26.09.0000 - Cuma Günü Yapılması Sevap Olan Şeyler

26.09.0000 - Cuma Günü Yapılması Sevap Olan Şeyler
Çok muhterem misafirlerimiz, değerli muhterem kardeşlerim,
Allah-u Teâla Hazretleri’nin selamı, ikramı ve ihsanı dünyada ve ahirette üzerinize olsun. Onun seçkin kulu, Muhammed-i Mustafâ’sı, habibi edibine sonsuz salât ü selâmlarımızı ve tahiyyât ü ihtirâmlarımızı arz ederim.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz; "Cuma günü kim bana seksen defa salavat getirirse seksen yıllık günahı affolur." buyuruyor.
Cuma günü yapılacak hadîs-i şerîflerde bildirilmiş birkaç iş var, onları da bahis açılmışken şimdiden hatırlatalım.
Bir kere Cuma gusulü almak sevap. Kolay; zaten keyif için her gün yaptığımız bir şey. Sonra sûre-i Kehf'i okumak on günlük günahın affına sebep oluyor. 15. cüzde Kehf sûresi;
Elhamdulillâhillezi enzele alâ abdihi'l-kitâbe ve lem yec'al lehû 'ıvecâ... Onu da camiye gitmeden önce veyahut camiye erken gittiğiniz zaman okursunuz.
Cuma namazına erkeklerin erken gitmesi de sünnettir ve sevabı çoktur. Mümkün olduğu kadar erkenden gitmeye gayret etmek lazım. Cuma günü kabir ziyareti sevaptır, sadaka vermek sevaptır, hasta ziyareti sevaptır, cuma günü öteki ziyaretler sevaptır. Cuma namazından sonra da önce de olabilir. Tabii kabrini ziyaret edemediğiniz büyükleriniz için Yâsin-i Şerîf ve diğer şeyleri okuyabilirsiniz.
es-Sıyâmü ve'l-kur'ânü yeşfe'âni li'l-abdi yevme'l-kıyâmeti, yekûlu's-sıyâmü ey rabbi innî mena'tühü't-ta'âme ve'ş-şehavâti bi'n-nehâri fe-şeffi'nî fîhi ve yekûlu'l-kur'ânu rabbi mena'tühü'n-nevme bi'l-leyli fe-şeff'inî fîhi fe-y-şeffe'ânî.
Bu hadîs-i şerîfi Beyhaki İbn Ömer radıyallahu anhumâ'dan riyavet etmiş. Manasını söyleyeyim, açıklamasını yapayım…
Sıyam, oruç. es-Sıyâmü ve'l-kur'ânü. "Gündüz oruç tutmak ve gece Kur'ân okumak." Yeşfe'âni.
Şefaati inkâr eden bir zümre türedi. Hadîs-i şerîfleri görüyorsunuz, âyet-i kerîmeleri okuyorsunuz, şefaat var.
Men zellezî yeşfe'u indehû illâ bi-iznih. "İzin verdiği kimselerin şefaat edeceğini bildiriyor, Âyete'l-kürsî herkesin ezberindedir. Şefaati inkâr eden insanlar çıktı, yoktur böyle şey, şudur budur filan diye. Var, işte bak Kur'an da, oruç da şefaat edecek diye [hadîs-i şerîf var.]
Ayrıca bazı şeylerin de şefaati [var.] Hocaların, âlimlerin, peygamberlerin şefaati var. Kur'an'ın, orucun şefaati var. Oruç ve Kur'ân kula kıyamet gününde şefaat ederler, edecekler.
Yekûlu's-sıyâmü. "Oruç diyecek ki." Ey Rabbi. "Ey benim rabbim!" İnnî mena'tühü't-ta'âme ve'ş-şehavâti bi'n-nehâri fe-şeffi'nî fîhi. "Ben bu kulu gündüzleyin yemek yemekten ve şehvetini uygulamaktan men etmiştim; sabretmişti, yemek yememişti, meşru olan şehevâtını da teskin etmişti, yapmamıştı; bana müsaade et, ben buna şefaat edeyim." diyecek oruç.
Ve yekûlu'l-kur'ânu. "Kur'an da diyecek ki." Rabbi mena'tühü'n-nevme bi'l-leyli. "Yâ Rabbi! Geceleyin ben kulu uyku uyumaktan alıkoymuştum, Kur'an okuyordu." Tabii namaz kılarken okuyorlardı umumiyetle veyahut oturarak da yani namaz dışında da okunabilir ama burada yani geceleyin hem namaz kılıp, namazın içinde de uzun uzun Kur'an okumak anlaşılıyor daha ziyade.
Ben bunun geceleyin uyku uyumasını men etmiştim, engellemiştim, beni okuyacak, Kur'ân-ı Kerîm'i okuyacak diye uyumamıştı bu kul. "Bana müsaade et de ben buna şefaat edeyim Yâ Rabbi!" diyecek Kur'ân-ı Kerîm de.
Fe-şeff'inî fîhi fe-y-şeffe'ânî. "Ve Allah tarafından bu ikisine şefaat hakkı verilecek." Haydi bakalım, pekala ey oruç sen bu kula şefaat et; peki haydi bakalım ey Kur'an sen bu kula şefaat et; haydi oruç tuttuğu için onu bağışladım, haydi Kur'an okuduğu için onu bağışladım, durumuna gelmiş olacak.
Demek ki gündüz oruç tutmak, gece kalkıp namaz kılmak, uzun uzun da ezberinde olan Kur'ân-ı Kerîm'leri okumak veya namaz kılmayıp oturuyorsa bile Kur'ân-ı Kerîm'i okumak böyle şefaate ermeye vesiledir.
Şimdi bizim tabii kusurlarımız var, eksiklerimiz çok. Eksiklerimizden birisi de Kur'ân-ı Kerîm ile olan alakamızın azlığı. Yani Kur'ân-ı Kerîm'i seviyoruz, biliyoruz fakat öğrenmekte, okumakta, hatmetmekte, manasını bilmekte, manasını uygulamakta kusurluyuz. Halbuki bu Kur'an manasını uygulayalım diye indi, yani evde, kütüphanede dursun diye inmedi. Bu bir okunacak meraklık bir kitap değil ki! Bu uygulanacak, Allah'ın emirlerini ihtiva eden bir kitap; yani okuyacak, anlayacak ve uygulayacak, ne demişse tatbik edecek.
Sahâbe-i kirâm ve evliyaullah, Kur'ân-ı Kerîm'i on âyet okurlardı, ezberlerlerdi, manasını uygularlardı. On âyet daha tekrar okuyup ezberlerlerdi, uygularlardı. Böyle böyle her âyet-i kerîmeyi okuyup, ezberleyip, uygulaya uygulaya Kur'ân-ı Kerîm'i hazmettiler.
Şimdi bizde öyle bir şey yok; bir kere Kur'ân-ı Kerîm'i anlayarak okuma Türkiye'de sıfıra yakın. Yani okuyor, hatim indiriyor indirenler ama manasını bilen kaç tane? Kaç kişi manasını anlayarak okuyor, kaç kişi Arapça biliyor?
Onun için kendimiz de gayret edelim ama çocuklarımızı biraz Arapça'yı iyi bilen, Kur'ân-ı Kerîm'i anlayabilen evlatlar olarak yetiştirelim. Yani bu ikinci bir dil de olabilir, başka meslekten olabilir çocuklar; doktor, mühendis vesaire olabilir ama Kur'ân-ı Kerîm vazgeçilmez bir bilgi. Hepimizin bilmesi gerekiyor, yani matematikçi de bilecek, doktor da bilecek, mühendis de bilecek; edebiyatçı da, hukukçu da, iktisatçı da hepsi bilecek. Hepsi Kur'ân-ı Kerîm'den alacak feyzi.
O bakımdan Kur'ân-ı Kerîm'e daha ciddi sarılalım, daha ciddi öğrenelim ve mutlaka Arapça'yı öğrenip Kur'ân-ı Kerîmi anlayalım. Anlayarak okuyalım, manasını duya duya, sindire sindire okumaya [çalışalım,] kendimizi mutlaka o noktaya getirelim. İşte bu şekilde olduğu zaman, geceleri okunduğu zaman Kur'ân-ı Kerîm insana şefaat edecek, tutulan oruçlar insana şefaat edecek ve sevap kazanmasına sebep olacak.
Allah bize mensubu olduğumuz dinin kadrini, kıymetini bilmeyi, güzelliklerini görmeyi nasip etsin. Tam Müslüman olmayı, insanlığa Müslümanca en güzel hizmeti, insanlığa en faydalı insanlar olmayı nasip etsin. Rabbimizin huzuruna vazifesini yapmış, Allah’ın sevdiği, takdif eylediği, cennetiyle cemaliyle müşerref eylediği bir kul olarak çıkmayı nasip eylesin. Allah hepinizden razı olsun.
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakatüh!
30.08.1996 -
Peygamberimizin Hz. Aliye
30.08.1996 -
İmanı Süslemek, Takva,
