İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

30.08.1996 - Hz.Ali, İstihare ve İstişarenin Önemi, Gece Yolculuğu, Sabah Erken Kalkmak

30.08.1996 - Hz.Ali, İstihare ve İstişarenin Önemi, Gece Yolculuğu, Sabah Erken Kalkmak
Günün Sohbeti

30.08.1996 - Hz.Ali, İstihare ve İstişarenin Önemi, Gece Yolculuğu, Sabah Erken Kalkmak

06.07.2026
17 dk 41 sn

Esselâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh!

Size Hz. Ali Efendimiz radıyallâhu anh'ten rivayet edilmiş olan, Hz. Ali Efendimiz'e hitap eden bir hadîs-i şerîfi okumak istiyorum.

Hz. Ali Efendimiz'den Hatîb-i Bağdâdî rivayet eylemiş. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

Yâ Aliyyu mâ hâbe men istehâr ve lâ nedime men isteşâr. Yâ Ali aleyke bi'd-dülceti fe-inne'l-arda tatvi bi'l-leyl mâ lâ tatvi bi'n-nehâr. Yâ Ali uğdü bismillah fe-innallâhe yübârikü li-ümmeti fî bükûrihâ.

Üç defa "Yâ Ali!" sözü geçiyor.

Hz. Ali Efendimiz'e hitaben Peygamber Efendimiz'in tavsiyeleri nelermiş, onları size anlatmaya başlayayım.

Niçin Hz. Ali Efendimiz'le ilgili rivayetleri ve hadîs-i şerîfleri seçtim?

Hz. Ali Efendimiz'i seven insanlar çok. Özellikle bazı kardeşlerimiz Alevî diye adlandırılıyor; Hz. Ali'ye bağlı, O'na mensup. O'na mensup olan insanlar da sevinsin ve Hz. Ali Efendimiz'in nasıl hareket ettiğini, zihniyetinin, hayatının nasıl olduğunu anlasınlar diye bunları seçiyorum.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

Yâ Ali, mâ hâbe men istehâre. "İstihare yapan mahrum olmadı, hâis ve hâsir olmadı, ziyana uğramadı."

İstihare; bir şeyin hayırlısını istemek, aramak, talep etmek mânasına geliyor. İnsanın yapacağı işler çeşitlenince hangisi daha hayırlı diye düşünmesi lazım. Bazen karar vermekte zorlanabilir. Bu düşünme ikisi eşit gibi görünen veya çeşitliyse; üç dört tane ise hepsi eşit gibi görünen işlerden bir tanesini seçme tarzında olacak. Bu bazen doğrudan doğruya istihare namazı kılıp, istihare duası yapıp geceleyin Allahu Teâlâ hazretleri rüyada hayırlı olan tarafı göstersin, diye uykuya yatmakla oluyor.

İstihare duası ve istihare namazı kılıp da uykuya yatmak suretiyle uykuda Allah hayırlısını göstersin, diye düşünmek de olabilir. Uyku olmadan da insan bir işin hayırlısını taharri edebilir, arayabilir.

Hayırlısını aramak insana çok büyük sevap kazandırır. Karşısına gelmiş olan çeşitli işlerden hayırlı olanını yapmak istiyor, Allahu Teâlâ hazretlerinden hayırlısını istiyor. "Ben hayırlısını yapayım da Allah bana sevap versin." diye bu niyetinden dolayı, yaptığı işin mahiyeti sonucu itibariyle istenildiği şeyi sağlamasa bile niyeti iyi olduğu için zaten büyük sevap kazanır.

Her işin hayırlısını aramamız, hayırlısını istememiz lazım, hayırlısını versin diye de Allah'a dua etmek lazım. "Yâ Rabbi ben bazen anlayamıyorum, karar vermekte zorlanıyorum, güçlük çekiyorum. Sen bana hayırlısını nasip et, ben senin kaderine razıyım…" demek lazım.

"İstihare eden hâib ve hâsir olmadı."

Hâib ve hâsir; yaptığı işte pişman, perişan sonucu ters durumla karşılaşmak mânasına geliyor. Pişman, perişan olmak mânasına geliyor.

Peygamber Efendimiz "İstihare eden pişman ve perişan olmaz, hâib ve hâsir olmaz." diyor. O halde istihare etmeliyiz, hayırlısını aramalıyız.

Arkasından bir cümle daha var:

Ve lâ nedime men isteşâre.

"İstişare eden de hiç pişman olmaz."

Nedime, nedâmet masdarından geliyor, istişare eden insan nedamet duymaz.

Demek ki: bir istihare var, bir istişare var.

İstişare; o işi iyi bilen kimlerdir diye düşünüp, o kimselere gidip yapacağı işi "Ben şöyle bir iş yapmak istiyorum. Sizin bu husustaki görüşünüz nedir?" diye sormak.

Padişahlar bile divanlarını toplarlardı; vezirler, sadrazamlar, şeyhülislâmlar…

"Düşmanla şimdi savaşacağız! Nasıl savaşalım, nereye doğru gidelim, nasıl cephe alalım?.."

İstişare; insanlarla, bilen, umur görmüş tecrübeli insanlara, ehline, erbabına işi sormak istişare demek. Meşveret yapmak, danışmak mânasına geliyor. Bunlar danışan kimse ve de iyi bilen insanlara soran kimse; Allah bereket de verir. Kur'ân-ı Kerîm'de Allah şûrâyı emretmiştir, Peygamber Efendimiz'e bile meşveret yapmayı emretmiş.

Ve şâvirhüm fi'l-emr. "Sen peygambersin ama gene de istişare et, danış ki bu âdet olsun! Peygamber böyle yaptı diye ümmet-i Muhammed de böyle yapagelsin." diye Allah istişareyi Peygamber Efendimiz'e bile tavsiye ediyor.

Neden "Peygamber Efendimiz'e bile" diyorum?

O'na Allah vahiyle her şeyi gösterdiği halde yine danışarak yapma usulünü yerleştirmek bakımından Peygamber Efendimiz'e istişareyi tavsiye ediyor. İnsan şahsen herhangi bir atılım, herhangi bir iş yapacağı zaman ne yapacak?

Bu dinî iş de olabilir, dünyevî iş de olabilir, evlilik de olabilir, dükkân açmak da olabilir. Herhangi bir teşebbüsünde, o işi iyi bildiği kimselere danışacak, istişare yapacak, meşveret yapacak. Bu kelimeleri biliyorsunuz, şûrâ kelimesini biliyorsunuz.

Bir de istihare var. Hayırlı olanı düşünmek araştırmak; bu şahsen de olur: "Acaba hangisi daha hayırlı?" diye düşünmek. Bir de özel istihare namazı kılıp, istihare duasını yapıp, Bismillâhirrahmânirrahîm uykuya yatıp, uykuda "Allah bana hayırlısını göstersin…" diye olabilir. Bu da hadîs-i şerîfte var.

Acaba istihare mi önemlidir istişare mi önemlidir?

Evliyâullah büyüklerimiz, alimlerimiz "İstişare daha önemlidir!" demiş. Yaşayan insanlarla oturup, kalkıp, konuşup -tabi, bunların arasında din alimleri, müftü efendiler, bilginler de olur- konuşmak daha iyidir.

Neden?

Çünkü rüya esrarengizdir!

İnsanlar niçin rüya görüyor?

Çeşitli sebeplerden görebiliyor. Bazen nefsanî rüya görür. Aç yattığı zaman yemek gördüğü gibi arzuları rüyasına akseder. Bazen şeytanî rüya görür; şeytan insanı üzmek, sapıtmak, şaşırtmak için rüyasına girer, o da korkunç birtakım rüyalar olur. Bazen Rahmanî olur, bazen melekler tarafından ilham olunur.

Bir de doğrudan doğruya herkes rüyanın asıl mânasını kavrayamıyor, anlayamıyor. Kur'ân-ı Kerîm'de -biliyorsunuz- Yusuf aleyhisselam zindanda iken arkadaşı diyor ki;

"Ben rüya gördüm."

"Nasıl rüya gördün?"

"Başımın üstünde bir tepsi taşıyormuşum. Tepsinin içinde de ekmekler varmış. Kuşlar konmuş tepsideki o ekmeklerden yiyor."

Böyle bir rüyayı siz duysanız bundan ne mâna çıkartırdınız?

Başının üstünde tepsi, güzel; ekmek var, bereketli; kuşlar yiyor, oh ne güzel… Hayır hasenât oluyor gibi... İnsan rüyanın olaylarının yorumlamasını bir türlü yapar ama Yusuf aleyhisselam diyor ki;

"Sen asılacaksın, öldürüleceksin ve başının etini kuşlar yiyecek!"

Ve sonra öyle oluyor.

Rüyanın anlaşılması, rüyanın yorulması, tabiri de zor oluğundan istişare daha önde geliyor. Peygamber Efendimiz;

"Ey Ali! İstihare eden hâib ve hâsir, pişman ve perişan olmadı. İstişare eden sonunda hiç nedamet duymaz."

İyi olur. Bu gibi davranışlara hem Allah sevap verir hem de işin sonu isabetli olur. Çünkü bu usulle, danışılarak yapılmış oluyor. Aynı hadîs-i şerîfin devamında buyurmuş ki;

Yâ Ali, aleyke bi'd-dülce. "Ey Ali! Sana gecenin son zamanını tavsiye ederim. "

Fe-inne'l-arda tatvi bi'l-leyli mâ lâ tatvi bi'n-nehâr.

"Çünkü yeryüzü gündüz katlanmadığı kadar geceleyin rahatlar, fazla bir şekilde katlanabilir."

Buradan anlaşılıyor ki Hz. Ali Efendimiz'e verilen vazife yolculukmuş. Belki askerî bir yolculuk, belki emrinde askerler var.

Peygamber Efendimiz askerleri gönderirken nasihat ederdi. Hatta uğurlardı; yaya olarak yürürdü, dua ederek uğurlardı.

Peygamber Efendimiz Hz. Ali radıyallâhu anh Efendimiz'e ne demiş oluyor?

"Gecenin sonuna doğru istifade et, o vakitte yürü, git!" diyor.

Neden?

İnsan gündüz ki faaliyetlerinden ötürü gecenin ilk vaktinde uykulu olur, yorgun olur. Uyusun, tamam. Arapça'da gecenin son vaktine dülce derler. Dülce zamanında; seher vakti gibi, gecenin son zamanlarında, daha imsak kesilmeden önce... O diyarlarda hava hem serindir hem de insan kimseye görünmeden seyahat eder; çünkü karanlıktır, gecedir.

"Yâ Ali! Sana geceyi tavsiye ederim." diyor.

Biliyorsunuz o vakitlerde ibadet etmek de sevaptır. Ama bir insan Peygamber Efendimiz'in emriyle bir sefere çıkmışsa zaten attığı her adımda nice sevaplar kazanıyor.

"Sana gecenin sonunda yürümeyi tavsiye ederim, çünkü geceleyin daha iyi yürünür." demiş oluyor.

"Yeryüzü geceleyin katlanır, geceleyin gündüz katlanmadığı kadar çok mükemmel bir şekilde katlanır."

Yol alınabilir, demek istiyor. Onun için gece yolculuğunu tavsiye ediyor. Serin, güneş daha çıkmamış, etraf cayır cayır yanmıyor, görünmüyor. Orada karanlıkta sessizce gidiyor.

Yâ Ali, uğdü bismillah. "Ey Ali! Bismillah ile erkenden yolculuğa çık."

Peygamber Efendimiz; hadi bakalım yolun açık olsun, gibi demiş oluyor.

Fe-innallâhe yübârike li-ümmeti fî bükûrihâ. Ğuduvven ğuduvve'l-âsâr. -Bunlar zaman isimleri-

Ğuduv, erken vakit demek.

"Yâ Ali! Bismillah diyerek Allah'ın ismiyle erken hareket et." diye onu da tavsiye ediyor.

Fe-innallâhe yübâriku li-ümmeti fî bükûrihâ. "Çünkü Rabbim, Allahu Teâlâ hazretleri erken vakitleri ümmetime bereketli kılmıştır."

Günün erken vakti müslüman için önemlidir. Erken vaktinde iş yapmaya bakmalıdır, dükkânını açmaya, işini yürütmeye, dersini çalışmaya bakmalıdır, hanım ev işlerini erkenden yapıp bitirmelidir. Erkenden bitirdi mi tamam. Ondan sonra rahat eder. Erken vaktinde bereket vardır.

Onun için biz müslümanların günlük programlarında, günlük yaşamlarında sabah namazında kalkmak vardır. Sabah namazından sonra işrak vaktine kadar, güneş daha yeni doğarken dualar ederek, tesbihler çekerek, ibadet ederek vakti değerlendirmek; Allah'a iltica ederek, niyaz ederek güne başlamak vardır. Efendimiz'in âdeti böyledir. Ondan sonra da çok erken vakitte erkenden işlere koyulmak!

Bu eski âdet köylerde böyleydi. Tarlasına gidecek insan daha erken vakitte tarlasına varmış olurdu, epeyce de iş yapmış olurdu. Erkence de bitirir; çarşıya, pazara, panayıra giden insan da erken giderdi. Sabah namazından sonra tezgâhlar açılırdı, herkes alışverişini yapardı. Öyle ki öğle vaktine doğru işler bitmiş olurdu. Akşamleyin de herkes köyüne -Arabistan'da ise kabilesine dönmüş- olsun diye... Böyle olması uygun da olurdu. Allah erken başlanan işlere bir de mânevî bakımdan hayır, bolluk, bereket veriyor. Bu hadîs-i şerîften çok çok güzel bilgiler almış olduk.

Biz de öyle yapacağız.

Ne yapacağız?

İstihare yapacağız. Önümüze gelen işlerin hayırlı olanını bulmaya, anlamaya, yapmaya çalışacağız. Çünkü o zaman çok sevap var. İstihare duası yapacağız, istihare namazı kılıp, gece uykuya yatıp tereddütlü olduğumuz konulardan "hangisi daha hayırlıdır" diye rüyadan işaret almaya da gayret edeceğiz. Ama istişare diye de bir müessese, bir usul var; istişare edeceğiz. İyi bilen, akıllı uslu, gün görmüş tecrübeli, sevimli, alim, fâzıl, kâmil kimselere, o işi iyi bilen ustalara, mütehassıslara yapacağımız işi soracağız.

İstişare ve istihareyi öğrenin, hayatınızda tatbik edin sevgili Akra dinleyicileri!

Bir de yolculuklar… Suudi Arabistan'ın hâlini oraya gidenler bilirler. Şimdi mükeyyifler, çeşitli aletler var. Eskiden onların hiç birisi yoktu, arabalar yoktu. Arabaların içinde, havayı soğutan cihazları açıyorsunuz; Araplar mükeyyif diyorlar, Avrupalılar klima cihazı diyor. Çatır çatır, dışarıda her taraf sıcaktan kaynasa bile arabanın içinde serin serin gidebiliyorsunuz, eskiden öyle değildi. Onun için gecenin dinlendikten sonraki vaktinde kalkıp erken erken, gece vaktinde, sıcak daha bastırmadan, güneş doğmadan, hatta sabah namazının vakti girmeden hareket etmeyi, seyahat etmeyi, seyahati öyle yapmayı Efendimiz tavsiye ediyor.

İsrâ ve mirac mucizesi münasebetiyle siz de duymuşsunuzdur, anlatılmıştır.

Arapça'da isrâ ne demek?

Geceleyin seyahat etmek demek.

Sübhânellezî esrâ bi-abdihî leylen… Âyet-i kerîmesinin izahında; Peygamber Efendimiz Mekke'den Kudüs-ü Şerîf'e kadar geceleyin seyahat ettirildi ilâhî vasıtalarla götürüldü. Oradan da miraca çıktı ya oradan da hatırlarsınız; gece yolculuğu yapmak.

Bu tatlı ve güzel bir yolculuktur. Yıldızların altında, püfür püfür tatlı rüzgârlar eserken çok nefis olur. Peygamber Efendimiz bunu tavsiye ediyor. Bir de işe erken başlamayı, güne erken başlamayı tavsiye ediyor.

Bu devirde bazı insanlar ne yapıyorlar, nasıl yaşıyorlar?

Geceleyin toplantı yapıyorlar. Dans, balo oluyor, çay oluyor vs. Geceyi harcıyorlar. Uykusuz, haramlıkta, sigara dumanları arasında geceyi harcıyorlar. Sabaha doğru perişan bir şekilde evlerine gidiyorlar, yatıyorlar. Müdür de olsa, memur da olsa, patron da olsa perişan bir şekilde uykuya dalıyor. On da, on birde, öğleye doğru kalkıyor.

Bu Türkiye'de İslâmî örfe, âdete aykırı bir durum haline gelmiş oldu. Erkenden çarşıya gitseniz bütün dükkânları kapalı görürsünüz. Çünkü gecesini harcıyor. Asıl sabahın bereketli zamanlarını maalesef kaçırıyor.

Biz ne yapalım?

Biz erken hareket edelim. Eğer esnaf isek bizim dükkânımız erkenden açılmış olsun. Gelen bizi bulsun, alışverişi biz yapalım. Bereket var, Allah bereket veriyor; o zamanı, o faaliyeti mübarek kılmış. Biz erkenden işimizi bitirelim de akşam namazından önce de evimize döneriz. Erken kapayalım, evimize dönelim. Akşam namazı vaktinde evde olmak iyidir. Çünkü oruçlu ise orucunu açacak, namazını kılar, ondan sonra orucunu açar. Biz de erken kalkalım aziz ve sevgili Akra dinleyicileri!

Hz. Ali Efendimiz 'e Peygamber Efendimiz tarafından yapılmış olan nasihat. Onun da bize rivayetiyle b7 güzel şeyleri öğrenmiş olduk aziz ve sevgili Akra dinleyicileri!

Es-selâmu aleyküm ve rahmetüllâhi ve berakâtühü.

 

Allah nice mübarek günlere sıhhat, afiyetle eriştirsin. Resulullah Efendimiz'in şefaatine ve ahirette komşuluğuna cümlenizi nail eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
25.02.2000 - Müslüman Kardeşin Müslüman Kardeşe Duası, Tövbe, Helal ve Haram Lokma
30.10.20269 dk 57 sn
03.02.1992 - Tasavvufun Kuran Ve Sünnetin İçinde Olması
18.10.202614 dk 57 sn
09.05.1997 - İslamın Üstünlüğü
09.09.20268 dk 20 sn
00.00.1994 - Tasavvuf, Güzel Ahlaklı Olmak, İlmiyle Amel Etmek
16.07.202614 dk 51 sn
00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
04.06.20267 dk 12 sn
07.11.1997 - İbadetleri Ölçülü Yapmak, Cahilin İbadeti, Alimin İbadeti, İcadlar Yapın, Dünyaya Açılın
05.02.202615 dk 5 sn
02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
15.04.20265 dk 33 sn
04.11.1994 - Din Hakkında Konuşanları Kuran Süzgecinden Geçirme
26.04.202613 dk 23 sn
22.10.1989 - Peygamber Efendimizin Yemedikleri, Diş Temizliği, Misvakın Önemi
07.09.202513 dk 42 sn
06.01.1992 - İslam Merhamet ve Sevgi Dinidir
21.10.20266 dk 2 sn
00.00.1994 - Tasavvufun Tarifleri
02.09.202614 dk 56 sn
13.11.1992 - Mehmed Zahid Kotku Anma, İslam Sevgi Dinidir
14.07.202611 dk 8 sn
06.04.1995 - Müslüman Nasıl Olmalı, Ölüme Hazırlıklı Olmak, Kendini Yetiştirmek
26.11.202510 dk 25 sn
17.06.1998 - İman Etmenin Önemi
26.10.20248 dk 44 sn
15.07.1995 - Sahih Kaynak, Sünnetin Önemi
06.07.20255 dk 2 sn
00.00.0000 - Gece İbadetinin Önemi
04.03.20264 dk 22 sn
14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
15.07.20255 dk 53 sn
07.11.1997 - Alimin Uykusunun Önemi, Namazı Cemaatle Kılmak, Kıyafette Ölçü
02.07.202613 dk 55 sn
02.05.1997 - Alimliğin Önemi, Alimlerin Yapmaması Gerekenler, Aileyi İlme Teşvik Etmek
01.08.202610 dk
23.11.1995 - Tasavvufta İnsanın Gayeye Ulaşması İçin Yapması Gereken Allahı Anmaktır
25.05.20246 dk 57 sn
AKRA