İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

26.06.1998 - Müslüman Kardeşi Sevindirmek, Zikrin Sevabı

26.06.1998 - Müslüman Kardeşi Sevindirmek, Zikrin Sevabı
Günün Sohbeti

26.06.1998 - Müslüman Kardeşi Sevindirmek, Zikrin Sevabı

01.08.2025
11 dk 6 sn

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakatüh!

Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,

Allahu Teâlâ hazretleri sizi dünyada ve âhirette aziz ve bahtiyar eylesin. Gönüllerinizin muradlarını; isteklerinizi, taleplerinizi, hacetlerinizi ihsan eylesin, reva eylesin, bahşeylesin. Sizi sevdiklerinizle; çoluk çocuğunuzla, yakınlarınızla, arkadaşlarınızla beraber iki cihanın hayırlarına erdirip sevindirsin.

Sevgili kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

من أقر بعين مؤمن أقر الله بعينه يوم القيامة.

Men akarra bi-ayni mü’minin akarallâhü bi-aynihî yevme’l-kıyâmeti. “Kim bir mü’minin gözünü serinletirse; gözünü, gönlünü, gönül gözünü serinletirse, Allah da onun gözünü, kıyamet gününde serinletir.”

Göz serinletmek, gönül serinletmek ne demek?

Sevindirmek demek. Arapça’da böyle tabir edilmiş. “Gönlünü hoş etmek” demek. Sevindiği zaman bir insanın yüzü güler. Gözlerinin içi güler diyoruz ya!

“Ne oldu? Çok tatlı tatlı gülüyorsun, gözlerinin içi gülüyor ne oldu?..”

“Bir habere sevindim de ondan…” diyoruz ya, onun gibi bir tabir bu.

Kim bir müslümanın gözünü serinletirse; onu sevindirirse, gönlünü hoş ederse, gönül alırsa, gönül yaparsa, sevindirecek bir davranışta, bir ikramda, bir tavırda bulunursa, Allah da onun kıyamet gününde gözünü serinletir.

Allah da onu sevindirir. Allah’ın sevindirmesi; onu affetmesi, mağfiret etmesi, mükâfatlandırması tarzında tecelli eder; çok güzel. Onun için biz burada gönül yapmaya, gönülleri hoş etmeye dikkat etmeliyiz. Gönül kırmamaya, kimsenin kalbini, gönlünü kırmamaya, yıkmamaya dikkat etmeliyiz, kimseyi üzmemeye gayret etmeliyiz.

Bir imtihan dünyasına geldik, burada bir müddet yaşayacağız gideceğiz.

Ben gelmedim davi için

Benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim.

Yunus’umuzun rahmetullahi aleyh, rahimallâhu rahmeten vâsia çok sevdiğim bir dörtlüğü.

“Ben buraya, dünya hayatına boş bir iddia, palavra için gelmedim. Ben sevmek için geldim, benim hayattaki en büyük işim sevgi. Gönül yapmaya, gönülleri sevindirmeye geldim. Çünkü kalpler, gönüller, Allah’ın evidir. Dost’un evi gönüllerdir, onun için gönül yapmaya geldim!” diyor.

Sevgili kardeşlerim!

İnsan Allah’a gönülden inandığı için gönlü Allah’ın evi olarak söylüyor. Gönül yapmasının hayatının amacı olduğunu, en büyük işi olduğunu söylüyor.

Rahmetli hakikaten de başarmış, hâlâ ilâhileri ile gönlümüzü yapıyor, gönlümüzü şenlendiriyor, hoş ediyor. Yunus’umuz, sevap kazanıp duruyor.

Allah bizi de böyle tatlı dilli, güleç yüzlü kalp kırmayan, herkesi sevindiren, herkesin duasını alan kimselerden eylesin.

Hz. Ali Efendimiz, biraz latifeci bir kimseymiş. Yemin etmiş:

“Vallahi ömrümde kimseye iyilik de yapmadım kötülük de yapmadım!” demiş.

Oradan maksadı ne?

Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anh ve kerremallâhu vecheh; “İyilik yaptıysam sevabı bana gelecek, kendime iyilik yapmışım demektir. Kötülük yapmışsam, cezası bana gelecek, demek ki kendime kötülük yapmışım demektir. Başkasına yapmadım, kötülüğü kendime yaptım. İyilik yaptıysam sanki başkasına yapmadım, iyiliği sanki kendime yaptım.” demiş oluyor, böyle bir nükteyle ifade etmiş oluyor.

Sevgili kardeşlerim!

Onun için bizim de hayatta amacımız, gönül yapmak olmalı.

Yunus’un yolu doğru! Biz Yunus’umuzun yolundan; dinimizin, imanımızın gereğini, Peygamber Efendimiz’in hadîs-i şerîflerinin, Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerinin icabını yapmaya devam edelim.

Dinimiz güzel, dinimiz hak din! İmanımız sağlam, doğru, mantıklı, ilmî, her şeyimiz güzel elhamdülillah.

Biz Yunus’umuzun, Mevlânâ’mızın, dinimizin, imanımızın yolunu bırakmayalım.

Niye Yunus ve Mevlânâ diyoruz? İkide birde niye o mübareklerin ismini zikrediyoruz?

Onlar samimi müslümanlardı. Onlar, İslâm’ı samimiyetle uyguladılar. Eserlerine, sözlerine bu samimiyetlerini döktüler. Sözleri samimiyetlerinin eseri, seviyoruz; onun için onları misal gösteriyorum.

Misal göstermek, öğretim için çok önemlidir. Bir şeyi uzun uzun anlatmak yerine kısa yoldan misalini gösterirseniz, herkes anlar.

Nasıl bir insan olayım?

Yunus gibi ol!

Şimdi birçok kardeşimiz var. Gözümün önüne geliyor, mesela çocuğunun ismini Emre koyuyor veya Yunus koyuyor.

Neden?

Onu sevdiği için, güzel. Biz o yoldan ayrılmayalım inşaallah. Herkesi sevindirelim, kalp kırmayalım gönül yıkmayalım; sonra pişman olacak iş yapmayalım.

Birçok kimse, günlük hayatın kısır çekişmeleri içinde bunları anlayamıyor ve çok kalp kırıyor. Hele hele bir insan yüksek mevkilerde olur, sorumluluk makamlarında olur da halkın kalbini kırarsa ne kadar kötü olur. Cenâb-ı Hakk’ın rızasına aykırı iş yaparsa ne kadar fena olur, ne kadar büyük yanlış olur, onun telafisi ne kadar zor olur. Sonra pişman olsa, ağlasa, gözyaşı dökse bile!..

Allahu Teâlâ hazretleri, kul haklarını affetmiyor. “Git onunla helalleş!” buyuruyor. Adam esiyor tozuyor, zulmü yapıyor. İhtiyarladıktan sonra aklı başına geliyor. Ölüm döşeğine düştüğü zaman, eli ayağı titremeye başladığı zaman; “Ben de mü’minim. Ben de müslümanım…” filan. Camiye gitmeye başlıyor vs. Ama o eski kul haklarını Allah ondan soracak! En iyisi üzerine kul hakkını hiç almamak!

Sevgili kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

من أكثر من الاستغفار جعل الله له من كل هم فرجًا ومن كل ضيق مخرجًا ورزقه من حيث لا يحتسب

Men eksera mine’l-istiğfâri cealallâhu lehû min külli hemmin feracan ve min külli dıykın mahracen ve rezakahû min haysü lâ yehtesib.

Ahmed b. Hanbel, Hâkim, İbn Sinnî, diğer kaynaklarda ve Abdullah b. Abbas radıallahu anh’ten rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

“Kim estağfurullah el-Azîm, tevbe yâ Rabbi, affet yâ Rabbi diye tevbeyi, istiğfarı, o cümleden olan sözleri faaliyetleri çoğaltırsa, çok yaparsa, çok istiğfar ederse “

cealallâhu lehû min külli hemmin feracan “Aziz ve celil olan Allah, ona her sıkıntıdan bir çıkış yolu yaratır. Her sıkıntıdan, her üzüntüden onu sevince çıkartır. “

ve min külli dıykın mahracen “Her darlıktan bir kurtuluş noktasına, çıkış noktasına ulaştırır, darlıktan kurtulur. “

ve rezakahû min haysü lâ yehtesib “Ve onu hiç ummadığı, tahmin etmediği, beklemediği yerden mükâfatlandırır, rızıklandırır. Rızık verir, mükâfat verir, nimet verir, rahmet eder.”

Aziz ve sevgili kardeşlerim!

Onun için tevbe ve istiğfarı çok yapacağız. Büyüklerimiz, tasavvuf yolunun büyükleri, mübarek evliyâ büyüklerimiz,tarikat büyüklerimiz, hadîs-i şerîfleri okuyarak hayatına uygulamış, işi sözde bırakmamış mübarek insanlar, salih insanlar. İlmiyle âmil insanlar. Ömürlerini, hep böyle geçirmişler.

Siz de tevbe ve istiğfarı çok yapın. “Affet beni Allahım! Benim kusurlarım çok!..” deyin. Kusurlarınızı düşünün, gözyaşı dökün. Bir daha yapmamaya niyetlenin. Yanlış yoldan dönün, doğru yola girin. Allah tevbe edeni, istiğfar edeni, yanlıştan döneni sever, bağışlar, affeder. Yanlış yolda yürümenin sonucu yok! İnsan, çıkmaz sokakta sonunun çıkmaz olduğunu sonunda anlar, dönmek zorunda kalır ama bu iş işten geçmeden olmasın!

Bazı sokaklara bakıyorum; baş tarafına yazıyı, koyuyorlar:

“Yol devam etmiyor, bu yol çıkmaz yol. Bunun arkası yok, devamı yok, bir noktada bitecek…” demek.

İnsan oraya girmiyor. “Demek ki bu yol benim aradığım adrese, arkadaşın evine gitmiyormuş. buradan öbür tarafa çıkamazmışım.” diye oraya girmiyor.

Bir insan, çıkmaz yollarda yürüyorsa ne yapacak?

Amacına ulaştırmayan çıkmaz yollarda yürüyorsa, o zaman dönecek.

Dönüş nedir?

Tevbedir, istiğfardır.

İnsanın kendi kendisinin hatasını anlaması büyük fazilettir. Hatalarımızı idrak edelim. Birçok insan hatasında inat ediyor, ısrar ediyor. Hatada ısrar; çok kötü bir büyük beladır, suçtur. Küçük suçlar bile ısrar edildiği zaman büyür. Küçük günah işliyor, önemsiz bir günah işliyor ama laf dinlemiyor. Söyleyenlerin nasihatlerini kabul etmiyor, küçük işi yapmaya devam ediyor. İşte o küçük, günah ısrarla büyür.

Lâ sağiran mea’l-isrâr. “Israr ile küçük günah kalmaz, günah büyükleşir.”

Neden?

Günah küçüktü ama ısrar ediyor. İnsan; “Israr vaziyeti fena yapar.” diye ısrarı bırakmalı, günahı, yanlış yolu bırakmalı, çıkmaz yoldan dönmeli, tevbe ve istiğfarı çok yapmalı. O zaman Allah, üç mükâfat veriyor:

Üzüntülerini sevince çeviriyor, darlıktan genişliğe çıkartıyor, ummadığı noktadan rızklandırıyor.

Rızık da geliyor, tevbe ve istiğfar edene rızık da geliyor. Kazancı da bol oluyor.

Ne yapması lazım?

İyi kul olmaya yönelmesi, tevbe ve istiğfarı çok yapması lazım.

Onun için hepinize rica ediyorum. Lütfen; Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş:

“Günde en az 100 defa istiğfar edin!”

Bir başka hadîs-i şerîf var o daha güzel. Onu da söyleyeyim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde, her namazın arkasından 100 defa istiğfar etmenin çok mükâfatı olduğunu buyurmuş. Her namazın arkasından 99’luk bir tesbih çevirin, 100 defa estağfirullah deyiverin, mükâfatı kazanın.

Allah sizi sevsin, Allah’ın sevgili kulu olun, Allah’ın sevgisi içinize yerleşsin. Allah sizi mârifetullaha, muhabbetullaha erdirsin. Yunuslar gibi, evliyâullah büyüklerimiz, mürşid-i kâmillerimiz gibi siz de evlatlarınızla, yakınlarınızla beraber Allah’ın sevgisiyle dolun, Allah’ın sevgisiyle yaşayın, Allah’ın mükâfatlarına erin.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA