İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

16.06.1990 - Nefis Terbiyesi, Tasavvuf, Gönül Eğitimi, Marifetullah

16.06.1990 - Nefis Terbiyesi, Tasavvuf, Gönül Eğitimi, Marifetullah
Günün Sohbeti

16.06.1990 - Nefis Terbiyesi, Tasavvuf, Gönül Eğitimi, Marifetullah

02.06.2026
10 dk 22 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Kemâ yuhibbu rabbunâ ve yerdâ. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ hayra halkıhî Muhammedin ve alîhî ve sahbihî ecmâin. Ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Kad eflehâ men zekkâhâ. "Kim nefsini terbiye ederse, o felah bulacak."

Felah bulmak nedir, nefis nedir ve o âyet nedir bilirsiniz. Âyet, Allah'ın emri demektir. İnsanın nefsinin terbiye edilmesinin farz olduğunu bildiğiniz için, buna uğraşmanız lâzım. Namaz kılmak gibi, Ramazan'da oruç tutmak gibi, hacca gitmek gibi önemli bir iş olduğunu bilip nefsin terbiyesiyle uğraşmanız gerekiyor.

İnsan nefsini ıslah ederse takvâ ehli insan olur, sakınan insan olur, günahlara düşmez. Günahı görür, önüne kadar fırsat gelir; yapmaz. Para önünde durur; elini uzatmaz. İçki önünde durur; reddeder. Kadın yanına gelir; başını çevirir.

Neden?

Nefsi terbiye olduğu için. Nefsi terbiye olmamışsa o tuzaklardan birine düşer ve mahvolur. Onun için, nefis terbiyesine mutlaka mutlaka önem verin. İlim öğrendiğiniz kadar, bilgi ve beceri sahibi olduğunuz kadar nefis terbiyesine de önem vereceksiniz. Nefsinizi yenmeyi de öğreneceksiniz.

Leyse'ş-şedîdu bi's-sur'ati

"Pehlivan, güreşte karşısındakinin sırtını mindere yapıştıran değildir; kızdığı zaman nefsine hâkim olandır!" İnsanın nefsi başka bir şey istediği halde, isteğini yenip de aklının gösterdiği işi yapabiliyorsa bir insan; işte nefsini terbiye edebilmiş demektir.

Diyelim ki yarın imtihan var. Şu kitabın şurasından şurasına kadar çalışmak lâzım. Bunun çalışılması gerektiğini biliyorsunuz, aklınız bunu size gösteriyor. Ve siz, arkadaşınız sizi çağırdığı zaman;

"Ya haydi gel sinemaya gidelim, çok güzel bir film varmış." Veyahut;

"Gel mahalle maçı var. Sensiz yapamayız. Yeniliriz valla rezil oluruz! Mutlaka gel! bilmem ne…" filan deyip şu veya bu şekilde, daha başka misaller de olabilir.

Eğer o yapman gereken şeyi yapmayıp da o zevk tarafına kayıyorsan nefsin galip! Nefsin seni sürüklüyor! Eğer yapman gereken şeyi yapabiliyorsan, nefsini bastırabiliyorsan, nefsine set çekebiliyorsan, arzularını dizginleyebiliyorsan terbiye edilmiş demektir. Bu da kolay olmuyor. Bunun da yolu ve metotları var, uzun egzersizleri var.

Yani bir insan üçgen vücuda birden sahip olur mu? Birden erkek mecmualarının kapaklarında kat kat adaleleri çekilmiş resimleri olan bir vücuda, insan böyle birden sahip olur mu?

Olmaz.

Kaç sene uğraştı onlar?

Kim bilir kaç sene uğraştı. Şuradaki adaleyi geliştirmek için kaç defa, bilmem kaç kilo ağırlığındaki şeyi kaldırdı. Şuradaki şeyi bilmem ne yapmak için kaç defa halter kaldırdı. Barfiks yaptı, şöyle yaptı, böyle yaptı. Adam 10-15 sene uğraştı da o güzel vücuda sahip oldu demek.

İşte sizin de güzel bir nefse sahip olmanız için önemli bir çalışma olduğunu bileceksiniz ve nefsin ıslahı için çalışacaksınız. Riyazât-ı nefs denilen çalışmayı yapacaksınız. Bu da tasavvufla olur; tasavvufsuz olmaz. Tasavvuf bu işin mesleğidir de ondan. Kimya ile, fizikle, tıpla, tarihle, coğrafyayla olmaz.

Neyle olur?

Tasavvufla olur. Tasavvuf bu işin ilmi işte!

Nefsi terbiye etmeyi bir problem olarak alıp, terbiye edilecek bir nefsi karşısına alıp da onu terbiye eden ilim tasavvuf ilmi. Onun için tasavvuf ilmi olmadan olmaz!

Bir de gönlün eğitimi vardır. Gönlün eğitimi... Asıl hayatın gayesi budur! Nefis terbiyesinden sonra onun da olması lâzım. En yüksek bilgi odur. İrfan sahibi olmak, mârifetullah sahibi olmak, mânevî gerçekleri anlayan bir insan hâline gelmek… Bu çok önemli! Mârifetullaha ermek yani.

Şemmetün mine'l-ma'rifeti hayrun mine'd-dünyâ vemâ fîhâ. "Bunun bir koklamı, dünyalara değer. Dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha önemlidir mârifetullah."

Mârifetullah; Allah'ı bilme ilmi. Allah'ın varlığını sezme, kuvvetli imana sahip olma ve ona güzel kulluk etme... Birçok müslüman Allah'ı bilmez! Bilmez. İmam hatip okulunu bitirir; bilmez. İlahiyâtı bitirir; bilmez, ilahiyâtta profesör olur; bilmez, diyânette müftü olur; bilmez, yaşlı olur; bilmez. Göçer gider bilmez! Çalışmazsa bilmez. Allah nasip etmezse bilmez. Allah'ın nasip ettiği, edeceği, ikram edeceği bir kul hâline gelmezse olmaz! Olmaz o zaman!

Nasıl olacak?

Kul Allah'ın sevdiği bir edebe sahip olacak, Allah o zaman ihsan edecek.

Bir menkabe ile anlatayım bu işi. Evliyâullahtan bir tanesi arkadaşına diyor ki;

"Eyvah! Bugün çok bozum oldum, çok fena imtihan edildim, imtihanı fena kaybettim, mahvoldum. Yüzüm kıpkırmızı oldu, perişan oldum..." diyor.

"E nasıl oldu?" filan diye o ona soruyor. Bu, meşhur evliyâullahtan birisi Şiblî rahmetullâhi aleyh.

"Anlat!" diyorlar, "Nasıl?"

"Evde dururken içimden bir ses bana; 'Sen cimrisin!' dedi." diyor.

Hani bazen insanın böyle içinden sesler gelir, şey yapar [merak eder.] Nasıl gelir, nereden gelir, niye gelir? Ayrı bir ilim işte... O da bir ayrı ilim... İç ilmi, iç âleminin ilmi. İçinden bir ses gelmiş;

"Sen cimrisin!"

Şimdi bu da kendisini savunuyor diyor ki;

"Hayır ben cimri değilim!"

"Cimrisin!"

"Cimri değilim!"

"Cimrisin!.."

Böyle bir mücadele sürmüş bir müddet. Kesilmiş ses. Buna epeyce bir cimri diye ithamda bulunmuş, ses kesilmiş içinden.

"Ben cimri değilim yaa!.. Cömertlik yapıyorum..." Sinirlenmiş filan.

Sonra, biraz sonra halifeden bir kese altın gelmiş. Bir kese altın göndermiş halife;

"Yâ Şibli! Al şu parayı, kendi ihtiyacın varsa kendi ihtiyacına harca. Yoksa sen kimin ehil olduğunu bilirsin, bu parayı onlara benim hayrım olarak dağıt."

Hayra vesile olan da sevap kazanır.

E'd-dâllu ale'l-hayri ke-fâilihî.

"Dağıt bunu." demiş.

Hah! İşte bak, cömert olduğumu nasıl göstereceğim!" demiş. Keseyi almış eline evinden çıkmış dışarıya.

"İçimden bir ses bana, 'Sen cimrisin!' diyor ya, ben cömert olduğumu nasıl göstereceğim!" diye çıkmış dışarıya. Yolda etrafa bakınarak giderken bakmış, orada yolun kenarına adamın birisi oturmuş, -eskiden berber dükkânları, aynalar, şeyler filan yoktu tabii- berber onu tıraş ediyor. Açık hava. Öyle şimdiki modern imkânlar yok. Açık havada, berber denilen adam elinde ustura, bir hırpani fukaracık adamı tıraş ediyor.

İnsan niye tıraş olur?

Saçlar, başlar birbirine karışır. Bit, pire yatağı olur. Onu kazımak, temizlemek lâzım, hizaya getirmek lâzım filan. Dinimizde var bu. İnsan böyle kendisini kapıp koyuvermeyecek, dış şeklini de güzel gösterecek, güzel bir biçim verecek. Böyle derbederlik yok İslâm'da.

Bakmış, tıraş olan adam hırpani kılıklı. "Şuna vereyim şu keseyi. Fukaracık tıraş oluyor. Şuna para vereyim." demiş. Gitmiş demiş ki;

"Al sana şu parayı veriyorum!"

Keseyi bütünüyle veriyor.

"Al şu keseyi!"

"Bana verme, berbere ver!" demiş.

Adam ters bir adam, acayip bir adam. Parayı kendisi almamış, hem fakir hem de gözü tok;

"Bana verme! Ben istemiyorum, berbere ver." demiş.

Şiblî demiş ki;

"Efendi, bu, berbere verecek paradan çoktur."

Çünkü bir kese altın. O kesenin içindeki bir altın bile berbere verilse, o bile fazla; bir kese altın! "Bu, berbere verilecek paradan çoktur." demiş.

Adam diyor ki;

"Ben sana deminden beri 'sen cimrisin' demiyor muydum! Deminden beri ben sana cimrisin diyordum da nasıl itiraz ediyordun? Bak cimrisin! Para senin değil. Birisine vereceksin. Ha bana vermişsin ha berbere vermişsin… Ben berbere ver diyorum, hâlâ veremiyorsun. Kendi paran bile değil! İşte cimrisin!" diyor.

Şimdi buradan neyi anlıyoruz muhterem kardeşlerim?

Bak, adam nasıl bir adam. Oturduğu yerden tıraş olurken, başkasının gönlüyle oynuyor adam. Gidip başkasının gönlüne hitap ediyor. "Sen cimrisin!" diyor. Düzeltmek istiyor ahlâkını. Şiblî büyük bir insan. O da büyük bir evliyâullah. Öyle anlaşılıyor. Biz mekanizmayı uzaktan, şöyle bir izah edelim.

O evliyâullahtan büyük bir zât. Allah'ın bir başka evliyasını daha terbiye etmek istiyor. Bu daha yüksek mertebeli demek ki. Ondan sonra o, onun gönlüne hitap ediyor. Bir taraftan tıraş oluyor ama evliyâullah...

Ne derler?

Evliyâullah cevâsîsu'l-kulûb derler. Kalplerin esrarengiz taraflarına nüfuz ederler. Kalbinden geçeni bilir.

"Bilir mi hocam? Allah'tan başkası gaybı kimse bilmez."

Peygamber Efendimiz'e bildirmedi mi bazı şeyleri? Görmüyor musun? Kur'ân-ı Kerîm'deki misalini görmüyor musun? Allah bildirdi mi, biliyor.

Gece, rüyada görüp de, ertesi gün o işin nasıl olacağını sen hiç görmedin mi?

Ben gördüm!

Ertesi gün olacak şeyi bir gün önceden ben gördüm, ertesi gün öyle oldu. Demek bildirince oluyormuş.

Kur'ân-ı Kerîm'in içindeki kıssalarda kerâmet yok mu?

Var.

Olağanüstü olaylar yok mu?

Var.

O halde olağanüstülüğün ne olduğunu araştır be adam!

Bilim adamı olayları tespit eder, mahiyetini araştırır. Hemen pattadak inkâr etmez. Olayı araştırır, kanunlarını bulmaya çalışır. Bak, görüyorsunuz, oturduğu yerden adama, "Sen cimrisin!" diyor. Ondan sonra da terbiyesini veriyor.

Allahu Teâlâ hazretleri hayırlara muvaffak etsin. Bu yüce mertebelere vasıl eylesin. Sevdiği kul eylesin. Sevdiği işleri yapmayı nasip etsin. Sevdiği bir kul olarak yüzü ak alnı aç huzuruna varmanızı nasip eylesin, cennetiyle, cemaliyle cümlenizi müşerref eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA