İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

17.03.1985 - Ramazan Orucu ve Nafile Oruç, Nefse Hakim Olmak, Orucun İnsana Kazandırdıkları

17.03.1985 - Ramazan Orucu ve Nafile Oruç, Nefse Hakim Olmak, Orucun İnsana Kazandırdıkları
Günün Sohbeti

17.03.1985 - Ramazan Orucu ve Nafile Oruç, Nefse Hakim Olmak, Orucun İnsana Kazandırdıkları

11.02.2021
13 dk 2 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

El-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîren tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Men sâme ramadâne fe-arefe hudûdehû ve yetehaffezu mimmâ yenbeğî en yetehaffeza minhü kuffire mâ kablehû.

Ahmed b. Hanbel ve diğer kaynaklarda yine Ebû Saîd el-Hudrî'den;

"Her kim Ramazan ayını tutarsa, oruçlu olarak geçirirse..."

Fe-arefe hudûdehû. "Ama hududunu bilirse..."

Sınırı nerede? Oruç tutmanın şartları nedir? Neleri yaparsam oruçlu olmuş olurum? Nelere dikkat etmezsem orucun sevabı uçar gider?

Ve yetehaffezu mimmâ yenbeğî en yetehaffeza minhü. "Sakınılması gereken şeyden de sakınırsa..."

Millet sadece namazı Müslümanlık sandığı gibi orucu da sadece aç kalmaktan ibaret sanıyor. Cahillik yaygın ya halkımızda, uzun zaman Müslümanlığı görmediler, öğrenmediler, okumadılar, kendilerine büyükleri tâlim etmedi... Bir de; "Canım eski hikâyelermiş onlar." dediler, "Bize Batı lazım." dediler...

Ama Batı da senin İslâm'ına muhtaç. Batıdakiler de okur okur da çok yüksek olursa, filozof olursa, cemiyetinin bağlamış olduğu bağlardan kendisini kurtarıp hür bir iradeye sahip olursa, getiriyor parmağını kaldırıyor; eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlühû diyor, müslüman oluyor da bir de senin memleketine geliyor, tereciye tere satıyor, sana "Müslümanlık iyidir." diye anlatıyor. Sen de dinliyorsun; "Vay be, bizim dinimiz neymiş!" diye ondan öğreniyorsun. Bu millet ne devreler, neler geçirmiş...

Allah akıl fikir versin.

İslâm hayattır. İslâm'ı çektin mi cemiyet ölür. Denendi. Denenmemiş bir zamanda bunu söyleseydik "Hoca ne anlar bu işlerden." derlerdi. Ama şimdi öyle diyemiyorlar. Denediler, gördüler; her türlü şeyi kendi istedikleri gibi yaptılar, yaptılar, yaptılar; bir nesil yetişti. Evet, müslüman olmadı; çünkü müslüman yetiştirmedi. Müslüman olmadı ama ne oldu?

Vicdansız oldu!

Rüşvet; getir getirebildiği kadar.

Yine bu milletin içinde Allah'tan korkan insan var. Yine bu milletin içinde Allah rızası için canını verecek insan var. Yine bu millet içinde Allah rızası için parasını, malını verecek insan var da ondan yaşıyoruz. Yoksa bir sürü sahtekârın arasında kalsak hiçbir şey olmaz!

İslâm gitti mi öyle olur.

İslâm geldi mi; Müslümanlık, iman, mesuliyet duygusu, vebal, haram helal fikri, âhiret fikri, hesap fikri, Allah'ın azabı, gazabı veyahut rızası, rahmeti, cehennemi veya cenneti... Onu düşündüğü zaman polise lüzum yok; tıkır tıkır çalışır, gece gündüz çalışır, ne hayırlı işler yapar... Camiyi de o yapar.

"Canım bu müslümanlar hep cami yapar."

Hayır! Mektebi de o yapar. Yolu da o yapar. Çeşmeyi de o yapar. Suyu da o getirir. Yetime de o bakar. Dula da o bakar. Hepsini o imanlı insan yapar.

"Müslümanlar paralarını camiye harcıyorlar, hacca harcıyorlar."

Harcıyor da ondan sonra gönlünden çıkan o iman nuruyla öteki hayırları yapıyor.

Biliyor musunuz, duydum da şaşırdım; tüfeğini alıp Afrika'ya, Kenya'ya cumartesi pazar ava gidenler varmış. Türkiye'de... Biz o kadar [zengin] miyiz; biz fakir memleketiz, bizim o kadar lükse [harcayacak] hâlimiz yok ki... Oraya gideceğine gitmeyiver. Oraya gidişi gelişi 300-500 bin midir, 1 milyon mudur, 2 milyon mudur... Şurada bir hayır yap... Sokaklarımızda çamurdan geçilmiyor, suyumuz yok...

Soğuk bir kış oldu, borular dondu, susuz kaldık, yakacak bulamaz duruma düştük.

Allah baharı getirmezse ne olacak hâlimiz?

Rahmetinden O öyle yapıyor, sonra böyle döndürüyor.

"Müslümanlar hududunu bilecek." sözünden bu [sözleri] açtık.

Müslümanlık sadece namaz değildir, oruç da sadece aç kalmak değildir.

Oruç nedir?

Oruç, Allah rızası için irade terbiyesidir. Çelik gibi bir fren, bastığın zaman koca kamyon 'zınk' diye duruyor. Çelik gibi bir irade; karşısında gıda var, yiyecek var, içecek var, haram var, helal var; gözünü kapatıyor, Allah rızası için sabrediyor. Oruç bu.

Gözüyle harama bakmayacak. Diliyle malayani, gıybet, dedikodu etmeyecek. Kulağıyla çalgı türkü, malayani dinlemeyecek. Eliyle kimseyi incitmeyecek. Her âzânın oruçta vazifesi var, yapacağı var. Millet onu bilmiyor. "Akşama kadar aç durdum. Ondan sonra orucu bozdum, sevabı kazandım." sanıyor.

Bak ne diyor Peygamber Efendimiz;

"Kim Ramazan orucunu tutarsa..."

Ama nasıl?

Fe-arefe hudûdehû. "Bunun şartlarını bilirse..."

Yasaklarını bilirse... Ramazan'da neler yapılır, oruçlu neyi yapacak, neyi yapmayacak?..

Kimseyi incitmeyecek. Kimseye uymayacak. Birisi gelip çatsa, sövse bile diyecek ki; "Ben oruçluyum. Hadi, ben sana uymam, oruçluyum." diyecek.

"Ahlâkına dikkat ederek, günahlardan sakınarak kim oruç tutarsa..."

Ve yetehaffezu mimmâ yenbeğî en yetehaffeza minhü. "Sakınılması gereken şeyden de kendisini koruyarabilerek..."

"Şartlarına riayet ederek, sınırları çiğnemeden, haddi aşmadan oruç tutarsa..."

Kuffire mâ kablehû. "Geçmiş günahları afv u mağfiret olunur."

Allah kapatır, örter, üstüne bir silgi; geçer gider, günahlar kalmaz, defterden silinir gider.

Ama o şartla...

Peygamber Efendimiz başka hadîs-i şerîfinde;

"Nice oruç tutan insan vardır, akşama aç ve susuz kalmaktan başka bir kârı yoktur."

İşte şartlarına riayet etmeyen adam; gitti kahvede oturdu, gıybet etti, orucun sevabını kaçırdı. Gitti harama baktı, orucun sevabını kaçırdı. Gitti haram dinledi, yasak dinledi, orucun sevabını kaçırdı.

Müslümanlığı iyi öğrenin. Oruç sadece aç kalmak değil. Müslümanlık sadece namaz kılmak değil. Allah'ın her emri aynı derecede kıymetlidir. Allahu Teâlâ hazretleri; "Namaz kılın." demiş. Geldik, kıldık işte... Ramazan da geliyor, Ramazan'da orucu tutacağız. O da emir, o da emir. "Zekât ver." dediği zaman da vereceğiz. "Yok, hocam parama dokunma." demek olmaz. Zekât deyince zekâtı da verecek. Hac deyince hac da olacak.

Allah'ın bazı emirlerini tutup bazı emirlerini tutmadıkları için koca koca İslâm diyarları gümbür gümbür gitti arkadaşlar.

Bu millet onun acısını bile duymayı unuttu.

Tarih kitaplarını okurken kahroluyoruz, yüreğimiz kanıyor, kanımız içimize damlıyor. Koskoca bir imparatorlukken küçücük kuşa dönmüş bir devlet... Leyleğin kanadını kes, gagasını kes, bacağını kes, kuyruğunu kes, orasını kes, burasını kes... O hâle düştük; kanatsız, kuyruksuz, burunsuz, öyle bir hâle geldik.

Neden?

Allah'ın bazı emirlerini tutup bazı emirlerini (tutmamaktan oldu.)

Allah'ın başka bir emri nedir?

Allah'ın bir emri de;

"Müslümanlar ancak kardeştir. Müslümanların arasını ıslah ediniz. Tefrika çıkartmayınız. Tefrikaya düşmeyiniz."

Bu da Allah'ın emri. Bunu da dinlemiyoruz.

Namaz kılmamaktan korkuyorsun. "Namaz kılmazsam başıma yıldırım düşer!" sanıyorsun, korkuyorsun. Oruç tutmadığın zaman korkuyorsun; "Tevbe estağfirullah!" Acı bir şey söylediğin zaman "Başıma bir şey gelir mi?" diye korkuyorsun da tefrikaya düşmekten korkmuyorsun, müslümanları birbirine düşürmekten korkmuyorsun, arayı bozmaktan korkmuyorsun. O da olmadı.

Allah'ın her emrini birden bir bütün olarak tutacağız. Aksi takdirde her yerde rezil rüsva oluruz. Emr-i mâruf nehy-i münker yapacağız; yani hakkı söyleyeceğiz, hakkı yaptıracağız, şerri yaptırtmamaya çalışacağız, "Olmaz böyle şey!" diyeceğiz. Aktif olacağız. Tembel olursak olmaz.

İşte Müslümanlığın özü budur. Müslümanlık bir bütündür, yarısını alırsan olmaz.

"Sayın acente müdürü, benim param az, şu otomobilin iki tekerleğini alayım, şimdilik bu bana idare eder."

Olmaz ki, bir işe yaramaz. Ne yapacaksın? Dört tanesini alsan ne olacak? Her şeyini alsan, motorunu almasan ne olacak? Motorunu alsan da karbüratörünü almasan ne olacak?

Hepsi lazım. Bir bütündür. Bütünü olmadığı zaman bu makine çalışmaz.

Böyle müslüman olun.

Men sâme yevmen tetavvuan fe-lev a'tâ mil'e'l-ardi zeheben mâ vefâ ecrehû dûne yevmi'l-hisâbi.

Bu hadis de oruçla ilgilidir.

Ramazan gelmeden de oruç tutulabilir. Ona ne derler?

"Nafile oruç" derler.

Ramazan'da farz, şartlarını taşıyan herkes tutacak.

Ramazan'ın dışında bir insan oruç tutar mı?

Tutar. Onlara da "sevap kazanmak için tutulan oruçlar" derler, tatavvu orucu derler.

Bu hadîs-i şerîf de onun hakkında. Mânası:

"Her kimi tatavvu olarak bir gün oruç tutarsa..."

Yani sevap kazanmak için Ramazan'ın dışında bir gün niyetlenivermiş; "Hadi bugün Allah rızası için oruç tutuvereyim." demiş, bir oruç tutmuş.

Fe-lev a'tâ mil'e'l-ardi zeheben. "Eğer o adama bir dünya dolusu altın verilse..."

Dünyanın büyüklüğünü; dağlarını, ovalarını, denizlerini biliyorsunuz...

"O adama bu koca dünya kadar altın verilse..."

Mâ vefâ ecrehû. "O tuttuğu orucun sevabı karşılanmaz." Dûne yevmi'l-hisâb. "Kıyamet gününde, hesap gününde Allah verecek, o zaman karşılanacak."

Başka türlü bir şekilde, altınla gümüşle bunun sevabının ölçülüp de karşılanması; "Tamam bu kadarı yeter, artık orucun karşılığı budur." demek mümkün değil. O kadar çok sevap...

Neden?

Oruç tuttuğu zaman insan kendisine hâkim olmayı öğreniyor.

Zaten bütün edepsizlikler, günahlar da kendisine hâkim olamamaktan oluyor. Zayıf müslüman; dayanamıyor, nefsi bastırıyor, içinden inat ediyor, şımarık çocuk gibi "İsterim de isterim!" diye tepiniyor, o da dayanamıyor, o kabahati yapıyor. Kendisini tutmayı öğrendiği zaman iyi müslüman olacak.

İşte onu öğrettiği için altınla gümüşle ölçülmeyecek kadar, dünyalar dolusu altınla karşılanmayacak kadar büyük sevaplar kazanır.

Dûne yevmi'l-hisâb. "Hesap gününün ötesinde veya berisinde" mânasına gelir. "Hesap günü olmadan bunun ödenmesi mümkün olmaz, dünyevî imkânlarla ödenmesi mümkün olmaz." mânasına gelir. Veyahut inde yevmi'l-hisâb mânasınadır, yani "Hesap gününde Allah öder, başka zaman ödenemez." demek olur. Hepsi aynı kapıya çıkıyor.

Mâlum, Allahu Teâlâ hazretleri sabredenlere ecrini hesapsız ihsan edecek.

İnnemâ yuveffe's-sâbirûne ecrehüm bi-ğayri hisâb. "Hesaba sığmaz tarzda bol bol ikram edecek."

"O zaman Allah nasıl verirse, ne kadar bol verirse ancak o zaman karşılanabilir." demek oluyor.

Men sâme yevme tetavvuan lem yettali' aleyhi ehadün lem yerda'llâhu lehû bi-sevâbin dûne'l-cenneti.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten.

Bu hadîs-i şerîf de yine oruçla ilgili, yine Ramazan dışındaki sevap kazanmak için tutulan nafile, tatavvu oruçla ilgili.

Buyurmuş ki;

Men sâme yevme tetavvuan. "Kim tatavvu maksadıyla, sevap kazanmak için farz orucunun dışında bir gün serbest bir zamanda kendiliğinden Allah rızası için oruç tutarsa..." Ve lem yettali' aleyhi ehadün. "Ona hiç kimse muttalî olmazsa..."

Yani "Bu adam oruçlu." diye anlattırmazsa; saklıyor, övünmüyor, riya gösteriş yapmıyor, belli etmiyor.

"Kimse anlamazsa, hiçbir kimse ona muttalî olmadan o orucu akşama becerebilirse..."

Lem yerda'llâhu lehû bi-sevâbin dûne'l-cenneti. "Allah onun o orucuna karşılık cennetten başka bir sevaba razı olmaz."

"O kuluma cenneti verin." der.

Riyasız, gösterişsiz oruç tuttu. Cennetten başka bir sevap ile Allah onu karşılamaya razı olmaz, "O kullarıma cennetimi verin." [der.]

İşte buradan anlaşılıyor ki oruç tutacağız. Büyüklerimiz de bize; "Pazartesi perşembe oruç tutun." diye hep tavsiye ederlerdi. İşte fırsat buldukça insan böyle oruç tutarak bu sevapları kazanmalı.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi şu İslâm'ın güzelliklerini anlayan hakiki müslümanlardan eylesin. Elindeki nimetin kadrini kıymetini bilmeyen cahil ve gafillerden eylemesin. Okuduklarımızdan feyz almayı, ibret almayı, faydalanmayı ve Allahu Teâlâ hazretlerinin sevdiği razı olduğu salih amelleri işlemeyi, hayrât u hasenât yapmayı Allah bizlere nasip eylesin.

Bi-hürmeti Resûlihi'l-müctebâ Muhammedini'l-Mustafâ...

Fâtiha-ı şerîfe mea'l-Besmele.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA