İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

29.12.1995 - Peygamberimizin Rüyasını Hz. Ebubekire Tabir Ettirmesi, Hz. Aişenin Rüyası

29.12.1995 - Peygamberimizin Rüyasını Hz. Ebubekire Tabir Ettirmesi, Hz. Aişenin Rüyası
Günün Sohbeti

29.12.1995 - Peygamberimizin Rüyasını Hz. Ebubekire Tabir Ettirmesi, Hz. Aişenin Rüyası

06.12.2019
15 dk 16 sn

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh aziz ve sevgili Akra dinleyicileri

Allah cümlenizden razı olsun, cümlenizi de sevdiklerinizle beraber iki cihan saadetine erdirsin.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Ebû Eyyûb hazretlerinden rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîfini naklederek başlamak istiyorum. Ebû Eyyûb el-Ensarî, yani "Eyüp Sultan" dediğimiz, İstanbul'un Eyüp semtinde kabri bulunan, başımızın tâcı, sahabi büyüğümüz, bizim beldemizin mânevî en yüksek şahsiyeti. O Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den rivayet etmiş. Hatırda kalacak bir olay bu, hoşunuza gideceğini tahmin ediyorum. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki;

İnnî raeytü fi'l-menâmi ğanemen sevdâen yetbeuhâ ğanemun ufrun. Yâ Ebâ Bekr, a'birhâ. Kâle: Hiye'l-Arabu tetbeake sümme yetbeuhâ el-Acemu. Kâle hâkezâ abberehe'l-melekü bi-seher.

Mânasını açıklamaya geçelim.

Peygamber Efendimiz bir rüyasını anlatıyor, buyuruyor ki; innî raeytü fi'l-menâmi. "Ben rüyada gördüm ki."

Ne görmüş?

****************ARAPÇASINI SOR Ğanemen sevdâen. "Siyah koyunlar." yetbeuhâ ğanemun ufrun. "Alaca koyunlar arkasından gelen siyah koyunları gördüm."

Önce siyah koyunları gördüm, sonra onun arkasından peşi sıra gelen alaca koyunlar da gördüm.

"Yâ Ebu Bekir, bunun tabirini yap bakalım." buyurmuş Peygamber Efendimiz.

Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz rüya tabir etmeye meraklıydı ve severdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz kendisi de rüya tabir ederdi, kendilerine bazen rüya anlatıldığı zaman onların mânası, tabiri hakkında "şu mânaya gelir, tabiri şudur" diye buyururlardı. Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz de severdi, rüya tabir etmede hüneri ve mahareti vardı, güzel rüya yorumları vardı.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'e;

"Hadi bakalım, bu rüyamı tabir et." diye ona iltifat buyuruyor.

"Siyah koyunlar gördüm, arkasından da alaca koyunlar. Bu acaba neye delalet eder? Tabir et bakalım." dedi. Buyurdu ki;

Kâle: Hiye'l-Arabu. "Bu ilk gördüğün, yâ Resûlallah, siyah koyunlar Araplar."

Yani senin etrafındaki Arap denilen kavim. Araplar; Hicaz ahalisi, Arabistan yarımadası ahalisi; sana inanmış ashabın ve onlara tâbi olan kimseler.

"Öteki alaca koyunlar da, İslâm'a Araplar'dan sonra girecek olan öteki ümmetler."

Arapların "el-acem" dediği, Arap'tan gayri olan milletler demek. Sadece İranlı demek değildir. "Acem" deyince, Türkler de acem sayılır, Afrikalılar da acem sayılır, Anadolular da, diyelim ki Kafkasyalılar veya Balkanlar'dakiler de -Arab'ın o zamanki kelimeyi kullanış şekline göre- acem zümresine giriyor. Arap olanlar, Arap olmayanlar, Arab'ın dışındakiler. Yabancı, yani kendi kavimleri ve bir de o kavmin dışında olan, o kavimden başka yabancı kavimler demek. Yabancılık, düşmanlık mânasına değil, Arab'ın gayrı mânasına.

"Birinci siyah koyunlar senin kavmin Araplar, ondan sonrakiler de İslâm'a onlardan sonra girecek olan kavimler."

İran'daki, Afganistan'daki, Orta Asya'daki kavimler, Anadolu'daki insanlar, Afrika'daki insanlar… Bunlar da onlar.

Böyle tabir edince, kâle, buyurdu ki Peygamber Efendimiz;

Hâkezâ abberehe'l-melekü bi-seher, "Seher vaktinde melek de tabirini bana böyle yaptı, sen isabet ettin." dedi.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'in rüya tabirini güzel yapmasını böylece bildirdi.

"Meleğin yaptığı tabir gibi, rüya yorumu gibi yorum yaptın, doğru yaptın, güzel yaptın."

Seher, bizde yanlış düşünülür; "seher vakti" deyince bazıları güneşin doğmasına yakın zamanı sanıyorlar. Hayır, değil. Seher vakti imsaktan önceki zamandır. Takvimde imsak saatine bakın.

İmsak ne demek?

Arapça'da imsak, insanın kendisini tutması, kendisine hâkim olması demek. İmsak, yakalamak, kendisini tutmak... Birisini yakalamaya da "imsak" derler, kendisini tutmasına da "imsak" derler.

Kendisini nasıl tutuyor insan?

Yemek yiyecekken kendisini tutuyor, yemiyor. Önünde yemek de olsa, su da olsa yemiyor, içmiyor.

Neden?

Oruç zamanı başladı. Onun için biz "imsak vakti" diyoruz.

Doğrusu, oruç tutmayan insan için anlatmak gerekirse, o vakit nedir?

Fecir zamanıdır. Fecrin, fecr-i sâdıkın doğduğu zamandır.

"Fecir" kelimesini de maalesef Türkçe'de bazıları yanlış anlarlar. Fecir de gecenin son vakti. İnsan Doğu tarafına baktığı zaman, Doğu tarafı aydınlanmaya başladığı zaman, yani ortalık daha karanlık ama Doğu tarafında yaygın, geniş bir aydınlık, dağların silueti belli olmaya başlar. İşte fecir atıyor, Türkçe'de "tanyeri atması" derler, "tanyerinin ağarması" derler. İşte fecir bu. İşte seher vakti bu fecirden, bu tandan, tan vaktinden, tanyerinin ağarmasından önceki vakittir. Yani "sahur vakti" demektir.

"Sahur" kelimesinin aslı ne?

O da seher vaktinde yenilen yemek demek. "Sahur vakti" diyoruz, o yemeğin yenme zamanı demek. Seher vaktinde insan yemek yiyor, ondan sonra tanyeri ağarıyor, fecir atıyor, sabahın vakti giriyor, oruca başlıyor. İmsak ediyor, kendisini yemekten, içmekten alıkoyuyor, tutuyor. Mâna bu.

Evet, seher vakti, gecenin [sonunda] artık insanların biraz dinlendiği bir zamandır. Yatsıdan sonra insan yatar, dinlenir, seher vaktinde kalkar, abdestini alır.

Ne namazı kılar?

Teheccüd namazı kılar. Teheccüd namazı farz değil ama çok sevaplı bir namaz, çok kıymetli bir namaz. Seher vaktinde teheccüd namazı, gecenin bir bölümünde uykusundan kalktıktan sonra insanın kıldığı namaz çok kıymetli bir namazdır. O vakitler çok kıymetli vakitlerdir. O vakitlerde yapılan dualar makbuldür. O vakit kılınan namaz çok sevaplıdır. O vakitte görülen rüyalar da daha berraktır. Çünkü insanın artık ağır yorgunluğu geçmiş, vücut dinlenmiştir, zihin berraklaşmıştır, rüyalar da daha rahat bir şekilde görülür.

İşte, demek ki Peygamber Efendimiz'e melek bu rüyanın yorumunu da yapmış. Birtakım koyunlar gördü, arkasından alaca koyunlar var. İlk koyunlar siyah, böyle geliyorlar... Tamam, birinciler Resûlullah Efendimiz'in kavmi Araplar. İkinciler, ondan sonra İslâm'a giren Arab'ın dışındaki milletler, diye melek de böyle tabir etmiş. Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz de, tabi seviniyoruz, o da bizim başımızın tâcı, tasavvuf yönünden ona bağlıyız. Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'den bir kol geliyor, Hz. Ali Efendimiz'den bir kol geliyor. Biz o tasavvuf yoluna bağlı olduğumuz için başımızın tâcı, yani ser halkası, zincirimizin, silsile-i zehebiyyemizin baş halkası Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz. İsabetli bir tabir buyurmuş, Allah şefaatine erdirsin.

Ebû Bekr-i Sıddîk radıyallahu anh Efendimiz'den gelen bir rüya tabirini daha size anlatayım. O da hoşuma giden bir tabirdir. [Allahu Teâlâ hazretleri] cennette bizleri buluştursun. O mübareklerden asırlarca sonra gelmişiz, cennette beraber olalım, Allah'ın lütfuyla, keremiyle...

Hz. Âişe Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'in kızı. Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz bu bakımdan Peygamber Efendimiz'in kayınpederi gibi oluyor. Ama yaşça öyle değil, yani çok yaşlı değil, akran gibi. Ama kızı Peygamber Efendimiz'in nikâhında olduğu için kayınpeder durumunda. Hz. Âişe validemiz de Peygamber Efendimiz'in hanımı, bizim de annemiz, mü'minlerin annesi. Çünkü Peygamber Efendimiz'in hanımı demek mü'minlerin annesi demektir. Kur'ân-ı Kerîm böyle bildiriyor.

Mü'minlerin annesi, ümmü'l-mü'minîn Âişe-i Sıddîka validemiz. Babası Ebû Bekr-i Sıddîk , kızı Âişe-i Sıddîka, başımızın tâcı. Demiş ki;

"Babacığım bir rüya gördüm."

"Ne gördün kızım?"

"Gökyüzünde üç tane ay gördüm, yere indiler, indiler, geldiler, benim odama geldiler, odamda kayboldular Üç tane ay gökten odama geldi, odamda toprağa kayboldu. Bu ne demek acaba? Üç tane ay..."

Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz kızına;

"Kızım senin bu şimdiki -Peygamber Efendimiz'in evindeki- odan olan yer var ya, hücren; işte senin bu odana üç kişi defnolacak. Vefat edince bu senin odana üç kişi gömülecek. Bunlar yeryüzünün en hayırlı insanları olacak. Çünkü ay gibi, çok kıymetli, en hayırlı insanlar. Onlar gelecek, üç kişi defnolacak bu senin odana." demiş. Yıllar önceden...

Sonra aradan zaman geçmiş, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz irtihâl-i dâr-ı bekâ eylemiş. Dünyasını değiştirmiş, âhirete teşrif eylemiş. Mü'minler üzgün ama o Rabbine, Mevlâsına, Refîk-i Âlâ'ya kavuşmuş.

Peygamber Efendimiz nerede defnedilecek?

Peygamberler nerede vefat etmişlerse oraya defnolunurlar. Hz. Âişe validemizin odasında, başı onun dizindeyken vefat eyledi. "Oraya gömülsün." denilmiş. Karar verilmiş, kabri oraya kazılmış. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hz. Âişe validemizin hücre-i saadetine, Peygamber Efendimiz orada vefat ettiği için kabri oraya kazıldığından oraya gömülmüş. Böylece Hz. Âişe validemizin odası Peygamber Efendimiz'in türbesi olmuş oluyor.

Ama Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz o hüzünlü saatlerde kızı Hz. Âişe validemizin yanına gelmiş, demiş ki;

"Ya Âişe, hani sen hatırlıyor musun, bir zamanlar bana bir gördüğün rüyayı anlatmıştın. Gökten üç tane ay geldi, odama girdiler, toprağın içinde kayboldular. Baba bunun mânası nedir?' demiştin. İşte senin aylarından bir tanesi bu Resûlullah'tı ve bu üç ayın da, üç kamerin de en hayırlısı buydu." diye buyurmuş.

Tabi güzel, üç tane ay geliyor, odaya giriyor. Birisi Resûlullah Efendimiz.

Öteki ikisinin kim olduğunu biliyor muyuz?

Biliyoruz. Peygamber Efendimiz'in türbe-i saadetine, Hz. Ebû Bekr-i Sıddîk vefat edince - mekân Hz. Âişe validemizin hücresi, o da Hz. Âişe validemizin babası ve ümmetin en efdal, en üstün, en faziletli ferdi, makamı en yüksek olan kimse. Peygamber Efendimiz'in ilk halifesi, iki sene halifelik yaptı.- onu da oraya gömmüşler.

Ondan sonra Hz. Ömer radıyallahu anh halife oldu, müslümanların başına geçti. Bütün bu diyarlar fetholunmaya başladı. Bizim bu Anadolu da fetholdu, Diyarbakırlar, Doğu Anadolular, İslâm âlemi ta Kafkasya'ya doğru genişledi, ta Hz. Ömer zamanında fetih oldu. Oraları en eski İslâm diyarlarıdır, İslâmistan'dır. Ondan sonra da bizim tasavvuf yolumuz oralarda geliştiği, yerleştiği için Nakşibendistan'dır oraları. Hz. Ömer Efendimiz öyle güzel devlet yönetiminden sonra irtihâl-i dâr-ı bekâ eyleyince Hz. Âişe validemizden izin istediler, "Senin hücrene müsaade eder misin, bu Hz. Ömer de gömülse izin verir misin?" İzin verdi, o da gömüldü.

Böylece üç tane kamer, üç tane ay rüya tabirinde olduğu gibi -Peygamber Efendimiz, Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz, Ömer Efendimiz- Âişe-i Sıddîka validemizin odasına gömülmüş oldular.

Biz şimdi oraları ziyaret ediyoruz. Peygamber Efendimiz'in Türbe-i Saadeti, Kubbe-i Hadrâsı, Muvâcehe-i Şerîfesi diye zevkle, şevkle, gözyaşlarıyla, hürmetle, sevgiyle, saygıyla ziyaret ediyoruz. O da Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'den bir rüya tabiri...

Delâilü'l-hayrât'ın başında yazılı görmüştüm de çok hoşuma gitmişti.

Böyle bir rüya tabirini size anlatmış oldum. Birkaç bakımından enteresan. Ebû Eyyûb el-Ensarî Efendimiz'in rivayet ettiği bir hadis olması bakımından enteresan. Başımızın tâcı Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'in rüya yorumu olması bakımından enteresan. Peygamber Efendimiz'in bir rüyası.

Allahu Teâlâ hazretleri, zahirî dünyamızı ve iç dünyamızı pırıl pırıl nurlu eylesin. Sizleri hem dünyada hem âhirette mutlu eylesin, bahtiyar eylesin. Cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin.

Hem dünyada bayram etmeyi hem âhirette bayram etmeyi cümlenize sevdiklerinizle beraber nasip eylesin.

Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA