25.07.1997 - Evi İbadetle Nurlandırmak, Nafile Namazlar, Sabır ve Dua En Güzel Silahtır

25.07.1997 - Evi İbadetle Nurlandırmak, Nafile Namazlar, Sabır ve Dua En Güzel Silahtır
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
Sizlere en güzel dileklerimizi temennilerimizi sunarız,her şeyden önce Allahu Tealâ hazretlerinin rızasına ermenizi dileriz.Peygamber sallallahu aleyhi ve selem efendimizin şefaatine nail olmanızı dileriz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki;
Nevvirû menâzileküm bi's-salâti ve kırâeti'l-Kur'ân.
Bu kısa hadîs-i şerîf Enes radıyallahu anh'ten.
Bakın Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfte buyuruyor ki;
Nevvirû menâzileküm bi's-salâti ve kırâeti'l-Kur'ân. "Evlerinizi namaz ile, Kur'ân-ı Kerîm okuyarak nurlandırınız!"
İnsanın evinde de yapabileceği ibadetler var, onları yapmalı. Camide cemaatle namaz kılmak sevap. Camide namazını kılar, sünneti evinde kılar veyahut camide kılınacak namazaları camide kılar, diğer bazı güzel namazlar var, sevabı çok olduğunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bildirmiş, onları da evinde kılar. Evini de kabristan gibi, ölüler diyarı gibi yapmaz, ibadetle nurlardırır, dinlendirir, canlandırır, güzelleştirir, ziynetlendirir.
Meselâ evde kılınan namazlardan neler var?
Geceleyin teheccüd namazı var. Teheccüd namazına kalkılır, taheccüd namazı kılınır, ev nurlanır, şenlenir, ziynetlenir.
Başka ne var?
Duhâ namazı var. Sabahla öğlenin arası geniş bir zaman; o arada 9'da, 10'da, 11'de, öğleye 40-50 dakika kalıncaya kadarki zamanda iki, dört rekât, on iki rekâta kadar duhâ namazı kılınabilir.
Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz kılmış.
Daha başka kaza namazları kılınır. Sevap olsun diye nafile namazlar kılınabilir, abdest aldığı zaman tecdîd-i vudû namazı kılınır, vesaire.
Evlerimizi böyle namaz kılarak, bir de Kur'ân-ı Kerîm okuyarak ibadetlerle nurlandıracağız. Kur'ân-ı Kerîm'e çok çalışmalıyız; okunmasını, kıraatini bilmeliyiz. Anlamını, tefsirini bilmeliyiz. Ahkâmını bilmeliyiz, ahkâmına uymalıyız. Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenmeliyiz, öğretmeliyiz. Hepimiz Kur'ân-ı Kerîm öğretmeni, hepimiz Kur'ân-ı Kerîm öğrencisi olmalıyız.
Çünkü insanlar iki çeşittir: Birisi ilim öğrenen, ötekisi ilim öğreten; gerisinde hayır yoktur!
Onun için her ev Kur'an öğretilen, Kur'an öğrenilen yer olmalı. Çocuklarımızı akşam toplayalım: "Bu elif'tir, bu be'dir, bu cim'dir, bu ayn'dır." diye harfleri öğretelim! Okumayı öğreterek, bu güzel kitabımızın okunmasından başlayarak, ev halkını anlamına, ahkâmına doğru bilgilendirmeliyiz. Ahkâmını öğrenince de ahkâmına uymalıyız! Sevgili kardeşlerim.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden İbn Abbas radıyallahu anhuma tarafından rivayet edilmiş.
İbn Abbas da Abdullah isminde, Abdullah b. Abbas. Abbas'ın oğlu Abdullah. Bu da dört Abdullah'tan birisi, ashabın genç alimlerinden birisiydi, Allah şefaatine erdirsin. Peygamber Efendimiz'in amcasının, Abbas'ın oğlu Abdullah rivayet etmiş ki Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş;
Ni'me silâhu'l-mü'mini es-sabru ve'd-du'âu.
Ni'me edât-ı tahsin, beğenme edatıdır.
Ni'me silâhu'l-mü'mini. "Mü'minin ne güzel silahıdır, ne kadar hoş bir silahtır, ne kadar mükemmel bir silahtır." diyor Peygamber Efendimiz.
Neymiş o silah, acaba kaç kurşun alırmış, kaç metreye kadar tesirliymiş, nasıl bir silahmış?
Buyuruyor ki; es-sabru ve'd-du'âu. "Sabretmek ve dua etmek mü'minin ne kadar güzel silahıdır."
Mü'min sabrederse elinde silah varmış da sanki o silahıyla düşmanına ateş ediyormuş gibi sevapları kazanır ve silahla nasıl zafer kazanıyorsa, düşmanı yeniyorsa sabırla veyahut dua ile de Dua da mü'minin silahıdır, hem de çok kuvvetli bir silahtır. Mü'min çok aciz, hasta, zayıf, güçsüz olabilir, mevkisiz, makamsız, rütbesiz, değersiz gibi görünen bir insan olabilir ama dua çok önemlidir. Dua ettiği zaman Allah duasını kabul edince, mü'minin yardımına koşar, zalimi de kahreder.
Dua, gelmiş olan şeye de fayda eder, geleceğe de fayda eder. Gelmiş olan belayı kaldırmaya da yarar, gelecek olan belayı durdurmaya da yarar. Gelmesin, dursun diye belanın durmasına da yarar. Onun için size iki tane silah öğretmiş oluyoruz.
Niye öğretiyoruz?
Çünkü müslümanların maalesef düşmanları çok. Müslümanların ülkeleri güzel, geniş, maddî imkânları, petrolleri, madenleri, altınları, uranyumları var. Gelişmiş ülkeler, gayrimüslim ülkeler bunları yağmalamak için çareler, tuzaklar düşünüyorlar, teşkilatlar kuruyorlar, oyunlar ediyorlar. Müslümanlara sataşıyorlar, saldırıyorlar, harp çıkartıyorlar, katliam ediyorlar, topluca mezarlara gömüyorlar. Yerlerinden, yurtlarından sürüp çıkarmaya çalışıyorlar, fitne fesat çıkartıyorlar, birbirlerine düşürüyorlar, maalesef birbirleriyle savaştırıyorlar, Afganistan'da olduğu gibi. O zaman bu kadar düşmana karşı da müslümanın şöyle silahı olması lazım:
Birisi sabır, birisi dua.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir başka hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki;
en-Nasru mea's-sabri. "Allah'ın zafer vermesi, nusrete mazhar etmesi, insanları galip çıkarması sabır iledir. Kul sabrettiği zaman, sabrın sonunda zafere, galebeye, muzafferiyete, nusrete mazhar olur." demektir.
Bu da bir müjde. Şiddetli zamanlarda sabretmeli, sebat etmeli, Allah'a dayanmalı, "Allah sabredenlerle beraberdir." diye sabretmeli!
Ve'l-ferecü me'a'l-kerbi. "Sevinç de gam, keder, üzüntü, sıkıntıyla beraberdir, onunla beraber olur."
Yani insan sıkıntıya tahammül ederse;
el-Ferecü ba'de'ş-şiddeti.
dendiği gibi bakarsın o sıkıntının arkasından, Allah bir ferahlık, bir rahatlık, bir şenlik, bir hoşluk ihsan eder. Onlar yan yanadır, peş peşedir, birisinin arkasından ötekisi gelecek demektir.
Bu, Elem neşrahleke sûresinin sonunda da tekrar ediliyor:
Fe-inne me'a'l-‘usri yüsran. "Zorluğun yanında muhakkak ki kolaylık da vardır."
Darda olan müslümanlara müjdeler olsun ki zorluğun arkasından kolaylık vardır, Allahu Teâlâ hazretlerinin yardımı yakındır!
İnşaallah sabrettikleri takdirde, nusrete ve zafere nail olacaklardır. Duayı unutmasınlar, sabırdan vazgeçmesinler; sabırsızlık gösterip, taşkınlık gösterip, edebe riayet etmeyip yakışıksız sözler söyleyerek Allah'ın mükâfatını ellerinden kaçırmasınlar, yardımını geriye döndürmesinler! Sabr-ı cemîl ile sabretsinler, güzel dualar ile dua etsinler de Allahu Teâlâ hazretleri her türlü yardımlara mazhar eylesin.
Aziz ve sevgili dinleyiciler!
Dilerim ki Allahu Teâlâ hazretleri sizleri, dünyanın ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirsin. Cennetiyle Cemâli'yle müşerref eylesin!
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
29.08.1997 -
Tul-i Emel
29.08.1997 -
Peygamberlerin Hepsine İman
