02.06.1995 - Hicri Yıla Girdik, Eyyamı Biyz, Yeni Yılı Boşa Geçirmeyin

02.06.1995 - Hicri Yıla Girdik, Eyyamı Biyz, Yeni Yılı Boşa Geçirmeyin
Es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
Aziz ve sevgili Akradyo dinleyicilerim.
Allah-u Teàlâ Hazretleri sizi hem dünyada, hem ahirette her türlü hayırlara, mutluluklara, güzelliklere nâil eylesin, vâsıl eylesin, sahib eylesin. Cennetiyle, cemâliyle cümlenizi müşerref eylesin.
Size söylemek istediğim şeylerden birisi hicrî yılınız hayırlı olsun, uğurlu olsun, sevaplı olsun, fâideli olsun, gönlünüzce olsun. Allah-u Teâla Hazretleri bu yılınızı ve bundan sonraki mütebâkî bütün yaşantılarınızı, ömürlerinizi hayırlı eylesin, mutlu eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun.
Bizim dînî yaşamımız kamerî yıla göre, kamerî aylara göre oluyor. Kamerî ayların günlerine bağlı ibadetlerimiz var. Meselâ; kamerî ayların dolunay geceleri, yâni kamerî ayın 13'ü, 14'ü, 15'i. Ayın ondördü gibi diyoruz ya, ayın böyle yusyuvarlak dolunay olduğu, tepsi gibi olduğu zaman. O günlerde, daha doğrusu o gecelerin gündüzlerine eyyâm-ı biyz deniliyor. Biyz; beyaz kelimesinin çoğulu.
Eyyâm-ı Biyz ne demek?
Beyaz günler demek. Yâni, gecelerinde mehtap olduğu için beyaz denmiş.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, o mehtaplı gecelerin gündüzlerinde, eyyâm-ı biyz'da hep oruç tutmuş, mutlaka oruç tutmuş.
Ne yapmamız lâzım?
Bizim de, bir Arabî ayı takip etmemiz lâzım!
"Arabî ayın biri, bak hilâl göründü... İşte ikisi, üçü, dördü... İşte ayın yedisi oldu, bak ay yarımay şeklinde görülüyor. İşte dolunay oluyor, bak ay yusyuvarlak çıkıyor." diye o zaman, dolunay zamanlarında, ertesi sabahları oruca niyet etmek lâzım. Onüçü, ondördü, onbeşi Peygamber Efendimiz hep oruç tutmuş.
Bayramlarımız öyle. Kurban Bayramımız, Ramazan Bayramımız kamerî takvime göre hesaplanıyor. O halde kamerî ayları takip etmemiz lâzım!
Ben bunun bir kolaylığını size söyleyeyim, sevgili Akra dinleyicileri;
Kamerî takvimi takip etmek için ne yapabilirsiniz?
Takvimi alırsınız. Takvimde kamerî ayın birinci günü oldu mu, Kur'an-ı Kerim'in birinci cüzünü okursunuz. O gün hep birinci cüzle ilgili konuşmalar yaparsınız, çalışmalar yaparsınız, okumalar yaparsınız, kültürünüzü o birinci cüze yoğunlaştırırsınız. Birinci cüzle ilgili ayetleri okursunuz, tefsir kitaplarını okursunuz. Böylece okuduğunuz kitaplardan ve takvime bakmış olduğunuzdan, zihninizde kesin çizgiler halinde, "Tamam bugün ayın biri!" diye kocaman belirmiş olur.
Ertesi günü ikisi olunca;
"Ben Kur'an'dan hangi cüze geldim? "İkinci cüze geldim."
"Dur şunu okuyayım bugün. Buradan ezberimi tazeleyeyim, unuttuklarımı tekrar ezberleyeyim, hafızamı kuvvetlendireyim!" filân diye ikinci cüzü okursunuz.
Biliyorsunuz Kur'an-ı Kerim otuz cüzdür. Arabî aylar da bazan 29, bazen 30 oluyor. Binâenaleyh, Kur'an-ı Kerim'i ayda bir okumaya kendinizi ayarlarsanız, bu bir pratik çare size.
Kendinizi ayda bir hatmetmeye ayarlarsanız, her gün hangi cüzü okuyacaksınız?
Arabî ayın kaçıysa, onu...
"Arabî ayın 14'ü."
Tamam. 14. cüzü okuyacaksınız.
"Arabî ayın 27'si."
Tamam 27. cüzü okuyacaksınız diye, böyle Kur'an-ı Kerim okuyuşunuza bağlarsanız, dînî kitap okuma çalışmanıza bağlarsanız, o zaman gün gibi bilirsiniz.
Bir de biraz merakınız olur da, akşamleyin camiye giderken, güneşin battığı tarafa bakarak, sabahleyin camiye giderken, gözünüzü kaldırıp gökyüzüne bakarak kameri takip ederseniz; işte hilâl, işte yarımay, işte dolunay, işte ikinci yarımay, işte eski hilâl, köhne hilâl... Sabahleyin görünür o, sabahleyin namaza giderken.
Bir nev hilâl var. Yeni hilâl var, ay başında görülür. Bir de köhne hilâl var. Birisi yeni doğmuş, gittikçe büyüyecek; ötekisi dolunaydan sonra gittikçe küçülen, yok olan ayın son hilâli oluyor. Ona köhne hilâl deniliyor. Bunları da bilmiş olursunuz.
Böylece, Ramazanın başlangıcı ile ilgili gözlemler de yapmak gerekir, onlar da sevap. Onlara da âşinâ olmuş olursunuz. Her gününüzü de bilirsiniz, eyyâm-ı biyz oruçlarını da tutarsanız. Böylece kamerî takvim ile ilgili bilginiz olur.
Kamerî takvimin hoş olan, tatlı olan, sevimli olan bir tarafı vardır. Kamerî takvim aynı mevsimde durmaz. Her yıl on gün evvel gelerek, kamerî aylar döner. Mevsimlerin üzerinden döner. Böylece bakarsınız, Ramazan yazın sonundaydı, ağustosun başına geldi. Temmuza geldi, temmuzun başına geldi, hazirana geldi, mayısa geldi, ilkbahara geldi, kışa geldi diye yaşayan bir insan, -Allah cümlenize hayırlı, uzun ömür versin- böyle ayların değişik mevsimlerde geldiğini görürsünüz.
Bakarsanız, birisi der ki:
"Ben haccı çok sıcak günlerde yaptım. Aman Allah'ım ne kadar sıcak vardı. Yer kaynıyordu, ayağımı bastığım zaman altı kabarmıştı." der.
Ötekisi de:
"Yok. Ben haccı yaptığım zaman öyle soğuktu ki, sırtıma battaniye almak zorunda kaldım. Nasıl öksürük oldum da, yirmi günde, otuz günde zor geçti." filân diyebilir.
Bu neden?
Çünkü, kamerî aylar mevsimlerin üzerinden dönüyor. Böyle hafif hafif dönüyor, muntazam bir dönüşle dönüyor. Yâni, Ramazan ayı her mevsimi şenlendiriyor, hac her mevsimi şenlendiriyor diyebiliriz. Ben bunu seviyorum, hoşuma da gidiyor. Böyle güzel bir şey oluyor. İşte kamerî aylar böyle.
Biz yeni kamerî bir yıla girdik. Yeni bir yıl bu! Taptaze bir defter önümüzde… İslâm; insanın hem ruhuna sıhhat vermek için, hem bedenine sıhhat vermek için, hem dünyasını mâmur etmek için, hem ahiretini mâmur etmek için bir hazinedir. İslâm'a uyan sıhhatli olur. İslâm'a uyan ruhen rahat olur. İslâm'a göre yaşayan uzun ömürlü olur. İslâm'a göre yaşayan insanlar topluluğu, toplumlar mutlu olur; kavga olmaz, çekişme olmaz, hırsızlık olmaz. Dükkânını, tezgâhını bırakır, namaza gider insan.
Neden?
Hırsızlık yok, gayet rahat. Kimse kimseye yan bakmıyor, herkes herkesin hakkını kolluyor, zenginler fakirlere yardımcı oluyor. Mutlu bir toplum olur. Çünkü İslâm, iki cihanın saadetini insana sağlıyor.
Sevgili kardeşlerim, yeni bir yılın başındayız, yeni bir defter elimizde. Aman bu güzel defterimize, yepyeni deftere, ciltli, yeni kaplanmış, sayfaları pırıl pırıl, köşeleri kıvrılmamış deftere, bu yıl güzel yazılar yazalım! Defterimiz karalanmasın, sayfaları yırtılmasın.
Ahirette insanın ömründen sorgu sual olacak; neler yaptığı ortaya dökülecek, göz önüne serilecek mahşer gününde. Allah yüzünüzü ak eylesin. Defter-i a'mâlimize güzel ameller işleyerek, sevaplar yazalım inşallah. Bu defterimiz, bu yeni defterimiz hayırlarla dolsun.
Allah-u Teâlâ Hazretleri bizi iki cihanda bahtiyâr eylesin. Cümlemizi cennetiyle, cemâliyle taltif eylesin, müşerref eylesin, mükâfâtlarına gark eylesin. İki cihanda saadete nâil eylesin.
Es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
10.11.1985 -
Aşure Günü Yapılacaklar,
04.04.1997 -
Hac Yaklaşıyor, Zilhiccenin
