17.06.1994 - Tatil Zamanı Geldi, Tatili Değerlendirme, Tatilde Ahlaka İmana Dikkat, Dini Eğitim Çalışmaları

17.06.1994 - Tatil Zamanı Geldi, Tatili Değerlendirme, Tatilde Ahlaka İmana Dikkat, Dini Eğitim Çalışmaları
Aziz ve sevgili AKRA dinleyicileri,
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi dünyada ve âhirette daima üzerinize olsun. İslâm'da tatil var mı?
Tatil ne demek?
Tatil; bir şeyi durdurmak, muattal hale getirmek demek. Mesela bir alet, bir otomobil, bir iş makinesi çalışamaz duruma geldi mi diyoruz ki: "Bu muattal, çalışmıyor." O mânaya geliyor. İslâm'da bu mânada bir tatil, muattal olmak yok. Ve çocukların da yaz devresini böyle bir muattallık, iş yapmama, işsizlik, rehavet, tembellik mânasına alamayız. İslâm böyle bir şeyi asla kabul etmez. İslâm her anda uyanık olmayı bize emrediyor. Ve hayatımızın her anını, Allah'ın rızasına uygun bir şekilde değerlendirmeyi emrediyor.
Hatta bizim tasavvufî neşvemizde, yolumuzda hûş der dem kaidesi vardır. Bu Farsça bir tabir.
Ne demek?
Müslüman her nefes alışta bile şuurlu olacak. Değil öyle koca birkaç ayın muattal geçmesi, bir nefesini bile boş geçirmemeye çalışacak.
Şimdi çocukların yaz ayları muattal olan zamanı değildir. Tatilde okul muattal oluyor, okul çalışmaları bitiyor. Bir çeşit çalışmalar bitiyor. Bilgi edinme çalışması, devam ettiği okulda sona eriyor.
Ne başlıyor?
Bir başka çeşit yaz çalışması başlıyor diye düşünmeliyiz.
Fe-izâferağtefensab. Ve ilâ rabbikeferğab. Bir müslüman bir işi bitirince onun sonuna erip eli boşalınca, yeni bir imkâna, işe derhal atılması lazım. Ve müslüman devamlı bir atılım içinde olmalı, küçük de olsa büyük de olsa… Hiçbir zaman durmak yok; ihtiyar için de genç için de durmak yok. Bütün müslümanlar devamlı bir hayır çalışması içinde olmalı. İslâm dinamizm demektir. Devamlı hareket demektir.
Peki hocam çocuklar bütün sene çalıştılar yoruldular. Bunların dinlenmeye hakkı yok mu?
Dinlenmenin bir şekli, hakkı var. Herkesin her zaman dinlenmeye hakkı var, zaten bu oluyor. Dinlenmenin bir şekli çalışmanın türünü değiştirmektir. O da insanı dinlendirir. Bir insan masanın başında sabahtan akşama kadar çalıştıktan sonra yorulmuş, ikindi namazından sonra bahçeye inse, bahçeyi bellese çalışıyor ama dinlenir.
Neden?
Çalışmanın şeklini değiştirdiği için. Bedenen çalışmaya başladı, kafası dinlenir, temiz havada harekette jimnastikte vücut istifade eder.
Mesela kalp devamlı çalışıyor mu? İnsan kalbi ömür boyu devamlı çalışıyor mu?
Hayır. Bir çalışıyor, bir dinleniyor. Bir çalışıyor, bir dinleniyor. İki kalp atışı arasındaki kısa fasılada dinleniyor, ama gene çalışma devam ediyor. Bu bizim için bir örnek. Tabi biz de gece dinleniyoruz. Günümüzün muhtelif saatlerinde dinlenme var.
Hatta bizim abdest almamız, namaz kılmamız muazzam bir dinlenme faaliyetidir. Hem de masajlı, kan deveranını hızlandırıcı bir takım faaliyetler de yapmış oluyoruz.
Elimizi kolumuzu soğuk suyla yıkamak ne demek?
Yüzümüz, kollarımız kıpkırmızı oluyor abdest aldıktan sonra. Soğuk bir şeyle masaj yaptığımız için cildimize, içimizdeki kanın deveranı bile hızlanıyor. Tabi temizleniyoruz. Derimizin üstüne birikmiş terler atılıyor, tertemiz oluyoruz. Ayaklarımızdan kokular gidiyor. Ondan sonra da ,o eğilip kalkmalar, rükûlar, secdeler, kıyamlar da bizi ayrıca dinlendiriyor ve dinçleştiriyor.
İşte İslâm'da, çalışmanın şeklini değiştirerek, çalışmanın içinde dinlenme vardır. Geceleri dinlenme vardır. Gündüzün belirli zamanlarında dinlenme vardır. Yılın da muhtelif zamanlarında çalışmanın şeklini değiştirerek dinlendireceğiz.
Yazın bol güneşte, temiz havada kırda köyde Batılılar'ın "pastoral hayat" dedikleri bir hayat… Elbette çocuklarımızın sıhhati için çok önemli. Zaten insanın tebdîl-i hava etmesi, tebdîl-i havaya gitmesi vücudu ve sıhhati için güzel.
Ama işte burada benim sizlere ,üstüne bastıra bastıra söylemek istediğim; yazın tatilinin başında size dinî bakımdan işaret etmek istediğim nokta, bu yaz tatilini Allah'ın rızasına uygun bir şekilde değerlendirmek…
"Efendim çalıştı, pazar günü çocuk dinlensin."
Dinlenmiyor ki zaten, çocuğu serbest bıraktığınız zaman çocuk dinleniyor mu?
Hayır, televizyonun karşısına geçiyor. Programdan programa, program seyrediyor. Yine bir yorgunluk oluyor. Veya kendine göre oyun oynuyor, başka şeyler yapıyor, yine yoruluyor. Demek ki faaliyet durmuyor; faaliyetlerin çeşidi değişiyor. Biz bu çeşitlerin İslâmî yönden, dinî bakımdan sevaplı olmasına dikkat etmek zorundayız. Bu hususu çocuğun kendisinin düşünmesinden ziyade ilk önce ebeveyninin, annesinin, babasının, hocasının, mürşidinin düşünmesi lazım. Tatilin de, yaz devresinin de dinî bilgiler alma bakımından değerlendirilmesi lazım.
Yaz devresinde Diyanet İşleri Başkanlığı da üzerine düşen görevi yapıyor. Okullar tatil olur olmaz, camilerde Kur'an kursları açılıyor. Çocuklar elif-bâ'yı, Kur'an okumayı öğreniyorlar. Bunu öğrenmeleri lazım. Eski harfleri, İslâmî harfleri, Kur'anî harfleri öğrenmeleri lazım, ama dinî duygu Kur'ân-ı Kerîm'in harflerini öğrenmekle elde edilmez. O mekanik bir çalışmadır. Dinî yaşantının, öğrencinin, çocuğun, gencin içine sinmesi, daha başka bir çalışma gerektirir. O Kur'an kursuyla olmaz. Kur'an kursu insana, Kur'an'ı öğrenme bilgisi verir.
Bizim her zaman vurguladığımız bir gerçek var; bir öğretim var, bilgi kazanmak, bilgi öğretmek. Bilgini öğretenden öğrenene, öğrenciye iletilmesi çalışması, öğretme çalışması... Bu bilgi çalışmasıdır. Bir de eğitim var. İnsanın bu bilgilere göre hareket etmesi ve kendisine, hareketlerine çekidüzen vermesi, eğitim-öğretimden başka, ama çok önemli bir olay. Onun için bir müessese çocuklara öğretim verirse ama eğitim vermezse bilgili ama eğitimsiz insanlar elde edilmiş olur.
Diyordu ki Necip Fazıl;
"Okuma yazma bilmeyen bir millete okuma yazmayı öğretirseniz ne elde edersiniz, ne olur? Okuma yazma bilen bir cahil millet elde edersiniz."
Okuma yazmayı bilmek bir şey değiştirmez, üniversiteyi bitirmek de bir şeyi değiştirmez. öğretimle beraber eğitim alması lazım. Ahlâkı, âdâb-ı muaşereti, beşerî davranışları öğrenmesi lazım. Hayatında birtakım bilgileri kazanması lazım. Faziletli bir insan olması lazım. İnsanlara bu eğitimi en güzel tarzda İslâm veriyor.
Batı eğitimi, İslâm'ın geniş eğitim anlayışı kadar insanlara faydalı olamıyor. İslâm'da hem beden eğitimi var hem ruh eğitimi var. Nefs terbiyesi, aile terbiyesi, beşerî münasebetler, ahlâkî davranışlar, âdâb, ahlâk kuralları var. Bunların hepsi müslümanlara bir eğitimle kazandırılıyor. Böylece müslüman Yunus Emre, Mevlânâ, Eşrefoğlu Rûmî gibi -cennet mekânları olsun, Allah o mübareklerin şefaatlerine bizleri erdirsin- asırlarca sevgisi gönüllere yerleşmiş olan, son derece faziletli insanlar yetişiyor. Nefs terbiyesiyle, iç terbiyesiyle, ahlâk terbiyesiyle, fikir terbiyesiyle, beden terbiyesiyle…Her bakımdan bilgi yanında eğitimlere de ihtiyaçlarımız var.
İşte tatile girecek siz velilere ve öğrencilere bu hususları hatırlatıyorum. Tatil sırt üstü yan gelip yatmak değildir. Çalışmanın şeklini değiştirmektir. Yaz devresinde de kazanacağımız çok bilgiler var, hele kazanmamız gerektiği halde okul dolayısıyla kazanmadığımız dinî bilgileri, mutlaka kazanmamız lazım.
Dinî bilgiler la büddeminhüdür. Kaçınılmaz, mutlaka herkesin bilmesi gereken bilgiler var. Kur'an'ı, namaz kılmayı, sûreleri bileceğiz. İlmihal mâlumatına sahip olacağız. İtikadımız sağlam olacak. Allah'a karşı kulluğumuzun nasıl olması gerektiğine dair bilgileri elde edeceğiz. Bunlar aslında bizim okulda öğrendiğimiz bilgilerden çok daha üstün, çok daha kıymetli konular. Aslında her şeyden önce bunları öğrenmemiz lazımdı. İlkokula, ortaokula, liseye, üniversiteye gidiyoruz. Bir telaş içinde çeşitli bilgiler alıyoruz. Fizikçi, kimyacı, mühendis, doktor, eczacı oluyoruz ama bu taraf olmadığı zaman eksik kalıyor.
O halde yaz ayları bizim için bir büyük nimettir, bir büyük ganimettir, fırsattır. Biz bu yaz aylarında çocuklarımıza, kendimize, hanımlarımıza ve aile fertlerimize dini bilgileri kazandırmak için mutlaka çok güzel planlar yaparak eğitim yapmalıyız, değerlendirmeliyiz.
İstanbul'dan Tekirdağ'a kadar yol boyunca; bütün sahiller, sahil siteleriyle, deniz kentlerle, yazlık evlerle dolu, yaz zevki ve keyfi için.
Buraları dinî endişe taşımayan halkımız nasıl değerlendiriyor?
Güneşte güneşleniyorlar, esmerleşiyorlar, yüzüyorlar. Akşamları bir eğlence başlıyor. Toplu eğlenceler, kızlerkek danslar, keyifler, zevkler, içkiler, biralar…
Ne oluyor o zaman?
Yaz mevsimi bir mânevî yıkım mevsimi oluyor. Deniz kenarları bir günah kazanma yerleri oluyor. Ve insan yaz tatiline böyle yerlere nurlu olarak gitse, nursuz kapkara içi dışı kararmış ve mâneviyatını çok kaybetmiş olarak dönüyor. Hatta bazı velilerden, annelerden ben şikayetler işitiyorum; kızını-oğlunu kaybettiğini söylüyor.
Nasıl kaybetmiş?
Kızının ahlâkı bozulmuş, oğlunun ahlâkı bozulmuş kendisine itaat etmez hâle gelmiş. Gönül maceraları geçirmiş.. Flörtler olmuş, tanışmalar olmuş, kumara, içkiye alışmış.
Bunlar nedir?
Bunlar dinî bakımdan birer felakettir. O halde hem bizzat bu işlere katılan öğrencilerin hem de onların sorumlusu olan velilerin bu konulara son derece dikkat etmesi ve bu durumlara kendilerini ve çocuklarını düşürmemeleri lazım.
Allahu Teâlâ hazretleri aile reislerine, hanımlarını ve çocuklarını koruma sorumluluğu vermiştir.
Kûenfüseküm ve ehlîkümnâran. "Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun." buyurmuştur.
İşte benim önemli olarak, ısrarla üzerine basmak istediğim acı nokta da budur:
Yaz tatillerini cehenneme düşmeye sebep olacak kötü faaliyetlere bulaşmadan geçirmeye son derece dikkat etmek gerekiyor. Yaz tatillerini cenneti kazanmak için çalışmakla geçireceğiz. Cehenneme düşmenize sebep olacak işlerden kaçınmaya son derece dikkat edeceğiz. Kendimiz için de çoluk çocuğumuz için de müteyakkız olacağız.
Bizim delikanlı istiyor. Bizim kız arkadaşlarıyla anlaşmış.
Hayır! Sorumluluk sana gelir. Onun yaptığı bütün hataların sorumluluğu, ebeveynine, sana gelir.
Ey ebeveyn, ey anne baba! Sana gelir. Allah senden sorar. Hatta biraz şaşıracaksınız belki; hadîs-i şerîflerde Peygamber Efendimiz bildiriyor; âhirette evlat anne-babasından davacı olur.
"Yâ Rabbi! Ben bilmiyordum, annem babam bana dinî bilgiyi vermedi. Yâ Rabbi! Ben bilmiyordum annem babam beni ikaz etmedi. Ben çocuktum annem babam beni korumadı." diye o kendisi sizi şikayet eder.
Allahu Teâlâ hazretlerine ve bunun cevabını veremezsiniz.
Yani tatilde sıhhatimize, kalbimize, imanımıza, çocuklarımıza dikkat edeceğiz ve yaz devresi aylarının, o güzel, güneşli, aydınlık nurlu ayların, mânevî bakımdan da nurlu geçmesine gayret edeceğiz
Topluca namazlar kılınsın, ibadetler yapılsın. Allah'ın emirlerine uyulsun. Günahlara dalınmasın. Günahların her çeşidinden titiz bir şekilde kaçınılsın.
Evet denize de girebilir. Müslüman da denize girebilir ama bunun bir ölçüsü vardır. İslâmî ölçüsü vardır. Kazancın İslâmî şeklş vardır. Müslüman her kazanç yolunu kullanmıyor. Yemenin birtakım şartları vardır. Müslüman her yiyeceği yemiyor; domuz eti yemiyor. İçki içmiyor, haram olunca herhangi bir şeye elini uzatmıyor. Yaşantımızda da bunlara çok dikkat etmemiz gerekiyor.
Aziz ve sevgili AKRA dinleyicileri
Tatiliniz başlıyor dikkat! Müjdeli, güzel, çocukların heves ettiği, sevindiği, hoşlandığı, meraklandığı, yerinde duramaz hale geldiği günler geldi. Aman gittiğiniz, gideceğiniz yere dikkat edin. Yazın yapacağınız faaliyetlere dikkat edin, ölçünüz Allah'ın rızası olsun.
Gittiğiniz yerde Allah'ın rızasını kazanabilecek misiniz? Allah'ın rızasına uygun hareket edebilecek misiniz, yoksa Allah'ın rızasını kaybederek günaha mı gireceksiniz?
Günaha gireceğiniz yere gitmeyin. Yaz programlarınızı sevaba gireceğiniz bir programa dönüştürün. Kendinizi, ailenizi, çevrenizi ve özellikle kuzucuklarınız olan sevgili yavrularınızı cehennem ateşinden koruyun. Onlarla beraber Allahu Teâlâ hazretleri hepinizi azabına uğratmadan sevdiği kul olarak cennetine dâhil eylesin, cemaliyle cümlenizi müşerref eylesin. Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi dünyada ve âhirette üzerinize olsun sevgili AKRA dinleyicileri.
es-Selâmüaleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
29.04.1994 -
Nefisle Mücadele
17.05.1986 -
İslamda İlim
