle eğitim müesseseleri açışımız; İslâm'da ilmin en yüksek rütbe olması dolayısıyladır.

Rütbetü'l-ilmi a'le'r-rütebi. "İlim payesi, ilim rütbesi rütbelerin en üstünü." olduğundan ilme sarılmışız, ilimle iştigal ediyoruz, kendimiz ilim yolunda bulunuyoruz, ilim adamı yetiştirmeye çalışıyoruz ve ilim sahibi kılmaya çalışıyoruz. Kur'ân-ı Kerîm'de çok methedilmiştir. Bildiğiniz âyetleri, hadisleri sıralamakla zamanı geçirmek istemiyorum.

İslâm ilme o kadar büyük önem vermiştir ki; İslâm'ın ilk yıllarında koskoca bir şehirde 15 kadar okuma yazma bilen insan varken, hemen kısa bir zaman sonra, büyük bir patlama tarzında, zincirleme reaksiyon tarzında, görülmemiş bir tarzda ilimler gelişmiş ve İslâm ümmeti dünyanın en büyük alimlerini yetiştirmeye başlamıştır!

En büyük alimleri yetiştirmeye başlamıştır, biz o çağları özlüyoruz. O çağların hasreti içimizde. Biz her birinizin tekrar dünyanın sayılı ilim adamı olmasını istiyoruz. Kendi sahasında parmakla gösterilen, adı en mühim yayınlarda başta yazılan, her yerde ilk önce söylenilen insanlar olmanızı istiyoruz. İlim yoluna girmek de, talebe olmak da, -henüz şu anda ilim adamı değilsiniz, olsun, talebe olmak da- aynı şerefe eriştiriyor insanı.

İlim talebesi öyle kıymetli bir kimsedir ki; cennet yoluna ayak koymuş, baş koymuş demektir. Varacağı yer cennet demektir. "Gök varlıkları, yer varlıkları, hatta denizin içindeki balıklar onun için tevbe ve istiğfar eder." diyor Peygamber Efendimiz. Okumuşsunuzdur bu hadis-i şerifleri. Onun için ilim talebesi kâinatın gözdesi oluyor.

Allahu Teâlâ hazretleri hayırlara muvaffak etsin. Bu yüce mertebelere vasıl eylesin. Sevdiği kul eylesin. Sevdiği işleri yapmayı nasip etsin. Sevdiği bir kul olarak yüzü ak alnı aç huzuruna varmayı nasip eylesin, cennetiyle, cemaliyle cümlenizi müşerref eylesin.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA