30.08.1996 - İmanı Süslemek, Takva, Vera

30.08.1996 - İmanı Süslemek, Takva, Vera
Es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh aziz ve sevgili Akra dinleyicileri
Size Hz. Ali Efendimiz radıyallâhu anh'ten rivayet edilmiş olan, Hz. Ali Efendimiz'e hitap eden bir hadîs-i şerîfi okumak istiyorum.
İbn Asâkir Hz. Ali Efendimiz'den rivayet etmiş, o da büyük bir alim. Bu da biraz derin mânaları ihtiva ediyor, kısa cümlelerin altında derin mânalar var. Okuyalım:
Yâ Ali! İnne'l-İslâme uryânün libâsühü't-takvâ ve riyâşühü'l-hüdâ ve zînetühü'l-hayâ ve imâdühü'l-verâ' ve melâkühü'l-amelü's-sâlih ve esâsü'l-İslâmi hubbî ve hubbu ehl-i beytî.
Peygamber Efendimiz "Yâ Ali!" diye hitap ediyor, özel olarak Hz. Ali Efendimiz'e bir hitap ve nasihat, ondan ona büyük şeref geliyor.
İnne'l-İslâme uryânün. "İslâm, insanın müslüman olması çıplak bir olaydır."
Üryan ne demek?
Elbisesiz, çıplak.
Çırılçıplak bir olaydır.
"Ben müslüman oldum; Allah'ın varlığına inanıyorum, Peygamber Efendimiz'in peygamber olduğuna inanıyorum."
Tamam, bu çıplak, yalın bir inanç.
Çıplak bir insan nasıl ayıp olursa, bakılmazsa, o da sakınırsa kendisine bakılmasını istemese, utanır, sıkılırsa sadece müslüman olmak da yetmez; çıplak insan gibidir.
Libâsühü't-takvâ. "İslâm'ın, Müslümanlığın kemali, güzel olması için insanın takvâ sahibi olması lazım."
Üryan, çıplak bir insanın elbise giydiği zaman rahatladığı gibi; hele elbisesi güzelse daha rahatladığı, övündüğü gibi… Bu çıplak olan İslâm'ı çıplak bırakmamak lazım, takvâ elbisesini üstüne giymek lazım. İnsan müslüman olmalı ama takvâlı müslüman olmalı.
Takvâlı müslüman ne demek? Takvâ ne demek?
İnsanı Allah'ın kahrına, gazabına uğratacak şeylerden haramlardan, günahlardan sakınıp çekinmek demek.
Müslümanın, mü'minin zihniyeti nasıl olacak?
"Aman Allah sevmez! Allah'ın kahrına gazabına uğrarım, cehenneme atılabilirim, âhirette hesaba çekilebilirim, başım derde girer…" diye haramlardan, günahlardan sakınacak. Mesela zulüm yapmıyor, hırsızlık, haksızlık yapmıyor, rüşvet almıyor; her işine dikkat ediyor. "Aman ben istemem!" diyor. Bulduğunu teslim ediyor.
Size bizim köyümüzden bir haber:
Dedem bir çeşmeyi çok severmiş. Yol yapılınca çeşme toprak altında kalmış. Ben dedim ki;
"Hadi kazalım, kaynağını bulalım. Oraya yeniden bir çeşme yapalım. Suyu tatlıymış. Köylü içsin; sevap olsun, hayır olsun."
İki tane işçi çalışırken, kazmayı vururken bir eski sigara tablası, tütün tablası bulmuşlar. Bir parmak kalınlığında, el kadar bir şey oluyor. Eskiden tütün konulurdu, kâğıt konulurdu. Tütünü sararlardı, içerlerdi.
Sigara tiryakilerini Allah kurtarsın, teşvik etmek istemiyorum. Çok tehlikeli bir alışkanlık, sonunda çeşitli hastalıklar çıkıyor.
Kazarken sigara tablası bulmuş, eline almış ama tabla madenî, toprağın altında kaldığı için hepsi çürümüş. Eline alır almaz dağılınca şangır… Yerlere 38 tane altın, İngilizler'in altını, Osmanlılar'ın altını, tarihî değeri olan 38 altın!..
Demek ki kim bilir kaç yıl önce adamın birisi sigara tablasına koymuş. Kuşağına mı koydu, cebine mi koydu, atla mı gidiyordu, yaya mı gidiyordu?.. Demek ki oralarda düşürmüş. Belki de gömdü, ama gömse herhalde biraz daha başka tedbir alır. Anlaşılan oralarda düşürdü; bu köylü bulmuş. Almış, dosdoğru muhtara getirmiş. Muhtar da hükümete teslim etmiş.
Bakın, bu nasıl oluyor?
Temizlikten oluyor!
Sevdim ve ısındım ve acıdım. İhtiyacı olan bir işçiymiş ama götürüp veriyor. Müslümanın takvâlı olması lazım. Yaptığı şeyde her şeyin helal olmasına, güzel olmasına dikkat etmesi lazım.
"İslâm çıplaktır, bunun elbisesi takvâdır."
Ve riyâşühü'l-hüdâ.
Elbisenin de üstüne çeşitli, şimdikilerin aksesuar dediği, takılan şeyler olur. Elbise onunla tamam olur veyahut insan mesela bir entari giyer de elbise tamam olur. Üstüne bir de ceket giyer o da şu işe yarar. Bir şey daha giyer, o da bu işe yarar. Yani elbiseler kat kat oluyor.
"Üst elbiseleri de hüdâdır. Hidayet yolunda yürümek, doğru yolda sağlam bir şekilde yürümektir."
Bu da İslâm'ın takvâ elbisesi giymiş, İslâm'ın üstüne ikinci bir zarafet katkısı elbiseleridir.
Ve zînetühü'l-hayâ. "İslâm'ın ziyneti de hayâdır."
İnsan bir elbise giyer, üstüne bir kat elbise giyer. Mesela şimdiki insanlar gömlek giyilirse üstüne ceket giyiyor. Bir de kadınsa yüzük takıyor, bilezik, gerdanlık takıyor. Çeşit çeşit… Göğsüne broş dediğimiz çeşitli kıymetli şeyler takıyor.
Erkekler de tarih boyunca kendilerine göre ziynet bâbında çeşitli şeyler kullanmışlar; kılıç, kemer, tokalı mokalı şeyler kullanmışlar.
Müslüman hayâ sahibi, takvâ sahibi, hidayet sahibi olacak, dosdoğru yolda yürüyecek ve utanç sahibi olacak. Utanmaz, arlanmaz, ar damarı çatlamış... Hani bazı insanlara "Yüzü Fransız köselesi gibi kalın, ne söylesen, yüzüne tükürsen yağmur yağdı sanıyor…" filan derler.
"Sen bu yaptığından utanmıyor musun?"
Gülüyor. Allah Allah! Çok utanılacak şeyi yaptığı halde gülüyor.
Böyle olmaz. Müslüman hayâ sahibi olacak.
Ve imâdühü'l-verâ. "İslâm'ın direği -bu da çok önemli olan bir şey- verâ."
Verâ ne demek?
Şüpheliden bile kaçınmak! Müslüman iyi, o kadar dikkatli, temiz müslüman olacak ki haramlardan günahlardan kaçınacak. Bir de bazı şeyler şüpheli, tereddütlü ise ihtiyaten onlara da yaklaşmayacak. Lokması helal olsun, yaptığı iş sevap olsun diye dikkat edecek. Bu da İslâm'ın direğidir.
Melâkühû el-amelü's-sâlih.
Bir şeyin onunla sağlam olabildiği şeye ne derler?
Melaki derler.
İslâm'ın kıyamı, onunla ayakta durduğu şey de nedir?
el-Âmelü's-sâlih. "Amelü's-sâlihtir."
İnsan kuru kuruya "müslüman" dediği zaman yetmiyor; kuru kuru müslüman demek kâfi değil!
Ne yapacak?
Takvâ sahibi olacak.
Ne yapacak?
Hidayet üzerine yürüyecek.
Ne yapacak?
Hayâ sahibi olacak.
Ne yapacak?
Şüphelilerden bile kaçacak.
Ama İslâm'ın ayakta durması, kıyamı, onun ayakta durduğu en esaslı mesele amel-i sâlihtir. Salih icraatı, iyi icraatı olacak. İcrâsız Müslümanlık olmaz.
"Ben müslümanım. Elhamdülillah kalbim temiz…"
İcraatın ne? Müslümanlara faydalı ne iş yaptın? İnsanlığa, topluma faydalı neyin var? İcraatın ne? İbadetin var mı? Hayrın var mı? Hasenâtın var mı? Sadaka-i câriyen var mı? Sırf kendi nefsin için mi yaşıyorsun yoksa başka insanlara da faydalı bir şeyin var mı? Âhirete yararlı işlerin var mı? Tembel mi duruyorsun çalışkan mısın?..
Müslüman amel-i sâlih sahibi olacak, çalışkan olacak. Bakın Peygamber Efendimiz ne kadar önemli şeylere temas ediyor; bu zamanın insanlarının da çok içine düştükleri hataları böylece biz de mukayese ederek size anlatmış, söylemiş oluyoruz.
"Ben müslümanım." deyip de durmak yok! Namazlarını kılacak, oruçlarını tutacak, zekâtını verecek, hac vazifesini yapacak, hayır hasenât yapacak ve hayırlı hizmetlere koşturacak.
Sabahtan akşama kahvede oturuyorlar. Maalesef bizim memleketimizde de öyleydi. Sabahtan akşama oturur. Sabahleyin gelir kerevete, kahvenin sandalyesine oturur, boyuna konuşur.
Ne oluyor? Bugün ne yaptın?
Sabahtan akşama konuştun. Bir sürü insan aylak geziyor ama şu tarafta çukur var doldurulmamış, bu tarafta duvar yıkık yapılmamış, şu tarafta çeşitli işler var yapılmamış…
Olmaz! Müslüman çalışacak, sabahtan akşama çalışacak; boş durmayacak.
Rahmetli kayınvalidem hiç boş durmazdı. İlle de bir iş yapardı: Ya mutfakta çalışır, ya dikiş diker, ya bir yün şey söker, yumak yapar yeniden diker, oya yapar… Gözünde gözlüğü, daima çalışırdı; eski insanlar daima çalışkandı. Şimdikiler boş durmaya bayılıyorlar, sabahtan akşama kadar kahvede boş, evde boş, yan gelip yatmayı hiçbir şey yapmamayı seviyorlar.
Hiçbir şey yapmamak korkunç bir hastalık! Çalışacak, sabahtan akşama çalışacak; hiçbir şey yapmamak olur mu?
Yollar bozuk, evler bozuk. Kirli, paslı… Banyoda yapılacak bir sürü iş var, musluklar akıyor, yüz numara hatalı vs... Evinde bir sürü iş var, yapmaz. Kendisinin dışarı işi var, yapmaz. Topluma ait işler var, yapmaz. Mahalleye ait işler var, yapmaz…
Olamaz! Müslüman çalışkan olacak, İslâm çalışmayı emrediyor.
Ve esâsü'l-İslâmi hubbî. "İslâm'ın temeli de müslümanın beni sevmesidir."
Resûlullah'ın âşıkı olacak. "…Benim sevgimdir, bana muhabbet beslemektir."
Hubbu ehli beytî. "Benim ehl-i beytimi de sevecek."
Peygamber Efendimiz'in ehl-i beyti kimlerdir?
Ailesi efradıdır, çocuklarıdır, mübarek zürriyetidir. Hz. Peygamber Efendimiz'in soyundan gelen seyyidler, şerifler, mübarek insanlardır. Peygamber Efendimiz'in izinden giden, onun mânevî ilimlerini tevarüs etmiş, almış, Allah'ın dinine hizmet etmekte olan mürşid-i kâmillerdir, alimlerdir, fâzıl insanlardır. İşte onları da sevmek dinin esasıdır!
"Sevgi olacak; Resûlullah'a sevgi olacak, bir müslümanın alimlere, mürşid-i kâmillere, Peygamber Efendimiz'in mübarek sülalesine karşı sevgisi, muhabbeti olacak; bu da İslâm'ın temelidir." diyor.
Bu hadîs-i şerîfi iyice hatırınızda tutun.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz;
"İslâm çıplaktır. Bunun elbisesi takvâdır. Üst elbisesi hidayettir. Süsü, ziyneti hayâdır. Direği verâ sahibi olmaktır. Kıvamı salih amel işlemektir ve temeli, esası da beni sevmektir, ehl-i beytimi sevmektir." buyuruyor.
O halde biz ne yapacağız?
Takvâ ehli müslüman olacağız. Haramlardan, günahlardan kaçacağız. Hidayet yolu üzerinde yürüyeceğiz, hidayet yolunu terk etmeyeceğiz, yanlış yollara sapmayacağız, gayrimüslimlere benzemeyeceğiz. Kur'an yolundan, Resûlullah'ın yolundan yürüyeceğiz, hayâ sahibi olacağız. Çünkü hayâ İslâm'ın ziyneti. Verâ sahibi olacağız, şüphelilere yanaşmayacağız. "Belki günahtır." diye ihtiyatlı davranacağız. Amel-i sâlihi, hayr u hasenâtı, ibadeti, taati yapmayı bırakmayacağız, daima çalışacağız. Dünya ve âhiret işlerine, ibadetlerine, hayırlarına çalışacağız, koşturacağız.
Ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i seveceğiz, onun sevgisini gönlümüze yerleştireceğiz, gece gündüz salât u selam edeceğiz, gözyaşı dökeceğiz.
Canım kurban olsun senin yoluna
Adı güzel kendi güzel Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- diyerek sevgimiz coşacak, taşacak.
Bir de Resûlullah'ın ehl-i beytini, soyunu sopunu, izinden gidenleri, neslinden gelenleri seveceğiz, onlarla bütünleşeceğiz, onların etrafında toplanarak hayırlı faaliyetleri Allah'ın sevgili kullarıyla beraber yapacağız.
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh!
Allah nice mübarek günlere sıhhat afiyetle eriştirsin. Resûlullah Efendimiz'in şefaatine ve âhirette komşuluğuna cümlenizi nâil eylesin.
26.09.0000 -
Cuma Günü Yapılması
26.06.1998 -
Zikri Bolca Yapmak,
