17.05.1986 - Hadisler, İslam İlmi Takviye Etmiştir

17.05.1986 - Hadisler, İslam İlmi Takviye Etmiştir
Bismillâhirrahmânirrahîm
Aziz ve muhterem Müslümanlar;
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı ikramı eltâfı cümlenizin üzerine olsun. Allahu Teâlâ hazretleri saadet-i dâreyne cümlenizi nâil eylesin. Bizi müslüman yaratan, müslüman yaşatan, İslâm'ın şuuruna erdiren, bugünlere yetiştiren Allahu Teâlâ hazretlerine verdiği sonsuz nimetlerden, saymaktan âciz olduğumuz izzetlerden dolayı âcizane hamd-ü senâ eyleriz.
Efendimiz, rehberimiz, numune-i imtisâlimiz, başımızın tacı, gözümüzün nuru, gönlümüzün sürûru, her şeyimiz, Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ hazretlerine salât-u selâm, tahiyyât ve ihtiramâtımızı arz eyleriz.
Rütbetü'l ılmü âdemü ale'r-rüteb. "İlim rütbelerin en üstünüdür." İnsan ağa olur, paşa olur, reisicumhur olur, beynelmilel şeylerin başına geçer vesaire ama ilim rütbelerin en üstünüdür.
El-ğudüvvü ve'r-ravâhu fî ta'lîmi'l-ilmi. "İlim öğretmek konusunda sabah akşam gitmek gelmek…"
Sabah çantasını alıyor, ilim öğrenmeye veya öğretmeye gidiyor. Akşam ilmi bitirdi, dönüp geliyor. Gitmek gelmek...
Efdalü indallâhi mine'l-cihâdi fî sebîlillâhi.
"Allah celle celâlühû katında, nazarında cihaddan daha üstündür." Cihaddan daha üstündür. Cihadda can gidiyor, mal gidiyor. Allah yolunda ilim öğrenmek için sabah gitmek, akşam gelmek cihaddan üstündür. Sanıyorum ki üniversitedeki kardeşlerimize, lisedeki, ortaokuldaki kardeşlerimize bizim ilk derste ilmin bu hadîs-i şerîflerle bize bildirilen faziletini öğretmemiz gerekiyor ki dersten kaçmaya kalkmasın, ilmi ucundan kenarından tutmasın, ite kaka çalışmasın, sıfır almasın, hocaya karşı gelmesin, derste dalga geçmesin!.. İlk önce bunu öğretmemiz lazım, öyle anlaşılıyor.
Teallemu'l-ilme fe-inne ta'lîmehu lillâhi haşyetün. Bir hadîs-i şerîf rivayet edilmiş ki her cümlesi bir inci, pırlanta gibi!
Peygamber Efendimiz; "İlim öğreniniz. Çünkü bunun başkalarına öğretilmesi haşyettir." buyuruyor. Bu yaptığı iş haşyet sahibi bir kulun kazandığı sevabı kazanmaya vesiledir.
Ve talebehu ibâdetün.
"Bu ilim öğrenmek, talep etmek, talebe olmak, peşine düşmek ibadettir."
Ve müzâkiratehu tesbîhun. "Karşılıklı müzâkere etmek tesbihtir."
"Şu şöyleydi bu böyleydi, o alim böyle dedi. Bu meselenin kenarı nedir köşesi nedir?.." Sübhânallah, elhamdülillah, Allahu ekber, lâ ilâhe illallah vesâire demek gibi bir sevaptır.
Ve'l-bahse anhu cihâdün. "İlmi gidip araştırmak, gizli hakikatleri araştırma yaparak ortaya çıkartmak cihaddır. Araştırma yapıp ilmî hakikatleri ortaya koymak cihaddır." diyor Peygamber Efendimiz.
Bir başka alimin kitabında bu hadisin devamında Efendimiz buyurmuş ki; Ve ta'limehu li-men lâ ya'lemuhu sadekatün. "Bilmeyenine öğretilmesi sadakadır." Alim onu öğretti mi sadaka vermiş gibi sevap kazanır.
Ve bezlehu li-ehlihi kurbetün.
"Ehil olan talebeye, ilim anlayabilecek kıvamda olan liyakatli kimseye bunun bol bol verilmesi Allah'a kurbiyettir."
"Gel evladım! Bende ne ilim varsa bütün hayatım boyunca öğrendiğim şeyleri senin göğsüne devretmek istiyorum. Sende kabiliyet var. İyi insansın, gel…" diye onu vermek, Allah'a kurbiyyettir, Allah'a yakınlaşma vesilesidir.
Le-ennehû meâlimu'l-halâli ve'l-harâme. "Çünkü dinin haramları helâlleri ilimle bilinir."
Ve menâru sebîli'l-cenneti. "Cennet yolunun ışıklarıdır ilimler." Karanlıkta insan yol yürüyemez. İlimle yol yürüyecek. Tehlikesini görecek, uçurumunu görecek, kıvrımını görecek, virajını görecek, yolda kazaya uğramadan menzil-i maksûduna varacak. Işık, ilim.
Ve'l-enîsü fi'l-vahşeti. "İlim yalnızlıkta arkadaştır. Ünsiyet edilen bir varlıktır."
Ve's-sâhibu fi'l-vahdeti. "Tek başına kaldığı zaman bir insanın arkadaşıdır."
Ve'l-muhaddisü fi'l-halveti. "Yanlız kaldığı zaman sohbetdaşıdır."
Ve'd-delîlü ale's-serrâi ve'd-darrâi. "İyi hâllerde, sevinçli zamanlarda, kötü hâllerde sıkıntılı durumlarda kılavuzdur."
Ve's-silâhu ale'l-a'dâi. "İlim düşmana karşı silahtır. Her yeriyle silahtır."
Diyorlar ki;
Tevânâ buved terk-i dânâ buved. "Kim bilgili olursa o kuvvetli olur."
Muhterem kardeşlerim;
İlim aynı zamanda silahtır. Eğer biz hür yaşamak istiyorsak da ilme sımsıkı sarılacağız.
Ve's-silâhu ale'l-a'dâi. "Düşmana karşı silahtır."
Ve'z-zeynü inde'l-ahillâi. "İlim, dostların yanında ziynettir." Alim olunca giyime kuşama lüzum yok. En büyük ziynet onun yanında demek, herkes sever, beğenir, hayran kalır. Çünkü ilim ziynettir.
Ve'l-kurbu inde'l-ğurabâi. "İnsan ilim sayesinde diyâr-ı gurbette olsa kendi memleketinden daha rahat eder. İsterse diyâr-ı gurbette olsun."
"Alime gurbetlik yoktur." diyor büyüklerimiz. Alime gurbet olmaz. Sıkıntı çekmez ki! İki sözünden, üç sohbetinden kelimesinden alim olduğunu anlarlar. Ellerinin üstünde tutmak az gelir de başlarının üstüne tac ederler. Nereye giderse gitsin, dünyanın neresine giderse gitsin!
Ye'rfeullâhu bihi akvâmen fe yec'alühüm fi'l-cenneti kâdeten. "Bu ilim sayesinde Allah bazı insanları, toplulukları yükseltecek ve onları cennette efendiler edecek. Yüksek rütbeli kimseler edecek." Allah cümlemizi onlardan eylesin. Dinleyen söyleyen âciz naçiz kardeşlerimizle hepimizi o zümreye dâhil eylesin.
Her şeyi ölçüsüyle söylemek gerektiği için bir hususu belirtelim: "İlim, amelden üstün."
"Peki, hep ben ilimle meşgul olayım hiç amel etmeyeyim."
"Yağma yok, tembellik yok, kaçma kenara." Çünkü amel etmeden, tatbikat yapmadan olmayacağından biliyoruz. Ne zaman hangisi önemli? Bunu da dinimiz, hadîs-i şerîfler bildirmiş. Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki;
İnneküm kad asbahtüm fî zemânin kesîrin fukahâuhu. "Ey ashabım! Siz şimdi öyle bir zamandasınız ki dinî ilmi yüksek olan kimseler çok." Sahabî hepsi, her birisi yıldız!
Kalîlin hutabâuhu kalîlin sü'âlühu kesîrin mu'tûhu. "İlmi arayan isteyen az. Çünkü biliyor herkes öğrenmiş. İsteyen, soru soranlar az, verecek olanlar çok." Kime sorsan cevap verirler.
El-amelü fî-hi hayrun mine'l-ilmi. "O halde bu zamanda salih amel işlemek, koşturmak, iş yapmak; ilimden daha hayırlıdır."
Çünkü iş yapmak lazım. İşler, çalışmakla olur, ter dökmekle olur, gayret sarf etmekle olur. Kenarda hep nazariyatla meşgul olmakla olmaz. İnsanın aklı ince olacak, pazısı kuvvetli olacak.
Neden?
Yük kaldıracak, kazma sallayacak. Düşmana vurduğu zaman devirmesi lazım. İşin pratiği lazım. Aynı hadîs-i şerîfin devamında Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
Ve se-ye'tî aleyküm zemânün kalîlün fukahâuhu kesîrun hutabâuhu. "Sizin başınıza öyle bir zaman gelecek ki şartlar değişecek, dini bilenler azalacak. Dinî mesele soran insanlar çok olacak."
Âcizane birkaç camide konuşma yapıyorum. Vaaz bitiyor vaazdan daha fazla uzun sürecek kâğıt yığılıyor önüme, soru soruyorlar.
"Şu şöyle mi? Bu böyle mi? Şu şöyle mi? Bu böyle mi?.." Kâğıtlar yığılıyor önüme!
Kalîlün fukahâuhu kesîrun hutabâuhu. "Soru soranlar çok, cevap verebilecek ehil insanlar az."
El-İlmu hayrun mine'l-ameli. "Bir zaman gelecek, işte o zaman ilme koşturmak, öteki işlerin hepsinden önce geliyor."
Demek ki İslâm akıl mantık, hikmet dinidir. Her şeyi yerli yerinde yapma dinidir. Zamana göre, ihtiyaca göre tavır ortaya konuluyor.
Bizim zamanımız hangisidir?
İkinci zamandır. Biz şu anda ilme koşmalıyız. Hakkı, gerçeği, doğruyu öğrenmeliyiz. Çünkü her şey çarpıtılıyor, her şey saptırılıyor, her şey ters gösteriliyor. Haramlar helal gibi gösteriliyor. Kötüler alkışlanıyor. İyiler paralanıyor. İyi insanlar ayakaltında, kötü insanlar makbul. Gemisini yürüten kaptan! Haram yiyenler Mercedeslerle geziyor. Namuslular [perişan] oluyor… Cahil! Cehalet yaygın! O halde ilme koşturacağız. Allah'ın dinini öğreteceğiz. Allah'ın sevaplarını öğreteceğiz. Allah'ın cezalarını ikablarını öğreteceğiz. Bu insanlar böyle giderse hâlleri ne olur? Cahillik çok yaygın! Haramlar yeniliyor, helaller aranmıyor. Bir şey buldu mu haram mı helal mi demeden hop yutuyor.
"İyiler tamamen yok!" demiyorum.
Birisi çocuğunun altın küpesini kaybetmiş. Bana; "Helal mal, nerede olsa gelir." diyor. Kendi bulunduğu şehirden bir başka yere gitmişler. Orada kaybetmiş. Neden sonra "Geldi, altın küpenin teki yine geldi." diyor. İyi insan olmasa gelir mi? Cebine atar. Bulduğu şeyin sahibini aramış aramış aramış o şehre kadar gelmiş, vermiş. İyiler var.
İyiler var ama kötüler de var.
Nispeti ne?
O istatistiği yapılmıyor. O istatistiği yapmıyoruz. İyiler mi daha çok kötüler mi daha çok? Keşke iyiler çok olsa ama belli olurdu. Baktığımız zaman belli olurdu, iyiler çok olsaydı belli olurdu. Devlet dairelerinde çalışan kardeşlerimiz bilirler, piyasada olanlar bilirler. Kime itimat edersin? Senet alıyorsun, senet alsan bile senedin kıymeti yok. Cahillik yaygın. O halde ilme koşturmamız gerekiyor.
Muhterem kardeşlerim;
İslâm bu hükümlere sahiptir. Çok hadisler var. Yüzlerce, binlerce hadis, delil, hüccet ve burhan söyleyebilirim. Lüzum yok. İslâm ilmi takviye etmiş, alkışlamış, teşvik etmiş ilme en büyük sevabı vermiş, en büyük payeyi vermiş. Alimi en yüksek mevkiye çıkartmış ve cemiyetin hakiki idarecisini alimler yapmış.
Neden?
Yol gösterecek, doğruyu eğriyi gerçeği onlar öğretecek diye!
Allah-u Teâlâ hazretleri bizi sevmediği her türlü hâl, huy ve sıfattan pâk eylesin. Bizi sevdiği her türlü hâl, huy, sıfat, ahlâk ve ilme sahip eylesin. Bu ilmimiz ile rızasını kazanmayı, ömrümüzde salih ameller işleyip Allah-u Teâlâ hazretlerinin kullarına faydalı olmayı nasip eylesin. Cennetini cemâlini kazanmayı nasip eylesin. Yolunda dâim, zikrinde kâim eylesin. Dünyanın ve ahiretin bildiğimiz bilmediğimiz her türlü hayırlarına erdirsin. Dünya ve ahiretin her türlü şerlerinden korusun.
Bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-Fâtiha.
17.05.1986 -
İslamda İlmin Önemi
17.03.1985 -
Ramazan Orucu ve
